Ne Demek İstanbul, Bebek Niye Bebek?

·
Okunma
·
Beğeni
·
277
Gösterim
Adı:
Ne Demek İstanbul, Bebek Niye Bebek?
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757064596
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Odtü
Bizanslılar, kentlerinden söz ederken Bizans demezler de, "he polis" derlermiş. Polis, Yunancada kent, site anlamına geliyor. Be, belli, bilinen bir kentten söz edildiğini vurguluyor. Hani, şimdi İstanbul'da The Marmara var ya, Marmara Denizi'ni değil de belli bir konaklama yurdunu anlatıyor oradaki 'the'; 'he' de 'the' gibi aynı görevi üstlenmiş. Öte yandan, Yunanlılar olsun, Romalılar olsun Bizans kenti, Bizans diyarı anlamına Byzantium adıyla anmışlar bu yerleşimi. Ama ne zaman ki, yeni Roma kurulmuş, kurucusu Büyük Konstantin yeni imparatorluğun başkenti olarak ilan etmiş burasını, İsa'dan önce 330'dan itibaren Konstantinopolis, yani Konstantin kenti diye de anılmaya başlanmış.

Pekiyi, ya 1930 yılında resmi ad olarak benimsenen İstanbul adı ne zamandan beri kullanılıyor ve ne anlama geliyor? Yanıtı kesinlikle verilemiyor. Tartışmalı... Osmanlı belgelerinde ve paralarında bir ara İstanmbol adı görülmüş. Yani, bu kentte bol sayıda İslam bulunduğu için bu ad verilmiş gibi. Gelgelelim, İstambol'un nasıl olup da İstanbul'a dönüştüğünü açıklamak zor. Oysa, "eis ten polin"in İstanbul'a dönüşmesi hem daha kolay, hem de akla yatkın.
176 syf.
İstanbul'un semtlerinin isimlerinin nereden geldiğini, önceki hallerini ve nasıl evrilip günümüze değin geldiğini anlatan, bilgilendirici kitap. İyi bir hafızanız varsa, İstanbul'u gezerken oranın isim hikayesini yanınızdakilere anlatarak hava atmanız mümkün :)
176 syf.
·Beğendi·6/10
107 sayfa Bazıları rivayet , bazıları beklenmedik yerden vuruyor ,bazılarına hadi canım diyorsunuz . Ancak eğlendirici ve ilginç bilgiler var.

kitaptan ilginç bir hikaye :AKINTIBURNU HİKAYESİ

İstanbul Kültür ve Sanat Ansiklopedisi Tercüman ( 1982,s537-538.)

Akıntıburnu’nda yalı sahibi “zamanın zevk ve keyif ehli adamlarından biri dostlarına bir ziyafet verir. Bunların arasında İstanbul’un zarafet ve hoş sohbetleriyle tanınmış kimseleri, saz ve ses üstatları varmış.
İçmişler ,şarkılar, besteler, semailer ve peşrevler çalınmış, söylenmiş.
Ve bir zaman gelmiş ki bu alemi içlerine hava gibi sindirenler, yatak odalarına çekilmişler.
Misafirlerden Aşir isminde birinin yattığı oda deniz üstündeymiş. Aşir yatağa girip başını yastığa koymuş, gözleri yavaş yavaş kapanmaya başlarken bir se:
-Aşir !
Diye gürlemiş. Cevap vermiş:
-Buyur!
-Yat !
-Başüsütüne efendim !?
Emre itaat etmiş, başını yastığa koyup hafif hafif kestirmeye başlamış, yarım saat sonra aynı ses bu sefer daha yüksek perdeden haykırmış:
-Aşir !
Adamcağız fırlamış, korkak ve şaşkın:
-Emret, bir şey mi istiyorsun? Demiş.
-Yat!
-Peki efendim !
Zavallı bütün geceyi böyle geçirmiş.
Yarım saatte bir kalkmış yatmış, uyumuş uyanmış!
Sabahleyin misafirler kalkmış, yeni baştan hazırlanan sofranın başına geçmişler. Misafirlerin yüzünde rahat geçen bir gecenin izleri belirlendiği halde Hafız Aşir’in yüzünün harap olduğunu gören ev sahibi sormuş.
-Geceleyin rahatsız mı oldunuz ? Uyku mu tutmadı ?
Aşir, akşam işittiği sesleri ,ikide bir isminin çağrıldığını ve bu yüzden hacıyatmaz gibi yatıp kalkarak sabahladığını anlattıktan sonra:
-Bunu yapan kimse, doğrusu yaman adammış der... Uykusuz kaldım ama ,bu hodbinlik benim hoşuma gitti.

