Nuhun Gemisi (Bu Diyar Baştanbaşa 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.699
Gösterim
Adı:
Nuhun Gemisi
Alt başlık:
Bu Diyar Baştanbaşa 1
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
214
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807008
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Nuhun Gemisi
Bu Diyar Baştan Başa - 1
Romanlarında Anadolu insanının gerçek dünyasını destansı boyutlara taşıyan, yaşanmış ve yaşanan gerçeği mitlerin, efsanelerin evreninde çoğaltan Yaşar Kemal, sadece bir romancı ve halkbilimci değil, gazetelerimizde modern röportaj yazarlığının da kurucusudur. Onun, her biri yayımlandığı dönemde olay yaratan röportajlarında gerçek, hayat buldu ve okuyucuyu sarstı.

Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün ilk kitabı Nuhun Gemisi acıtıcı gerçeği şiirsel bir güzellikle okura sunarken, gerçeğin acısıyla edebiyatın hazzı aynı anda hissedilir.

“İnsan birden irkiliveriyor. Atom bombası bu şehre düşmüş sanki. Yer yer taş yığınları, harabeler. Diyarbakır pas tutmuş. Diyarbakır, eski, çok eski bir demir kapı kadar paslı. (...) Bu şehir kılıf içinde.”
Yaşar Kemal

“Türk umumi efkârından ve memleketten neler saklandığını görmek, hakikatin ne olduğunu anlamak için Yaşar Kemal’in sade bir kalemle, yalnız realiteyi ifade azmiyle yazdıklarını okumalı.”
Hüseyin Cahit Yalçın, "Ulus", 6 Eylül 1953
214 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Rahat yatağımda uzanmış elimin uzanacağı uzaklığa on kadar kitap dizmiş keyif yapıyorum. Beyaz Zambaklar Ülkesi'ni okuyorum bir süre. Her şey ne kadar güzel! Ütopya sanki. Tertemiz sokaklar, kültürün en üst seviyesi, refah seviyesi zirvede. Sanki bembeyaz mermer döşeli bir binaya girmişim. Öyle de güzel, göz alıcı. Sonra ona biraz ara verip gözümün içine bakıp beni oku diyen Yaşar Kemal'e gidiyor elim gayri ihtiyarı. Ne bileyim bu düşüşün bu kadar sert olacağını! Bugün otobüste yaşadığım minik kaza sonrası sırtımın ağrısı bile bu düşüşten oluşan insanlığımın ağrısının yanında hiç kaldı. 1925lerde kaleme alınmış Finlandiya'dan 1950li yılların Anadolusuna öyle bir düştüm ki sormayın gitsin.

Neler var ki 1950li yılların Anadolusunda? Hangi köşesine giderseniz bir felaket. Çukurova'da sıtmadan geçilmezken, Karadeniz'de ince hastalık at koşturuyor. Erzurum'da zelzele, Amasya'da sel. Hepsinin derdi ortak ama; elde yok avuçta yok! Ah ulan diyorsun elimden bir şey gelse ya! Yok be yok yani. Yaşar Kemal... Gözünü budaktan sakınmayan. Dertlerini anlayacağım diye buz gibi soğukta çadırda onlarla uyuyan; öyle soğuk ki bir tarafı uyuşup kalmış sabaha. Kaçakçılarla konuşacağım sırf diye türlü tehlikelere soyunan ve bana mısın demeyen! Ne güzel gazetecilik bu. Ahh keşke hep o lüfer bolluğu haberi gibi haberler yapabilseydin! Hep yüzümüzü güldürseydin.

Aradan yıllar geçti; Van'a üniversite yapıldı, Diyarbakır'ın yolları tamam, artık evler bir iki sallanmada hemen yıkılmıyor ama zihniyet yine aynı. Başımıza bir iş gelmeden önce önlem almayı bilmiyoruz. Artık Yaşar Kemal gibi gazeteciler de yok belki gidip görüp bir şeyler yapılsın diye yalvaran. Ama hâlâ içimi acıtıyor bütün bu yokluk! İnsan be onlar, hepsi insan. "Yukardan" bakınca görülmüyor mu insanlar ben anlamıyorum! Siyasetten zerre anlamayan, kimin ne dediğini ne yaptığını bile unutan bir insan olarak tek temennim de şudur ki; güzel yurdumuzun hiçbir köşesinde ağlayan tek bir insan kalmasın! İnsan olduğumuzu unutmayalım. Kimse unutmasın.

