Nuhun Gemisi (Bu Diyar Baştanbaşa 1)Yaşar Kemal

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.690
Gösterim
Adı:
Nuhun Gemisi
Alt başlık:
Bu Diyar Baştanbaşa 1
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
214
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807008
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Romanlarında Anadolu insanının gerçek dünyasını destansı boyutlara taşıyan, yaşanmış ve yaşanan gerçeği mitlerin, efsanelerin evreninde çoğaltan Yaşar Kemal, sadece bir romancı ve halkbilimci değil, gazetelerimizde modern röportaj yazarlığının da kurucusudur. Onun, her biri yayımlandığı dönemde olay yaratan röportajlarında gerçek, hayat buldu ve okuyucuyu sarstı.

Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün ilk kitabı Nuhun Gemisi acıtıcı gerçeği şiirsel bir güzellikle okura sunarken, gerçeğin acısıyla edebiyatın hazzı aynı anda hissedilir.

“İnsan birden irkiliveriyor. Atom bombası bu şehre düşmüş sanki. Yer yer taş yığınları, harabeler. Diyarbakır pas tutmuş. Diyarbakır, eski, çok eski bir demir kapı kadar paslı. (...) Bu şehir kılıf içinde.”
Yaşar Kemal

“Türk umumi efkârından ve memleketten neler saklandığını görmek, hakikatin ne olduğunu anlamak için Yaşar Kemal’in sade bir kalemle, yalnız realiteyi ifade azmiyle yazdıklarını okumalı.”
Hüseyin Cahit Yalçın, "Ulus", 6 Eylül 1953
Rahat yatağımda uzanmış elimin uzanacağı uzaklığa on kadar kitap dizmiş keyif yapıyorum. Beyaz Zambaklar Ülkesi'ni okuyorum bir süre. Her şey ne kadar güzel! Ütopya sanki. Tertemiz sokaklar, kültürün en üst seviyesi, refah seviyesi zirvede. Sanki bembeyaz mermer döşeli bir binaya girmişim. Öyle de güzel, göz alıcı. Sonra ona biraz ara verip gözümün içine bakıp beni oku diyen Yaşar Kemal'e gidiyor elim gayri ihtiyarı. Ne bileyim bu düşüşün bu kadar sert olacağını! Bugün otobüste yaşadığım minik kaza sonrası sırtımın ağrısı bile bu düşüşten oluşan insanlığımın ağrısının yanında hiç kaldı. 1925lerde kaleme alınmış Finlandiya'dan 1950li yılların Anadolusuna öyle bir düştüm ki sormayın gitsin.

Neler var ki 1950li yılların Anadolusunda? Hangi köşesine giderseniz bir felaket. Çukurova'da sıtmadan geçilmezken, Karadeniz'de ince hastalık at koşturuyor. Erzurum'da zelzele, Amasya'da sel. Hepsinin derdi ortak ama; elde yok avuçta yok! Ah ulan diyorsun elimden bir şey gelse ya! Yok be yok yani. Yaşar Kemal... Gözünü budaktan sakınmayan. Dertlerini anlayacağım diye buz gibi soğukta çadırda onlarla uyuyan; öyle soğuk ki bir tarafı uyuşup kalmış sabaha. Kaçakçılarla konuşacağım sırf diye türlü tehlikelere soyunan ve bana mısın demeyen! Ne güzel gazetecilik bu. Ahh keşke hep o lüfer bolluğu haberi gibi haberler yapabilseydin! Hep yüzümüzü güldürseydin.

Aradan yıllar geçti; Van'a üniversite yapıldı, Diyarbakır'ın yolları tamam, artık evler bir iki sallanmada hemen yıkılmıyor ama zihniyet yine aynı. Başımıza bir iş gelmeden önce önlem almayı bilmiyoruz. Artık Yaşar Kemal gibi gazeteciler de yok belki gidip görüp bir şeyler yapılsın diye yalvaran. Ama hâlâ içimi acıtıyor bütün bu yokluk! İnsan be onlar, hepsi insan. "Yukardan" bakınca görülmüyor mu insanlar ben anlamıyorum! Siyasetten zerre anlamayan, kimin ne dediğini ne yaptığını bile unutan bir insan olarak tek temennim de şudur ki; güzel yurdumuzun hiçbir köşesinde ağlayan tek bir insan kalmasın! İnsan olduğumuzu unutmayalım. Kimse unutmasın.

