Ne Demiş Dostoyevski (Ruha Dokunan Düşünceler)

·
Okunma
·
Beğeni
·
955
Gösterim
Adı:
Ne Demiş Dostoyevski
Alt başlık:
Ruha Dokunan Düşünceler
Baskı tarihi:
Nisan 2010
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799756107002
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Carpe Diem Kitapları
Kitabın ilk basımı "Dostoyevski'den Ruha Dokunan Düşünceler" adıyla yayımlanmıştır.

Hayata bir büyük düşünürün gözüyle bakabilmeniz için...
Dostoyevski'yi tek bir kitapta okuyabilmeniz için...
Temel eserlerini özenle taradık ve bir düzen içinde sıraladık.
Özlü bir kitap çıktı ortaya.
Bir solukta okunabilir...
Ama siz yine de dikkat edin okurken...
Çünkü bu kitap ruhunuza dokunabilir.

Dostoyevski çağları aşan bir heybetle kurulmuştur edebiyat dünyasına. Yepyeni, özgün bir yol çizer kendine. "Altın devrin kalemi" diye yazılır tarihe adı. Hayatın acı tatlı her yönünü görür ve gösterir. Tezatları, kararsızlıkları, hataları, pişmanlıkları ve daha bin türlü halleriyle insan vardır bütün eserlerinde. Sanat yönünün yanı sıra derin bir düşünürdür o. İnsanı ilgilendiren konularda kendine özgü fikirleri vardır. Bazen kendisi söyler bunları, bazen de kahramanlarına söyletir.

Başkalarını yargılamaya hakkın yoktur. Çünkü bir insan, karşısında duran suçlu gibi kendisinin de bir suçlu olduğu, ortadaki suçta belki en büyük payın kendisinin olduğu bilincine varmadan başkalarını yargılayamaz. Bunu anladıktan sonra yargıç olabilir ancak. Ne denli garip olursa olsun, gerçektir bu. Çünkü ben doğru bir insan olsaydım, karşımda duran suçlu belki de hiç olmayacaktı. 

İnsanlığa hizmet yolunda büyük işler başarmayı düşlüyorum sık sık, gerçekten de insanların mutluluğu uğruna çarmıha gerilmeye bile giderim belki, ama öte yandan, bir insanla aynı odada iki gün yalnız kalmaya dayanamam. 

Günümüzde herkes kopmuştur toplumdan, kendi kabuğuna çekilmiştir. Herkes birbirinden uzaklaşıyor, saklayabildiğince şeyi de kendine saklıyor. Sonunda insanlardan kaçmaya başlıyor kişi. Kendi başına para biriktirirken şöyle düşünüyor: "Şimdi ne güçlüyüm! Hiçbir şeyden korkum yok artık!" Oysa ne denli zengin olursa, onu yok edecek güçsüzlüğün içine o denli gömüldüğünü bilmez çılgın. Çünkü tek kendine güvenmeye alışmıştır. Toplumdan kopmuş, ruhuna insanların yardımına inanmamayı, insanlardan bir şeyler beklememeyi öğretmiştir. Paralarının, onların ona verdiği hakların kaybolmasından korkar yalnızca. 

Çağımızda insanlar, gülünç bir inatla, kişiliğin gerçek güvenliğinin yalnız başına çalışmakta değil, tüm insanların beraberliğinde olduğunu anlamamakta diretiyorlar. Ama hiç kuşku yok ki, bir gün gelecek, bu ürkünç yalnızlık da sona erecek, insanlar birbirinden kopmalarının anlamsızlığını bir anda anlayacaklar. Bunca zaman karanlıkta nasıl oturduklarına, ışığı görmediklerine şaşacaklar. 

Durmadan dinlenmeden çalış. Gece yatağa girdiğinde aklına "gerekeni yapmadın" diye bir düşünce gelirse hemen kalk, yap. Çevrendeki insanların hepsi kötüyse, seni dinlemek istemiyorlarsa, ayaklarına kapan, af dile onlardan, çünkü seni dinlememelerinin asıl suçlusu gene sensin. Kötülükle konuşamıyorsan, sessizce, küçük düşürerek nefsini hizmet et onlara, umudunu hiçbir zaman yitirme. Herkes seni bıraksa, zor kullanarak kovsa bile, yalnız kalınca yere kapan, toprağı öp, göz yaşlarınla ıslat onu. Yapayalnız olduğun için seni hiç kimse görmeyecek olsa da toprak göz yaşlarının meyvesini verecektir. Dünyada bütün insanlar doğru yoldan çıksa, Tanrı yolunda yalnız sen kalsan bile sonuna dek inan, yalnız başına adaklarını yerine getir, Tanrıyı öv. Senin gibi bir kişi çıkarsa karşına -dünya budur işte- coşkunlukla kucakla onu, birlikte Tanrıyı övün. İki kişi olsanız da, onun gerçeği tamamlanmış olur.