Not: Arkadaşlar, anlatılacak gibi değil! Yaşar Kemal ne güzel anlatmış, ben anlatamam. Okuyun, lütfen.
214 syf.
·3 günde·10/10
Ben bilmiyordum.Sürekli farklı bir yönünü öğrendiğim büyük yazarın birçok yeni yönünü gördüm bu kitapta.

İki yıldır Iğdır'da yaşıyorum ve evim Ağrı Dağ'ına bakıyor.Gece gündüz doruklarına bakıp türlü hayaller kurduğum bu dağın dumanlarında bir de Yaşar Kemal hayali göreceğim kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi.

Sevdiğim yazarların kurgu eserleri dışındaki anı,gezi,deneme vs. türündeki eserlerini okumayı çok severim. Romanlarını,hikayelerini okuduğum bu insanları daha iyi tanırım böylece.


Okuya okuya doyamadığım romanlarından sonra Yaşar Kemal'in röportajlarından oluştuğunu bildiğim Bu Diyar Baştan Başa serisini de alıp kitaplığımı şenlendirmiştim.
#51904990 Don Quijote etkinliğinden sonra o mutlulukla Don Quijote'yi çok seven Yaşar Kemali okuyayım dedim.

Bu eseri ister röportaj,ister geziyazısı,ister hikaye ,ister anı olarak okuyun her türlü bambaşka bir eser.Alanın da bir benzeri olduğunu düşünmüyorum varsa da ben okumadım.

Bilindiği üzere Yaşar Kemal büyuk romanlarını henüz yazmadığı yıllarda epey geçim sıkıntısı çekmiş.Gülhane Park'ında yatmışlığı bile vardır.Bu yıllarda Cumhuriyet gazetesi için röportajlar yazıyormuş.İşte bu seri bu şekilde ortaya çıkmış.

Nerelere gitmemiş ki...

Ama farklı olan gitmesi değil de sorunları ve olayları bizzat yaşaması.

Erzurum'da deprem oluyor çadırlarda,
Amasya'da sel oluyor suyun,balçığın içinde
Çukurova'da ensesinde sıtma soluğu, sivrisineğin ağzında,
Van Gölün'de hayvanlarla Samsun'da insanlarla sıkış tepiş vapurda,
Diyarbakır-Halep kaçak hattında,
Ve Ağrı Dağı'nin 5137 metrelik doruğunda... Hem de 1952'de...

Çünkü onun gerçekçiliği sözde değil. Oturduğu yerden halk söyle geri böyle fakir nutukları yok onda. Doğumundan ölümune kadar hep halkın gerçeklerini anlatmış. Gezerek,yaşayarak ve GÖREREK..

BU NASIL MUHTEŞEM BİR GÖZLEM.:

Psikoloji okumamış,sosyoloji okumamış, liseyi bile okumamış. Nasıl tanıyabiliyor bu kadar insanları hayret ediyorum. Öyle analizler yapıyor ki insanların bakışından,vücut dilinden... Okuyanlar belki daha önce fark etmiştir. Yazar insanların gözlerini ve elleri çok iyi anlatır.Çünkü konusmasak bile bu iki uzvumuz bizi ele verir. Bazen öyle tahliller yapıyor ki kendimi yokluyorum ister istemez:) Demek bu hareketimden bu anlaşılıyor diye.
Yaşar Kemal eserlerinde hep kendi hayatından ilham almıştır.Bu duyarlılığinı çoçukluğundan beri beslese gerek.Bazen onu küçük,zayıf bir çocuk olarak hayal ediyorum.Köyunde bir taşin üstüne oturmuş etraftaki insanları seyretmekte...

