Nihayet - Sayı 01 (2015 Ocak)

·
Okunma
·
Beğeni
·
339
Gösterim
Adı:
Nihayet - Sayı 01
Alt başlık:
2015 Ocak
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9772149036004
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nihayet Dergisi
Bu ay Tek Çocuklu Haneler’i ele aldık. Yetişkin Yetersizliği’ydi karşımıza çıkan. “ ‘Nasıl çocuk yetiştirebilirim?’ kitapları okuyarak iyi anne-baba olunmaz” diyen Gülhanım Bayrak 1964 doğumlu, çocuklarının dördü evli, dördü bekâr. En küçüğü 12 yaşında, en büyüğü 30 yaşında… Buyrun her meşrebe uygun kıvamında hayat söyleşisi… Ayşegül Tozal: Vaktinizi nasıl değerlendirirsiniz? Zaman ve mekânı nasıl idrak ediyorsunuz? Sabahtan itibaren…tek-cocuklu-haneler Gülhanım Bayrak: Şimdilerde hayatımın en rahat dönemini yaşıyorum, ‘kocamak’ çok güzelmiş. Asistanlık dönemi çok zordu. Çocuklarım küçüktü. Şimdi ise beni gündelik hayatta zorlayan ev ya da çocuk bakma işi kalmadı. Çocukluğumdan itibaren 4-5 saat uyuyan biriyim. İş yerine gelmeden ev işlerini hallediyorum. Akşamları genelde misafirlerimiz oluyor. Mesela, bu akşam iki aile misafir alacağım. Misafirliğe gitmeyi de seviyoruz fakat pek gidemiyoruz. Kalabalığız diye bizi çağırmaya cesaret edemiyorlar. Bizim evde her en güzel bir söz, espri, sohbet… Evimizin içi insanlara açık, eşyalara değil. Biz de ferah insanlarız, alıngan kırılgan değil. O yüzden insanlar bizden mutlu ayrılıyor. Arkadaşlarla toplandığımızda çok aşırı bir ikram hazırlanmışsa protesto ediyorum. Elli çeşit yemeğin herkesin önüne serilmesi bir teşhircilik, bir ikram fetişizmi. İnsan neyle doyar? Bir şeyle ya da iki şeyle. Bu sofralara oturanların karnı fazlasıyla tok zaten. Gözleri mi doymuyor, gönülleri mi, bilmiyorum. Öyle sofra donatacak olsam bir hafta öncesinden ne yapacağım diye düşünmem gerekir, misafir ağırlamaya cesaret edemezdim. İnsanlar birbirine ikram için gidiyorsa, demek ki bize gelenler sadece sohbetimiz ve muhabbetimiz için geliyor. Yemeğimiz varsa beraber yeriz, yoksa da ‘tok’ gelin derim genellikle. Velhasıl sevdiklerimle bir arada olmayı seviyorum ama yeme içme kısmını abartmadan. Ayşegül Tozal: Herkesin bulunmayı istediği yerler vardır. Sizinkiler nereler? Gülhanım Bayrak: Çocukken hayaller kurar, düşünürdüm: Büyüsem derdim, kimse bana karışamayacak yaşa gelsem, hayallerimi gerçekleştirmeye yetecek kadar da param olsa, dünyanın en uzak yerlerindeki insanlar ne yapıyor görsem. Dünyanın en uzak yerlerindeki çocuklar ne yapıyordur acaba? Kim bilir anneler dünyada ne kadar değişik yemekler pişiriyordur, çocuklar ne oynuyordur, evleri nasıldır, babaanneleri çocukları nasıl çağırıyordur? Bugün sosyal antropoloji alanına girdiği tespitini yaptığım meraklarım vardı. Binlerce yıl önce insanlar ne yapıyordu acaba? Örneğin mağara resimlerine nasıl da hayranlıkla baktığımı hatırlarım. 8.5 yaşındayken Ankara Etnografya müzesini gördüğüm gün, hayatımın en heyecan verici günlerinden biriydi. Düşünsel, edebi, sanatsal, geçmiş dönem insanlarının bugüne kalan izlerini görmek çok hoşuma gidiyor. Bugüne ait kültürel farklılıkları görmek de güzel. Ayşegül Tozal: Peki o merakları tatmin edecek imkanlara kavuşabildiniz mi? Gülhanım Bayrak’ın bu soruya cevabı ve daha fazlassı Nihayet dergi Ocak sayısında…
