Nuhun Gemisi Bu Diyar Baştanbaşa 1

9,2/10  (25 Oy) · 
76 okunma  · 
21 beğeni  · 
1.202 gösterim
Romanlarında Anadolu insanının gerçek dünyasını destansı boyutlara taşıyan, yaşanmış ve yaşanan gerçeği mitlerin, efsanelerin evreninde çoğaltan Yaşar Kemal, sadece bir romancı ve halkbilimci değil, gazetelerimizde modern röportaj yazarlığının da kurucusudur. Onun, her biri yayımlandığı dönemde olay yaratan röportajlarında gerçek, hayat buldu ve okuyucuyu sarstı.

Bu Diyar Baştanbaşa dörtlüsünün ilk kitabı Nuhun Gemisi acıtıcı gerçeği şiirsel bir güzellikle okura sunarken, gerçeğin acısıyla edebiyatın hazzı aynı anda hissedilir.

“İnsan birden irkiliveriyor. Atom bombası bu şehre düşmüş sanki. Yer yer taş yığınları, harabeler. Diyarbakır pas tutmuş. Diyarbakır, eski, çok eski bir demir kapı kadar paslı. (...) Bu şehir kılıf içinde.”
Yaşar Kemal

“Türk umumi efkârından ve memleketten neler saklandığını görmek, hakikatin ne olduğunu anlamak için Yaşar Kemal’in sade bir kalemle, yalnız realiteyi ifade azmiyle yazdıklarını okumalı.”
Hüseyin Cahit Yalçın, "Ulus", 6 Eylül 1953
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2017
  • Sayfa Sayısı:
    214
  • ISBN:
    9789750807008
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Hatice 
 26 Mar 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bilmem nasıl başlasam neresinden başlasam.. Yaşar Kemal'in ilk okuduğum eseri ve kendi kendime "Neden daha önce okumadım!?" diyerek söylendiğim çok oldu.
Bir kere kitabı kütüphaneden alırken ismi çok hoşuma gitmişti "Bu Diyar Baştanbaşa" Rüya gibiydi sanki.
Kitabın içeriğine gelecek olursam; Yazarın gazetecilik yaptığı yıllarda gezdiği gördüğü yerlerdeki yaşadığı olayları anlatıyor. Ama nasıl anlatıyor okuyan bilir. İnsanın tâ yüreğine dokunuyor Anadolunun sıcaklığı, fakir halkın sefaleti, imkansızlıklar, hastalıklar. Hepsini buram buram hissettiriyor.
Ayrıca yazarın çok da güzel mizah anlayışı var. Bundan önce bir gezginden gezi yazılarını okumuştum ama bir ustadan okumak farkı gösteriyor. Oranın havasını soluyorsunuz, sıcağını, soğuğunu hissediyorsunuz. Halkın çaresizliğine yanıyorsunuz. Diyarbakır'dan Van'a Erzurum'a, Antep'e, Amasya'ya sonra Ağrı'nın zirvesine kadar çıkıyorsunuz Yaşar Kemal'le birlikte. Görseniz ne maceralar...

139. Sayfada bir alıntı vardı onunla yazımı bitirmek istiyorum ki bu alıntı benim için incelemenin özeti:

"Demek,demek," dedi, "biz memleketimizi hiç tanımıyormuşuz demek?"

Asena 
24 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu okuduğum 3. Yaşar Kemal kitabım severek ve çok beğenerek okumaya da devam edeceğim . Nuhun Gemisi'ni daha bir başka sevdim ben. Okurken Diyarbakır'da , Van'da, Ağrı'da, Erzurum'da ve Amasya'da gezdim. Gemilere bindim,efsaneler duydum, insanlar gördüm,hatta biraz da konuştum onlarla. Sonra çaresizliği gördüm, umudu gördüm ve bazen de biraz korktum. Öylesine güzel bir kitap ki... okurken bütün insanlara yardım etmek istedim. Bir değil bir sürü şey öğrendim. Okuyun bu güzel adamı.

Şeyma Öztürk 
20 Eki 2017 · Kitabı okudu · 7 günde · 7/10 puan

Anadolu'nun her bir köşesinde saklı kalmış, insanın merhametini sorgulayan, aynı toprakları paylaştığımız halde daha önce karşılaşmadığımız birbirinden farklı hayatlara yolculuk yapmak istiyorsanız eğer "Bu Diyar Baştanbaşa" trenine bir bilet alın derim. Yalnız yolculuk deyince eğleneceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz sevgili okuyucu. Zira bu yolculuk hüzün, acı ve gerçeklerle dolu.

