Kitap
Notre Dame'in Kamburu

Notre Dame'in Kamburu

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.7
4.512 Kişi
15,8bin
Okunma
4.577
Beğeni
322bin
Gösterim
420 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 11 sa. 54 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Kum Saati Yayınları · 2002 · Karton kapak · 9789756199046
Diğer baskılar
''Yalvarırım sana, şarkına devam et, beni de kovma.'' Quasimodo ise yine diz üstü ve ellerini bitirmişti, dua eder gibi duruyordu. Baştan ayağa dikkat kesilmişti, soluk bile almıyordu adeta. Gözlerini kızın parlak gözbebeklerine dikmişti. Şarkıyı onun gözlerinden dinliyordu sanki. Bir başka sefer de utangaç ve beceriksiz bir eda ile kızın yanına geldi. Güçlükle konuşarak: ''Dinle beni, sana söyleyeceğim var,'' dedi. Esmerelda: ''Seni dinliyorum, '' demek ister gibi bir işaret yaptı. O zaman Quasimodo içini çekti, dudaklarını araladı, bir an konuşmaya hazır göründü. Sonra kıza baktı, ''hayır'' manasına gelen bir başka hareketi yaptı. Başını elleri arasına alıp Esmeralda'yı hayretler içinde bırakarak yavaş yavaş çekildi, gitti.'' (Arka kapaktan)
5 mağazanın 152 ürününün ortalama fiyatı: ₺17
8.7
10 üzerinden
4.512 Puan · 761 İnceleme
Umut
Notre-Dame'ın Kamburu'yu inceledi.
656 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
güzellik tende değil altındaki kalpte gizlidir.
Şekiller içinde bir anlam barındırmadıktan sonra bir manaları kalmaz. Göz alıcı etkilerini kaybedip sadece harfleri dağınık kelime yığınları ile anlatılabilen kavramlara evrilirler. Size güzel gelen herhangi bir şey bir anlama sahip değilse o güzelliğin üstünü önce bir gölge alır, gölge karanlığa kavuşur ve en sonunda da güzel olarak tabir ettiğiniz kavram bir taş duvardan farksız kalır. Oysa insan hep aynı yanılgıya düşmekte ve anlamı şekilde aramakta, bulamayınca kendini hırpalamakta, göze güzel geleni kalbe de uydurmaya çalışmakta. Aynı hataları defalarca yapsa da bu huyundan vazgeçmemekte. Maalesef sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek falan yemiyor, sütü biraz daha ısıtıp tekrar şansını deniyor. Simgelere takılıp duruyor, ihtişamlı makamlara, güzel bedenlere ve güzel gözlere. Lakin hiçbir zaman o güzel gözlerin ardında kalan anlama bakmak istemiyor ve o gözler surları yıkılmış bir sarayın çatırdamış pencereleri olmak dışında hiçbir şeye yaramıyor. Kitap incelemelerine genellikle kitabın bana hissettirdiği şeylerle başlama taraftarıyım. Çünkü ilerde bir gün bu incelemeleri okuduğumda konu ve şeklinden çok bana hissettirdiği şeyleri anımasamanın çok daha güzel olacağı inancındayım. Eee birinci basamağı bitirdiğimize göre kolları sıvayıp ikinci basamağa geçebiliriz. Notre-Dame'ın Kamburu uzunluk olarak ortalamanın biraz üstünde ve bu da kitabı okuyacak okurun biraz gözünü korkutmakta. Ama gözünüz hiç korkmasın hemen bitiyor. Ara ara yazarın girdiği Parîs tasvirleri ve uzun uzun betimlemeleri gerçekten de insanın canını çok sıkıyor ve okura "Bu ne yaw" dedirtiyor ki buralar da kitabın en çekilmez yerlerini oluşturuyor bana göre. Eminim buraları okuyup kitabı yarıda bırakan birçok okur olmuştur. Eee buralara da nazar boncuğu kondurup devam edelim. Kitabın karakter yapısı bize çok şey anlatmakta. Yazarın bize iletmek istediği mesajların büyük çoğunluğu tam olarak burda yatıyor sanırım. Ortaçağ toplumunun yobaz kafası ve karakterlere oturtuluşu, toplumda iyi çerçevesine bürünen insanların yaptığı kötü şeyler tam olarak insan kavramını güzel bir şekilde anlatmakta ve bunu olaylar çerçevesinde bir güzel irdelemekte. En büyük günahları işleyen kişinin toplumun günahlarını çıkartan rahip olması, sahte sözler ve sevgi uğultuları arasında kendini dışa vuran şehvet,nice okullar okuyup en orijinal ahmaklar olarak kalan gençler, simgelerle örtülmüş içi boş güzellik tasvirleri ve daha nicesi... Notre-Dame'ın Kamburu kitabında bulacağınız çok anlam var gerçekten. Toplumun gerçekleri güzel bir şekilde tasvir edilmiş. Kitaptaki olaylar bir kaç asır öncesine dayanıyor kitap ise 1900'lü yıllarda okuyucuyla buluşmuş. Bu da bize şunu anlatıyor. Ne kadar zaman geçerse geçsin ister yüzyıllar olsun istersek milenyumlar. İnsan takılıp kaldığı kabuktan çıkamıyor. Bazen bir ayağını çıkarttığı oluyor, gövdesini kurtarmış oluyor ama yine ne olursa olsun o kabuğa dönüyor, ağzı sütten yandıkça o daha da yakmak istiyor ve hiç dindirmiyor sütün altındaki o ateşi.
