Niçin Ağlıyorsun Elisabeth Mutlu Değil miyiz?Selahattin Yusuf

·
Okunma
·
Beğeni
·
649
Gösterim
Adı:
Niçin Ağlıyorsun Elisabeth Mutlu Değil miyiz?
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759964146
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Yayıncılık
James Joyce'un sözü, aslında birçok yazarın edebiyat etkinliğini, o belli belirsiz türe dahil ediyor: "Kingstown İskelesi, dedi Stephen, yalnızca hayal kırıklığına uğramış bir köprü..."

Bu kitap, hayal kırıklığına uğramış bu köprülerle epey içli dışlı olmuş bir yazarın çalışması. Sulara doğru uzanmış bir tahta iskeleyi, karşı kıyıya doğru uzanırken önü kesilmiş olarak hayal etmek, iskeleye bir "hayal" izafe etmek, sonra da onun kırıldığını ima etmek...

Yazarların çoğunun, bilerek veya bilmeyerek burnunu soktuğu bir alan bu. Umudu umutsuzca vurgulamak, umudu umarsızca ve şiirsel bir ısrarla vurgulamak, bu yazarların en önemli özellikleri aslında. İsmine en çok "modern" denilen hayat tarzının, aynı zamanda büyük karakter sahibi de olan büyük yazarlarda bıraktığı izler, yaralar, gerçekten merak etmeye değer. Çünkü içinde yaşadığımız zamanı ve hayatı daha derinden kavrayabilmemiz için, daha "yeni" kavrayabilmemiz için, onların hayal kırıklıklarına eğilmek zorundayız.

Selahattin Yusuf'un, hayal kırıklığına uğramış iskelelere doğru yıllar boyunca yaptığı uzun yolculuklar, sevdiği yazarların bazılarıyla kurduğu yakınlıklar, bu kitabı ortaya çıkardı.

