·
Okunma
·
Beğeni
·
288
Gösterim
Adı:
Ne Güzel Bir Pazar
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
421
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752891395
Çeviri:
Can Utku
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest
"Buchenwald’de geçen hayatımbir rüya mıydı? Ya da tam tersine,Buchenwald’den sonraki hayatım mıydı rüya olan?"

Bu tüyler ürperten soru, ölüm sessizliğinde anlatılan bir kamptan soruluyor... 2. Dünya Savaşı’nın en büyük toplama kamplarından biri: Buchenwald. Krematoryumun hiç sönmediği, gaz odalarının boş durmadığı, ölüm yutan bir sessizliğin hüküm sürdüğü bir kamp...Soruyu soran yeraltındaki İspanya Komünist Partisi eski başkanı Jorge Semprun. Takma adlarıyla Sorel, Salagnac, Sanchez ya da Artigas... Sürgünde olduğu Fransa’da Direniş Hareketi içinde çarpışırken Gestapo tarafından Eylül 1943’te tutuklanıp Buchenwald’e kapatılan ve orada 1945 yılının Nisan ayına kadar hayatta kalmayı başaran çok az insandan biri.

Ne Güzel Bir Pazar, Nazizm, Stalinizm, yaşam, ölüm, yazmak ve devrim üzerine sorulan en ağır soruların ve düşülen en aydınlık notların roman tadında çok etkileyici bir özeti. Hayatın en karanlık ve kanlı yerinden yarına ve umuda atılan en ‘güzel’ bakış...
421 syf.
·Beğendi·10/10
Jorge Semprun İspanyol Komünist Partisi üyesi. 20'li yaşlarında Fransa'da sürgündeyken Alman işgaline karşı Fransız direniş güçlerine katılır. Zaten başka türlüsü mümkün değil. Marksistler muhtemelen cennete de cehenneme de inanmaz ama yine de cehennemin en derin yerinin buhran zamanlarında tarafsız kalanlara ayrıldığı söylenir. Kim gördü, kim teyit etti, kim söyledi bilmiyorum. Sadece Jorge Semprun değil, koca Fransa Nazi güçlerine karşı kolayca yenilir. Ünlü Maginnot hattı da önleyemez bunu. Sonra mı?
Fransa'nın ilk sosyalist başbakanı, entellektüel ve düşünür Leon Blum dahil, Fransa'da muhalefet eden neredeyse herkes tutuklanır ve zorunlu çalışma kamplarına tıkılır. Leon Blum, toplama kampına tıkılmaz tabi, iki kilometre ötesinde, ormanın içinde bir villaya kapatılır. Neredeyse iki yıl, herşeyden izole olarak ve yanıbaşındaki toplama kampından da habersiz yaşar. Onu en çok rahatsız eden de kokudur. Daha sonra anlayacaktır ki bu koku krematoryumun kokusudur, içeride iki yıl boyunca infaz edilip yakılan komünistlerin, yahudilerin kokusudur.
Yalnız gariptir ki bu kamplara tıkılanlar arasında bir hiyerarşi var. Kamplarda Almanlar var, Polonyalılar, Fransızlar, Ruslar, az sayıda İspanyol ve her ülkeden Yahudi var. Kampların dış yönetimi SS tarafından korunur ve techiz edilir. İçeride iktidar büyük oranda gedikli mahkumlardadır. Çalışmanın örgütlenmesi, kollara ayrılma, kamptan gönderilecekler listesi dahil birçok küçük büyük ayrıntıya eski mahkumlar etki etmektedir. İçerideki iktidar da dışarıdaki iktidar kadar amansızdır. Bir kere eski mahkumların listeleri tutması ne anlama gelmektedir? Dolaylı olarak kimin öleceği ve kimin yaşayacağı ellerindedir. Ne adına yapmaktadırlar? İçeride SS'lerin bilmediği, müdahale edemediği bir yeraltı örgütü vardır. Tek tek hareket etmektense birlikte hareket etmenin bir yoludur. Fakat örgüt ne adına olursa olsun birilerini ölüme gönderirken birilerine de yaşam bahşetmektedir. İktidarın olduğu her yerdeki çürümenin burada da görülmemesi imkansızdır. SS'ler dışarıyla içeri arasındaki alışverişi organize ederler. Dışarıdan haber almak, kamp kantininden bira, ezme, ekmek almak mümkündür. Ama bu eski ve gedikli mahkumların ayrıcalığıdır.