Notre-Dame'ın Kamburu
8.7/10
· 15,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
165
Halil Vural
Notre Dame'ın Kamburu'yu inceledi.
572 syf.
·
4 günde
·
10/10 puan
ANATKH/KADER
"Yokuşunda yorulduğun yolu sev" Evet, insan yokuşunda yorulduğu yolu sevmeli bunu kitabı okuduktan sonra daha iyi anladım. Nasıl mı?  Anlatayım; Önümde 100-150 sayfa yokuşlarla (betimlemelerle/tasvirlerle) dolu bir yol vardı ama ben bu yokuşu bu yolu kararlı bir şekilde (şey biraz kararsız) yürüyordum, yürümek istiyordum bana bu yokuşu sevdirecek bir şeylerle karşılacağımı biliyordum, umuyordum, diliyordum. Victor Hugo adeta "Zafere giden yolda çekilen çile kutsaldır" derecesine kitabın ilk 100-150 sayfasını betimlemelerle süslemişti. Sonrası ise, benim için adeta zafer niteliğinde bir okuma oldu. Okudukça zafere adım adım yaklaştığımı hissediyordum, okudukça zaferin acısını hissediyordum. Notre Dame'ın Kamburu Muhteşem kurguyla harmanlanan bu yazma resitalini yapsa yapsa ancak Victor Hugo yapabilirdi zaten(Tek kişilik dev kadro). Ondan daha iyi insanın duygu dünyasını anlayabilen, ondan daha iyi güzeli, çirkini, iyiyi, kötüyü, adaleti, adaletsizliği anlayabilen ve yorumlayan var mıdır? Onu da sizin takdirinize bırakıyorum(Tabii Fyodor Dostoyevski detayını unutup nankörlük edecek değilim). Kitap hakkında uzun uzun yazıp bütün duygu ve düşüncelerimi anlatabilirim ama bu defa da spoiler olabileceğinden korkuyorum. Size bu kötülüğü yapmak istemem. Kötü bir insanım ama o kadar da değil. Bu kitabı okuyun arkadaşlar, bu kitabı okutun arkadaşlar, bu kitapta insan ve insana dair her şey var arkadaşlar, Victor Hugo Notre Dame kilisesine, Paris'e bile ruh vermiş bu kitapta. Baktınız ki bu kitabın derinliklerine ulaşamadınız youtu.be/9xzI9VLK_A0 müzikali dinleyerek bu derinliğe inip, derinliklerdeki nirvanayı yaşayabilirsiniz. Kitaptaki en sevdiğim alıntı ise; "Her kötü düşünce acımasızdır ve eyleme geçmek ister."
Notre Dame'ın Kamburu
8.7/10
· 15,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
48
Kitap Gezgini
Notre Dame'ın Kamburu'yu inceledi.
572 syf.
·
9/10 puan
Notre Dame’ın Kamburu Victor Hugo’nun altı ayda tamamladığı ve 1831 yılında yayıladığı dünya klasiklerinin en önemli eserlerinden biri.İlk 200 sayfasının önemli bir kısmı 14. Yüzyılın Paris’i ve Notre-Dame de Paris Kilisesi’ni tasvir ediyor.Bu betimlemeler ile gözünüzde canlandırdığınız Paris ve Notre Dame Katedrali sonraki sayfalarda sizi şahane bir kurguya sürüklüyor.Sefiller eserini okumuş biri olarak gerçekten bu eserine de hayran kaldım.Kimi okurlar bazı bölümlerinde sıkılmışlar ama kitabı bitirdikten sonra etkilneceğinizden eminim.Kitabın içeriği ve karakterler hakkında derinlemesine bir analize girmeyeceğim bunu yapanlar var zaten.Victor Hugo severler ve dünya klasikleri okuyanlar bu eseri de mutlaka okumalılar.Keyifli okumalar.
Notre Dame'ın Kamburu
8.7/10
· 15,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
63