Notre Dame' ın Kamburu

·
Okunma
·
Beğeni
·
91.381
Gösterim
Adı:
Notre Dame' ın Kamburu
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059561617
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ema Yayınları
Çağdaşlarını ve kendisinden sonra gelen birçok edebiyatçıyı derinden etkilemiş olan Victor Hugo,

romanlarının yanı sıra tiyatro oyunu ve şiir türünde de önemli eserler vermiştir. Eserlerinde, yaşadığı

döneme göre Fransız toplumunun ihtilal öncesi ve sonrası geçirdiği tüm çalkantıları çarpıcı bir şekil-

de yansıtmıştır.
572 syf.
·Beğendi·9/10
Kaç zamandır harıl harıl bu kitab`ı arıyordum. Zar zor bulmuştum çok pahalıydı, kalınlığından dolayı. Aramayı durdurmuştum ki, geçen gün staj/ iş çıkışı ( keyfim pek yoktu ) sevdiğim kitapçıma uğradım. İçeri adımımı atdığım anda o koku beni mest etdi. Kitapların içinde dolaştım durdum, aniden gözüme ilişti. O kadar sevindim ki, bir dostuma rastlamışım gibi oldum. " Altun Kitaplar" diye bir yayınevi var bizde. O yayınevinin kitapları hem ucuz hem kitap seçimleri güzel oluyor. Aldım tabii, kaçırırmıyım :)

Kitab`ı okurken, bu kadar aradığımdan dolayı beklentim büyüktü. Neyle karşılaşacağımı hiç bilmiyordum. Notre Dame`nin Kanburu kim acaba, nasıl ulaşacak bize diye. Aklımda her türlü hikaye vardı. Aşk yoktu. Aşksız olur mu? Olmaz. Ama klasiklerden bir şey okurken aşk hikayeleri düşünmüyorum.

Tahmin ettiğiniz gibi aşk hikayesiyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Kambur, sağır ( kilise çanları yüzünden ) çok fazla çirkin Quasimodo, çingene, insanın aklını baştan çıkaracak kadar güzel olan Esmiralda`ya olan masumane aşkını konu alıyor. Bu aşkın içine Quasimodo büyüten keşiş de dahil olunca ortaya garip çelişkiler çıkıyor. Aslında Esmiralda, başkasını seviyordur ya bi de o var :) Quasimodo,sevdiği Esmiralda ve minnet borcu duyduğu keşiş arasında kalacaktır.

Hugo, Quasimodo`nun aşkının akabinde, din adına insanların duygularının sömürülmesi, iktidar, para, güç sahiplerinin merhametsizliği, devlet adamlarının kendi zamanları harcanmasın diye yaptıkları haksızlıkları bildiğiniz/ söze gerek kalmayan kalemiyle iğneliyor bir nevi.

Sonu adeta beni benden aldı. Böyle bir son olur mu ki? Kaç gün düşündüm acaba gerçek olay mı diye. O kadar sahici gelmişti bana.

Okuyun, okutun diyeceğim kitapların başında geleceğinden kuşkum yok.

Keyifli okumalar, sevgili 1000 kitap ailesi :)
572 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Notre Dame’ın Kamburu’yla yıllar önce 1997 yapımı filminde tanıştım. Kilise çanlarının üzerinde sallanan bu adamın çirkin, kambur ve ürkütücü olması yaşımın küçüklüğünü de hesaba katınca filmin devamını keyifle seyretmeme ve kitabına merak duymama engel olmuştu.

Normal koşullarda herhangi bir gösterimi izlemeden önce kitabının olup olmadığına bakan ve eğer kitabı varsa önceliği ona veren biri olarak ben, Notre Dame’ın Kamburu’na -filmin üzerimdeki olumsuz etkisinden yıllar sonra- 1998 müzikalinde yeniden rastladım. İlk önce “Belle” bölümüne vurulduktan sonra oturup müzikalin tamamını izledim. Abartmadan söylüyorum ki boş kaldığım zamanlarda bazen kısım kısım bazen de tamamını yeni baştan izlerken buldum kendimi ve bu müzikal beni tamamen kitabın kendisine çekti. Sonunu bilmeme rağmen merakla kitabına sarıldığım için bana bir ilk yaşatmış oldu. Bu yüzden incelememi iki kısım halinde yapmaya karar verdim. Kitabın kendisi ve onu en etkili şekilde izleyiciye yansıtmayı başaran Notre Dame de Paris 1998 Müzikali.