Seriyi oluşturan dört eser (Nuhun Gemisi, Yanan Ormanlarda Elli Gün, Peri Bacaları ve Bir Bulut Kaynıyor) Yaşar Kemal'in 1950'li ve 1975'li yıllar arasında her bir coğrafyayı ziyaret ederek, gözlemlerini kaleme aldığı köşe yazılarından oluşuyor. Ayrıca her eser birer seyahatnâme özelliği de taşıyor. Bu eserler benzer konuların yanı sıra farklı konulara değinse de birbiriyle bir bütün gibi fakat her birine ayrı bir inceleme yazmanın daha doğru olacağını düşündüm.

Öncelikle Anadolu turuna serinin birinci kitabı olan Nuhun Gemisi ile başlayalım. Yaşar Kemal bu eserinde Diyarbakır, Van, Erzurum, Amasya ve Ağrı'ya çeşitli yolculuklar yapıyor. İlk durağı Diyarbakır, sene 1951. Evlerden, sokaklardan, kahvelerden bahsederken belediyeciliğin bu şehirde hiç gelişmediğinden yakınıyor yazar. İnsanlarla çeşitli sohbetlerde bulunarak onların dertlerini kaleme alıyor. Bunun yanı sıra "Okuyucularım, dostlarım, içinizden birinin yolu Diyarbakıra uğrar da Mardinkapıdaki Salus Parkı kahvesine gitmez, bir yorgunluk kahvesi içmezseniz, vebalim boynunuza olsun." diyerek bir de mesaj veriyor okuyucularına.

Yazarımızın ikinci durağı ise şehir demeye bir türlü dilinin varmadığı Van. Bunu diyor demesine ama taşıyla toprağıyla, insanıyla bir o kadar da seviyor Van'ı. Burada yaşadığı kaçakçılık macerası da okunmaya değer. Üçüncü durağı Erzurum'a vardığında ise Pasinler'de yaşanan depremin yansımalarıyla karşılaşmak üzüyor Yaşar Kemal'i. Erzurum'un kışında depremden dolayı evlerine giremeyip, dışarıda çadırda soğukla mücadele etmeye çalışan ve çoğu zaman bu mücadeleyi yitiren insanlar. Bu manzara karşısında duygularını şöyle dile getiriyor yazar;

"Burada gördüğüm en güzel, yürek ferahlatıcı olay, zelzeleye uğramış yakın köylerin felaketzedelere yardımlarıdır. Araba araba tezek, odun taşıyorlar. Evinde yakacak bir tek tezeği olan bile, onu götürüp felaketzedelere veriyor. İnsanoğlunun dost, insanoğlunun insan tarafı... Adam ağlamaklı oluyor."

Amasya ise sel felâketinin kalıntılarıyla karşılıyor yazarı. Yıllarca aynı derde maruz kalmış, evini barkını, hayvanlarını kaybetmiş insanlar. Hepsi birden "Bu kadar yoruldun, derdimizi duyur millete, hükümete" diyerek Yaşar Kemal'den medet umuyorlar. Trenlerde ve gemilerin ambarlarında zor şartlar altında, balık istifi yolculuk yapan Anadolu insanlarına da değinmeden edemiyor yazar.

Ağrı'ya gelerek, esere ismini veren Nuhun Gemisi'nin izine düşüyor bir grup araştırmacıyla. Yaşadığı ilginç maceraları paylaşıyor okuyucusuyla. Son olarak da denize, balıkçılara, sahil hayatına dair öyküleriyle meşhur Sait Faik ile ufak ve samimi bir röportaj yapıyor.

Eseri okurken hiç sıkılmadım. Ben henüz dünyada bile yokken var olan Anadolu insanının yaşadığı sıkıntılara şahit oldum. Görüyorum ki o zamandan bu zamana değişen çok fazla bir şey olmamış. Halk hep mağdur ve perişan. Pek çok aydın, gazeteci, yetkili fildişi kulesine kendisini kapatıp soyutlamışken; Yaşar Kemal bizzat bu insanların dertlerine ortak olup, bir nebze olsun derman olabilmek adına tüm samimiyeti ve merhametiyle bu yaşananları bizlere yansıtmış. Kendi insanımızı, özümüzü görmek; hiç değilse 21.yüzyılın bize unutturduğu insani değerleri hatırlamak adına okuyun.

