·
Okunma
·
Beğeni
·
4.464
Gösterim
Adı:
Netoçka Nezvanova
Sayfa sayısı:
199
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756298824
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bahar Yayınevi
Baskılar:
Netoçka Nezvanova
Netoçka Nezvanova
Netoçka Nezvanova
Netoçka Nezvanova
Netoçka Nezvanova
Yirmi yaşlarında, opera sanatçısı bir genç kızın dokuz yaşından itibaren yaşadıklarıyla içtenlikle ve dürüstçe yüzleşmesi. Öz babasını hatırlamayan karakter, her dönemi birbiriyle çelişen karmakarışık bir iç yapıya sahip, olağandan fazla duygusal, sevgiye muhtaç, sevmeyi bilen ve sevdikleri için her türlü özveride bulunan biri. Dostoyevski'nin kaleminden arı ve akıcı bir anlatımla, yaşadıklarında herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği, sıra dışı bir karakter Netoçka Nezvanova.
219 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Maalesef yarım kalmış olan bu kitap için o kadar fazla olumlu sözler yazılır ki, eğer bunları yazmaya kalksam sayfalar dolusu yer kaplar. Böyle bir kitabın Dostoyevski'nin tutuklanması nedeniyle yarım kalmasının Dünya Edebiyatı için gerçekten büyük bir kayıp olduğu düşüncesindeyim. Eğer yazar tutuklanmayıp kitabını bitirebilmiş olsaydı kesinlikle en önemli eserlerinden biri olacağı kesindi. Belki de en iyisi olacaktı.

Yazar on yıllık mahkumiyet ve sürgünlük döneminden sonra nedense kitabı tamamlamak istememiş ve öyle kalmasını uygun görmüştür. Bence de doğru olanı yapmıştır. Çünkü bir insanın hayatında on yıllık bir dönem ruhunda büyük değişiklikler meydana getirir. Hele hele bu dönem gerçekten zorlu bir mahkumiyet dönemi ise bu değişiklikler kat kat fazla düzeyde olur. Eğer yazar bu dönemde kitabını tamamlamaya kalksa , devamı çok farklı olur ve kitabın başıyla devamı ve sonu arasında uyumsuzluklar olurdu diye düşünüyorum.

Kitaba gelince ; şu ana kadar okuduğum Dostoyevski kitapları arasında en akıcı ve en sürükleyici olanıydı diye söylesem doğru bir cümle olur. Gerçekten müthiş bir sürükleyicilik hakim kitapta. Hatta bıçak gibi birden bire kesilen son sayfaya kadar bile bu sürükleyicilik son sürat devam etmektedir.

Belliki çok uzun bir roman olarak planlanan bu kitabın konusu ise Netoçka isimli bir kızın hayatının anlatılmasıdır. Netoçka'nın çocukluk, büyüme ve genç kızlık dönemlerine kadar anlatılmış ve orada maalesef kesilmek zorunda kalınmıştır. Devamı yazılabilse kaç sayfa olurdu bilemem ama çok uzun olacağı kesindir. Çünkü konunun ilerleyişi onu göstermektedir.

Kitapta işlenen ana tema ise bana göre sevgidir. Daha doğrusu Netoçka'nın yaşama dönemlerine ve yaşadıklarına göre verdiği kişilerle değişen saf ve masum sevgisi. Netoçka 'nın bu dönemlerdeki ruhsal analizi ise muhteşem bir şekilde yapılarak okuyucuya yansıtılmaktadır.

Her ne kadar yarım kalmış olsa da büyük beğeniyle okuduğum ve Dostoyevski'nin en iyi kitaplarından biri olarak gördüğüm bu kitabın mutlaka okunmasını tavsiye ediyorum.
219 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Dostoyevski'nin yarım kalan ve ilk büyük roman denemesi olan Netoçka Nezvanova tamamlanmamış olmasına rağmen aslında birçok açıdan Dostoyevski külliyatında önemli bir eser.