Romanın anlatım zamanı 1831 yılı fakat hikayenin başlama tarihi 6 Ocak 1482. Kilise zangocu Qasimodo’nun papalar kralı seçileceği “Büyük Salon” adlı bölüm birinci olmak üzere kitap toplam 11 bölümden oluşuyor. İlk bölümler, 11.yüzyıl da dahil olmak üzere anlatım yılına kadar geçen süre içinde Paris’in gelişimini, şehri oluşturan yapıların tarihi değişimlerini zihinde canlandırmaya yardımcı olmak amacıyla uzun ve detaylı betimlemeler şeklinde anlatılmış. Ve tabi ki hikayenin asıl kahramanı olan Notre Dame’ın geçmiş dönemlerinden kalan izlerine de dokunarak detaylı tasvirlerde bulunmuş yazar. Bir klasik eserin ağırlığını bu sayfalarda hissetmiş ve onlarca yapı ismi arasında kaybolmuş olsam da, tasvirleri gözümde canlandırmaya özen göstererek ilerlemeye çalıştım. Ortaçağ’dan Rönesans’a geçişte değişim gösteren mimarinin, onun yerine geçen matbaanın ve diğer sanatların aydınlatıcı bilgileri eşliğinde devam ediyor hikaye. Çoğu insan için –arkeoloji okumuş biri olarak tasvirlere çok alışkın olsam bile benim için de- sıkıcı olabilecek bu bölümlerin aslında bilgi deposu olduğunu söylememde yarar var.

Roman herkesin az çok bildiği gibi, kambur, çirkin, bir gözü görmeyen ve kulakları çaldığı çanlardan dolayı uzun zamandır duymayan Quasimodo ile onun manevi babalığını üstlenmiş, Quasimodo’nun kendisini sahibi olarak gördüğü başdiyakoz Claude Frollo’nun Çingene kızı Esmeralda’ya olan aşkları üzerinde yoğunlaşmış bir şekilde işliyor.

İki zıt rengi ifade edecek kadar farklı ve sevilmekten yoksun olan bu karakterlerin aşklarını yansıtma biçimi de bir o kadar ayrı. Dinle olduğu kadar edebiyatla, bilimle iç içe yaşayan, erdem ve ahlakı hayatının merkezine koymuş olan Frollo’nun Esmeralda’ya duyduğu aşk, bildiği tüm gerçekleri yerle bir eden, yıllarca bağlı olduğu inançlarını tuzla buz eden kocaman bir balyoz gibi. Küçüklüğünden bu yana hüzünlü, ağırbaşlı ve ciddi bu adam merhamet duygusuna sahip olduğu söylense de bir kadına duyabilecek aşktan ve sevgiden yoksun. Bu yüzden böyle bir kadına aşık olmak onun için yıllarca ördüğü duvarları kendi elleriyle yıkmak demek. İçinde duyduğu ateşle benliğini ve yetilerini yavaş yavaş kaybeden ama yine de bunun için direnen Frollo’nun Esmeralda’ya olan sevgisi kendine karşı verdiği bir savaşa döndüğü için nefretle iç içe geçmiş durumda olsa bile Esmeralda’ya bir din adamı olarak söylediği şu söz beni çok etkiledi: “Cehennemden geliyorsan, seninle oraya gelirim. Senin olduğun cehennem benim cennetimdir.”

