Ne İdik Ne Olduk

10,0/10  (1 Oy) · 
5 okunma  · 
1 beğeni  · 
441 gösterim
Elli altı makalenin yer aldığı bu eserde, yazarın çocukluk çaağından îtibâren karsılaştığı hâdiseler, şahıslar ve bunlarla ilgili hâtıralar didaktik bir tarzda anlatılmaktadır.
  • Baskı Tarihi:
    2007
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    978-975-6444-37-5
  • Yayınevi:
    Kubbealtı Neşriyatı
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 15 Alıntı

Neslihan. 
Dün 19:52 · Kitabı okuyor

Meselesiz insanların meselesi olan fısıltılara ve çekiştirmelere, her devirde, hemen herkesin kulağı açıktı.

Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 181)Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 181)

Öyle ya.. Malı mülkü, parası ziyneti, ata, dede yadigarları giden bir cemiyette artık refah, huzur, hatta akıl mı kalırdı? Esasen, düşmanların varmak istedikleri gaye de bu değil miydi?
1892 Cenevre Siyonist Kongresi'nde de Türkiye'deki tarihi eser ve abidelerle ibadethanelerin tahribi kararı alınmamış mıydı?
Şu da ne hazin ki, zaten nice asırdır doğu-batı rüzgarları arasında sersemleyip şaşkına dönmüş bir cemiyetin, varlığı ve dirliği elinden alınınca, gideceği istikameti kestiremeyen bir körebeden ne farkı kalırdı? Kalmadı da işte.

Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 95)Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 95)

Anneler günü ne demek?
Bu, dikilir dikilmez meyve veren sihirli bir ağaç gibi, cemiyet tarlasında kendini göstermesi ile boy atması bir olan yabancı, suni yapmacıklı ve taklit bir adettir.
Türk, garplı gibi anasını senede bir gün hatırlamaz.Bizde, yılın üç yüz altmış beş günü hep analarımızın günüdür.
Yaşlılığında anasını huzur evine atan garplı, ya postahanelerde hazır bekleyen telgrafın altına imzasını koyarak adresine yollar veya en kabadayısı, bir hediye ile anasının karşısında şöyle bir çakıp geçer.
Türk'ün anası gençliğinde, ihtiyarlığında, sağlığında, hastalığında evladını baş ucunda hazır ve nazır bulur. O, evin bereketidir, baştacıdır.

Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 64)Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 64)

Bin şu kadar yıllık şanlı Türk, kendine garplı dedirtebilmek için hazinelerini bir pula sattığı halde, karşılığında ne buldu, ne kazandı? Garp, bu kendisine saf saf yanaşan ve sokulduğu medeniyetten iltifat ve alaka görebilmek için şerefli tarihini bile çiğneyen milleti bağrına bastı mı? Âlimleri ile, şairleri ile, kilisesi, asilleri ve her sınıf halkı ile ağız birliği ederek barbar dediği Türk'e şimdi medeni mi demektedir? Hem diyemez de. Zira garplı Avrupa, şarklı Türk'ün karşısında asırlarca yenilmiş ve dize gelmiştir.

Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 61)Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 61)

Hesapsız bir yenilik ve inkılap adına yapılan hareketlerin kazması ile milli ve manevi değerleri tahrip eden bir zihniyet ordusunu peşimizde getirdiğimiz için, kendimize değil düşmanlarımıza hizmet etmiş olduğumuzu dile getirecek ses nerede?

Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 59)Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 59)

Tarih, geçmiş ile geleceği birbirine bağlayan köprü olduğuna göre, mesuliyet, o köprüyü havaya uçuranlardan başka kimin olabilir?

Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 53)Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 53)

Eski Türk an'anesinde, fert ve cemiyet bünyesinin hakim vasıfları arasında tevazu, saygı, bilhassa iyilik gütmek ve kadirşinaslık, itiyatları, huşûnet ve nankörlüğü önleyen bir silahtı.İyilik gördüğü ve tuzunu ekmeğini yediği kapıyı unutmak, Türk için, affedilmez iman ve ahlak noksanlarından biri sayılırdı.Onun için de Türk, "Bir fincan kahvenin kırk yıl hakkı vardır." demiştir.

Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 24)Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 24)

Ne Oldu Bize?
Gene ithal malı bir anneler gününün, bizim için yüz kızartıcı alışkanlığı ile karşı karşıya bulunuyoruz.
Anneler günü de ne demek?
Bu, dikilir dikilmez meyve veren sihirli bir ağaç gibi, cemiyet tarlasında kendini göstermesi ile boy atması bir olan yabancı, sun'î yapmacıklı ve taklit bir adettir.
Türk, garplı gibi, anasını senede bir gün hatırlamaz. Bizde, yılın üç yüz altmış beş günü hep analarımızın günüdür.

Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 67)Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 67)
TURGUT KARABACAK 
17 Ara 2014 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Batı dünyasında zebün olup diz çöküşümüz, sari hastalık gibi, ne de çabuk iliğimize kemiğimize işlemiş bulunuyor. Bahusus, bu illet milli kültür zırhı giymemiş zümreler arasında kendine zemin bulup nasıl da kolaylık ve şuursuzca bir sür'atle yayılabiliyor.

Bir millet, tarihi, medeniyeti, dini, irfani, an'nesi ile bir bütün olduğuna göre, bu kal'adan taş düşürmek demek, o kal'anın burcunu barusunu ören diğer taşların da gevşeyip birer birer yerlerinden oynaması ve akıbet koca kal'anın yıkılması demektir.

Bir kere çözülmeye imkan verilmeye görsün... arkasından dil gider, tarih gider, örf gider ve bir milleti millet yapan binlerce yıllık o medeniyet ordusunun bütünü gider.

Bu çözülüşü önlemek için onlara güç, onlara hız, onlara şevk ve onlara Türk'ün Kızılelma'sını yeniden bulup gösterirsek, bu iman orduları gene uçar, gene taşar, gene coşar... Ama daha evvel, Türk insanının idrâkine ve ruhuna giren hırsızı bulmak, onu, gizlendiği köşe bucaktan söküp atmak gerek. Tâ ki kayıplar geri alınsın….”

Ne İdik Ne Olduk, Samiha AyverdiNe İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi

İş, bakmakta değil görmektedir.
Görücü gözü ve işitici kulağı mazisine açıldığı an, o hatırlayış, bir milletin silkinip dirilişi é uyanışı demektir.

Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 54)Ne İdik Ne Olduk, Samiha Ayverdi (Sayfa 54)
2 /