Ne Ders Olsa Veririz (Akademisyenin Vasıfsız İşçiye Dönüşümü)

·
Okunma
·
Beğeni
·
486
Gösterim
Adı:
Ne Ders Olsa Veririz
Alt başlık:
Akademisyenin Vasıfsız İşçiye Dönüşümü
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
268
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750516924
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
"En az 16 saat ders yükü, kart basma, projeler, danışmanlıklar… burada hem sekreterlik yapıyoruz, hem memurluk yapıyoruz… hem de bir kolej öğretmeni gibi olabildiğince çok derse giriyoruz. Araştırmaya zaman kalmıyor. (...) Yaratıcı projelerime maddi manevi destek alamıyorum." "Ümit ediyorum doçentlikten sonra biraz rahatlayacağım. Alıştım yani bu şartlara. (…) Depresyona girecek kadar değil... Birkaç saat, bir gün sürüyor belki. Öyle beni fiziksel olarak hasta edecek, bunaltacak, moralimi bozacak, ağlatacak boyutlara ulaşmıyor, ama... hani okuyoruz duyuyoruz ya oraya gelebilir diye o yüzden söyledim." Akademisyenlik, "sözde" saygın bir meslek; akademisyenliğe adım atanlar, hem bu saygınlığın, hem de kendi entelektüel ilgilerinin peşinden gidiyorlar. "Gönüllü bir çilecilik ve adanmışlıkla" giriyorlar bu yola. Ancak akademik "iş"te, ağır bir emek sömürüsü ve güvencesizlik var. Çalışanları manen de kemiren, hiçleşme duygusuna gark eden bir emek süreci var. Aslı Vatansever ve Meral Gezici Yalçın, "sözde" vakıf üniversitelerinde doruğa varan bu prekarizasyon sürecini inceliyorlar. Ayrıntılı tasvirlerle, kapsamlı görüşmelere dayanarak ve analitik bir bakışla… Alışma, umursamama, kabullenme mekanizmalarını, sınıf bilincinin ve örgütlenmenin önündeki engelleri de mercek altına alarak…
268 syf.
Türkiye son yıllarda hızlı bir değişim yaşıyor. Üniversite ve akademik dünya da bu değişimden payına düşeni fazlasıyla alıyor. Aslı Vatansever ve Meral Gezici Yalçın, “Ne Ders Olsa Veririz” akademisyenin vasıfsız işçiye dönüşümünü akademisyenlerle yaptıkları görüşmelerle destekleyerek kaleme almışlar.

“Vakıf” Üniversitelerinden akademisyenlerle yaptıkları görüşmeler sonucunda vakıf üniversitelerinin eğitim kurumlarından ticarethanelere dönüşüm sürecini Guy Standin’in “prekarizasyon” ve Karl Polanyi’ni “hayali metalar” kavramları üzerinden inceliyorlar.

Üniversitelerin şirket, öğrencilerin de müşteri olarak görüldüğü düzende eğitimin de piyasaya işgücü yetiştiren meslek okulları seviyesine gerilediğini iddia eden varsayımların haksız olmadığını hatırlatan yazarlar, prekarizasyon sürecinin akademisyenlerin gelecek ve iş güvencesi kaygısı yaşadıklarını örneklerle okuyuca sunuyorlar.

Benim dikkatimi çeken ise; görüşmelere katılan akademisyenlerin bazılarının kurdukları cümleler ve durumlarını anlatma kullandıkları argümanların seviyesi. Burada yazarların konuşma kayıtlarını olduğu gibi kitaba aktarmalarının da payı var. Fakat konuşmalardaki argümanlar seviyenin akademisyenler açısından da çok yüksek olmadığını ortaya koyuyor. Evet vakıf üniversiteleri şirket mantığıyla yönetiliyor. Evet ülkemizde eğitim kalitesi düşüyor. Peki biz ne yapıyoruz?

İçinde yaşadığımız toplum bizden oluşuyor. Sorun olarak gördüğümüz ve şikayet ettiğimiz her konuda bizim de payımız var. Akademisyeninden öğrencisine herkesin sorumluluğu var. Değişim bize rağmen oluyorsa da bizim de değişimin çarklarına hızla uyum sağladığımız bir gerçek.

Atalar yine doğruyu söylüyor: iğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır. Biraz öz eleştiri yapmanın bir şeyleri değiştirmek için adım atmanın zamanı geldi de geçiyor bile…
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ne Ders Olsa Veririz
Alt başlık:
Akademisyenin Vasıfsız İşçiye Dönüşümü
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
268
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750516924
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
"En az 16 saat ders yükü, kart basma, projeler, danışmanlıklar… burada hem sekreterlik yapıyoruz, hem memurluk yapıyoruz… hem de bir kolej öğretmeni gibi olabildiğince çok derse giriyoruz. Araştırmaya zaman kalmıyor. (...) Yaratıcı projelerime maddi manevi destek alamıyorum." "Ümit ediyorum doçentlikten sonra biraz rahatlayacağım. Alıştım yani bu şartlara. (…) Depresyona girecek kadar değil... Birkaç saat, bir gün sürüyor belki. Öyle beni fiziksel olarak hasta edecek, bunaltacak, moralimi bozacak, ağlatacak boyutlara ulaşmıyor, ama... hani okuyoruz duyuyoruz ya oraya gelebilir diye o yüzden söyledim." Akademisyenlik, "sözde" saygın bir meslek; akademisyenliğe adım atanlar, hem bu saygınlığın, hem de kendi entelektüel ilgilerinin peşinden gidiyorlar. "Gönüllü bir çilecilik ve adanmışlıkla" giriyorlar bu yola. Ancak akademik "iş"te, ağır bir emek sömürüsü ve güvencesizlik var. Çalışanları manen de kemiren, hiçleşme duygusuna gark eden bir emek süreci var. Aslı Vatansever ve Meral Gezici Yalçın, "sözde" vakıf üniversitelerinde doruğa varan bu prekarizasyon sürecini inceliyorlar. Ayrıntılı tasvirlerle, kapsamlı görüşmelere dayanarak ve analitik bir bakışla… Alışma, umursamama, kabullenme mekanizmalarını, sınıf bilincinin ve örgütlenmenin önündeki engelleri de mercek altına alarak…

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • vedat alıci
  • Pınar Eldemir
  • Metin Meyveci
  • Elif elif
  • M Corleone
  • Ahmet Sait

Kitap istatistikleri