Dostoyevski, Ev Sahibesi'nden önce bu romanı kaleme almaya başlamış ama tamamlanmamış hâli bile Ev Sahibesi'nden ancak iki yıl sonra yayımlanabilmiştir. Dostoyevski, edebiyat hayatının henüz başlarında kaleme aldığı ve diğer ikisinden daha büyük bir proje olan üçüncü kitabını neden bir anda kenara attı ve çok daha kötü bir novella ve kendi standartlarının yanından bile geçmeyen kısa öykülerle uğraştı? Hem Ev Sahibesi'ne hem de kısa öykülerine yaptığım incelemelerde değindiğim gibi, bence o novellanın ve kısa öykülerin konularına ilham kaynağı olan sebep yüzünden. Yani Bayan Panayev'e duyduğu aşk ve hayal kırıklığı. Yazdığı novella ve kısa hikayelerde genellikle erkek karakterlerde kendisini ve duyduğu aşkı anlatırken, kadın karakterde evli olan Bayan Panayev'i anlatmış ve kadın karakterlerin evli olması ya da hayatlarında başka bir erkeğin olması nedeniyle, kendisini anlattığı karakterler tıpkı gerçek yaşamda olduğu gibi sevdikleri kadınlara kavuşamamıştır. Yani Dostoyevski hayatının büyük bir kısmında olduğu gibi yazarak duygu boşaltımı yapmıştır yine bu dönemde. Bence Netoçka'yı bir kenara bırakmasının nedeni hem konu hem de bu romanındaki baş karakterin bir kadın olması nedeniyle, kendi hayatında bir kadına hissettiklerini ve duygularını bu romanla dışarıya vuramayacak olmasıdır. Bu benim çıkarımım. Sebebi çok başka olabilir tabii ki. Ama o dönem yaşadıklarına ve yazdıklarında sürekli aynı konuya odaklanması sonrası çok mantıklı geliyor. Romanın yayımlanmaya başladığı 1849 yılında Dostoyevski'nin hapiste ve sonrasında sürgün yolunda olmasıyla roman öylece kalıyor. Sonrasında neden devam etmeye kalkmadı? İncelemenin sonlarında yine kendi düşüncelerimle ufaktan değineceğim bu konuya.


Dostoyevski sanırım altı bölüm olarak tasarlamış bu romanı. Ancak elimizde üç bölüm var. Ve birbirinden tamamen kopuk, bağlanmayan ve aslında doğru düzgün, net bir konusu da olmayan üç bölüm. Bu kopukluk öyle bir dereceye varıyor ki, Netoçka adını çıkarıp, bu bölümler üç farklı kadın adı verilerek yayımlansaydı elimizde mis gibi öyküler olurdu. Üç bölümün sonu da benim için Ev Sahibesi'nin sonundan bin kat daha iyiydi bu arada.

Öncelikle küçük bir kız çocuğu olan Netoçka'mızın adı Annetta. İnternette anlamının 'hiç kimse' olduğu ve karakterin adı belli olmadığı için Dostoyevski böyle bir isim koymuş, gibi bir bilgi var. Benim okuduğum çeviride 'küçüğüm' anlamına geldiği söyleniyordu karakterin kendisi tarafından. Çeviri faciası desem Annetta adı var bir taraftan. Net bir bilgiye sahip olan belirtirse sevinirim.