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nihayet - Sayı 01
Alt başlık:
2015 Ocak
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9772149036004
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nihayet Dergisi
Bu ay Tek Çocuklu Haneler’i ele aldık. Yetişkin Yetersizliği’ydi karşımıza çıkan. “ ‘Nasıl çocuk yetiştirebilirim?’ kitapları okuyarak iyi anne-baba olunmaz” diyen Gülhanım Bayrak 1964 doğumlu, çocuklarının dördü evli, dördü bekâr. En küçüğü 12 yaşında, en büyüğü 30 yaşında… Buyrun her meşrebe uygun kıvamında hayat söyleşisi… Ayşegül Tozal: Vaktinizi nasıl değerlendirirsiniz? Zaman ve mekânı nasıl idrak ediyorsunuz? Sabahtan itibaren…tek-cocuklu-haneler Gülhanım Bayrak: Şimdilerde hayatımın en rahat dönemini yaşıyorum, ‘kocamak’ çok güzelmiş. Asistanlık dönemi çok zordu. Çocuklarım küçüktü. Şimdi ise beni gündelik hayatta zorlayan ev ya da çocuk bakma işi kalmadı. Çocukluğumdan itibaren 4-5 saat uyuyan biriyim. İş yerine gelmeden ev işlerini hallediyorum. Akşamları genelde misafirlerimiz oluyor. Mesela, bu akşam iki aile misafir alacağım. Misafirliğe gitmeyi de seviyoruz fakat pek gidemiyoruz. Kalabalığız diye bizi çağırmaya cesaret edemiyorlar. Bizim evde her en güzel bir söz, espri, sohbet… Evimizin içi insanlara açık, eşyalara değil. Biz de ferah insanlarız, alıngan kırılgan değil. O yüzden insanlar bizden mutlu ayrılıyor. Arkadaşlarla toplandığımızda çok aşırı bir ikram hazırlanmışsa protesto ediyorum. Elli çeşit yemeğin herkesin önüne serilmesi bir teşhircilik, bir ikram fetişizmi. İnsan neyle doyar? Bir şeyle ya da iki şeyle. Bu sofralara oturanların karnı fazlasıyla tok zaten. Gözleri mi doymuyor, gönülleri mi, bilmiyorum. Öyle sofra donatacak olsam bir hafta öncesinden ne yapacağım diye düşünmem gerekir, misafir ağırlamaya cesaret edemezdim. İnsanlar birbirine ikram için gidiyorsa, demek ki bize gelenler sadece sohbetimiz ve muhabbetimiz için geliyor. Yemeğimiz varsa beraber yeriz, yoksa da ‘tok’ gelin derim genellikle. Velhasıl sevdiklerimle bir arada olmayı seviyorum ama yeme içme kısmını abartmadan. Ayşegül Tozal: Herkesin bulunmayı istediği yerler vardır. Sizinkiler nereler? Gülhanım Bayrak: Çocukken hayaller kurar, düşünürdüm: Büyüsem derdim, kimse bana karışamayacak yaşa gelsem, hayallerimi gerçekleştirmeye yetecek kadar da param olsa, dünyanın en uzak yerlerindeki insanlar ne yapıyor görsem. Dünyanın en uzak yerlerindeki çocuklar ne yapıyordur acaba? Kim bilir anneler dünyada ne kadar değişik yemekler pişiriyordur, çocuklar ne oynuyordur, evleri nasıldır, babaanneleri çocukları nasıl çağırıyordur? Bugün sosyal antropoloji alanına girdiği tespitini yaptığım meraklarım vardı. Binlerce yıl önce insanlar ne yapıyordu acaba? Örneğin mağara resimlerine nasıl da hayranlıkla baktığımı hatırlarım. 8.5 yaşındayken Ankara Etnografya müzesini gördüğüm gün, hayatımın en heyecan verici günlerinden biriydi. Düşünsel, edebi, sanatsal, geçmiş dönem insanlarının bugüne kalan izlerini görmek çok hoşuma gidiyor. Bugüne ait kültürel farklılıkları görmek de güzel. Ayşegül Tozal: Peki o merakları tatmin edecek imkanlara kavuşabildiniz mi? Gülhanım Bayrak’ın bu soruya cevabı ve daha fazlassı Nihayet dergi Ocak sayısında…

Kitap istatistikleri