Not: Arkadaşlar, anlatılacak gibi değil! Yaşar Kemal ne güzel anlatmış, ben anlatamam. Okuyun, lütfen.
Bilmem nasıl başlasam neresinden başlasam.. Yaşar Kemal'in ilk okuduğum eseri ve kendi kendime "Neden daha önce okumadım!?" diyerek söylendiğim çok oldu.
Bir kere kitabı kütüphaneden alırken ismi çok hoşuma gitmişti "Bu Diyar Baştanbaşa" Rüya gibiydi sanki.
Kitabın içeriğine gelecek olursam; Yazarın gazetecilik yaptığı yıllarda gezdiği gördüğü yerlerdeki yaşadığı olayları anlatıyor. Ama nasıl anlatıyor okuyan bilir. İnsanın tâ yüreğine dokunuyor Anadolunun sıcaklığı, fakir halkın sefaleti, imkansızlıklar, hastalıklar. Hepsini buram buram hissettiriyor.
Ayrıca yazarın çok da güzel mizah anlayışı var. Bundan önce bir gezginden gezi yazılarını okumuştum ama bir ustadan okumak farkı gösteriyor. Oranın havasını soluyorsunuz, sıcağını, soğuğunu hissediyorsunuz. Halkın çaresizliğine yanıyorsunuz. Diyarbakır'dan Van'a Erzurum'a, Antep'e, Amasya'ya sonra Ağrı'nın zirvesine kadar çıkıyorsunuz Yaşar Kemal'le birlikte. Görseniz ne maceralar...

139. Sayfada bir alıntı vardı onunla yazımı bitirmek istiyorum ki bu alıntı benim için incelemenin özeti:

"Demek,demek," dedi, "biz memleketimizi hiç tanımıyormuşuz demek?"
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.611 Oy)18.145 beğeni41.134 okunma2.642 alıntı172.984 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.174 Oy)8.479 beğeni27.188 okunma752 alıntı132.569 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.834 Oy)8.777 beğeni24.033 okunma1.605 alıntı111.522 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.765 Oy)5.140 beğeni16.441 okunma917 alıntı56.815 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.431 Oy)5.539 beğeni18.777 okunma766 alıntı96.046 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.090 Oy)7.658 beğeni21.511 okunma754 alıntı84.012 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.238 Oy)7.573 beğeni20.471 okunma3.665 alıntı122.303 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.738 Oy)6.049 beğeni15.913 okunma2.617 alıntı82.170 gösterim
  • İçimizdeki Şeytan
    8.6/10 (3.767 Oy)4.063 beğeni11.858 okunma1.990 alıntı64.890 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.510 Oy)8.462 beğeni24.971 okunma2.265 alıntı107.785 gösterim
Anadolu'nun her bir köşesinde saklı kalmış, insanın merhametini sorgulayan, aynı toprakları paylaştığımız halde daha önce karşılaşmadığımız birbirinden farklı hayatlara yolculuk yapmak istiyorsanız eğer "Bu Diyar Baştanbaşa" trenine bir bilet alın derim. Yalnız yolculuk deyince eğleneceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz sevgili okuyucu. Zira bu yolculuk hüzün, acı ve gerçeklerle dolu.

Seriyi oluşturan dört eser (Nuhun Gemisi, Yanan Ormanlarda Elli Gün, Peri Bacaları ve Bir Bulut Kaynıyor) Yaşar Kemal'in 1950'li ve 1975'li yıllar arasında her bir coğrafyayı ziyaret ederek, gözlemlerini kaleme aldığı köşe yazılarından oluşuyor. Ayrıca her eser birer seyahatnâme özelliği de taşıyor. Bu eserler benzer konuların yanı sıra farklı konulara değinse de birbiriyle bir bütün gibi fakat her birine ayrı bir inceleme yazmanın daha doğru olacağını düşündüm.