İlk bölümde o dönem oldukça popüler olan müzik ve müzisyen teması hakim. Netoçka'nın hasta ve zayıf annesinin ikinci evliliği ve evlerindeki yaşantı küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatılıyor. Yefimov'un gerçek babası olmadığını sonradan öğrenen Netoçka'nın, babalığına beslediği aşkı (direkt aşk besliyorum diye kendi ağzından duyuyoruz) ve zaman zaman bu düşünceden rahatsız olmasına rağmen annesinin ölümünü dilemesini okuyoruz. Freud, Oidipus ve Elektra kompleksini ortaya atmayı geçtim henüz doğmamışken, bu konuyu işliyor romanında Dostoyevski. Yefimov daha sonraları da romanlarına büyük etki edecek sorunlu baba figürünün ilk ayağı oluyor. Sorunlu baba figürlerinin romanlarında bu kadar büyük bir paya sahip olmasının nedeni Dostoyevski'nin evlere şenlik bir babası olmasındandır. Yefimov önceleri bir toprak sahibinin orkestrasında klarnet çalmaktadır. Tanıştığı Fransız bir kemancının ona keman çalmayı öğretmesi ve öldükten sonra kemanını kendisine bırakmasıyla keman çalmaya merak sarar. Daha sonra soylu bir kemancının yeteneğini övmesiyle kibir içinde orkestradan ayrılır ve o dakikadan itibaren kemanı en iyi kendisinin çaldığına dair bir sanrıya kapılır. Hiçbir başarıya ulaşamamasının nedenini küçücük bir odada yaşadığı karısına bağlar. O ölünce sanatının özgür kalacağını ve kemanı tekrar eline ancak o zaman alacağını söyleyerek kendini avutur. Avrupa'dan gelen bir müzisyenin başarılı konseri sonrası bu avuntu yok olur ve konserden eve geldiğinde karısının öldüğünü gördükten sonra Netoçka'yı bırakarak kaçar. Kurduğu dünyanın üstüne yıkılmasını kaldıramaz ve iki gün sonra ölür. Dostoyevski bu karakter üzerinden kendi yeteneğiyle ilgili korkuları dile getirir aslında. İnsancıklar'ın başarısından sonra gelen ün ve övgülerle başı dönen, böbürlenen Dostoyevski'nin, Öteki romanının yerin dibine sokulması sonrası kardeşine yazdığı çeşitli mektuplarda başarısızlığını kendine değil hep başka sebeplere mal ettiğini görüyoruz. Sonradan yazdıklarına gelen ağır eleştirileri de hep başka kişilere ya da sebeplere yüklemeye devam etmiştir. Yazdığı bu karakterle birlikte, acaba İnsancıklar bir tesadüf müydü, aslında iyi bir yazar değil miyim, gibi korkuların kendisini sardığını söyleyebiliriz. Sibirya olmasaydı bence sonu bu karakter gibi olurdu büyük ihtimal.

İkinci bölüm annesi ve babalığını kaybettikten hemen sonra önünde bayıldığı evde oturan bir Prens'in Netoçka'yı evlat edinmesiyle başlıyor. Prens'in küçük kızı Katya ile Netoçka'nın arasında yaşanan olaylar ve yer yer erotizme bile kayan ilişkileri anlatılıyor. Oldukça cesur bir deneme. Moskova'da bulunan diğer kızlarının hastalanması sebebiyle Prens ve ailesinin Petersburg'u terketmesiyle bu bölüm de final yapıyor.

Üçüncü bölüm benim için en sıkıcısıydı. Prenses'in ilk eşinden olan kızının yanına gönderilen Netoçka'nın, bu kadını annesi bellemesi ve bu kadının eşiyle olan ilişkisine dair gözlemleri anlatılıyor. Sekiz yıllık bir zaman diliminde geçiyor. Final ise oldukça Türk filmi kıvamında oluyor.


Dostoyevski Sibirya'dan sonra neden devam etmedi? Bence zaten birbirinden bu kadar kopuk olan yarısı bitmiş bir romana, Sibirya sonrası ikinci ve büyük doğumunu gerçekleştirmiş, olgunlaşmış, kalemi ve kendisi tamamen değişmiş hâlde devam etmeye kalkarsa bölümlerin birbirinden iyice kopuk olacağını düşünmüş olabilir. Yazdığı bölümler sımsıkı birbirine kenetlenmiş olsaydı bile o kadar yıl ve acıdan sonra yazmaya devam ettiğinde ilk üç bölüm ve sonradan yazdığı bölümler tamamen farklı insanlar tarafından yazılmış olacaktı.