50'li yıllarda anlatılan bu halkın gözleri kocaman ve elleri soluk,kupkuru. Yoksulluktan ,caresizlikten... #53510015

Hani toplum arasında bir söz vardır:Aç mezarı mı var,diye.

Baya baya varmış o yıllarda ben onu gördüm.Sefalet insanları götürüyor. Yazar da her gittiği yerde mezarlikları tasvir ediyor. Mezarliklar taze ölü dolu.

Okul yok,olanlarda ögrenci yok,öğrenci olsa sıra yok.

Okula girmenin bile günah olduğunu söyleyenler var.#53403291

Cehaletle boğuşan insanlar. ..Hele insandan bile sayılmayan sofrada erkeğin artığını yiyen kadınlar.#53403930
Bir doğuma bile tanık oluyor yazar yollarda.

Doğa da insanlara karşı. Deprem,sel ,soğuk...
Sıtma,ince hastalık .Çok değil altmış küsur yıllik bir zaman var arada ama bin yıl var gibi.
Maddi olarak koşullar değismiş epey.

Zihniyet de bu kadar olumlu yönde değişebilseydi keşke.

Yazarın esprili ve akıcı dili bu eserde de kendini gösteriyor.Tasvirlere gülümsüyorsunuz da ara ara.

En son röportajı Sait Faik ile.Ve bitiyor kitap.
Şu güzel sözü bu kitabı daha anlamlı kılıyor usta öykücünün#53526592

Bence siz de hemen okuyun bu kitabı. 1950'nin Türkiye'sinde denizlerde,bozkırlarda,uçurumlarda seyahat edin ve Ağrı Dağ'ın zirvesinden bakın yaşama bir seferde.

Ben de diğer serilerle devam edecegim bu yolculuğa.
214 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Yaşar Kemal’in gazetecilik yaptığı 1950’li yıllarda Anadolu gezilerindeki izlenimlerini kaleme aldığı bir eserini okudum. Aslında Nuhun Gemisi “Bu diyar baştanbaşa” adlı serinin ilk kitabıymış. Devamını da okumak için sabırsızlanıyorum.

Kitap bize Anadolunun pek çok yerindeki fakir halkın sefaletini, imkansızlıklarını, hastalıklarını anlatıyor. Bir bakıma geçmiş zamanda güzel bir yolculuğa çıkarıyor. Bazen trende, bazen tıkış tıkış bir otobüste, kamyonda, kokuşmuş gemi ambarında.. bir zaman da ustayla birlikte Ağrı dağına tırmanıyoruz.

Buram buram Anadolu kokan yazarın anılardan oluşan eserin dili, anlatımı, üslubu ve samimiyeti bir harika.
214 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Bilmem nasıl başlasam neresinden başlasam.. Yaşar Kemal'in ilk okuduğum eseri ve kendi kendime "Neden daha önce okumadım!?" diyerek söylendiğim çok oldu.
Bir kere kitabı kütüphaneden alırken ismi çok hoşuma gitmişti "Bu Diyar Baştanbaşa" Rüya gibiydi sanki.
Kitabın içeriğine gelecek olursam; Yazarın gazetecilik yaptığı yıllarda gezdiği gördüğü yerlerdeki yaşadığı olayları anlatıyor. Ama nasıl anlatıyor okuyan bilir. İnsanın tâ yüreğine dokunuyor Anadolunun sıcaklığı, fakir halkın sefaleti, imkansızlıklar, hastalıklar. Hepsini buram buram hissettiriyor.
Ayrıca yazarın çok da güzel mizah anlayışı var. Bundan önce bir gezginden gezi yazılarını okumuştum ama bir ustadan okumak farkı gösteriyor. Oranın havasını soluyorsunuz, sıcağını, soğuğunu hissediyorsunuz. Halkın çaresizliğine yanıyorsunuz. Diyarbakır'dan Van'a Erzurum'a, Antep'e, Amasya'ya sonra Ağrı'nın zirvesine kadar çıkıyorsunuz Yaşar Kemal'le birlikte. Görseniz ne maceralar...

