Nehcü'l Belaga (İmam Alî'nin Hutbeleri, Vasiyetleri, Emirleri, Mektupları, Hikmet ve Vecizeleri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
222
Gösterim
Adı:
Nehcü'l Belaga
Alt başlık:
İmam Alî'nin Hutbeleri, Vasiyetleri, Emirleri, Mektupları, Hikmet ve Vecizeleri
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
510
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055147211
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Fasâhat ve belagatte gerçekten de eşi bulunmayan; mevzu bakımından İslâm dininin esaslarına, o esasların gerektirdiği hükümlere değinen; bunları İslâm Peygamberi'nden (s.m.) tevarüs ettiği sınırsız bilgi kudretiyle açıklayan; içtimâî ve iktisâdî meselelere, İslâm dininin insanî görüşüne aydınlatıcı, şüpheleri giderici ışıklar tutan; ayrıca da tarihî olayları, sebepleri ve sonuçlarıyla belirten 'Nehcü'l-Belâga', Emîrü'l-Mü'minîn Alî b. Ebî-Tâlib'in (a.m.) hutbelerinin, sözlerinin, öğütlerinin, vasiyetlerinin, mektuplarının ve vecizelerinin toplanmasından meydana gelmiştir.

"O Hazret'in şaşılacak hâllerinden biri de, hiç kimsenin, üstünlüğünde eşitliği olmayan fasâhat ve belâgatidir. Zâhidlikte, öğütte; korkutmada onun düşüncesine ulaşan yoktur; o yücelikte söz söylemek, onun ihatasına erişmek imkânına hiç kimse sahip değildir. Bu sözleri okuyup ibretle düşünen kişi, sanır ki o Hazret'in, dünyadan nasibi, ancak zâhidliktir; dünyayı terk etmektir, Allah'a kullukta bulunmaktır; O, bir bucağa çekilmiş yahut bir dağ eteğine sığınmış, halktan ayrılmıştır; kendi duygusundan başka bir şey duymaz; kendi soluğundan başka bir şey işitmez; kendinden başka kimseyi görmez. Bu sözlerin, savaş denizlerinde dalgalar yutan, coşup köpüren, savaş deryalarına dalıp çıkan, elinde yalın kılıç, haktan baş çekenlerin başlarını bedenlerinden ayıran, ünlü kahramanları, Allah kulluğu yolunda helak toprağına seren, kılıcından kanlar damlaya damlaya, canlar döküle saçılan meydandan dönen birisinin sözleri olduğuna asla inanmaz. Oysa, bu hâlle beraber gene de zâhidlikte, gönül alçaklığında, kullukta, dünyanın bütün zâhidlerinin zâhididir; kulluğu üstünlüğe değişenlerin başıdır. Bu hâl, o Hazret'e has olan şaşılacak faziletlerdendir. O, zıtları nefsinde toplamıştır; yiğitlikle gönül alçaklığını, üstünlükle kulluğu nefsinde cemetmiştir."
510 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitapta öyle bir cümle geçer ki beni benden almıştır. Ömrümü tek bir cümleye sığdırıp yarınlara olan bakışımı değiştirmiştir...

Ne demiş o Esedullah, o Kuran-ı Natık, o Ebu Turab, Şahı Merdan ve Murtaza...