Dostoyevski'nin dehasını her daim konuşturduğu psikolojik tahliller açısından bakarsak, ustalık eserleri öncesi ayak seslerinin Sibirya öncesi en net duyulduğu eser bu oldu benim için. Yarım kalmış, birbirinden kopuk bölümlerden oluşmuş, bu sebeplerden ötürü okumama gerek yok demeden sırf psikolojik tahlilleri için bile okunması şart.
219 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Birisi bana bu kitabı kim tamamlayabilir diye bir soru sorsaydı, Dostoyevski derdim. Bu kitaba devam etmek cesaret ister. Kitap, yazarın diğer kitapları gibi okura çaresizliği doya doya yaşatıyor. Bir çocuk, içten içe annesinin ölmesini güzel bir şeymiş gibi görüp, bunu kendisinden saklayabilir mi? Üstelik çocuk da iyi, anne de. Nasılsa katil ve hırsız olan Raskolnikov'u da bize sevdiren aynı yazar. Kitap yarım evet. İsteyerek veya istemeyerek, bilemiyorum. Ama bu yarım kitabın içine bir çok dünya klasiği sıkıştırılmış. Öyle ki, kitabı bir yerlerde hala yaşıyor sanıyorum. Kafka okuyabilen herkes bu kitabı sevebilir. Ortak yönleri ikisi de insanı kitap başında sıkıştırabiliyor. Ve Kafka'yı kıyasla bildiğimiz Dostoyevski; akıcı, anlaşılır, hikaye tadında.
192 syf.
"Dostoyevski'yi okudum, o gün bu gündür
huzurum yok."

Cemal Süreya


Yorum ve spoiler birlikte sunulmuştur.


Dostoyevski, 1800'lü yıllarda Rusya dahil tüm dünyada ortaya çıkan  savaşları, devrimleri, ayaklanmaları, büyük fikir değişikliklerini, toplumsal değişimleri ve bunların getirdiği zor koşulları görmüş; askerlikten kürek mahkumluğuna uzanan karmaşık ve yoğun psikolojik dönemler geçirmiş, eserlerinde bunları kendi tarzında, insan ruhunun inceliklerini, yaralarını ve zayıflıklarını, bağlayıcılığı yüksek bir dille ifade etmiştir.

Netoçka, Dostoyevski'nin ilk eserlerini verdiği dönemlerde başladığı, fakat para sıkıntısı çektiği için gazetede yazmaya başlamasıyla birlikte uzaklaşıp, tamamlayamadığı eseridir.
Kitap, Dostoyevski'nin de izniyle cezaevinde bulunduğu dönemde yayınlanmıştır.

Roman, Netoçka'nın ağzından kendi hayatını, yaşadığı olayları, kendi bakışıyla -çocuk saflığı, sadeliği, neden-sonuç bağlamından uzak, olduğu gibi, içten bir şekilde- dile getiriyor.

Kitap 3 bölümden oluşuyor.
Bu bölümlerde, Netoçka'nın, hayatının uğradığı değişiklikler ve bunların ona ruhsal ve gelişimsel anlamda kaybettirdikleri ve kazandırdıkları anlatılıyor.

Netoçka, hastalıklı ve zayıf yaratılışlı olan annesi, müzisyen ve aylak babası Yefimov ile yoksul bir hayat sürüyor.
Betimlemeler de özellikle bu olguyu çok daha iyi kavrıyoruz:

"Altı katlı, büyük bir evin tavan arasında oturuyorduk.
Odamızda eşya diye, muşamba kaplı, yer yer kıtığı fırlatılmış eski bir kanepe; düz bir masa, iki sandalye, annemin karyolası, köşede bir dolap, her zaman çarpık duran bir komodin, pamuklu bezden yırtık pırtık bir paravan vardı."

Yoksul ve ahlaklı bir yaşam birlikte mümkün mü?

Ahlak anlayışı kişiye ve topluma göre değişir mi?

Rahat bir yaşamda, rahatlığın sembolü ekonomik güç müdür?