-Frollo’nun yüreğinin çaresiz çırpınışları zehre dönüşmüş olsa bile kendisine, Esmeralda'nın kayıtsızca aşık olduğu yüzbaşı Phoebus karakterine, onun sevgisizliğine ve duyarsızlığına olduğu kadar nefret duyamadığımı da ekleyerek devam ediyorum.-

Quasimodo’nun Esmeralda’ya olan aşkı ise, çirkinliğinden dolayı yıllarca halk tarafından aşağılanmış, hor görülmüş, mutsuzluğun habercisi olarak bilinen bu adam için Esmeralda’nın hayran olduğu güzelliğine ve onun tek bir merhametine karşılık neler yapabileceğini gösteren ilahi bir sevgi. İçindeki şefkat, o yoğun sevgi bir annenin yavrusunu korumasındaki kadar içgüdüsel, buz gibi bir kalbi eritip sızlatacak kadar da masum. Olay örgüsü Frollo’nun üzerinde daha çok durmuş olsa da Esmeralda’nın kendisinden ürkmesinden dolayı onu sessiz bir nefes gibi koruyan Quasimodo’nun Esmeralda’yla olan diyaloglarını ve onun için yaptıklarını kitabın kalbinin attığı yerler olarak nitelemem mümkün. (Spoiler vermemek için Quasimodo'nun yüreğimi sızlattığı kısımlara değinmeden geçmek istiyorum.)

Esmeralda'nın Phoebus'e duyduğu aşk ise bir o kadar parçalıyor insanın içini. Hayatı boyunca bir insanın tek amaç için yaşadığını ve tek bir zevki olduğunu, onları da bir kişi için elleriyle parçalayacak duruma geldiğini düşünün. Ölümün karşısında dimdik durduğunu, ölüm kapısını çaldığında bile sevdiği insanın isminden başka bir şey düşünmeyen birini. Belki aşırıya kaçan ama bir o kadar saf, duru bir sevgi...

Ve geliyorum bana kitabı deli gibi arattıran, sıraya koyduğum tüm kitaplara siz biraz bekleyedurun dedirten o muhteşem müzikale. Müzikal, kitabın başlıklarının biraz harmanlanmış haliyle öz içeriğini oluşturan bir taslak. Kitabı okurken ve bitirdikten sonra olay kurgusunun altındaki paragraflar yerini buldu ve ortaya iki şaheser çıktı. Kitabı okurken betimlemelerin ağır geldiği noktalarda kitaptan önce müzikali izlemiş olmak yardımcı bir unsur oluyor bu durumda. O açıdan önce müzikali izlemenizi tavsiye edebilirim. Karakterler kitabı okumadan önce defalarca izlediğim için mi yoksa yerlerine çok yakıştıkları için midir bilmiyorum, ne Quasimodo’yu onu canlandıran Garou’dan daha çirkin, Frollo’yu da Daniel Lavoie’den daha kötü hayal edebildim. (Frollo’ya aşırı nefret duyamayışımın sebebi de bu olabilir:) ) Müzikalde bulunan her insanı kıskanmıştım ilk izlediğimde, o sahneyi kıyısından köşesinden izleyebilmek için neler vermezdim diye düşünmüştüm. Şimdi kitap bitti ve aynı duygunun iki katını hissediyorum. Hem kitabı okuyup hem de o atmosferi yaşayabilmiş olduğumu hayal etmek bile tüylerimi diken diken ediyor.

Kitabın ve müzikalin sonunda da gözyaşlarına boğulduğumu söylemeden geçemeyeceğim. Okumakta geç kaldığım için üzüldüğüm bu kitabı rafıma kaldırırken daha önce de vermiş olduğum müzikalin linkini buraya bırakıyorum.

*https://youtu.be/6ZDKSwfyGwM

Not: Videonun türkçe altyazılı hali telif hakkı nedeniyle kaldırıldığı için en sevdiğim kısımları parçalar halinde paylaşacağım.
*https://youtu.be/ef7JHsEtu44
*https://youtu.be/UjMybfa8NII
*https://youtu.be/Dcwfn1A1ixk
*https://youtu.be/mKr5QW7GDIg

