Nihayet - Sayı 43 (2018 Temmuz)

·
Okunma
·
Beğeni
·
49
Gösterim
Adı:
Nihayet - Sayı 43
Alt başlık:
2018 Temmuz
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
3990000030514
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nihayet Dergisi
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
On beşinci yüzyılda, biricik oğlunun ailenin servetini daha ileri noktalara götürebilmeli için “ileri bir ticaret eğitimi görmesinin” şart olduğunu kavrayan bir Alman tüccar, tanınmış bir üniversite hocasına başvurur. Profesör der ki, eğer sadece toplama ve çıkarma ile sınırlı bir eğitim istiyorsanız, Alman üniversiteleri yeterlidir. Fakat oğlunuzun çarpma ve bölmeyi de öğrenmesini istiyorsanız, bu sanatları tahsil etmenin yeri İtalya’dır. Bu derece ileri bir aritmetik bilgisi ancak orada bulunur.

Tobias Dantzig
Venedik’te tahsilde bulunan oğluna mektup yazan başka bir Alman tüccar, ona şu öğütte bulunuyordu: “Sabahları erken kalk, kiliseye vaktinde git ve aritmetik hocanı can kuşağıyla dinle!”

Karl Menninger
Meşruiyet sorununa da Japonya’dan örnek verelim. Bu ülkede Tokugawa asırları boyunca (1600 - 1868) ticaret hor görülüyor, tüccar aşağılanıyordu. Oysa Osaka gibi büyük şehirler pratikte bir ticaret aristokrasisi meydana getirmişti. Günümüzün fütur piyasalarına benzer finansal mekanizma ve oyunların bile yaygın olduğu bu burjuva şehrinde, ülkenin nakit servetinin yaklaşık beşte dördü temerküz etmişti. “Yükselen” tüccar sınıf, ideolojik konumuna meşruluk ve saygınlık kazandırmak gayesiyle, Osaka Tüccar Akademisi’ni kurdu. Kaitokudo adı verilen bu eğitim yuvasında, görünürde sadece soyut felsefi tartışmalar yapılıyordu. Temel münazara konusu şuydu: “Doğru bileğinin kaynağı Tarih midir, Tabiat mı?” Akademi yönetimi çaktırmadan ikinci görüşü savunanlara arka çıkıyor, onların görüşlerinin yaygınlaşmasını sağlıyordu. Doğru bilginin kaynağının Tarih olduğunu söylemek, Konfüçyanizmi kutsamak ve tüccar sınıfın aşağılığının doğal olduğunu kabullenmektir. Oysa doğru bilgiyi Tabiat’tan devşirdiğimizde, hiçbir sınıfın özel ayrıcalığı olamazdı. Felsefi girişimcilik, böylece, ticari girişimciliğin meşruiyet beratı oluyordu.

Tetsuo Najita
Dağ, ağaç ve ev! Nazarlara meşk bahşeden teslis! Dağın katılığını yumuşatır bu tesliste ağaçlar; renksize renk, cansıza can verir; ev ise dağdan ve ağaçtan aldığını tekrar sunar onlara: insan zevkinde, akıl ışığında telvine uğramış yepyeni nesneler hâlinde... Dağın ve ağacın ilahi ahengine, insan eliyle evce eklenen hendese hüsnün hasını üretir böylece. Dağdan yansıyan celal, ağacın yapraklarında kırılan ışığın, ışınlaşan acziyet duası karşılığında cemali kendine vekil kılar ve böylece nazarın zapt ettiğini inkâr edemeyen akıl, parmaklardaki gözlerin görüşüne gıpta ederek onun cemal ile eylediğini, insanın kulluğuna kefaletle celale arz eder. Kimileri zanaat der buna, kimileri sanat der.
At, avlanan bir hayvan olmaktan çıkıp, binek hayvanı olmaya başladığından beri, insanla arasında belki başka hiçbir hayvanla kurulmamış bir ilişki de başlamış oldu. İnsan hızlandı, dünya küçüldü, hayaller büyüdü ve ovalar yetmez oldu.
At ve binicisi birbirini sahiplenmelidir ve yolda bırakmamalıdır. Bazı topluluklarda bu yüzden hatta savaşa giderken yeni doğum yapmış dişi atlar tercih edilirdi. Bunun sebebi annelik duygusu gelişmiş atın, binicisini de yavrusunu korur gibi koruyacağı ve ne olursa olsun mümkün olduğunca bırakmayacağı düşüncesiydi.
Batının atları nispeten daha iri ve soğukkanlı, ağır hareket eden hayvanlardı. Doğu atları ise sıcakkanlı, hızlı ve daha esnek hayvanlardı. Bu esneklik hem göç etmekte hem savaşta büyük üstünlükler sağlamıştır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nihayet - Sayı 43
Alt başlık:
2018 Temmuz
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
3990000030514
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nihayet Dergisi

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • leyla salan
  • Bahar  Özçelik
  • mustafa kirmaslılı
  • ali ekrem
  • Kitap Yazar
  • crzcarz

Kitap istatistikleri