Netoçka, bu sefil hayatta bir şeye tutunmaya çalışıyor ve adını bile bilmediği şey, sevgi...
Babasıyla kırmızı perdeli o büyük evde yaşamayı düşlüyor, ama nasıl?

#41046856


Babası, küçük hesapları için küçücük bir çocuğu, etkilerini düşünmeksizin, ahlaki değerlerden yoksun alışkanlıklara yöneltiyor...

— Eskisi gibi akıllı çocuk olacak mısın?

— Olacağım babacığım, olacağım! Annemin paralarını nereye koyduğunu söyleyeceğim sana. Dün komodinin şu gözündeki kutudaydı!



Sefil hayat, annesi öldükten sonra babası tarafından da terk edilen Netoçka adına değişime uğruyor. Prens H, Netoçkay'ı evine alıyor ve yeni insanların, eğitimlerin ve yeni giysilerin olduğu, kendisine çok yabancı olan bir dönem başlıyor.

#41049468



Ait olmama hissi, kabul görememe ve anlaşılmama hissi ve çocukluğun verdiği sevilme açlığı burada kendini açıkça belli ediyor. Yine kendi kalbini kendi gibi çocuk kalbine Prensin kızına açıyor. Özellikle bu ilişki çok etkileyici.
Çocuk gibi küsüyorsun, çocuk musun hemen ağlıyorsun, çocuk gibisin ne kadar safsın, çocukluk ediyorsun...
Bu söylemlerimizin hemen hepsi,inişli çıkışlı, garip duygu geçişleri olan bu ilişkide can buluyor:

— Anneniz, babanız var mıydı?

— Vardı.

— Sevmezler miydi sizi?

— Niçin... Severlerdi kuşkusuz.

— Fakirler miydi?

— Evet.

— Çok mu?

— Çok.

......

— Papucunu bağladığım günü anımsıyor musun?

— Anımsıyorum.

— Hoşuna gitmiş miydi?
O anda çok sevimli göründün gözüme.
"Ne düşünürse düşünsün, papucunu bağlayacağım!" dedim. Doğrusu bende hoşlanmadım değil yaptığımdan. Vallahi öpmek de istedim seni o anda...

Netoçka, çocukluktan çıkacağı dönemlerde her şey daha belirgin hale geldiğinde, sorgulamaya, değişmeye, keşfetmeye ve yeni alışkanlıklar kazanmaya başlamıştır. Dolaylı yollardan eline geçen bir mektupla hayatı yine başka bir yönde değişir.

Henüz çocukluktan çıkan genç bir kadın, tüm dünyada geçerli klişe şu öğretileri keşfediyor:

'Ayrı dünyaların insanıyız.'

'Ben sana layık değilim.'

'Tüm dünya bize karşı.'


— Dile düştük! Benim yüzümden bundan böyle küçük görecekler seni. Alay edecekler seninle. Aşağılık bir insanım onların gözünde ben çünkü! Ah, sana layık olmadığı için ne çok suçluyum. İyi bir aileden gelseydim, toplumda önemli bir yerim olsaydı, bağışlarlardı seni!

Yarım olmasına karşın etkileyen, masalsı havası olan,
kısa zamanda okuyabileceğiniz sadelikte bir kitap.
Güzel bir keşif olabilir. Benim için öyle oldu.

Keyifli okumalar.
Sevgiyle.


 
219 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Bir dostoyevski hayranı ve okuyucusu olarak artık benim romanım netoçka 'dır... Bu roman yarım kalmamıştır. Dostoyevski bu romana devam etmek istememiştir. Çünkü eğer dosto iseniz böyle bi romana geri dönmek istemezsiniz... Sonunu bu kadar mükemmel bağlaması olağanüstü anlatımı ah şu dostoyevski yok mu beni benden alıyor... O kadar başarılı bi anlatım ki sanki bütün olaylar yanımda oluyor.. Anne babasının arasında kalan yalan söylemeye mecbur kalan küçük kız.. anne babasını kaybeden küçük kız... ve yakın kız arkadaşına aşık olan netoçkam.. Niçenin dediği gibi Dostoyevski benim tek psikoloğum.. Netoçka da kendimi çok gördüğüm için bu roman artık benim romanımdır diye bodoslama dalış yaptım... Ah benim güzel netoçkam ...
144 syf.
·2 günde·8/10
1849 tarihli Dostoyevski eseri. Yani 28 yaşındaki Dostoyevski’nin kronolojik sıralama olarak baktığımızda ilk beş romanından biri.