Öncelikle Anadolu turuna serinin birinci kitabı olan Nuhun Gemisi ile başlayalım. Yaşar Kemal bu eserinde Diyarbakır, Van, Erzurum, Amasya ve Ağrı'ya çeşitli yolculuklar yapıyor. İlk durağı Diyarbakır, sene 1951. Evlerden, sokaklardan, kahvelerden bahsederken belediyeciliğin bu şehirde hiç gelişmediğinden yakınıyor yazar. İnsanlarla çeşitli sohbetlerde bulunarak onların dertlerini kaleme alıyor. Bunun yanı sıra "Okuyucularım, dostlarım, içinizden birinin yolu Diyarbakıra uğrar da Mardinkapıdaki Salus Parkı kahvesine gitmez, bir yorgunluk kahvesi içmezseniz, vebalim boynunuza olsun." diyerek bir de mesaj veriyor okuyucularına.

Yazarımızın ikinci durağı ise şehir demeye bir türlü dilinin varmadığı Van. Bunu diyor demesine ama taşıyla toprağıyla, insanıyla bir o kadar da seviyor Van'ı. Burada yaşadığı kaçakçılık macerası da okunmaya değer. Üçüncü durağı Erzurum'a vardığında ise Pasinler'de yaşanan depremin yansımalarıyla karşılaşmak üzüyor Yaşar Kemal'i. Erzurum'un kışında depremden dolayı evlerine giremeyip, dışarıda çadırda soğukla mücadele etmeye çalışan ve çoğu zaman bu mücadeleyi yitiren insanlar. Bu manzara karşısında duygularını şöyle dile getiriyor yazar;

"Burada gördüğüm en güzel, yürek ferahlatıcı olay, zelzeleye uğramış yakın köylerin felaketzedelere yardımlarıdır. Araba araba tezek, odun taşıyorlar. Evinde yakacak bir tek tezeği olan bile, onu götürüp felaketzedelere veriyor. İnsanoğlunun dost, insanoğlunun insan tarafı... Adam ağlamaklı oluyor."

Amasya ise sel felâketinin kalıntılarıyla karşılıyor yazarı. Yıllarca aynı derde maruz kalmış, evini barkını, hayvanlarını kaybetmiş insanlar. Hepsi birden "Bu kadar yoruldun, derdimizi duyur millete, hükümete" diyerek Yaşar Kemal'den medet umuyorlar. Trenlerde ve gemilerin ambarlarında zor şartlar altında, balık istifi yolculuk yapan Anadolu insanlarına da değinmeden edemiyor yazar.

Ağrı'ya gelerek, esere ismini veren Nuhun Gemisi'nin izine düşüyor bir grup araştırmacıyla. Yaşadığı ilginç maceraları paylaşıyor okuyucusuyla. Son olarak da denize, balıkçılara, sahil hayatına dair öyküleriyle meşhur Sait Faik ile ufak ve samimi bir röportaj yapıyor.

