Nazım'ın Çilesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
692
Gösterim
Adı:
Nazım'ın Çilesi
Yazar:
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055452650
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İleri Yayıncılık
Baskılar:
Nazım
Nazım
Bu kitap, Nâzım Hikmet'in hayatı, sanatı ve kişiliği üzerine yazılmış ilk toplu eserdir. Maksim Gorki tarafından kurulan ve içinde Shakespeare, Goethe, Balsac, Tolstoy gibi dahi sanatçıların sıralandığı "Büyük Adamların Hayatları" adlı dizide, Kasım 1968'de Moskova'da yayınlanmış ve 150.000 adedi bulan ilk baskısı 2 ay içinde tükenmiş olan kitabın, Ocak 1969'da hemen 2. baskısına geçilmiştir.

Bu kitabın yazarı Radi Fiş, en ünlü Sovyet gazetecilerinden biridir. Aynı zamanda mükemmel Türkçe bilen Radi Fiş, "Büyük insan Nâzım Hikmet'e olan saygı ve vefa borcumu böylece ödüyorum" diye tanıttığı bu kitabını yazmadan önce, iki defa Türkiye'ye gelerek, şairin hemen bütün dost ve yakınlarıyla ilişkiye geçmiş, belge toplamış, araştırma yapmıştır.
(Tanıtım Bülteninden)
464 syf.
Nazım'a göre mutluluk; "Oysa mutlu olmak ne kadar kolay! dedi. Başkaları için bir şeyler yaparken kârşılık beklememek yeter: Ne takdir ne adalet ne mükafat ne de herhangi bir fikir açıklaması... Ne yazık ki bu dini şuur kalıntısı yani yapılan iyiliğin nasılsa günün birinde nazarı itibara alınacaktır düşüncesi hepimizde derin kök salmış. Bu yüzden insanlar bedbaht oluyorlar. İçlerindeki terazide durmadan kar-zarar bilançosunu yaptıkları için."

Mutluluğu böyle tarif etmiş olsa bile bir zaman gelecek kendiside kar-zarar bilançosu yapıp -kendisi için değil başkları için bile olsa- açlık grevi yapacaktı.

O da bir insan ne de olsa. İnsani duyguları tesiri altına girebiliyor.

Kitap yazarı hemen hemen son 10 yılını birlikte geçirdiği can dostu. Yaşanılan bir çok olayın ilk tanığı sayılabilir nazarımda. Ama Nazım deyince o döneme ait bir çok tanık olduğunu kimilerinin can yoldaşı iken arkasından vurmuş olduklarını kitabın sayfalarında gezerken denk gelebiliyorsunuz.

11 gün gibi uzun sürede bitmesini sinema örneği ile net açıklayabilirim sanıyorum. Bir sinema gösterimi düşünün. İki bölümden oluşmaktadır. Bazen öyle olur ki ilk bölüm o kadar çok sıkarki sizi ikinci bölümü izlemek istemesiniz ve izlemezsiniz.-asıl olan ikinci bölümdür- İşte bana da böyle oldu. Kronolojik bir sıralama olmaması benim aklımı karıştırdı okumakta zorlandım. Hatta "özgürlük" arkadaşıma bu konuda hayıflandım. Kitabın adı Nazım'ın çilesi benim çilem oldu dedim. :) Neyse aynı sinema gibi oldu ikinci bölüm aktı gitti. İyiki bırakmadım diyorum.

Kronolojik bir sıralama olmaması hatıralardan yola çıkarak yazılması okuyucuyu zorladığı doğrudur. Nazım ile ilgili hiç bilgisi olmayan kimseleri zorlayacaktır.

Hapishane günleri, nedenleri, niçinleri kişilerin yorumlarını, aşklarını kitapta bulabilirsiniz.

Piraye yi herkesin bildiğini düşünmekteyim. Ama Piraye den önce dayısının kızı Münevver ( Münevver 17 yaşında iken) olduğunu çokların bildiğini sanmıyorum. En azından ben bilmiyordum. Piraye yi de sevmiş ama sanki Münevver ile olan bağları çok farklıymış. Yıllar sonra yine bir şekilde yolları kesiimesi ve yaşamlarına dair notlar beni çok etkilediği doğrudur. Münevver ayrıca araştıracağım doğrudur.

Karmaşık anlatımdan kaynaklı olarak farklı kaynaklardan öncelikle hayatıma dair bilgilerin okunması akabinde bu kitabın tercih edilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Hayatına dahil olan kadınlar arasında Piraye Nazım için hep özel kadın olarak kalmış olsada Münevver hayatındaki yeri sahiptir. İlk tanıştıklarında neden Münevver'i bırakıp Piraye ile evlendiği konusunda yıllar sonra hayıflanacaktır.

İyi okumalar
464 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabın yazarı Radi Fiş Sovyet asıllı. Dolayısıyla Nazım Hikmet'in hayatını okurken dönemin Turkiye'sini yabancı bir gözden seyretmis oluyorsunuz. Kitap kronolojik bir sıra izlemiyor ve Nazım i başka eserlerden tanımıyorsaniz biraz kafanız karışabilir. Önce hayatı okunmali daha sonra bu kitaba gecilmeli.
Çömeldim bakıyorum toprağa
Otlara bakıyorum
Böceklere bakıyorum
Mavi mavi çiçek açmış dallara bakıyorum
Sen bahar toprağı gibisin
Sevgilim, sana bakıyorum
Sırt üstü uzandım bakıyorum gökyüzüne
Ağacın dallarını görüyorum
Sen bahar mevsiminde gökyizi gibisin sevgilim
Seni görüyorum
Gece kırda ateş yaktım ateşe dokunuyorum
Suya dokunuyorum
Kumaşa dokunuyorum
Gümüşe dokunuyorum
Sen yıldızların altında yakılan ateş gibisin sevgilim
sana dokunuyorum
Insanların içindeyim seviyorum insanları
Hareketi seviyorum
Düşünceyi seviyorum
Kavgamı seviyorum
Sen kavgamın içinde bir insansın sevgilim
Seni seviyorum...
Exupery, " sevmek birbirinin gözüne bakmak değil, aynu yöne doğru bakmaktır" diyordu. Nazım Hikmet için sevmek, yaratmak demektir.

Öküzlerimizin boynuzlarında aydınlanırken ortalık
Toprağı sürüyorum sabırlı bir kibirle
Çıplak ayaklarımda toprak nemli ve ılık
Pazılarımda pırıltılar
Demir dövüyorum öğleye kadar.
Kırmızıya boyanıyor karanlık
Yapraklarında yeşilin en güzeli
Zeytin devşiriyorum ikindi sıcağında
Üstüm, başım, yüzüm, gözüm ışık
Her akşam mutlaka misafirim var.
Kapım bütün türkülere olabildiğince açık
Geceleyin suya diz boyu girip
Çekiyorum denizden ağları
Yıldızlar balıklar karmakarışık
Benden sorulu oldu
Dünyanın hali artık
Insan ve toprak
Karanlık ve aydınlık
Anladın ya işim başımdan aşkın
Beni lafa tutma gülüm,
Ben sana aşık olmakla
MEŞGULÜM...
... Kendini bulmak. Dile kolay.. Ekseri insanlar kendilerini hiç bulmadan yaşar bu dünyada. Hayat öyle bir düzen ki insanı her an Allah uğruna, hükümet, vatan, fikir, doğduğu köy, kamuoyu uğruna kendinden uzaklaşmaya zorluyor. İnancı,vatanı, inanılan fikri kaybetmeden kendini bulup kendini tasdik etmektense; kendini kaybetmek çok daha kolay oluyor. Bir şey daha var: insan hiç bir zaman kendini bir şahsiyet olarak ilelebet bulup bu şahsiyete sahip olamıyor. Bu aşk gibi bir şey; ömür boyunca devam eden bir emek gibi. Yaşadığın müddetçe her an ve yaptığın her işte kendini ya kaybediyor ya da buluyorsun.
Otuz yıllık çalışma devri boyunca Nazım Hikmet'in liriği dünyanın bütün renklerin, bütün seslerini gençliğin büyün heyecanını ve ihtiyarlığın dirayetli hüznünü kapsamakta gecikmemiştir. "Ve ölen ve doğan ve son gülenleri güzel gülecek olan Yirminci Asır'ın yüzlerce olay, millet ve hareketinden ufacık birer çizgi alan Nazım, bütün insanlığın özellikle de XX. Yüzyılın bir iki epik şairinden biri olacaktır.