''Dün bir damla meni yarın ise ceset olacak kibirliye hayret ediyorum''...
Can gözüyle
bakan, görüp iş işleyen, işe başlarken o işin kâr mı
getirecek, zarar mı verecek, bilip görmesi gerekir. Kâr
getirecekse işlemeli, zarar verecekse bırakmalı. Çünkü
bilgisiz işe girişen, ana yolda gitmeyene benzer; yol
aldıkça, elde edeceği şeyden uzaklaşır. Bilgiyle işe
girişense, apaçık ana yolda gidene benzer. Demek ki
bakanın görmesi gerek; yol mu alıyor, yoldan mı
kalıyor?
Kim doğru yolu bulursa ancak kendisi için bulmuştur. Kim doğru yoldan sapmışsa kendisini saptırmıştır ve kimse, bir başkasının yükünü yüklenmez ve peygamber göndermedikçe Allah hiçbir topluluğa azap göndermez!
Abdülbaki Gölpınarlı
Sayfa 26 - Derin Yayınları
Bu yollar sizi nereye götürüyor? Karanlıklar ne zamana kadar sizi şaşırtacak, yalanlar ne zamana kadar aldatacak sizi? Bunlar nereden başınıza geldi? Nasıl döndürülüyorsunuz? Her ecel kitapta yazılmıştır. Her gidişin bir dönüşü vardır. İçinizdeki Rabbani âlimin sözlerini dinleyin, kalplerinize yerleştirin, sizi çağırdığında uyanın. Habercinin halkına elbette doğru söylemesi, etrafındakileri toplaması ve zihnini hazırlaması gerekir. İşin aslı sizlere bütün açıklığıyla anlatılmıştır. Omurgayı kırdıkları veya ağaçtan reçine almak için ağacın kabuğunu soydukları gibi işin hakikati sizlere açıklanmıştır.
İşte o zaman batıl yerine yerleşir, cehalet bineğine biner, azgınlık büyür, davetçiler azalır. Zaman, saldırıp yaralayan canavar gibi saldırır; susup sinen ve evlek deveye benzeyen batıl, seslenmeye başlar. İnsanlar kötülük yolunda el ele verir, din işlerinde birbirlerinden uzaklaşırlar. Yalanlarda dost, doğruda düşmanlık ederler…kötüler çoğalıp taşkınlıklar artarken, iyiler iyice azalır. Bu zaman halkı kurt, sultanları canavar, orta hallileri yem, fakirleri ise ölülerdirler. Doğruluk batıp gider, yalan çoğalıp yayılır, dilleriyle sever, kalpleriyle düşmanlık ederler. Fısk, bir asalet; iffetli ve namuslu olmak ise acayip işlerden sayılır ve İslam, ters giyilen bir elbise gibi giyilir.
Şah-ı Merdan Ali (as)
Nehcü'l Belâğa'
Ey Allah'ın kulları, yaptıklarınız tartılmadan evvel siz tartın,
kendinizi, hesabınız görülmeden siz hesaba çekin .
Abdülbaki Gölpınarlı
Sayfa 36 - Derin Yayınları
(Kaderden sorulunca buyurdular ki:)
* Kapkaranlık bir yoldur, gitmeyin o yola. Pek derin bir denizdir, dalmayın o denize. Allah'ın sırrıdır, uğraşmayın onunla.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nehcü'l Belaga
Alt başlık:
İmam Alî'nin Hutbeleri, Vasiyetleri, Emirleri, Mektupları, Hikmet ve Vecizeleri
Baskı tarihi:
2016
Sayfa sayısı:
510
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055147211
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Fasâhat ve belagatte gerçekten de eşi bulunmayan; mevzu bakımından İslâm dininin esaslarına, o esasların gerektirdiği hükümlere değinen; bunları İslâm Peygamberi'nden (s.m.) tevarüs ettiği sınırsız bilgi kudretiyle açıklayan; içtimâî ve iktisâdî meselelere, İslâm dininin insanî görüşüne aydınlatıcı, şüpheleri giderici ışıklar tutan; ayrıca da tarihî olayları, sebepleri ve sonuçlarıyla belirten 'Nehcü'l-Belâga', Emîrü'l-Mü'minîn Alî b. Ebî-Tâlib'in (a.m.) hutbelerinin, sözlerinin, öğütlerinin, vasiyetlerinin, mektuplarının ve vecizelerinin toplanmasından meydana gelmiştir.

"O Hazret'in şaşılacak hâllerinden biri de, hiç kimsenin, üstünlüğünde eşitliği olmayan fasâhat ve belâgatidir. Zâhidlikte, öğütte; korkutmada onun düşüncesine ulaşan yoktur; o yücelikte söz söylemek, onun ihatasına erişmek imkânına hiç kimse sahip değildir. Bu sözleri okuyup ibretle düşünen kişi, sanır ki o Hazret'in, dünyadan nasibi, ancak zâhidliktir; dünyayı terk etmektir, Allah'a kullukta bulunmaktır; O, bir bucağa çekilmiş yahut bir dağ eteğine sığınmış, halktan ayrılmıştır; kendi duygusundan başka bir şey duymaz; kendi soluğundan başka bir şey işitmez; kendinden başka kimseyi görmez. Bu sözlerin, savaş denizlerinde dalgalar yutan, coşup köpüren, savaş deryalarına dalıp çıkan, elinde yalın kılıç, haktan baş çekenlerin başlarını bedenlerinden ayıran, ünlü kahramanları, Allah kulluğu yolunda helak toprağına seren, kılıcından kanlar damlaya damlaya, canlar döküle saçılan meydandan dönen birisinin sözleri olduğuna asla inanmaz. Oysa, bu hâlle beraber gene de zâhidlikte, gönül alçaklığında, kullukta, dünyanın bütün zâhidlerinin zâhididir; kulluğu üstünlüğe değişenlerin başıdır. Bu hâl, o Hazret'e has olan şaşılacak faziletlerdendir. O, zıtları nefsinde toplamıştır; yiğitlikle gönül alçaklığını, üstünlükle kulluğu nefsinde cemetmiştir."

Kitabı okuyanlar 21 okur

  • Zeynep
  • Ahmet Fota
  • Sürgün  Şehzâde
  • Sonyemin
  • Tarık Dalmızrak
  • NİHAT YILMAZ
  • Cihangir
  • ADI DEĞMEZ
  • hissi_derun
  • Mücahid Yıldırım

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%75 (6)
9
%12.5 (1)
8
%12.5 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0