Eseri okurken hiç sıkılmadım. Ben henüz dünyada bile yokken var olan Anadolu insanının yaşadığı sıkıntılara şahit oldum. Görüyorum ki o zamandan bu zamana değişen çok fazla bir şey olmamış. Halk hep mağdur ve perişan. Pek çok aydın, gazeteci, yetkili fildişi kulesine kendisini kapatıp soyutlamışken; Yaşar Kemal bizzat bu insanların dertlerine ortak olup, bir nebze olsun derman olabilmek adına tüm samimiyeti ve merhametiyle bu yaşananları bizlere yansıtmış. Kendi insanımızı, özümüzü görmek; hiç değilse 21.yüzyılın bize unutturduğu insani değerleri hatırlamak adına okuyun.
Bu okuduğum 3. Yaşar Kemal kitabım severek ve çok beğenerek okumaya devam edeceğim . Nuhun Gemisi'ni daha bir başka sevdim ben. Okurken Diyarbakır'da , Van'da, Ağrı'da, Erzurum'da ve Amasya'da gezdim. Gemilere bindim,efsaneler duydum, insanlar gördüm,hatta biraz konuştum onlarla. Sonra çaresizliği gördüm, umudu gördüm ve bazen d
biraz korktum. Öylesine güzel bir kitap ki... okurken bütün insanlara yardım etmek istedim. Bir değil bir sürü şey öğrendim. Okuyun bu güzel adamı.
*Kitabı elime almamla bitirmem bir oldu.Yaşar Kemal gözlem yeteneğini sanatsal üslubuyla birleştirmiş. Keyifle okuyor insan.
*70-80’li yılların biçare Anadolusu... İnsanların temel ihtiyaçlarının bile lüks olduğu bir dönem hoş hala bazı bölgeler için pek bir şey değişmedi.
* Kitap hem röportaj hem de gezi yazısı niteliği taşıyor. Bir garip adam:Sait Faik’le olan röportajı... Yazarla ilgili bilmediğim bir doneyle karşılaştım.
*Yazar kaçakçılarla 25 gün geçiriyor. Kim bilir belki de “İnce Mehmet” böyle bir tecrübeden doğmuştur.
Nuhun Gemisi / Bu Diyar Baştanbaşa 1
Yaşar Kemal
YAPI KREDİ YAYINLARI
▪️Bir kere bu kitabı roman değil bunu bilelim. Bazı eleştiriler okumuştum başlamadan önce. “Bu romanı çok etkilemedi beni” diye. Oysaki kitabin adından belli olacağı gibi “Bu Diyar Baştan Başa” yani 1950-1955 yıllarında Cumhuriyet gazetesinde çalıştığı dönemde Türkiye'yi özellikle de Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da gerçekleştirdiği geziler esnasında gördüklerini, yaşadıklarını ve röportajlarını kaleme aldığı muazzam bir eser.
▪️Bir Anadolu aşığı Yaşar Kemal’İn Diyarbakır’dan başlayıp, Van, Erzurum, Amasya, İstanbul ve Nihayetinde Ağrı dağında biten, kah at sırtında, kah otobüslerde, kah tren ile yaptığı seyahatten Anadolu insanın bitmez bilmek çilesini, içinizi burkacak yoksulluğunu, doğa ile mücadelesini iliklerinize kadar yaşayacaksınız.
▪️Yaşar Kemal’in, iki yıl görev yaptığım eteğindeki Karakolumdan her gün karlı tepesine baktığım Ağrı Dağının zirvesine, o zaman benim gibi genç bir üsteğmen ve Fransız keşif heyetiyle çıktığını okuyunca gıpta etmedim değil. Nuh’un gemisini arayan ve Küp Gölü cıvarında bulduğunu söyleyen Fransız kafileyle birlikte zirveye yaptığı yolculuğu anlatışı muhteşem. Her gün şimşeklerin çaktığı, yağmurun karın eksik olmadığı, insana yapıştımı bırakmayan dünyanın hiçbir yerinde olmayan koca koca sivrisinekleri, sadece Toroslar'da olduğunu düşündüğü keskin kokulu püren çiçeklerini hatırladım gene…
▪️Ha okuyunca şaşıracağınız bir de kaçakçılık serüveni var, onu unutmayayım. İçindeki gazetecilik coşkusuyla kaçakçıların arasına girip kendisini “Adanalı Kaçakçı Hasan” diye tanıtması, onların arasına katılıp sınırdan ateş altında Halep’e geçip dönmesi, hatta sınır güvenlik görevlileri ile “istihbarat memuru” olarak kaçakçılara karşı pusu atması… İnanılmaz bir adam, inanılmaz bir macera…
▪️Van’da yaptığı gezi de kurulacak bir üniversite hayal etmesi… Doğunun ve hatta komşu ülkelerin gençleri, her renk her cins türlü türlü öğrenciler… Yerini de belirlemiş; Van kalesi ile göl arasındaki düzlük.. Fakültelerin yanı sıra nadide kitapların bulunduğu kütüphaneyi de kalenin dibine koymuş…Van’a gidip gören var mı üniversitenin yerini merak ettim doğrusu.
▪️Kitabın sonunda Sait Faikle yaptığı görüşme…Şaşırtıcı.. Sait Faik’in, Atatürk'ten sonra Mark Twain derneğinin fahri üyeliğini alan ikinci Türk olduğu…
Ona (Sait Faik) Kadıköy iskelesinin kanepelerinde rastladım.
- Ne var ne yok Sait? dedim. Hikaye yazıyor musun?
- Yok, dedi. Yaşıyorum..
Sayfa Sayısı 205
Puan : 10
kitabı okurken Diyarbakır'ın haline üzülerek başladım, Antep'te ben de kaçakçı oldum mermiler sanki benim de yanımdan vızır vızır geçiyordu. Ben de yer altındaki evlere girdim göz gözü görmedi ve tabi ben de Erzurum'da dondum. Her şeyden sonra Ağrı Dağının zirvesini görmek tüm yorgunluğumu attı. Tabi unutmamak gerekir bu daha başlangıç.
İyi okumalar herkese
Hala ayaktaydık. Kadın getirip yere bir yırtık çul atıp kirli bir yastık koydu. Halimle oturduk. Halim mahçup mahçup:Kusura kalma beyim, yok. Yokluğun gözü çıksın. Benim de halim bu iște. Görüyorsun halimi. Yaz fermanını hükümete.
Deli eden bir mavilik. Ne gökyüzünde vardır öyle bir mavi, ne de başka bir yerde. Bir tek mavi uyar bu maviye. Diyarbakır ovasındaki çiçeklerin mavisi..
... Bazı adam vardır, insan yüzünde sırf hınç,kin okur. Bazısında gurur, bazısında neşe,bazısında bayağılık, aşağılık... Bu adamın üstünden başından da yalnızlık akar. Bir de bu adama, Kadıköy iskelesinin kanepelerinden birine oturmuş, heybeli köylüleri, çıplak ayaklı serseri çocukları, hanımefendileri seyrederken rastlarsınız.
Bu adam hikayeci Sait Faiktir.
Yaşar Kemal
Sayfa 203 - YKY
Selim Efendi: "Aşk böyle Amerikaya mı götürür insanı? Filmlerin Allah belasını versin."