Kokuşmuş ve hastalık halini almış sistemi değiştirmek dahilerin işidir. Muhammed sistemi zorlayacak ve devirecek güce erişinceye kadar putlara dokundu mu? Sistemi ezip ayakları altına aldıktan sonradır ki putları devirdi. Neden? Putlar bir semboldü. Ben ne yaptım? Sembolden, yani kocakarıdan işe başladım. Bir engeli aşmak istedim. Ama aşamayıp gerisinde kaldım. 

Çok şeyi var şimdi insanın, ama mutluluğu azaldı.
"Derli toplu bir Dostoyevski kitabı arıyorum. Hem rahat okunsun hem ruhuma dokunsun" diyenler için hazırlanmış kitap-
diyor arka kapağında. Kitabı en iyi özetleyen cümle bence. Maalesef ben kitabı pdf' ten okudugum için sonradan farkettim yazıyı. Eğer önceden görseydim muhtemelen kitabı okumaya başlamazdım. Çünkü ben Dostoyevski 'yi farklı bir bakış açısından anlatacağını düşünerek başlamıştım.

Kitap önce dostoyevskinin hayatı ve eserleri hakkında bilgi veriyor sonra ise kitaplarından, sözlerinden alıntıları veriyor.
Ayrıca eğlence-mizah kategorisine eklenmiş. Ben içerisinde pek mizah göremedim. Yada benim mizah algım farklı :)
160 syf.
·2 günde·Beğendi
Alıntı yapmaya doymadığım , Dostoyevski' yi bir çok açıdan anlatan ve sevdiren bir kitap.
Açıkçası benim için Dostoyevski demek ,kalın kitaplar ve uzun paragraflar demekti. Lakin kitabı okumadan önceydi bu düşüncelerim.
Simdi benim icin dostoyevski demek ömrü boyunca gerçek mutluluğa erişmenin yollarını aramış , toplum içinde yalnız başına kalmış , yazmayı ülkü edinmiş lakin bu öyle yüce bir ülkü ki onunla para kazanıyor olmaktan da nefret etmiş, zıtlıkların yazarı.
Yaşadığı acıları karakterlerine giydiren , adeta kendini yargılayan , sorgulayan hem yargıç hem de suçlu olan bir yazar O.
Dostoyevski'yi tanıdım. Şimdi sıra kitaplarında.
200 syf.
·3 günde
Dostoyevski'yi hiç okumamış olanların başlayacağı güzel bir kitap...Ayrıca hayatını anlatan birkaç bölüm ve sonrasında ondan alıntılarla ilerleyen bu kitapta enterasan noktalar yakalanmış, yazı tipi harika. Editörü, kapak tasarımcısı emek vermişler gerçekten.Bu kitap düzeni de kitabın kolay okunmasını sağlıyor.Özellikle karikatürler çok hoş. Dostoyevski'nin neler dediğini, ne yaşadığını merak edenler için ideal bir seçim olur kitap.
160 syf.
·1 günde·9/10
"Ne Demiş Dostoyevski"
Dostoyevski'nin kısa hayatı sözlerinden derlenmiş olan eser, Dostoyevski'yi okuyucuya tanıtmaya yönelik yazılmıştır.
160 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Dostoyevski ' nin ve onun gibi bazı yazarların düşünceleri üzerine tekrar tekrar düşünmeli insan. Kimi insan vardır, her sözü bambaşka yeni konulara yöneltir insanı.
Akıcı,anlaşılır tarzı vardı.
160 syf.
Gelin bide bu pencereden bakin dedigini çok güzel dille anlatmiş.

Tanimadan anlamayassanız eserlerini hepsi psikolojinin eserleri şimdiden.

Keyifli okumalar
160 syf.
Dostoyevski'nin hayatını anlatan birkaç bölüm ve sonrasında ondan alıntılarla ilerliyor. Güzel noktalar yakalanmış, yazı tipi harika. Editörü, kapak tasarımcısı emek vermişler gerçekten. Bu kitap düzeni de kitabın kolay okunmasını sağlıyor. Karikatürler çok hoş. Dostoyevski'nin neler dediğini, ne yaşadığını merak edenler için ideal bir seçim olur kitap. ^^
Böyle bir mahpus, on yılı geçirdikten sonra bile kaderini değiştirmeyi düşlemekten vazgeçmez.
Toplum, fakire acır da, sefilini affetmez ... Onun içindir ki, sefili sopa ile kovalamaz da süpürge ile süpürürler. ..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ne Demiş Dostoyevski
Alt başlık:
Ruha Dokunan Düşünceler
Baskı tarihi:
Nisan 2010
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799756107002
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Carpe Diem Kitapları
Kitabın ilk basımı "Dostoyevski'den Ruha Dokunan Düşünceler" adıyla yayımlanmıştır.

Hayata bir büyük düşünürün gözüyle bakabilmeniz için...
Dostoyevski'yi tek bir kitapta okuyabilmeniz için...
Temel eserlerini özenle taradık ve bir düzen içinde sıraladık.
Özlü bir kitap çıktı ortaya.
Bir solukta okunabilir...
Ama siz yine de dikkat edin okurken...
Çünkü bu kitap ruhunuza dokunabilir.

