Nihayet - Sayı 43 (2018 Temmuz)

·
Okunma
·
Beğeni
·
49
Gösterim
Adı:
Nihayet - Sayı 43
Alt başlık:
2018 Temmuz
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
3990000030514
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nihayet Dergisi
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Her ne kadar Adorno, geleneksel sanatta toplumsallığın fazla olanaklı olmadığını, bu sebeple bütün hakikatin yitirilmediğini söylese de hat, ebru, çini gibi geleneksel sanatlarımızın birer tüketim nesnesi hâline gelmeye başladığını, bu sebeple bu sanatlarda aslında toplumsallığın olanaklı hâle geldiğini söyleyebiliriz.
Ona göre şehirler, özellikle İstanbul, bizim için bir hafıza mekânı. Değişim kaçınılmazdır ama üzerinde zamanın, anıların biriktiği mekânları çok hızlı şekilde kaybedersek birdenbire boşluğa düşeriz. Hayatı daha dolu ve anlamlı yaşayabilmek için bize zamanı hatırlatacak işaretler gerekiyor. Mesela Tanpınar'a göre bir ağacın altında oturduğunuz zaman, aynı yerde babanızın da oturduğunu bilmek mekânın anlamını değiştirir. Zamanın kutsadığı bir ağaç olur o artık. Siz de bir zincirin devamı olduğunuz düşüncesiyle bütünleşir, huzura kavuşursunuz. Tanpınar'ın huzur dediği şey bütünlük duygusudur. Modern insan için bunun ne kadar zor, hatta imkânsız olduğunu bilse bile bütünlüğe erişebilmenin yollarını arar. Geçmişe duyduğu ilgi de bu nedenledir. Günümüzde bizler de bu kopukluktan ve hafızasızlıktan rahatsızız. Tanpınar eskimedi, hâlâ güncel. Bugün de hayatı daha dolu ve anlamlı nasıl yaşarız sorusunu soruyoruz, kendimize. Tanpınar'ın temel meselesi budur.
Tanpınar modernleşmeye hiçbir zaman karşı olmamıştır. Yalnızca harf inkılabına tamamen karşıydı. Çünkü dilin bir kültür bağı olduğuna ve harf inkılabının devamlılığı koparacağına inanıyordu. Tanpınar, "süreklilik" kavramının önemine inanmıştı. Kültürün devamlılığını sağlamak, sadece toplumun temelini sağlamlaştırmayacak, aynı zamanda bireylere de bir bütünün parçası olduğu duygusunu vererek onların yalnızlık ve ölüm korkusunu yenmelerini sağlayacaktı, ona göre.
Dünya kendi kapalı zihinlerimizden, hatıra ve kanaatlerimizden çok daha büyük. Herkesin kendi gerçekliği var. Kendi değerlerimizin kıymetini bilirken, başka insanların düşüncelerine de saygı duyabiliriz. Ruhuna dokunduğunuz hiç kimse, size ebedi bir düşman olamaz. Çok mu zor? Ancak hoşgörüsüz insanlar yıkıcı duygularını yansıtacak bir düşmana ihtiyaç duyar. Açık zihinli olmak, kendimizi başkalarında görebilme yeteneği kadar, başkalarını kendi hâlleri içinde görebilmeyi de gerektirir.
Kökten kabulleniş: Acı kaçınılmaz, ıstırap bize bağlı. Acıyı kabulleniş ıstırabı azaltır. Kabulleniş değişmeyecek olanın ne olduğunu bilmektir. Kabulleniş onaylamak değildir. Zihnin, istek ve iradenin kaptanlığında yepyeni bir yolculuğa çıkmasıdır. Acısız bir hayat anlamsız bir hayattır, zaten ondan kaçamıyoruz. Ama bazen acıyla benliğimizin bilmediğimiz taraflarını fark ederiz.
"Ârifin her bir sözünü duymaya insân gerek / Bu cihânda sanmanız hayvân olan anlar bizi" diyor Niyazi-i Mısri. Duymak için insan olmak gerek. Ruhu vatanına geri getirmek gerek.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nihayet - Sayı 43
Alt başlık:
2018 Temmuz
Baskı tarihi:
Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
3990000030514
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nihayet Dergisi

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • leyla salan
  • Bahar  Özçelik
  • mustafa kirmaslılı
  • ali ekrem
  • Kitap Yazar
  • crzcarz

Kitap istatistikleri