O Topraklar Bizimdi

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.488
Gösterim
Adı:
O Topraklar Bizimdi
Baskı tarihi:
Ekim 2009
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370416
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Kırım'ın İkinci Dünya Savaşı sırasında Sovyet idaresi altındaki çaresizliğinin hikayesi.
(Tanıtım Yazısından)
Cengiz Dağcı'nın "Onlar da İnsandı" adlı eserinin devamı olan bir roman. Kırım'daki Türklerin Sovyetler Birliği ve daha sonrasında 2. Dünya Savaşı esnasında Alman işgali altındaki yaşamlarını, acı hatıralarını dile getiren bir eser.1930'lu yılların sonuyla 1945 arasındaki yıllar ele alınmış. Edebi yönden çok kuvvetli bulmasam da yaşanılan acıları aktarabilme açısından başarılı bulduğumu söylemeliyim.
▪▪▪Kitaplarla ilgili incelemelerimi daha çok kendime hatırlatma amaçlı yazdığımdan bundan sonraki kısım ipucu (spoiler - tatkaçıran) içerebilir.
----------------------------------------------------
Onlar da İnsandı kitabının sonunda Kızıltaşlılar köyden sürülmüştü. Sürülenlerin içindeki Bekir'in kızı Ayşe, dünyaya getirdiği oğlu Alim'i, Çilingirin oğlu Selim'e emanet etmişti. Bu kitapta Alim'i büyüten Selim'in hikayesini okuyacağız. *Oysaki ben daha çok Alim'in hikayesini okuyacağımızı düşünmüştüm.) Komünizm sevdalısı Selim, komite tarafından görevlendirildiği için kolhoz işlerini idare etmek üzere Akmescit (Simferopol)'in Çukurca Köyüne gönderilir. Burada toprak işlerinde verimi artırmak üzere işe koyulur. Ancak köylüler, kendi milletinden birinin özüne bu kadar yabancı olmasına içerlemektedir. Yine de canla başla kolhoz malı olsa da topraklarını işlemeye devam ederler. Onbir bölümden oluşan kitabın ilk beş bölümünde Çukurca ve halkı anlatılmakta. Altıncı bölümden itibaren de Almanya ve Sovyetler Birliği arasında ortaya çıkan 2. Dünya Savaşı konu alınıyor. Bundan sonra da Kırımlı Türklerin, başlayan savaş sonrası Rus ve Almanların çıkarları uğruna nasıl harcandığını, mahvedildiğini okuyoruz. Kırım'da, eli silah tutan herkes Almanya'ya karşı savaşmak üzere savaşa alınır ve savaş bölgelerine götürülürler ancak Selim savaşta sağ kolunu kaybeder, bir süre hastanede kalır. Kırım'a dönmeden önce, Rus Gizli Polis Örgütü (NKVD) tarafından isyan edenlerin cezalandırıldığını, insan dolu camilerin ateşe verildiğini, hapishanedeki mahkumların kurşuna dizildiğini öğrenince öfkeyle dolar Selim. Yaşadığı acı olayların ardından savaştan önce kendi insanına yaptıklarına pişman olur. Ancak Çukurcalılar sanki bir şey olmamışcasına onu bağrına basar. Çukurca'ya döndüğünde küçük Alim'i emanet ettiği Rus sevgilisi Natalya'nın, Alman bir askerle (Hauptman Schreiber) beraber olduğunu öğrenen Selim Natalya'yı döver ve kovar. Yarım bıraktığı evi kolhoz reisi Bilal'le tamamlar. Almanya üstünlüğünü büyük ölçüde kurunca köylülerin topraklarını kendilerine verir ve kendi hesaplarına işlemelerine müsade eder. Kırım Türkleri buna sevinmiştir. Toprakları az bile olsa kendi hesaplarına çalışacak olmaları sevindirmiştir onları. Bütün bunların ardından Alman üniforması altında savaşan Tatarlar ortaya çıkar. Ancak Almanlar ağır kış şartları altında savaşmakta zorlanırlar, Ruslar tekrar savaşa ortak olur. Kitabın sonlarında, Selim Çukurca'da daha fazla duramayacağını kolhoz reisi Bilal'e söyler. Bir süreliğine Alim'i ona emanet ederek Akmescit yolunu tutar. Geri döndüğünde eski sevgilisi Natalya'nın Alman askerle beraber Çukurca'daki eve döndüğünü öğrenir. Bir plan yaparak Alman askerini Yanköy arkasındaki dağlara Muzaffer Biber'le beraber kaçırır. Bir süre dağlarda yaşar. Döndüğünde Rusların Çukurcalıları asıp, kurşuna dizip öldürdüklerini ve geri kalanlarını da Akmescit'e sürdüklerini öğrenir. Dağlarda yaşayamacağını bilen Selim, ölse bile küçük Alim'i alarak Çukurca yolunu tutar.
------------------------------------------------------
Savaşın kaleme alındığı bölümleri okurken hareketleri zihnimde daha iyi canlandırabilmek adına sürekli haritaya bakma ihtiyacı hissettim. Zihnimde canlandıramadan okuduğumda anlayamıyorum çünkü. Kitap elimde oldukça süründü diyebilirim ancak bunun sebebi haritaya bakmak durumunda olmam değildi. Altıncı bölümden itibaren oldukça hızlı bir şekilde kitabı okuduğumu fark ettim. Beni yoran Dağcı'nin ilk beş bölümdeki uzun uzadıya betimlemeleriydi ve olay örgüsüne bir türlü başlamamış olmasıydı. Beş bölümü bitirdikten uzun bir süre sonra kitabı elime almadım. Ancak devamını okumaya başladıktan sonra ara verdiğime pişman oldum çünkü bundan sonra asıl kısım başlıyormuş. Kitabı okumayı düşünenlere şunu diyebilirim: ilk bölümler şevkinizi azaltabilir, nitekim kitap 514 sayfa. Başlarda 'devamı da böyleyse biter mi bu kitap?' gibi bir düşünceye kapılabiliyorsunuz. Kitapta fazla detay ve betimlemenin olduğunu düşünüyorum. Değerli okurlara keyifle okumalar diliyorum...
Onlar Da İnsandı romanında bir çocuk olarak gördüğümüz Selim Çilingir artık büyümüş ve Kırım'a dönmüştür. Ancak küçük bir fark vardır. Çünkü Çilingir'in Selim artık Selim Çilingirov olmuştur. Aldığı eğitim onu komünist sisteme sıkı sıkıya bağlarken Kırım Tatarlarının kültürüne tezat tavırlar sergilemektedir. Ancak roman Selim'in muhasebesi ve komünist ideolojiyle özellikle Kırım gerçeğinin pek uyuşmadığını göstermektedir. Zaten roman boyunca da Selim ciddi bir dönüş yaşayacaktır. Cengiz Dağcı'nın başarılı üslubu ve Kırım merkezli bir başka romanı da budur. Kırım ve Dağcı sevdalılarına tavsiye edilir.
  • Gün Olur Asra Bedel
    8.6/10 (1.625 Oy)1.662 beğeni5.824 okunma998 alıntı28.620 gösterim
  • Toprak Ana
    8.8/10 (1.918 Oy)1.737 beğeni5.966 okunma930 alıntı26.639 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.924 Oy)19.847 beğeni45.459 okunma3.483 alıntı192.092 gösterim
  • Beyaz Gemi
    8.3/10 (1.997 Oy)1.831 beğeni7.052 okunma788 alıntı29.179 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.913 Oy)9.186 beğeni30.127 okunma922 alıntı146.213 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.755 Oy)8.368 beğeni23.924 okunma953 alıntı95.354 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (9.986 Oy)11.776 beğeni29.552 okunma1.681 alıntı154.562 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (8.226 Oy)9.213 beğeni27.511 okunma2.925 alıntı121.234 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.100 Oy)13.916 beğeni36.049 okunma3.753 alıntı153.162 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.712 Oy)8.176 beğeni22.244 okunma4.391 alıntı136.486 gösterim
Soykırımın ana vatanıydı; KIRIM