Erdem Gül 
07 Eki 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Nuhun Gemisi / Bu Diyar Baştanbaşa 1
Yaşar Kemal
YAPI KREDİ YAYINLARI
▪️Bir kere bu kitabı roman değil bunu bilelim. Bazı eleştiriler okumuştum başlamadan önce. “Bu romanı çok etkilemedi beni” diye. Oysaki kitabin adından belli olacağı gibi “Bu Diyar Baştan Başa” yani 1950-1955 yıllarında Cumhuriyet gazetesinde çalıştığı dönemde Türkiye'yi özellikle de Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da gerçekleştirdiği geziler esnasında gördüklerini, yaşadıklarını ve röportajlarını kaleme aldığı muazzam bir eser.
▪️Bir Anadolu aşığı Yaşar Kemal’İn Diyarbakır’dan başlayıp, Van, Erzurum, Amasya, İstanbul ve Nihayetinde Ağrı dağında biten, kah at sırtında, kah otobüslerde, kah tren ile yaptığı seyahatten Anadolu insanın bitmez bilmek çilesini, içinizi burkacak yoksulluğunu, doğa ile mücadelesini iliklerinize kadar yaşayacaksınız.
▪️Yaşar Kemal’in, iki yıl görev yaptığım eteğindeki Karakolumdan her gün karlı tepesine baktığım Ağrı Dağının zirvesine, o zaman benim gibi genç bir üsteğmen ve Fransız keşif heyetiyle çıktığını okuyunca gıpta etmedim değil. Nuh’un gemisini arayan ve Küp Gölü cıvarında bulduğunu söyleyen Fransız kafileyle birlikte zirveye yaptığı yolculuğu anlatışı muhteşem. Her gün şimşeklerin çaktığı, yağmurun karın eksik olmadığı, insana yapıştımı bırakmayan dünyanın hiçbir yerinde olmayan koca koca sivrisinekleri, sadece Toroslar'da olduğunu düşündüğü keskin kokulu püren çiçeklerini hatırladım gene…
▪️Ha okuyunca şaşıracağınız bir de kaçakçılık serüveni var, onu unutmayayım. İçindeki gazetecilik coşkusuyla kaçakçıların arasına girip kendisini “Adanalı Kaçakçı Hasan” diye tanıtması, onların arasına katılıp sınırdan ateş altında Halep’e geçip dönmesi, hatta sınır güvenlik görevlileri ile “istihbarat memuru” olarak kaçakçılara karşı pusu atması… İnanılmaz bir adam, inanılmaz bir macera…
▪️Van’da yaptığı gezi de kurulacak bir üniversite hayal etmesi… Doğunun ve hatta komşu ülkelerin gençleri, her renk her cins türlü türlü öğrenciler… Yerini de belirlemiş; Van kalesi ile göl arasındaki düzlük.. Fakültelerin yanı sıra nadide kitapların bulunduğu kütüphaneyi de kalenin dibine koymuş…Van’a gidip gören var mı üniversitenin yerini merak ettim doğrusu.
▪️Kitabın sonunda Sait Faikle yaptığı görüşme…Şaşırtıcı.. Sait Faik’in, Atatürk'ten sonra Mark Twain derneğinin fahri üyeliğini alan ikinci Türk olduğu…
Ona (Sait Faik) Kadıköy iskelesinin kanepelerinde rastladım.
- Ne var ne yok Sait? dedim. Hikaye yazıyor musun?
- Yok, dedi. Yaşıyorum..
Sayfa Sayısı 205
Puan : 10

Kitaptan 52 Alıntı

Hatice 
26 Mar 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Selim Efendi: "Aşk böyle Amerikaya mı götürür insanı? Filmlerin Allah belasını versin."

Amasyalı: "Cehenneme bile götürür."

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 143 - YKY)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 143 - YKY)
Hatice 
26 Mar 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Sait Faikle Görüşme
... Bazı adam vardır, insan yüzünde sırf hınç,kin okur. Bazısında gurur, bazısında neşe,bazısında bayağılık, aşağılık... Bu adamın üstünden başından da yalnızlık akar. Bir de bu adama, Kadıköy iskelesinin kanepelerinden birine oturmuş, heybeli köylüleri, çıplak ayaklı serseri çocukları, hanımefendileri seyrederken rastlarsınız.
Bu adam hikayeci Sait Faiktir.