Kimi yorumlar eserin ‘yarım kaldığı’ üzerine. Detaylı bir Dostoyevski biyografisi okumayanlar bence yarım kalmış dememeli. Evet bu esere nokta koyduktan hemen sonra Nisan ayında mahkumiyeti başlar Dostoyevski’nin. Belki de okuyucuya bıraktı o aile trajedisinin ve ilişkilerin sonucunu...

Eser ismi aynı zamanda kahramanımız. Netoçka. Eseri Netoçka’nın ağzından okuyacaksınız son sayfaya dek. Zeki, güzel, duyarlı ve derin ruhlu bir kız çocuğudur Netoçka. Onun 6-7 yaşlarından 17 yaşına kadarki dönemine şahit olacaksınız.

Unutmadan. Dostoyevski eserlerinin hemen hepsinde kendi hayatına dair izleri bulmak mümkün. O yüzden Dostoyevski’nin nasıl bir aileye sahip olduğunu araştırırsanız bu eseri daha bir anlamlı gelecektir sizlere.

Yanılmıyorsam bu eser kaliteli çeviriyle sadece İletişim ve Varlık Yayınlarında mevcut. Az okunur bir Dostoyevski eseri olmasını, Can Yayınları ve İş Bankası Kültür Yayınlarının çevirisini yapıp yayımlamadığına bağlıyorum ben.