Savaşın sonuna kadar kamplar varlığını sürdürür. Bu zaman zarfında kamptan kaçışlar da zor da olsa mümkündür. Kaçanların neredeyse tamamı Ruslardır. Bahar gelince firar mevsimi başlar. Çoğu da sırtından bir mermiyle vurulup buz gibi toprağa düşer.
Buna karşılık insanın tüylerini ürperten şey Gulag Takım Adalarıdır. Nasyonal Sosyalizme denk pratiklere sahip Sovyetler Birliği, işçi sınıfının iktidarı için savaşan kitlelerin sınıfsız toplum özlemlerinin aksine tek partinin seçkin sınıfının ve dahası tek adamın demir yumruğu altında ezilmesinin adıdır. Devrim kendi çocuklarını yemiştir. Devrimin en nitelikli kadroları, beş yıllık kalkınma planları için kendilerini tutkuyla heder etmeyenler, zorunlu kollektifleştirmeye direnen ve gönüllü katılmayanlar, kısacası her türlü muhalefet girişimi kendini Sovyet toplama kamplarında zorunlu eğitilme, zorunlu çalıştırılma ve neticede zorunlu ölme ile karşı karşıya kalmışlardır.
Stalin'in ölümünden sonra Kruşçev, XX. SBKP kongresinde ünlü raporunu okur. Rapor Stalin'in Sovyetleri katletmesi üzerinedir. Kruşçev'in raporu daha sonra Marksist olmadığı, Marksist bakış açısıyla yazılmadığı eleştirisiyle karşı karşıya kalır. Jorge Semprun, bun eleştiride bulunanları Stalin döneminde Maksisme dair de olsa tek eleştiri getirmemiş olmakla suçlar. "Ola ki Marksist değil, peki gerçek değil mi?" der.
Jorge semprun, kitabına kampta bir pazar öğleden sonra ile başlar.
Unutmadan söyleyeyim. Buchenwald Toplama Kampı Goethe'nin ara sıra dostlarıyla gezdiği, edebi ve felsefi sohbetler yaptığı, ağaçları altında dinlendiği bir tepede kurulmuştur. Bölgedeki birçok ağaç kesilmiştir ancak Naziler Goethe'ye saygıda kusur etmemiş, Goethe'nin altında oturmaktan keyif aldığı bilinen o güzel meşe ağacı kesilmemiştir.
Kitaba dair söylenecek çok şey var. Çok beğendim, çok etkilendim.
Bu arada, Jorge Semprun, İspanyol Komünist Partisi eski başkanıdır. Okuyun derim.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ne Güzel Bir Pazar
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
421
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752891395
Çeviri:
Can Utku
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest
"Buchenwald’de geçen hayatımbir rüya mıydı? Ya da tam tersine,Buchenwald’den sonraki hayatım mıydı rüya olan?"

Bu tüyler ürperten soru, ölüm sessizliğinde anlatılan bir kamptan soruluyor... 2. Dünya Savaşı’nın en büyük toplama kamplarından biri: Buchenwald. Krematoryumun hiç sönmediği, gaz odalarının boş durmadığı, ölüm yutan bir sessizliğin hüküm sürdüğü bir kamp...Soruyu soran yeraltındaki İspanya Komünist Partisi eski başkanı Jorge Semprun. Takma adlarıyla Sorel, Salagnac, Sanchez ya da Artigas... Sürgünde olduğu Fransa’da Direniş Hareketi içinde çarpışırken Gestapo tarafından Eylül 1943’te tutuklanıp Buchenwald’e kapatılan ve orada 1945 yılının Nisan ayına kadar hayatta kalmayı başaran çok az insandan biri.

Ne Güzel Bir Pazar, Nazizm, Stalinizm, yaşam, ölüm, yazmak ve devrim üzerine sorulan en ağır soruların ve düşülen en aydınlık notların roman tadında çok etkileyici bir özeti. Hayatın en karanlık ve kanlı yerinden yarına ve umuda atılan en ‘güzel’ bakış...

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • cengiz tolstoyevski
  • n3gntyz1n

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0