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 203 - YKY)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 203 - YKY)
BARAN 
22 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Akşamüstleri Tünelden Taksime doğru sol kaldırımdan yürürseniz, gözünüze dalgın, siyah gözlüklü, yüzü kederli, ama müthiş kederli - yüzündeki keder besbellidir, elle tutulacak gibi, yüzü donup kalmıştır-, pantolonu ütüsüz, ağarmış saçları kabarmış bir adam çarpar. Bu adamın, bu Beyoğlu kalabalığı içinde bir hali vardır ki ( daha doğrusu her hali) size bu koskocaman şehirde yalnız, yapayalnız olduğunu söyler. Bu neden böyledir? Orasını kimse bilmez… Bazı adam vardır,insan yüzünde sırf hınç, kin okur. Bazısında gurur, bazısında neşe, bazısında bayağılık, aşağılık… Bu adamın üstünden başından da yalnızlık akar. Bir de bu adama, Kadıköy iskelesinin kanepelerinden birine oturmuş, heybeli köylüleri, çıplak ayaklı serseri çocukları, hanımefendileri seyrederken rastlarsınız.
Bu adam hikayeci Sait Faiktir

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 203)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 203)
Hatice 
 23 Mar 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Uzun ömürlü olası Yahya Kemal:
"İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar." diyor. Belki...

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 30)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 30)
BARAN 
22 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bir gün, aklımda kaldığına göre bir pırıl pırıl, cam gibi parlayan sonbahar sabahıydı,ona Kadıköy iskelesinin kanepelerinde rastladım.
''Ne var ne yok Sait?'' dedim. ''Hikaye yazıyor musun?''
''Yok'' dedi, ''yaşıyorum''

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 203)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 203)
Şeyma Öztürk 
09 Eki 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

"Konuşma kapısı Anadoluda 'nerelisin'le açılır."

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 168 - Yapı Kredi Yayınları, 11.baskı)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 168 - Yapı Kredi Yayınları, 11.baskı)
Asena 
24 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bir yaşlı kadın gördüm. Bir hoş yürüyordu. Böyle yürüyüşünün sebebi, eline ne kadar çaput geçmişse ayaklarına sarmış, ayakları da kocaman kocaman olmuş.
Kadına: "Bu ne böyle?" dedim.
"Benim beyim," dedi. "Çok üşüyorum."

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 109)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 109)
Hatice 
 22 Mar 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Diyarbakır için diyor ki;
Bu şehir kılıf içinde. Bu şehir kendisini öylesine gizlemiş ki, tadına varabilmek, onu sevebilmek için emek istiyor, terlemek istiyor. Bu şehri kılıfından soyup mahremiyetine girmeli.

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 9 - 17.5.1951-20.7.1951)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 9 - 17.5.1951-20.7.1951)
nejla güldalı 
08 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Bir gün köylüler, toplu bir halde, bir yere giderlerken, şu eğitmeni de bir ziyaret edelim, diyorlar. İçlerinde bir de hoca var.
Hoca:
“Girmeyin,” diyor, “okulun içine. Girmeyin, haşa gavur olursunuz. Sümme haşa…”
Boşuna değilmiş, şu doğuya okul yapılmadığı. Hocaların gönlü hoş olsun.

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (YKY YAYINLARI)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (YKY YAYINLARI)
Şeyma Öztürk 
06 Eki 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

"Zor olan işte budur. Doğuda bundan zor bir iş yok. Bir kız isterse en çirkin, en fakir olsun, fiyatı iki binden aşağı değildir. Getirirsin iki bini, alırsın.. kızı! Zengin kızlarının fiyatı otuz bine kadar yükseliyor. Son zamanlarda kızları kamyonla değiştiriyorlar. Bir kamyona bir kız... Kızların sayesinde makinalaşıyoruz.

Sonra yetmişlik, seksenlik ihtiyarların on beşinde, gül gibi karıları var. Kim ne karışır, parasını vermiş almış."

Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 42 - Yapı Kredi Yayınları, 11.baskı)Nuhun Gemisi, Yaşar Kemal (Sayfa 42 - Yapı Kredi Yayınları, 11.baskı)