Yaşadığım güzel duyguları gerçek yoğunluğunda yansıtmaya çalışırken umarım aynı duyguları yaşamanıza vesile olurum. Şimdiden keyifli okumalar ve izlemek isteyenlere iyi seyirler.
  • Anna Karenina
    8.8/10 (1.504 Oy)1.764 beğeni5.738 okunma3.332 alıntı45.633 gösterim
  • Savaş ve Barış
    8.7/10 (1.035 Oy)1.223 beğeni4.342 okunma2.639 alıntı40.245 gösterim
  • Karamazov Kardeşler
    9.1/10 (1.519 Oy)1.765 beğeni4.721 okunma4.929 alıntı45.476 gösterim
  • Monte Cristo Kontu
    9.0/10 (1.343 Oy)1.316 beğeni4.321 okunma2.036 alıntı34.989 gösterim
  • Robinson Crusoe
    8.3/10 (1.144 Oy)1.059 beğeni5.268 okunma346 alıntı20.913 gösterim
  • Madame Bovary
    7.8/10 (1.116 Oy)1.028 beğeni5.535 okunma1.319 alıntı33.719 gösterim
  • Oliver Twist
    8.3/10 (794 Oy)730 beğeni4.531 okunma632 alıntı21.101 gösterim
  • Ana
    8.7/10 (1.702 Oy)1.867 beğeni6.557 okunma3.726 alıntı35.473 gösterim
  • Vadideki Zambak
    7.9/10 (1.780 Oy)1.773 beğeni8.168 okunma4.764 alıntı51.508 gösterim
  • Babalar ve Oğullar
    8.1/10 (1.823 Oy)1.779 beğeni6.921 okunma2.419 alıntı46.192 gösterim
537 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yapmayacaktım. .
Yazmayacaktım ..
Bundan böyle kelimeler ile öldürmeyecektim kendimi.
Dayanamadım :))
" ’A N Á Γ K H "

#spoiler

"ÖLDÜR BENİ HUGO "

Buram buram klasik edebiyat kokusu çektim ya genzime, ben iflah olmam :)

Notre Dame azameti ve tariihi ile dünyaya meydan okuyan katedral ...
Romanın en gizli kahramanı o aslında ,bir insan ve canlı, nefes alan taşları ,Gargorye heykelleri ile bakışlarını Parisin üzerine dikmiş bir dev ..
1163 yılında yapımına başlanmış 1334 yılında bitirilmiş Gotik mimarinin en önemli örneği Notre Dame ..
Hugo'nun anlayışında "mimarinin" ve "matbaa' nın tam bir savaş alanı mevcut.. O, taşlara işlenmiş tarihin, kağıt sayfalara bu kadar kalıcı olarak dökülemeyeceğini savunuyor romanında .. bir yandan da şöyle söylüyor sevgili Hugo ..

"Öldükten sonra yaşamak istiyorsanız ya okunmaya değer şeyler yazın. .
.. yada yazılmaya değer şeyler yaşayın "

Romantik yazar Hugo ..
Ilk romanı_imiş "Notre Dame'nın kamburu" öyle sayfaları var ki "kalbe kurşun " döküyor resmen :))

"Bütün kadınlar ve onları seven erkeler için denmiş " bu hikaye için ..

Ben yine kötü karaktere "aşık " :)) namı_diğer Monseigneur Claude yani hain papaz :)) her ne kadar baş kahraman ,gönüllerin prensi ,vefakar,talihsiz adam Quasimodo olsa da ..bana göre "aşk " demek kara cüppeli baş diyakoz demek :)) onun kalbinden ne kelimeler okuttu bize Hugo

"Öl " diyor ..
"Madem benim değilsin ..

"Âlimim ama ilmi ayaklar altına alıyorum ..asilzadeyim ama adımı lekeliyorum; rahibim ama dua kitabını şehvet yastığı yapıyor, Tanrımın yüzüne tükürüyorum!
Bütün bunları senin için yapıyorum, büyücü! Senin cehennemine layık olmak için"

https://youtu.be/0hQCKkqmDlw
Kitabı okurken sürekli kafamdaki "iç ses" şarkısını da buraya bırakalım :))

Efendim ..
Tüm bu kelimeler çingene kızı Esmeralda uğruna nakış nakış işleniyor kitaba ..

Bir kadın iki aşık ..
Kadın bunu anlıyor mu "HAYIR"
__ çünkü o gösterişli bir savaş giysisine tamah etmiş, içi boş, sadece parlayan bir zırh ..
"Pöhhhhh " diyorum.
"Nefret ettim senden Ploebus ..bilesin .

Devamında ..
Esmeralda karakter olarak güzel ama lanetli :)) daha bebekken başlayan laneti ömrü boyunca peşini bırakmıyor , kitabı da merak edin diye spoiye girmek istemiyorum ama bir "patik" desem ip ucunu takip ederek karanlık ,münzevi kışın ateşsiz ve daima açlık olan bir zindana götürür bu iz sizi :)) gerisini okuyun :) tembellik etmeyin ..