Yine bir psikolog edasıyla yorumladığı Netoçka ve diğer karakterlerine hayran olacaksınız.
Neden bekliyorsunuz daha?
219 syf.
"İşte biz de öyleyiz Netoçka; bir tel fazla gerilirse kopar... Sesi ne kadar acıydı, değil mi?"
Öğrendiğime göre, Netoçka Nezvanova Dostoyevski'nin ilk roman denemesiymiş. Bu romanın kaderi ise, yarım kalmakmış.
1849'da tutuklanıp Sibirya'ya sürgüne gönderilmesiyle roman yarım kalmış ve Dostoyevski hiçbir zaman Netoçka Nezvanova'ya geri dönmemiş.
Ben ,tamamlanmamış haline rağmen, bu kitabı çok sevdim.
Netoçka'nın dram yüklü hayatının, bu hayattaki çilekeş annesinin ve başarısız bir müzisyen olan babasının hikayesi beni derinden etkiledi.
Derinlemesine işlenen acı, aşağılanma,pişmanlık karakterler üzerinden bu kadar iyi anlatılamazdı!
Yazar kitaba devam edebilseydi acaba nasıl bir son bizi beklerdi merak ettim doğrusu.
Friedrich Nietzsche ;"Dostoyevski kendisinden birşeyler öğrendiğim tek psikologtu." demiş. Bence haklı, ben insanı bu kadar iyi anlatan bir Zweig tanırım bir de Dosto...
219 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Sen ne güzel bir kitaptın Netoçka Nezvanova... Hayatı kederle üzüntüyle geçmiş küçük bir kızın öyküsü. Kitabın dördüncü bölümünü nasıl yazardı acaba Dostoyevski? Netoçka’ ya nasıl bir yol çizerdi? Çünkü kitap yarım kalmıştır. Dostoyevski siyasi olaylardan dolayı tutuklanmış, cezaevinden çıktıktan sonra da bu kitaba devam etmemiştir. Öyle duyguyu öyle güzel; kederlere rağmen insanın ruhunu saracak, ısıtacak bir roman olmuş. En çok Netoçka’nın acılı, çocukluk hikayesinde etkilendiğimi söylemeliyim. Babalığı Yefimov, kimi zaman güldürdü beni kimi zaman herkesi güldürüp, içi kan ağlayan bir palyoçaya benzettim onu. (Spoliere) Evden kaçtıktan sonra Netoçka’yı kandırıp onu orada öylece bırakması hele... Netoçka’nın arkasından koşması... Çok etkiliydi. Dostoyevski gene uzun uzun kişileri tasvir etmiş. Tabii yazar Dostoyevski olunca insan kitabın sonunun hüzünlü biteceğini tahmin ediyor - kitaplarında neredeyse hiç mutlu son yok -. Kitap yarım kalsa da Dostoyevski’nin daha sonra unutulamaz eserler vereceği bu kitaptan belliymiş resmen. Netoçka Nezvanova... Kibritçi Kız gibi üzdün beni. Peki kitabı siz yazıyor olsaydınız nasıl bitirirdiniz? Bu dünyadan bir Dostoyevski geçti...
219 syf.
·5 günde·9/10
Dosto amca'nın bana ve okuyucularına bitirmemesi ile okuyucularına attığı en büyük kazık bence bu kitap. Dün kitabın etkisinden ve bitmemiş olmasından dolayı kitap okuyacak enerjiyi bulamadım. Öbür tarafta ilk karşılaşmamız da(Bu konuda da yaratan ile huri pazarlığıyla birlikte zihin sarayımdaki kişilerle tanışasaya kadar dilekçelerle bunaltmayı düşünüyorum. :D Bir şekilde zihin sarayımdaki kişilerle buluşasıya kadar ısrarımdan vazgeçmeyeceğim. :D) bu konuda sitem edeceğim. Ondan sonra kitap hakkında düşünceleri öğrenesiye kadar darlayacağım ve o tarafta kitap yazma imkanı varsa ve hala bu kitabı tamamlamamış ise tamamlayasıya kadar başının etini yiyeceğim. :D Gelelim kitabın genel hatlarına, dil konusunda dosto amca'nın en üst kitaplarından biri, kurgu hakkında tamamlanmamış olmasından dolayı çok sisli ve bulanık. Hayal gücüne o kadar çok yer var ki sırf karakteri sevdiğim için kitabı kendimce yeniden tasarlama arzusu doğuruyor bende. Konu olarak ana karakterin ilk kısımda açlık sınırında çok yakın yaşayan bir aile ve düşünce olarak çok değişik ve garip bir babanın ile azim ile aileyi bir arada tutmaya çalışan ama siniri çok gergin olmasında dolayı yanlış anlaşılan melek gibi bir annem. İkinci kısımda ise şaşanın en üst olduğu bir ailede başlayan bir yaşam ve ilginç bir arkadaşlık ve değişik bir bir şekilde gelişen olaylardan oluşuyor. Ana karakteri rasnovnikov karakterden çok daha ilginç bulduğumu ve eğer kitap tamamlanmış olsa bence suç ve cezadan daha ünlü olacağını düşünüyorum. En azından en iyi 3 kitabı içerisine kesinlikle girerdi. Bence kesinlikle ana karakter ile bir kez olsun tanışmanızı öneririm.