139. Sayfada bir alıntı vardı onunla yazımı bitirmek istiyorum ki bu alıntı benim için incelemenin özeti:

"Demek,demek," dedi, "biz memleketimizi hiç tanımıyormuşuz demek?"
214 syf.
·7 günde·7/10
Anadolu'nun her bir köşesinde saklı kalmış, insanın merhametini sorgulayan, aynı toprakları paylaştığımız halde daha önce karşılaşmadığımız birbirinden farklı hayatlara yolculuk yapmak istiyorsanız eğer "Bu Diyar Baştanbaşa" trenine bir bilet alın derim. Yalnız yolculuk deyince eğleneceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz sevgili okuyucu. Zira bu yolculuk hüzün, acı ve gerçeklerle dolu.

Seriyi oluşturan dört eser (Nuhun Gemisi, Yanan Ormanlarda Elli Gün, Peri Bacaları ve Bir Bulut Kaynıyor) Yaşar Kemal'in 1950'li ve 1975'li yıllar arasında her bir coğrafyayı ziyaret ederek, gözlemlerini kaleme aldığı köşe yazılarından oluşuyor. Ayrıca her eser birer seyahatnâme özelliği de taşıyor. Bu eserler benzer konuların yanı sıra farklı konulara değinse de birbiriyle bir bütün gibi fakat her birine ayrı bir inceleme yazmanın daha doğru olacağını düşündüm.

Öncelikle Anadolu turuna serinin birinci kitabı olan Nuhun Gemisi ile başlayalım. Yaşar Kemal bu eserinde Diyarbakır, Van, Erzurum, Amasya ve Ağrı'ya çeşitli yolculuklar yapıyor. İlk durağı Diyarbakır, sene 1951. Evlerden, sokaklardan, kahvelerden bahsederken belediyeciliğin bu şehirde hiç gelişmediğinden yakınıyor yazar. İnsanlarla çeşitli sohbetlerde bulunarak onların dertlerini kaleme alıyor. Bunun yanı sıra "Okuyucularım, dostlarım, içinizden birinin yolu Diyarbakıra uğrar da Mardinkapıdaki Salus Parkı kahvesine gitmez, bir yorgunluk kahvesi içmezseniz, vebalim boynunuza olsun." diyerek bir de mesaj veriyor okuyucularına.

Yazarımızın ikinci durağı ise şehir demeye bir türlü dilinin varmadığı Van. Bunu diyor demesine ama taşıyla toprağıyla, insanıyla bir o kadar da seviyor Van'ı. Burada yaşadığı kaçakçılık macerası da okunmaya değer. Üçüncü durağı Erzurum'a vardığında ise Pasinler'de yaşanan depremin yansımalarıyla karşılaşmak üzüyor Yaşar Kemal'i. Erzurum'un kışında depremden dolayı evlerine giremeyip, dışarıda çadırda soğukla mücadele etmeye çalışan ve çoğu zaman bu mücadeleyi yitiren insanlar. Bu manzara karşısında duygularını şöyle dile getiriyor yazar;

"Burada gördüğüm en güzel, yürek ferahlatıcı olay, zelzeleye uğramış yakın köylerin felaketzedelere yardımlarıdır. Araba araba tezek, odun taşıyorlar. Evinde yakacak bir tek tezeği olan bile, onu götürüp felaketzedelere veriyor. İnsanoğlunun dost, insanoğlunun insan tarafı... Adam ağlamaklı oluyor."

Amasya ise sel felâketinin kalıntılarıyla karşılıyor yazarı. Yıllarca aynı derde maruz kalmış, evini barkını, hayvanlarını kaybetmiş insanlar. Hepsi birden "Bu kadar yoruldun, derdimizi duyur millete, hükümete" diyerek Yaşar Kemal'den medet umuyorlar. Trenlerde ve gemilerin ambarlarında zor şartlar altında, balık istifi yolculuk yapan Anadolu insanlarına da değinmeden edemiyor yazar.