Ev sahibi kahkahayı basmış:
-Yanılıyorsunuz, demiş. Mesele büsbütün bambaşka. Malum ya burası Akıntıburnu, kayıkçılar akıntıyı kürekle geçemezler, kıtadaki yedekçiler kayıklardan atılan palamarları omuzlarına vurup kayıkları çekerler. Bizim yalının önü aşağı taraf gibi serbest değildir. Direkler vardır Tam buraya gelince yedek palamarını direkten aşırtmadan sandalı çekmek, yedeklemek mümkün değildir. Bunu bilen kayıkçı “aşır” diye bağırır. Yat emrine gelince ,onun manası şudur: “Yedek çekmeğe yat!” Bütün mesele , isminizin “Aşir “ olmasında ,yoksa bu işte muziplik filan yok.”
DİKİLİTAŞ

“Çocukken Beşiktaşlıyken “İstanbul’da Dikilitaş.. Aslan Beşiktaş..” Diye bağırırdık.. Fenerli olanlarda cevap verirdi:
“İstanbul’da Dikilitaş.. Kapsol Beşiktaş..”
Yani kuru sıkı tabanca var ya.. Patlar gürültü yapar ama iş yapmaz.. İşte onun argosu..
Biz çocukken rakip takıma yapılan en büyük saldırı buydu işte..”Kapsol..!”
Sporun spor, sevgi ve dostluk, kardeşlik olduğu güzel günler..

ÖNDER ŞENYAPILI ( Ne demek İstanbul; Bebek niye Bebek !?.)
PERA
Pera Yunanca bir sözcük. Ötede karşıda anlamına geliyor.
Neyin mi karşısında Beyoğlu?
Eski İstanbul’un elbette.. Eski İstanbul’a göre Haliç’in karşı kıyısında yer aldığı için bu semte Pera demişler. Türkçe söylenseydi Karşıyaka olacaktı . İzmir’in Karşıyaka’sı gibi.
AKINTIBURNU
Sarraf- Hovvannesyan İstanbul Topağrafyası adlı yazmasında ( Hrand D. Andreasyan’ın aktardığına göre) şöyle demektedir
“Boğazdaki akıntıların en uzunu olan bu akıntı, aynı zamanda o kadar hızlıdır ki yengeç ve emsali hayvanlar suyun içinde yürüyemeyerek akıntının nihayetine kadar yollarına karadan devam eder ve tekrar denize girerlerdi.
LALELİ SEMTİNİN İSMİ NEREDEN GELİR ?
Laleli Baba’ya sormuş 3. Mustafa “İyi yaşamanın hikmeti nedir ? “ “Yeyip içip dışarı ( sıçmaktır ) çıkmaktır” diye yanıtlamış Laleli Baba. Padişah sinirlenmiş . “Bre ne ilgisi vardır dışarı çıkmakla! ?” Demiş. Laleli Baba’nın cevabı padişahı zıvanadan çıkarmış “Elbette vardır ama, sen ne anlarsın..” Sonuç : Padişah buyruğuyla zindanı boylamış Laleli Baba.
Bir süre sonra Padişah kabız olmuş . Bir türlü şifa bulamamış. Hekimler çare bulamayınca, birileri önermiş ki :
Olsa olsa Laleli Baba dermen olur derdinize .
Huzura çıkarmışlar Laleli Baba’yı.
“seni bu dertten kurtarırım ama yaptırdığı camiye benim adımı vereceksin....”

Sermet Muhtar Alus, 14 Şubat 1939 günlü yazısından aktarılmıştır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ne Demek İstanbul, Bebek Niye Bebek?
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757064596
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Odtü
Bizanslılar, kentlerinden söz ederken Bizans demezler de, "he polis" derlermiş. Polis, Yunancada kent, site anlamına geliyor. Be, belli, bilinen bir kentten söz edildiğini vurguluyor. Hani, şimdi İstanbul'da The Marmara var ya, Marmara Denizi'ni değil de belli bir konaklama yurdunu anlatıyor oradaki 'the'; 'he' de 'the' gibi aynı görevi üstlenmiş. Öte yandan, Yunanlılar olsun, Romalılar olsun Bizans kenti, Bizans diyarı anlamına Byzantium adıyla anmışlar bu yerleşimi. Ama ne zaman ki, yeni Roma kurulmuş, kurucusu Büyük Konstantin yeni imparatorluğun başkenti olarak ilan etmiş burasını, İsa'dan önce 330'dan itibaren Konstantinopolis, yani Konstantin kenti diye de anılmaya başlanmış.

Pekiyi, ya 1930 yılında resmi ad olarak benimsenen İstanbul adı ne zamandan beri kullanılıyor ve ne anlama geliyor? Yanıtı kesinlikle verilemiyor. Tartışmalı... Osmanlı belgelerinde ve paralarında bir ara İstanmbol adı görülmüş. Yani, bu kentte bol sayıda İslam bulunduğu için bu ad verilmiş gibi. Gelgelelim, İstambol'un nasıl olup da İstanbul'a dönüştüğünü açıklamak zor. Oysa, "eis ten polin"in İstanbul'a dönüşmesi hem daha kolay, hem de akla yatkın.

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Cahit
  • esura
  • CEM AKDAG
  • Büşra AKTÜRK
  • Serkan Öztürk

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%50 (1)
7
%0
6
%50 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0