Amasyalı: "Cehenneme bile götürür."
Yaşar Kemal
Sayfa 143 - YKY
Kiminin yolcusu var, onu uğurluyor.
Kiminin yolcusu gelecek, onu bekliyor.
Kimisi de yolcu...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Nuhun Gemisi
Alt başlık:
Bu Diyar Baştanbaşa 1
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
214
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807008
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Romanlarında Anadolu insanının gerçek dünyasını destansı boyutlara taşıyan, yaşanmış ve yaşanan gerçeği mitlerin, efsanelerin evreninde çoğaltan Yaşar Kemal, sadece bir romancı ve halkbilimci değil, gazetelerimizde modern röportaj yazarlığının da kurucusudur. Onun, her biri yayımlandığı dönemde olay yaratan röportajlarında gerçek, hayat buldu ve okuyucuyu sarstı.

Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün ilk kitabı Nuhun Gemisi acıtıcı gerçeği şiirsel bir güzellikle okura sunarken, gerçeğin acısıyla edebiyatın hazzı aynı anda hissedilir.

“İnsan birden irkiliveriyor. Atom bombası bu şehre düşmüş sanki. Yer yer taş yığınları, harabeler. Diyarbakır pas tutmuş. Diyarbakır, eski, çok eski bir demir kapı kadar paslı. (...) Bu şehir kılıf içinde.”
Yaşar Kemal

“Türk umumi efkârından ve memleketten neler saklandığını görmek, hakikatin ne olduğunu anlamak için Yaşar Kemal’in sade bir kalemle, yalnız realiteyi ifade azmiyle yazdıklarını okumalı.”
Hüseyin Cahit Yalçın, "Ulus", 6 Eylül 1953

Kitabı okuyanlar 117 okur

  • Drkitapsever
  • Casım Aytekin
  • Aram Adar
  • Yener TAN
  • zafer
  • Meryem Şahin
  • Derya Alıç
  • Jack Sparrow
  • Ümit K.
  • Gülistan Sürek

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.2
14-17 Yaş
%4.8
18-24 Yaş
%22.2
25-34 Yaş
%27
35-44 Yaş
%23.8
45-54 Yaş
%12.7
55-64 Yaş
%6.3
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%41.8
Erkek
%58.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%63.5 (33)
9
%23.1 (12)
8
%5.8 (3)
7
%7.7 (4)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0