Dip Not :)

13 ton ağırlığındaki "Emmanuel" çanı çaldığında ...

Jeanne D'arc ın yargılandığı. .
Napolyonun taç giydiği bu mekanı gezin ..

37 şapelde
75 dev sütunun önünde
9000 kişinin ibadet fısıltıları duyulurken ..

Beni de
Dumas
Zola
Ve Hugo'nun mahzenine "gömün" :)

"Iyi okumalar :)) klasiklerden keyif alın __

https://youtu.be/WV0jT1Do6NQ

Osipovasız olmazdı, eksik kalırdı : )

Ben şimdi keçi'mi beslemeye ve ona yeni numaralar öğretmeye gidiyorum :))
Aşkla kalın .. :)



.
572 syf.
Kitap çok çirkin, engelli ve kambur olan kilisenin zangocu ile Fransa' nın dini lideri Claude' nin çingene kızı Esmeralda' ya olan aşkını anlatıyor. Ama Esmeralda yüzbaşını seviyordur. Bu üç aşk etrafında dönen ve hayatı altüst olan saf bir kızla fedakar, sadık, kambur bir zangocun ağlatan, etkileyici hikayesi. Çokta yoruma gerek yok aslında yine muhteşem bir dünya klasiği ve her yazdığı efsane olan Victor Hugo...

Şuraya da bıkmadan, keyifle izlediğim müzikalini bırakayım: https://youtu.be/wBqVnINivGI
572 syf.
·9 günde·Beğendi·7/10
35 yıl sonra tekrar okumak bana çok iyi geldi.Tavsiyemdir, çok eskiden okumuş olduğunuz kitapları tekrar okuyunuz.Bunu yaptığınızda yepyeni bir kitap okumuş olacaksınız. Viktor Hugo'nun harika bir filnalle sonlandırdığı bu kitabı okuduğunuzda,son sayfayı bir türlü kapatıp kitabı kütüphanenize koyamıyorsunuz.Son cümlenin noktasına bakıp, dalıp gidiyorsunuz.
408 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Yine Victor Hugo yine klasik farkı. Trajik bir aşk hikayesi aşkı anlatmak için süslü püslü cümlelere güzel narin bedenlere ihtiyaç olmadıgının en büyük kanıtı. Quasimodo ve onun acıyla dolu yaşamının getirisi acı hüzün dolu bir aşk. Tabiki o dönemin var ettiği toplumsal eşitsizliklere Victor Hugonun kaleminden eleştirileride görmek mümkün. Elbette tavsiye ediyorum okunmalı diye düşünüyorum...
572 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap da aslinda kitaplığımdaki pek çok kitap gibi çok uzun süre sıranın kendisine gelmesini bekledi.
Hikayeyi aslında bilmeyenimiz yoktur. Uzun yıllardır pek çok çizgi film ve filme ilham olmuş hikayesi uzun zamandır müzikal olarak da izleyicileri ile karşı karşıya. Hele Son 10 yılımda yüzden fazla defa müzikali baştan sona dinlediğim ve her seferinde mest olduğumu düşünürsek... Sonuçta hikayeye fazlaca hakimdim ve dolayısıyla kitabı önceliklendirememiştim. Öte yandan da bu denli çok sevdiğim bir eseri orjinal halinde (Victor Hugo romanı) okumamış olmak da vicdanımı içten içe sızlatıyordu.
Velhasıl kelam, okudum.
(Sonrasında içerik hakkında detay bilgi bulunur)
Bu kitapla bir eserin nasıl klasik sayılabileceğini çok iyi anladım. Kitap aslında Fransa'daki güzeller güzeli çingene kızın etrafında geçmektedir. Ona aşık bir peder vardır, ancak bir din adamı olarak bir kadına yaklaşmaması gerkmektedir. Dolayısıyla aşık olduğu kadının kendisini dinden uzaklaştırdığını düşünerek ondan nefret eder. İlahi ve bedeni aşk arasında parçalanmış, kendini kaybetmiş bir adamdır. Bir diğer karakterimiz kilisenin zangocu çirkin Quasimodo'dur. Quasimodo'yu peder evlat edinmiş bakmış büyütmüştür ve Quasimodo ona adeta bir köpeğin sahibine sadık olduğu kadar sadıktır. Ve peder dışında ona merhamet göstermiş tek kişiye, Esmeralda'yı sever. Delice bir aşk değildir onunkisi, masum bir sevgi, en çirkinin en güzeli sevme hakkını sorgulatan acılıve lanetli bir sevgi... Bir de yakışıklı delikanlımız vardır, asker Phebus... Esmeralda'nın kalbini çalmak için yakışıklılığı dışında hiç bir meziyeti olmayan, hayatını soylu bir eşle birleştirmeden evvel Esmeralda'yla güzel bir gece geçirmek dışında hiç bir amacı olmayan biri...
Ancak bu aşk dörtgeni arasında verilmiş olan toplumsal eleştiriler, sanat ve dinin eleştirileri, genel algı çözümlemeleri... İşte bana en çok zevk veren de, bundan evvel izlediğim hiç bir görsel medyada olmayan bu kısımlar oldu.
Tek kelimeyle özletlemem gerekirse, mükemmeldi!
572 syf.
·22 günde·Beğendi·9/10
Kitap tek kelimeyle, harikaydı.
Her klasik okurunun da okumuş olması gereken bir kitap diye düşünüyorum.
Çok dolu dolu bir kitaptı gerçekten. Yani kitaplar bize bir şeyler katsın isteriz ya her zaman, işte bu kitap gerçekten çok fazla şey katıyor insana. Ben kitapla şu çok meşhur müzikal ile tanıştım.