Dostoyevski çağları aşan bir heybetle kurulmuştur edebiyat dünyasına. Yepyeni, özgün bir yol çizer kendine. "Altın devrin kalemi" diye yazılır tarihe adı. Hayatın acı tatlı her yönünü görür ve gösterir. Tezatları, kararsızlıkları, hataları, pişmanlıkları ve daha bin türlü halleriyle insan vardır bütün eserlerinde. Sanat yönünün yanı sıra derin bir düşünürdür o. İnsanı ilgilendiren konularda kendine özgü fikirleri vardır. Bazen kendisi söyler bunları, bazen de kahramanlarına söyletir.

Başkalarını yargılamaya hakkın yoktur. Çünkü bir insan, karşısında duran suçlu gibi kendisinin de bir suçlu olduğu, ortadaki suçta belki en büyük payın kendisinin olduğu bilincine varmadan başkalarını yargılayamaz. Bunu anladıktan sonra yargıç olabilir ancak. Ne denli garip olursa olsun, gerçektir bu. Çünkü ben doğru bir insan olsaydım, karşımda duran suçlu belki de hiç olmayacaktı. 

İnsanlığa hizmet yolunda büyük işler başarmayı düşlüyorum sık sık, gerçekten de insanların mutluluğu uğruna çarmıha gerilmeye bile giderim belki, ama öte yandan, bir insanla aynı odada iki gün yalnız kalmaya dayanamam. 

Günümüzde herkes kopmuştur toplumdan, kendi kabuğuna çekilmiştir. Herkes birbirinden uzaklaşıyor, saklayabildiğince şeyi de kendine saklıyor. Sonunda insanlardan kaçmaya başlıyor kişi. Kendi başına para biriktirirken şöyle düşünüyor: "Şimdi ne güçlüyüm! Hiçbir şeyden korkum yok artık!" Oysa ne denli zengin olursa, onu yok edecek güçsüzlüğün içine o denli gömüldüğünü bilmez çılgın. Çünkü tek kendine güvenmeye alışmıştır. Toplumdan kopmuş, ruhuna insanların yardımına inanmamayı, insanlardan bir şeyler beklememeyi öğretmiştir. Paralarının, onların ona verdiği hakların kaybolmasından korkar yalnızca. 

Çağımızda insanlar, gülünç bir inatla, kişiliğin gerçek güvenliğinin yalnız başına çalışmakta değil, tüm insanların beraberliğinde olduğunu anlamamakta diretiyorlar. Ama hiç kuşku yok ki, bir gün gelecek, bu ürkünç yalnızlık da sona erecek, insanlar birbirinden kopmalarının anlamsızlığını bir anda anlayacaklar. Bunca zaman karanlıkta nasıl oturduklarına, ışığı görmediklerine şaşacaklar. 

Durmadan dinlenmeden çalış. Gece yatağa girdiğinde aklına "gerekeni yapmadın" diye bir düşünce gelirse hemen kalk, yap. Çevrendeki insanların hepsi kötüyse, seni dinlemek istemiyorlarsa, ayaklarına kapan, af dile onlardan, çünkü seni dinlememelerinin asıl suçlusu gene sensin. Kötülükle konuşamıyorsan, sessizce, küçük düşürerek nefsini hizmet et onlara, umudunu hiçbir zaman yitirme. Herkes seni bıraksa, zor kullanarak kovsa bile, yalnız kalınca yere kapan, toprağı öp, göz yaşlarınla ıslat onu. Yapayalnız olduğun için seni hiç kimse görmeyecek olsa da toprak göz yaşlarının meyvesini verecektir. Dünyada bütün insanlar doğru yoldan çıksa, Tanrı yolunda yalnız sen kalsan bile sonuna dek inan, yalnız başına adaklarını yerine getir, Tanrıyı öv. Senin gibi bir kişi çıkarsa karşına -dünya budur işte- coşkunlukla kucakla onu, birlikte Tanrıyı övün. İki kişi olsanız da, onun gerçeği tamamlanmış olur.

Kokuşmuş ve hastalık halini almış sistemi değiştirmek dahilerin işidir. Muhammed sistemi zorlayacak ve devirecek güce erişinceye kadar putlara dokundu mu? Sistemi ezip ayakları altına aldıktan sonradır ki putları devirdi. Neden? Putlar bir semboldü. Ben ne yaptım? Sembolden, yani kocakarıdan işe başladım. Bir engeli aşmak istedim. Ama aşamayıp gerisinde kaldım. 

Çok şeyi var şimdi insanın, ama mutluluğu azaldı.

Kitabı okuyanlar 23 okur

  • Ahsen Özge Muğlu
  • Gamze karabulut
  • Buse
  • medine burunkaya
  • RöyaAbraham
  • Sevda Karayel
  • Gül
  • Nur
  • Mahmut Kerim
  • Süm

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.2 (2)
9
%44.4 (4)
8
%11.1 (1)
7
%22.2 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0