Ağrı'ya gelerek, esere ismini veren Nuhun Gemisi'nin izine düşüyor bir grup araştırmacıyla. Yaşadığı ilginç maceraları paylaşıyor okuyucusuyla. Son olarak da denize, balıkçılara, sahil hayatına dair öyküleriyle meşhur Sait Faik ile ufak ve samimi bir röportaj yapıyor.

Eseri okurken hiç sıkılmadım. Ben henüz dünyada bile yokken var olan Anadolu insanının yaşadığı sıkıntılara şahit oldum. Görüyorum ki o zamandan bu zamana değişen çok fazla bir şey olmamış. Halk hep mağdur ve perişan. Pek çok aydın, gazeteci, yetkili fildişi kulesine kendisini kapatıp soyutlamışken; Yaşar Kemal bizzat bu insanların dertlerine ortak olup, bir nebze olsun derman olabilmek adına tüm samimiyeti ve merhametiyle bu yaşananları bizlere yansıtmış. Kendi insanımızı, özümüzü görmek; hiç değilse 21.yüzyılın bize unutturduğu insani değerleri hatırlamak adına okuyun.
200 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Gazetecilik yaptığı yıllarda Anadolu gezilerine ait anı ve notlarından oluşan dört kitaplık bir seri. İlk kitabı Nuhun gemisinde Diyarbakır, Erzurum, Van, Ağrı, Bitlis, Kırşehir, Çukurova, Amasya, İstanbul gibi şehirlerdeki gözlemlerini aktarmış.
1951-1953 yıllarını kapsayan bu geziler o dönemin Türkiye’sini de gösteriyor bize. Kitabın en güzel tarafı da bu bence. Özellikle Anadolu'nun o yıllara ait pek fazla görseli mevcut değil. Fakat Yaşar Kemal yazarlık yönünün de etkisiyle, 1950’li yıllarda gittiği şehirlerin coğrafyasını, sosyo-ekonomik durumlarını ve toplumun daha birçok yönünü yazıları sayesinde birer görsel gibi gösteriyor bizlere.
Yaşar Kemal, o dönemlerde Anadolu’ya kimsenin gitmemesini de eleştiriyor. Ne gazeteciler ne politikacılar ne sanatçılar… Mecbur kalmadıkça kimsenin gitmediği bu şehirleri Yaşar Kemal gibi Türkiye sevdalısı bir yazarın kaleminden okumak oldukça keyifli. Kitabın sonunda bir de Sait Faik ile kısa bir görüşmesi de mevcut. Bununla ilgili bulduğum bir haberi de paylaşmak istedim. Ülkemizin geçmiş yıllarını merak eden herkesin okuması gereken bir seri.
http://www.sanatatak.com/...-cemiyeti-uyesi-sait
Kitapla kalın!
214 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Nuh’un Gemisi; Yaşar Kemal’in 1951-1952 yılları arasında Anadolu’yu gezerek gazetede yayımladığı röportajlarından oluşuyor. Röportaj demek eksik kalır. Başından geçen birçok anı da yer alıyor serinin ilk kitabında. Özellikle Van ve Diyarbakır ile ilgili yazdıkları ne kadar realist ve cesur bir gazeteci olduğunu gösteriyor. Yaşadıklarını, düşüncelerini dönemin siyasetine rağmen korkmadan dile getirmesi ne güzel.
Yazdıklarında Anadolu halkının yoksulluğunu görüyorsunuz. Erzurum’daki depremde halkın yaşadıklarını hüzünle okudum. Yokluk ve soğuk bir arada. İstanbuldan Antep’e yaptığı yolculuk sırasında yaşadıklarını okurken bazen güldüm, çoğu zaman üzüldüm. Amasya’da yaşanan sel ve halkın yoksulluğu da yüzüme bir bir çarptı yine. Yaşar Kemal Anadolu’da yaşanan bunca acıyı, yoksulluğu, toprak beylerinin zulmünü birilerinden duyarak yazmamış. Bizzat gidip görmüş, konuşmuş, Erzurum’un soğuğunda çadırlarda uyumuş, Amasya’nın selinde ıslanmış, Antep’te kaçakçılarla 25 gün birlikte kalmış. Ve Ağrı Dağı’nın zirvesine tırmanmış. ‘Bir Ağrıdağı Efsanesi’ adlı eserinde bu kadar gerçekçi tasvirler olmasının; Romanlarında Anadoluyu, halklarını bu kadar güzel anlatmasının sebebi bu olsa gerek.
214 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Evet bir Yaşar Kemal klasiğini daha bitirmiş bulunmaktayım.