https://youtu.be/_Q-WDzffoDw
https://youtu.be/zJtiDaGC8XQ

Kesinlikle kitapdan önce veya sonra bu müzikali izlemenizi şiddetle öneriyorum. Aylarımı bu müzikali mırıldanarak geçirdim.
Ve eminim herkese hitap eden bir kitap. Yani adeta yazar onlarca farklı türü bir araya getirmiş gibi, neyseki klasik deyip geçebiliyoruz.

Tek rahatsız olduğum nokta, kitabı okuyamadım bir türlü. Yani bitmek bilmedi, bir yandan da bitsin istemedim ama kendini hop diye okutup bittiren bir kitap değildi. Sanırım bunun nedenlerinden biri de çok fazla bölünmüş olması kitabın. Yani ayrı ayrı parçalar bir araya getirilmiş gibi. Bu aralarda da kitapdan kopmak çok rahat oluyor.

Ama yine de değerdi her ayırdığım saate.

Ayrıca şöyle kitap incelemelerin olduğu platformda da #39064006 nacizane bizimkiler değil inceleme fikir beyanı bile zor oluyor.
547 syf.
Sefiller kitabından hemen sonra okuduğum için kitabın içine girmekte biraz zorlandım. Tabi bunda kitabın etkisini de yok saymamak gerek. Aslında fena bir giriş değildi ama sonrasında mimari yapılar, tarih vs. konular biraz ağır ilerledi bundan dolayıda açıkcası biraz sıkıldım. Burada insanların tarihi yapılara nasıl zarar verdiğini eleştirel bir bakış açısıyla bize gayet güzel sunuyor. Hak vermemek mümkün değil. Vikipedi'de şöyle bir bilgi var
"19. yy başlarında Paris şehir planlamacıları Notre Dame Katedrali'nin bakımsızlığından ötürü katedrali yıktırmak istemişlerdir. Ünlü Fransız yazar Victor Hugo, halkın ilgisini buraya çekmek ve katedralin yenilenmesini sağlamak için Notre Dame'ın Kamburu adlı romanını yazmıştır. Roman, Notre Dame Katedrali'nin yenilenmesinde büyük rol oynamıştır." Yazarın mimariyi, tarihi nasıl da önemsediğinin kanıtıdır herhalde.

