Nazım'ın Özgürlük Savaşı

·
Okunma
·
Beğeni
·
93
Gösterim
Adı:
Nazım'ın Özgürlük Savaşı
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
324
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Baskılar:
Nâzım Hikmet’in Özgürlük Savaşı
Nazım
40 yıl önce Nazım Hikmet'in özgürlüğe kavuşturulması için bir meydan savaşı verildi. Bu savaşın bayrağı önce Vatan gazetesinin yürekli başyazarı Ahmet Emin Yalman'ın elindeydi. O bir başyazıdan sonra Nazım 'ı sevmeyenlerin saldırısına uğradı. Onun da avukatı bendim. O böyle şeylerden yılacak kişilerden değildi. Ama iş adli hata gibi yüzde yüz, hukukun ve kriminolojinin bir konusuydu. Aradan çekilmesi gerekiyordu. Durumu Nazım'a bildirildi. O da beni Bursa'ya çağırarak avukatlığını verdi. Yalman bu savaşın bayrağını bana aktardı ve beni sonuna kadar destekledi. Kitapta anlatacağım gibi, bir yıl içinde, on tane büyük makale yazdım. Önce, bu toplumsal savunma ile adli hatayı dünya ve Türk kamuoyunda kabul ettirdim. Ayrıca siyasal, hukuksal ve tıbbi savunmaları da sonuçlandırdım. Böylece Nazım'ın özgürlüğe kavuşmasını sağladım... Kendisini, elimle hapishaneden alarak evine teslim ettim; böylece görevimi bitirmiş oldum. Bu özgürlük savaşının bütün ayrıntılarını toplayarak "Nazım Hikmet'in Özgürlük Savaşı ve Korkunç Adli Hata'yı bir kitap halinde yayınlama kararındaydım. Bunun hazırlığı içindeyken, hesapta olmayan bir durumla karşılaştık: Nazım'ın askerliğe çağrılması. Buna Nazım'ın yurt dışına çıkması eklendi. Arkadan, uydurma demeçleri yayınlanınca, "vatan haini" suçlamaları yayıldı. Oysa vatan hainliği söz konusu değildi. Ama yer yerinden oynadı. Daha sonra onunla ilgili hiçbir konu ele alınamaz oldu. Zamanla, yayınladığım on makale de, ortadan kaldırıldı, üzerine siyah bir örtü atıldı. O yazılan hiçbir gazete özet olarak bile gün ışığına kavuşturmadı. Böylece Nazım Hikmet'le ilgili adli hata konusu, uzun yıllar boyunca genç kuşaklarca bilinemedi. Yalnız adli hata değil, özgürlük savaşının gelişim biçimi de açıklığa kavuşamadı. Oysa Nazım Hikmet gelecek kuşaklar için çalıştı. Sonunda, 1964 yılında, arkadaşım, yazar Kemal Sülker tarafından yayınlanan "Nazım Hikmet Dosyası"nda, benim yazılarım üzerindeki siyah perde, ilk kez kaldırıldı. Sülker, Nazım Hikmet'in adli hata kurbanı olduğunu ileri sürdüğü zaman, 14 yıl önce yayınlanmış olan yazılarımı belge olarak gösterdi. Ardından "Nazım" adlı yapıtın yazan Aydın Aydemir, üç yazımı aynen yayınladı...
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
İnsanlar, kendi inançlarına aykırı davrananları küçültmek ve kendi düzeylerine indirmek için türlü kötülemelere başvurmaktan çekinmezler.

(Düzenlenmiş metin)
Bir insanın (hukuksal olarak) açık bir haksızlığa uğraması, devleti oluşturan bütün bireyleri ilgilendirir. Çünkü aynı haksızlığın, yarın, kendileri üzerinde de işlenmesi olasılığı vardır.
Bir yargıcı duruşma yaparken kürsüsünden kaldırıp emirle apar topar ayağına getiren kuvvet, Nâzım Hikmet’i mahkûm ettirmek için elbet sıkıntıya uğramaz.
Nâzım:
1- Gecenin karanlığına sarılıp demirli parmaklıklar ardında tam 13 yıl pir aşkına yatan,
2- Gündüz, tek varlığı olan elindeki kaleme sarılıp ışık saçan,
3- Temiz yüreği yurt ve insan sevgisi ile çarpan adamdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nazım'ın Özgürlük Savaşı
Baskı tarihi:
1990
Sayfa sayısı:
324
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Baskılar:
Nâzım Hikmet’in Özgürlük Savaşı
Nazım
40 yıl önce Nazım Hikmet'in özgürlüğe kavuşturulması için bir meydan savaşı verildi. Bu savaşın bayrağı önce Vatan gazetesinin yürekli başyazarı Ahmet Emin Yalman'ın elindeydi. O bir başyazıdan sonra Nazım 'ı sevmeyenlerin saldırısına uğradı. Onun da avukatı bendim. O böyle şeylerden yılacak kişilerden değildi. Ama iş adli hata gibi yüzde yüz, hukukun ve kriminolojinin bir konusuydu. Aradan çekilmesi gerekiyordu. Durumu Nazım'a bildirildi. O da beni Bursa'ya çağırarak avukatlığını verdi. Yalman bu savaşın bayrağını bana aktardı ve beni sonuna kadar destekledi. Kitapta anlatacağım gibi, bir yıl içinde, on tane büyük makale yazdım. Önce, bu toplumsal savunma ile adli hatayı dünya ve Türk kamuoyunda kabul ettirdim. Ayrıca siyasal, hukuksal ve tıbbi savunmaları da sonuçlandırdım. Böylece Nazım'ın özgürlüğe kavuşmasını sağladım... Kendisini, elimle hapishaneden alarak evine teslim ettim; böylece görevimi bitirmiş oldum. Bu özgürlük savaşının bütün ayrıntılarını toplayarak "Nazım Hikmet'in Özgürlük Savaşı ve Korkunç Adli Hata'yı bir kitap halinde yayınlama kararındaydım. Bunun hazırlığı içindeyken, hesapta olmayan bir durumla karşılaştık: Nazım'ın askerliğe çağrılması. Buna Nazım'ın yurt dışına çıkması eklendi. Arkadan, uydurma demeçleri yayınlanınca, "vatan haini" suçlamaları yayıldı. Oysa vatan hainliği söz konusu değildi. Ama yer yerinden oynadı. Daha sonra onunla ilgili hiçbir konu ele alınamaz oldu. Zamanla, yayınladığım on makale de, ortadan kaldırıldı, üzerine siyah bir örtü atıldı. O yazılan hiçbir gazete özet olarak bile gün ışığına kavuşturmadı. Böylece Nazım Hikmet'le ilgili adli hata konusu, uzun yıllar boyunca genç kuşaklarca bilinemedi. Yalnız adli hata değil, özgürlük savaşının gelişim biçimi de açıklığa kavuşamadı. Oysa Nazım Hikmet gelecek kuşaklar için çalıştı. Sonunda, 1964 yılında, arkadaşım, yazar Kemal Sülker tarafından yayınlanan "Nazım Hikmet Dosyası"nda, benim yazılarım üzerindeki siyah perde, ilk kez kaldırıldı. Sülker, Nazım Hikmet'in adli hata kurbanı olduğunu ileri sürdüğü zaman, 14 yıl önce yayınlanmış olan yazılarımı belge olarak gösterdi. Ardından "Nazım" adlı yapıtın yazan Aydın Aydemir, üç yazımı aynen yayınladı...

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Hikmet Boğa

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0