219 syf.
·Beğendi·8/10
Dostoveyski'nin büyük bir kitap yazma isteği sonucu yazmaya başladığı ve 1849 yılında tutuklanması sebebiyle yarım bıraktığı kitabıdır. Dostoyevski'nin diğer kitaplarını okuduktan sonra bu kitaba başlayan birisi muhtemelen kitabın konu, üslup vb. şeyler bakımından çok eksik olduğunu düşünecektir. Fakat eğer Dostoyevski'nin kitaplarını kronolojik sırayla okursanız bu kitabın Dosto'nun daha sonra yazacağı büyük eserlerin bir nevi habercisi olduğunu görürsünüz. Dostoyevski daha sonra kullanacağı pek çok tekniği bu kitapta geliştirmiştir. Eğer kitap yarım kalmamış olsaydı Suç ve Ceza ya da Karamazov Kardeşler'den daha büyük olur muydu bilemem ama gerçekten büyük bir kitap olacağı kesindir.
219 syf.
·Beğendi·9/10
Kitap, Dostoyevski’nin bitiremediği romanıdır.Kitap yarım kalmıştır çünkü Dostoyevski devrimci eylemlere katıldığı için tutuklanıp Sibirya’ya götürülür.Geldikten sonra da devam etmez.Kitap hakkında bilgi vereceğim kitabı okumayanlar okumasın buraları, Netoçka, üvey babası ve annesiyle birlikte yaşamaktadır.Yegor Yefimov Bedbaht ve bir o kadar da boş bir adamdır.Netoçka’nın annesiyle de parası olduğu için evlenmiştir.Netoçka annesini sevmemektedir.Babasını sevmektedir ve annesinin ölmesini istemektedir çünkü babası onu annesi ölünce feraha kavuşacakları yalanıyla kandırmıştır.Ve sonunda annesiyle hastalıktan ölür, babası Yegor Yefimov’da Netoçka’yı bırakıp kaçar.Netoçka zengin bir aile tarafından evlatlık alınır.Bu evlatlık ailenin kızını çok sever ,ayrılamaz olurlar.Fakat çocuğu ailesi ayırır.O da ablasıyla yaşamaya başlar.8 yıl böyle sürer.Ve artık Katya(Zengin ailenin kızı)’nın ablası bir anne olmuştur Netoçka için.Fakat tam burada, hikaye Netoçka ve Katya bir araya gelmeden biter, ve asla devamı gelmez.Yorumum ise şu şekilde mükemmel bir ustalıkla yazılmış kitap, herkesin okumasını tavsiye ediyorum.Yegor Yefimov’u hiç sevmeyeceksiniz.Annesine ise acıyacaksınız.
192 syf.
·30 günde·Puan vermedi
1 ay boyunca Natenka ile gezdim yanımdan ayırmadım tabi bu benim yavaş okumamdan kaynaklıydı. Ama hikayeyi o kadar uzatarak okumama baktığımda Natenkayı hiç biryere ait hissetmedim ve benim açımdan bu kitap için çok gerçekçi bir yaklaşım oldu.
Bütün benliğim senle dolu! Ah, niçin, niçin böyle oldu? Niçin ayrılıyoruz? Öğret bana -benim aklım durdu çünkü, hiçbir şey anlayamıyorum- öğret bana: Kendini nasıl böler insan? Yüreğini göğsünden nasıl koparıp atar da onsuz yaşar? Ah, seni bir daha göremeyeceğimi düşündükçe!
- Niçin hep ağlıyorsunuz? diye sordu.
Gözyaşlarım arasında yanıt verdim sorusuna:
- İstemiyorsanız bir daha hiç ağlamam.
"Vaktiyle, çok eskiden ben de tatlı düşler görür, saf saf birtakım hayaller kurardım. Ama bunlar öyle uzakta kalan şeyler ki!..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Netoçka Nezvanova
Sayfa sayısı:
199
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756298824
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bahar Yayınevi
Baskılar:
Netoçka Nezvanova
Netoçka Nezvanova
Netoçka Nezvanova
Netoçka Nezvanova
Netoçka Nezvanova
Yirmi yaşlarında, opera sanatçısı bir genç kızın dokuz yaşından itibaren yaşadıklarıyla içtenlikle ve dürüstçe yüzleşmesi. Öz babasını hatırlamayan karakter, her dönemi birbiriyle çelişen karmakarışık bir iç yapıya sahip, olağandan fazla duygusal, sevgiye muhtaç, sevmeyi bilen ve sevdikleri için her türlü özveride bulunan biri. Dostoyevski'nin kaleminden arı ve akıcı bir anlatımla, yaşadıklarında herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği, sıra dışı bir karakter Netoçka Nezvanova.

Kitabı okuyanlar 369 okur

  • Zübeyir Yılmaz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0