Yazar başlangıçta kahramanların hepsinin hayatları ile ilgili tek tek bilgiler veriyor. Sonrasında romanın geçtiği yerlerin tarihi yapısı, mimari yapısı hakkında bilgiler veriyor. Burada biraz sıkılabilirsiniz. Sonrasında ise bu kahramanların hayatlarını tek tek birbirleriyle kesiştirip harikulade bir eser ortaya çıkarmış.
572 syf.
·5 günde·10/10
Uzun zamandır okumayı düşündüğüm ancak hep ertelediğim bir kitaptı. Bin pişman oldum ertelediğime.
Kitabın beğenmediğim tek şeyi tarihi mekanları fazla uzun anlatması . Ancak öyle olmasının sebebi Victor Hugo’nun tarihi mekanlara zarar veren insanları eleştirmek istemesi.

Konusu şöyle : Frollo kilisenin papazıdır. Bir bebeği evlat edinir ama bebek çok çirkindir. Kambur ve kördür . Adına Quasimodo gününde doğduğu için Quasimodo adını verir. Quasimodo büyüdüğünde kilisenin ayak işleriyle birlikte zangoçluğunu da yapar. Ne yazık ki zangoçluk yaparken bir de sağır olur . Kusurları artar . İnsanlar da daha çok dalga geçer alay eder onunla. Yüzünü gördüklerinde iğrenirler. Birde Esmeralda’mız var . Dünyalar güzeli Esmeralda. Okurken yahu herkes de bu kıza mı aşık dedim Esmeralda bahtsız. Annesi yok. Boynunda ki muskayla annesine arıyor. Keçisi Djali ile dans eden bir çinge kızı. Ona aşık olan çok olsa da onun kalbinde sadece Phoebus vardır. Üç erkek arasında kalıyor biraz Esmeralda. Konumuzda kısaca üç erkek arasında kalan Esmeralda ve çevresinde gelişen olaylar . Trajik bir aşk öyküsü.
Canım Quasimodo. En çok onu sevdim . En sevdiğim bölüm Quasimodo ‘ nun ilk göz yaşının düştüğü bölümdü. Bu kadar saf bir sevgi... Çirkin görüntüsünün altında kalan o güzel kalbi...

Trajik bir hikaye . Bir çok müzikale tiyatro ve sinemaya uyarlanmış. Çizgifilmleri bile yapılmış. Spoiler verme korkusuna fazla uzatamadım okuyunuz.
572 syf.
Bu kadar saf bu temiz bir aşk görülmemiştir. Quasimodo Ah Quasimodo sen ne kadar temiz yüreklisin bir insan kimseyi böyle sevmemistir. Neden insan hep onu sevmeyene gider. Üzen herzaman neden değerlidir. Bir insan elde edemediği sevgi icin ne kadar acımasız olabilir? Gercekten beni derinden etkileyen bir hikayesi vardı. Notre Dame'nın Kamburu hep benim kahramanım olarak kalacak. Yarim insan olsada yüreği kocaman onun. Ben Esmeralda karakterini hiç sevmedim. Favorim Quasimodo'ydu. Belki gercek aşk orta çağda kaldı. Aşk temiz ve saf değil artık ama ben. Çancı başının aşkını hep temiz ve saf olarak hatırlayacağım.
572 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
insanların sınıflandırılmasının gereksizliğine ve yanlışlığına parmak basan, victor hugo' nun ünlü romanı, özründen dolayı kimsenin önüne engel konamayacağını ve bütün insanların dış görünüşü ne olursa olsun hayallerine korkmadan yürümesinin gerekliliğini anlatır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Notre Dame' ın Kamburu
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059561617
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ema Yayınları
Çağdaşlarını ve kendisinden sonra gelen birçok edebiyatçıyı derinden etkilemiş olan Victor Hugo,

romanlarının yanı sıra tiyatro oyunu ve şiir türünde de önemli eserler vermiştir. Eserlerinde, yaşadığı

döneme göre Fransız toplumunun ihtilal öncesi ve sonrası geçirdiği tüm çalkantıları çarpıcı bir şekil-

de yansıtmıştır.

Kitabı okuyanlar 4.442 okur

  • serhat barış dalar
  • Erivan Akbaş
  • Havva Öğmen
  • Semen Gezici
  • Yasin gündüz
  • Arzuhan Öztürk
  • Hilal Kadıoğlu
  • Canberk Mert
  • Catgirl
  • Halil İbrahim

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0.1 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları