Nietzsche Sustuğunda

·
Okunma
·
Beğeni
·
14
Gösterim
Adı:
Nietzsche Sustuğunda
Baskı tarihi:
Ekim 2009
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754881097
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yalçın Yayınları
Mehmet Uğur’un yazdıkları alışıldık “öykü”, “roman”, “deneme”, “anlatı” formlarının anlatıcısından farklı bir düzlemden sesleniyor. Bir kurgunun anlatıcısı olarak konuşmuyor. Dilin anlatım biçimlerini, biçimsel alışkanlıklarını kullanma teknikleriyle belirlenmiş insan zihninin özne nesne ayrışmasına uğramış düşleminden uyanışının bir dramatiği olarak okunabilir.
Herakleitos’dan Parmanides’e, Platon’a, Hint ve Çin felsefelerinin (Buda, Zen) özne nesne ayrışmasına uğramış zihnin sanı (doksa) yapılanmalarından çözünebilmeyi insanın düşünsel olgunlaşmasının nihai hedefi olarak sezmiş bir insanın dramatiği Sokrates’inkine benzemek zorunda olmasa da dramatik bir iç benzerliği hep paylaşır. Sanılarla belirlenmiş insanın kültür ve tarihsel bağlamında hakikat sezgisinin uyanışının bir kaderi, dramatik açılımı söz konusu bu metinlerde.
Hakikat sorununun merkez olduğu bir anlatıda yazarın, okurun metinle, düşünle ilişkisi de problematiktir. “Yazar”, “okur”, “metin”, “roman”, “deneme”, “dil”… Artık bu kavramların yerleşik anlamları üzerinden seslenmez insan duyarlığına. Hakikat sezgisinin ifadesine dolayım oluşturan bir metinde bu ayrımlar birbirine dönüşen ve birbirini dönüştüren bir ortam oluşturur, çağrıyla karşılığın içinde birlikte yankılandığı…
Edebiyatın hakikat duyarlığından kopmadığı bir metinde kendini gösteren değerleri, konvansiyonel, biçimsel değer ölçütleriyle ölçülemez.
(ERKUT SEZGİN, İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nietzsche Sustuğunda
Baskı tarihi:
Ekim 2009
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754881097
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yalçın Yayınları
Mehmet Uğur’un yazdıkları alışıldık “öykü”, “roman”, “deneme”, “anlatı” formlarının anlatıcısından farklı bir düzlemden sesleniyor. Bir kurgunun anlatıcısı olarak konuşmuyor. Dilin anlatım biçimlerini, biçimsel alışkanlıklarını kullanma teknikleriyle belirlenmiş insan zihninin özne nesne ayrışmasına uğramış düşleminden uyanışının bir dramatiği olarak okunabilir.
Herakleitos’dan Parmanides’e, Platon’a, Hint ve Çin felsefelerinin (Buda, Zen) özne nesne ayrışmasına uğramış zihnin sanı (doksa) yapılanmalarından çözünebilmeyi insanın düşünsel olgunlaşmasının nihai hedefi olarak sezmiş bir insanın dramatiği Sokrates’inkine benzemek zorunda olmasa da dramatik bir iç benzerliği hep paylaşır. Sanılarla belirlenmiş insanın kültür ve tarihsel bağlamında hakikat sezgisinin uyanışının bir kaderi, dramatik açılımı söz konusu bu metinlerde.
Hakikat sorununun merkez olduğu bir anlatıda yazarın, okurun metinle, düşünle ilişkisi de problematiktir. “Yazar”, “okur”, “metin”, “roman”, “deneme”, “dil”… Artık bu kavramların yerleşik anlamları üzerinden seslenmez insan duyarlığına. Hakikat sezgisinin ifadesine dolayım oluşturan bir metinde bu ayrımlar birbirine dönüşen ve birbirini dönüştüren bir ortam oluşturur, çağrıyla karşılığın içinde birlikte yankılandığı…
Edebiyatın hakikat duyarlığından kopmadığı bir metinde kendini gösteren değerleri, konvansiyonel, biçimsel değer ölçütleriyle ölçülemez.
(ERKUT SEZGİN, İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Uğur Kılıçaslan
  • Bora

Kitap istatistikleri