"Nuhun Gemisi" Yaşar Kemal’in Bu diyar baştan başa eserlerinin ilk kitabı. Bu eserler 4 seriden oluşup, üstadın röportajlarının, gazetecilik dönemlerinde gezdiği, gördüğü yaşamları derleyip topladığı bir nevi gezi yazılarının kitaplaşmış hali diyebilriz.

*"Biz memleketi hiç tanımıyormuşuz."

50' li yılların Türkiye'sini bizlerin önüne sunuyor. Yokluğun, çaresizliğin, çilenin, acıların, ölümlerin içinden geçiyor. Özellikle güzel Doğu’nun insanlarını bizlere tanıtıyor. Diyar diyar gezdiği toprakalrda güç bela yaşamaya çalışan insanların hikayelerini kaleme alıyor. Beni en çok etkilen kısım ise 50’li yıllarda meydana gelen Erzurum depreminin halkına yaşattığı zorluklar odu.

Köylü milletin efendisidir!

Peki ama bu bitmeyen beyler, ağalar, paşalar neden bu milletin efendilerine bukadar zulmetmiş? Devlet neredeymiş veya devlet neden bu diyarlara uğramamış, kaderine terketmiş? İster istemez aklımızda bu sorular oluşuyor. Günümüze döndüğümüzde köylünün çilesi halen devam ediyor. Nedir bu köylülerin devletten çektikleri?