Umarız, hayatı ve edebiyatı daha iyi anlamada okurlara bir katkısı olur.
(Tanıtım Bülteninden)
Edebiyat, sanat ve düşünürler dünyasına belli kişiler üzerinden bir bakış sunan, entelektüel birikimi ile okurlara katkı sağlayabilecek bir kitap. Nietzsche'nin hasta yatağında kardeşine söylediği söz kitabın adını oluşturmuş ki içerik hakkında bilgi sahibi olmadan sırf kitabın adı için satın almıştım. Bir de Orhan Pamuk'la ilgili yazarın sözleri de ilginçti...
Nietzsche, "Ancak önümüzdeki yüzyılda anlaşılacaklar." dediği aforizmalarını İsviçre'nin bir orman köyünden yazıyordu insanlığa ve şöyle diyordu : "Bir fikir için yanmışsın, kül olmuşsun ne çıkar; mademki o fikir senin kendi yangınından sadır olmuyor!" Nietzsche'nin kendi yangını neydi sanırsınız? Bir Aşk.
"Kendini çözemeyen kişi kendi dışında hiçbir şeyi çözemez." (Tutunamayanlar)
Oğuz Atay, "kendini çözmek" ten neyi kastediyor acaba? İnsan yeryüzünde var olduğu günden beri kendini ve çevresini çözmeye çalışmıyor muydu? İnsanın çevresine anlam izafe etmesinin tarihi yine kendisiyle yaşıt değil miydi yoksa? Evet. Ama Oğuz Atay'ın derdi, Türkiye'deki insanın "kendini çöz(ümle)mesidir. İşte yazarın Batılılığı buradan başlıyor.
İnsanın, bakışını varoluşsal bir duyarlıkla kendisine çevirmesi, tastamam Batı'nın bir icadıdır. Rönesans'ın getirip insanoğlunun önüne bıraktığı hayatî yenilik budur. Modern Batı uygarlığının kökeninde "insanın -önce- kendini çözmesi" dürtüsü yatmaktadır. İnsan, şu ya da bu şekilde bir çözümlemenin konusu olacak, varlığı bir "sonuca" bağlanacaktır. Burada, söylediğimiz bu şeylerden ziyade, söylediklerimizin doğal olarak ortaya çıkardığı, o söylemediğimiz şey önemlidir: Demek ki insan bir sorundur!
Şöyle bir söz vardır: "Ne gülüyorsun! Bu anlattığım senin hikayendir." diye. Şimdi burada anlattığımız hikayenin bizim, Türkiye'nin hikayesi olduğunu söylemeye gerek var mı? Bizim de Petro'muz olmadı mı? Bizim de Turgenyev'lerimiz olmadı mı? Bizim de Narodnik'lerimiz (Halkçılar) olmadı mı? (Abdullah Cevdet salağının 'Avropa'dan damızlık erkek getirelim, yeni bir nesil yapalım.' dediğini bildiniz mi?), Bizim de Kesen tek partimiz olmadı mı? Bizim de yeniden yapılanan ulus için St Ptersburg gibi yeni ve sembolik bir büyük şehrimiz olmadı mı?
Faulkner..
Bir kitabının daha Türk diline çevrilmesi yeterli bir sebep midir acaba durduk yerde seni bu dille anlatmaya? Ruhunu ve büyük asalet mirasını, bugün ancak süs şebekleri kadar kontrol edebilen bir milletin içinden yazıyorum bu yazıyı. Bir kliniğin zavallı sakinleri gibi oturmuş bön bön duvara bakan bir ülkeden yazıyorum. Kendine bir gelecek edinse bile, onunla ne yapabileceği konusunda akıl yürütmekten ürken, yatalak bir üçüncü dünya ülkesinden yazıyorum. Geçmişinin tazyikiyle geleceğinin çıkışsızlığı arasında mahsur kalmış bir coğrafyadan yazıyorum. Sanatsız, fehmsiz, edebiyatsız kalmış, çöküşünün estetiği bile doğru düzgün kurulamamış bir medeniyetin yeraltından yazıyorum. Ama bir bilgenin deyimiyle; "yarısı hırsız yarısı polis, yarısı avukat yarısı savcı" bir toplumun tam göbeğinden yazıyorum bu yazıyı.
Faulkner; liseyi ilginç bulmayıp ikinci sınıfında bıraktığında, eğitimini komşuları Phlip Stone üstlendi. Philip Stone, genç William'a ilgisini çekecek cinsten bir eğitim programı hazırlıyordu. Programın içindeki kitaplar Charles Dickens'tan tutun da Charles Baudelaire'e, Verlaine'e, Arthur Rimbaud'ya, Stephan Mallarme'a, James Joyce'a, T.S. Eliot'a, Oscar Wild'a ve Condrad Aiken'e kadar bir yığın simgeci şair ve yazarı kapsıyordu. Faulkner bu yazarların ve şairlerin hepsini çok sevmiş olacak -bunu kitaplarından anlayabiliyoruz bugün- ama özellikle bir tanesine, James Joyce'a tutulduğunu sonradan kendisi itiraf etmiştir.
"Gözlerimizi kaparız; bütün mesele burada başlamaktadır. Gözlerimizi yumarak baktığımızda, işte o dolaysız bakıştır. Dolaysız bilgi buradan doğar. Kişi kendine bakarak ne öğrenebilirse ancak onu bilir. Bütün sahici tecrübeler bu ve benzeri dolaysız bilgilerden edinilmiştir. Yani, gözlerimizin içine bakarak kazanırız. Sahici Sanatçının kuvveti görme gücü böyle oluşur."
Hollanda'da "modern" eğitim görmüş ve "muasır" Hollanda'nın büyüleyici gelişmişliğini, bütün Hollandalı'nın sabahları usturayı eline alıp yüzünü kazımasına bağlamış bulunan Deli Petro Rusya'ya döndüğünde, eli usturalı bir polis kuvveti bile oluşturmuştu. Zavallı Ruslar, steplerin hain soğuğundan korunabilmek için uzattıkları sakallarını, hükümetin elinden kurtarabilmek için yüzlerini iki avuçları arasına alıp sokak sokak kaçışıyorlardı!..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Niçin Ağlıyorsun Elisabeth Mutlu Değil miyiz?
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759964146
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Profil Yayıncılık
James Joyce'un sözü, aslında birçok yazarın edebiyat etkinliğini, o belli belirsiz türe dahil ediyor: "Kingstown İskelesi, dedi Stephen, yalnızca hayal kırıklığına uğramış bir köprü..."

Bu kitap, hayal kırıklığına uğramış bu köprülerle epey içli dışlı olmuş bir yazarın çalışması. Sulara doğru uzanmış bir tahta iskeleyi, karşı kıyıya doğru uzanırken önü kesilmiş olarak hayal etmek, iskeleye bir "hayal" izafe etmek, sonra da onun kırıldığını ima etmek...

Yazarların çoğunun, bilerek veya bilmeyerek burnunu soktuğu bir alan bu. Umudu umutsuzca vurgulamak, umudu umarsızca ve şiirsel bir ısrarla vurgulamak, bu yazarların en önemli özellikleri aslında. İsmine en çok "modern" denilen hayat tarzının, aynı zamanda büyük karakter sahibi de olan büyük yazarlarda bıraktığı izler, yaralar, gerçekten merak etmeye değer. Çünkü içinde yaşadığımız zamanı ve hayatı daha derinden kavrayabilmemiz için, daha "yeni" kavrayabilmemiz için, onların hayal kırıklıklarına eğilmek zorundayız.

Selahattin Yusuf'un, hayal kırıklığına uğramış iskelelere doğru yıllar boyunca yaptığı uzun yolculuklar, sevdiği yazarların bazılarıyla kurduğu yakınlıklar, bu kitabı ortaya çıkardı.

Umarız, hayatı ve edebiyatı daha iyi anlamada okurlara bir katkısı olur.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 24 okur

  • Ay Ce
  • Didem Kesriklioğlu
  • naz dumankaya
  • Emin K.
  • Nastasya
  • Büşra Özdemir
  • Ömer Salkım
  • Rüveyda Yavuz
  • Esra s
  • ihtiyar

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%66.7 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%33.3 (1)
2
%0
1
%0