Bu çapta bu kabiliyette bir şair yüzyılda bir defa doğar. XX. Yüzyılda kısmet Türkiye'ninmiş...
Oysa mutlu olmak ne kadar kolay! dedi. Başkaları için bir şeyler yaparken kârşılık beklememek yeter: Ne takdir ne adalet ne mükafat ne de herhangi bir fikir açıklaması... Ne yazık ki bu dini şuur kalıntısı yani yapılan iyiliğin nasılsa günün birinde nazarı itibara alınacaktır düşüncesi hepimizde derin kök salmış. Bu yüzden insanlar bedbaht oluyorlar. İçlerindeki terazide durmadan kar-zarar bilançosunu yaptıkları için.

Nazım Hikmet
Piraye başka şey. Piraye olgun bir kadın, fevkalede azim sahibi, alabildiğinr hakim kendine. İlk kocasından ayrıldıktan sonra kendisinin ve çocuklarının hayatlarını "ihtilalci" şaire baplamak bağlamak istemişse bunu Nazım'ın nasıl bir insan olduğunu bilerek yapmıştır. Üstelik de Piraye nüfuzlu ve kalabalık bir aile olan Altunizadeler'dendi. Bu aile İstanbul'da bir mahalleye ismini vermiştir. Nazım'ın başına bir şey gelse hiç değilse bir dayanağı olacaktır.

Nazım Hikmet'in Piraye ile olan evliliği en uzun olanıdır. Nazım iyi bir koca, üvey oğluna ve üvey kızına iyi bir baba olmak için elinden geleni yapmıştır. Şayet bu evliliğin yirmi senesinden on üç küsürünü hapiste geçirmişse onun ne kabahati var?
...
Dünyadan, memleketinden, insandan
Umudun kesik değil diye
İpe çekilmeyip de
Atılırsan içeri
Yatarsan on yıl, on beş yıl
Daha da yatacağından başka
"Sallansaydım ipin ucunda bir bayrak gibi keşke"
Demiyeceksin
Yaşamakla ayak direyeceksin
Belki bahtiyarlık değildir artık
Boynunun borcudur fakat,
Düşmana inat
BIR.GÜN FAZLA YAŞAMAK.
Radi Fiş
Sayfa 29 - İleri yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nazım'ın Çilesi
Yazar:
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055452650
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İleri Yayıncılık
Baskılar:
Nazım
Nazım
Bu kitap, Nâzım Hikmet'in hayatı, sanatı ve kişiliği üzerine yazılmış ilk toplu eserdir. Maksim Gorki tarafından kurulan ve içinde Shakespeare, Goethe, Balsac, Tolstoy gibi dahi sanatçıların sıralandığı "Büyük Adamların Hayatları" adlı dizide, Kasım 1968'de Moskova'da yayınlanmış ve 150.000 adedi bulan ilk baskısı 2 ay içinde tükenmiş olan kitabın, Ocak 1969'da hemen 2. baskısına geçilmiştir.

Bu kitabın yazarı Radi Fiş, en ünlü Sovyet gazetecilerinden biridir. Aynı zamanda mükemmel Türkçe bilen Radi Fiş, "Büyük insan Nâzım Hikmet'e olan saygı ve vefa borcumu böylece ödüyorum" diye tanıttığı bu kitabını yazmadan önce, iki defa Türkiye'ye gelerek, şairin hemen bütün dost ve yakınlarıyla ilişkiye geçmiş, belge toplamış, araştırma yapmıştır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • Gizem özdemir
  • Sinan pehlevan
  • Güngör Mert
  • Emrah Kara
  • Tuba Yücel
  • Ebru Baysan
  • ⓃⓊⓁⓊⒻⒺⓇ
  • Selma Mertel
  • Muzaffer Erdem
  • Ayse Aksy

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (4)
9
%0
8
%20 (2)
7
%20 (2)
6
%10 (1)
5
%10 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0