Uzun uzadıya çok şeyler yazılır ama daha fazla tadını kaçırmak istemiyorum. Söyleyebileceğim son şey Yaşar Kemal okuyun tadına varın sonrasında istesenizde vazgeçemezsiniz. Memleketimizi tanımak isterseniz bir de üstadın penceresinden bakmanızı tavsiye ederim.
214 syf.
·Beğendi·9/10
Bu okuduğum 3. Yaşar Kemal kitabım severek ve çok beğenerek okumaya devam edeceğim . Nuhun Gemisi'ni daha bir başka sevdim ben. Okurken Diyarbakır'da , Van'da, Ağrı'da, Erzurum'da ve Amasya'da gezdim. Gemilere bindim,efsaneler duydum, insanlar gördüm,hatta biraz konuştum onlarla. Sonra çaresizliği gördüm, umudu gördüm ve bazen d
biraz korktum. Öylesine güzel bir kitap ki... okurken bütün insanlara yardım etmek istedim. Bir değil bir sürü şey öğrendim. Okuyun bu güzel adamı.
214 syf.
·2 günde·10/10
1950li yıllarda Yaşar Kemal'in gazetecilik yaptığı sırada Anadolu'yu gezerek röportaj röportajlardan oluşturduğu bir seri #budiyarbaştanbaşa.
Yazarı okumak ayrı zevk ayrı haz. Doyamıyorsunuz anlatımına, ben hiçbir zaman doyamayacağım bu kesin.
Diyarbakır ilinden başlayarak Van, Ağrı, Çukurova, Erzurum, Bitlis, Kırşehir, İstanbul( arada unuttuğum il olabilir) o dönemdeki Anadolu insanının yaşadığı zorlukları aynı zamanda insanliklarini ve harika coğrafya betimlemesini soluksuz okuyorsunuz. En son Sait Faik Abasıyanık ile bir röportajı var ki cook beğendim.
Mutlaka okunmalı bu seri
262 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal'in en etkileyici eseridir. Röportajları " Bu Diyar Baştanbaşa" ana başlığı altında dört kitapta yayımlanmıştır. Bunlardan biri de Nuhun Gemisi' dir. Bu kitabı okuduktan sonra diğerlerini de okuma arzusu duyuyor insan. Kitap bir dönem kitabı olmakla birlikte güzel yurdumun dünü ve bugünü arasında bir köprü oluşturuyor.
Çocukluğumda izlediğim hatırlamakta zorlandığım filmlerden biri olan Vurgun 'un da bu kitap içerisinde yer aldığını görmek kitabı benim için daha anlamlı hale getiriyor. Ayrıca mağaralarda yaşayan insanların üzücü halleri açlık sefalet ve çıplaklıkları insanı gerçekten çok üzüyor. Kitap 1950 li yılları anlatsa da halkın yaşam koşulları gerçekten içler acısı. Bunlar gibi her bir röportajda insanı etkileyen olaylar var. Herkesin okumasını şiddetle tavsiye ederim.
Bir köylü kadın gördüm. Bu kalabalık caddenin ortasından, elindeki çoraba gözünü dikmiş, ıssız bir yolda yürürcesine, oralı değil, öre öre gidiyordu.
Yaşar Kemal
Sayfa 11 - YKY Yayınları
Doğuda bundan zor bir iş yok. Bir kız, isterse en çirkin, en fakir olsun, fiyatı iki binden aşağı değildir. Getirirsin iki bini, alırsın… kızı! Zengin kızlarının fiyatı otuz bine kadar yükseliyor. Son zamanlarda kızları kamyonla değiştiriyorlar. Bir kamyona bir kız… Kızların sayesinde makinalaşıyoruz.
Sonra yetmişlik, seksenlik ihtiyarların on beşinde, gül gibi karıları var. Kim ne karışır, parasını vermiş almış.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nuhun Gemisi
Alt başlık:
Bu Diyar Baştanbaşa 1
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
214
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807008
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Nuhun Gemisi
Bu Diyar Baştan Başa - 1
Romanlarında Anadolu insanının gerçek dünyasını destansı boyutlara taşıyan, yaşanmış ve yaşanan gerçeği mitlerin, efsanelerin evreninde çoğaltan Yaşar Kemal, sadece bir romancı ve halkbilimci değil, gazetelerimizde modern röportaj yazarlığının da kurucusudur. Onun, her biri yayımlandığı dönemde olay yaratan röportajlarında gerçek, hayat buldu ve okuyucuyu sarstı.

Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün ilk kitabı Nuhun Gemisi acıtıcı gerçeği şiirsel bir güzellikle okura sunarken, gerçeğin acısıyla edebiyatın hazzı aynı anda hissedilir.

“İnsan birden irkiliveriyor. Atom bombası bu şehre düşmüş sanki. Yer yer taş yığınları, harabeler. Diyarbakır pas tutmuş. Diyarbakır, eski, çok eski bir demir kapı kadar paslı. (...) Bu şehir kılıf içinde.”
Yaşar Kemal

“Türk umumi efkârından ve memleketten neler saklandığını görmek, hakikatin ne olduğunu anlamak için Yaşar Kemal’in sade bir kalemle, yalnız realiteyi ifade azmiyle yazdıklarını okumalı.”
Hüseyin Cahit Yalçın, "Ulus", 6 Eylül 1953

Kitabı okuyanlar 488 okur

  • Sevda sezer
  • Ismail orman
  • Bilgem
  • Büşra aldemir
  • Mekselina Meral
  • Herhangi1dost
  • eyüp duman
  • ..toprak adam’
  • Pelin taşkın
  • El-Ğarîbî

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.2
14-17 Yaş
%4.8
18-24 Yaş
%22.2
25-34 Yaş
%27
35-44 Yaş
%23.8
45-54 Yaş
%12.7
55-64 Yaş
%6.3
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%41.8
Erkek
%58.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%51.1 (94)
9
%25 (46)
8
%12.5 (23)
7
%4.3 (8)
6
%1.6 (3)
5
%0.5 (1)
4
%0.5 (1)
3
%0
2
%0
1
%0