SELİM ÇİLİNGİROV KİMDİR?
Kırım topraklarında yaşayıp ta kendinden olanı yani Çukurca’daki Tatar Türklerini hakir gören Rus hayranı bir adam.
Asıl zenginliğin yine kendi halkında, kendi köyünde, kendi özünde olduğunu anlaması için savaş olması gerekiyormuş demek. Âşık olduğunu sandığı Rus kadının O’nu başka bir Rus’la aldatması gerekiyormuş.
Çok emek verip sonunda kazandığı “Kolhoz Reisliği” sıfatını kaybetmek istemediğinden olsa gerek; öz vatanını, değerlerini hiçe sayıp belki savaşın sürüklediği durumdan, belki Ruslara yamanma gayretinden kendi canından bile vazgeçmesi gerekiyormuş.
Canından olmuyor gerçi ama kolunun birini savaş meydanında bırakıyor. Rus - Alman savaşının tam ortasında Rus saflarında bir Tatar neden?
İvanlar, Bekir Ağalara daha çok zulmetsin diye mi?
Vatan hainliğine rağmen, kendisi dahi affetmemişken kendisini, köylüsü bağrına basıyor Selim’i. Selim’in metruk evini onarıp acılarını paylaşıyorlar. Sonunda aklı başına geliyor bizim aklı-selimin.
Öncesinde kolhozum diye övünen sonrasında kolsuzum diye dövünen bir adam.


O TOPRAKLARDA Panteley Petroviç’in, Nİkita Darmov’un, Stephan Nagayko’nun ve dâhi nice Rus’un; Bilal Ağa’ya, Berber Hasan’a, garibim Âdem’e, babası olacak Selim’e ve dahi nice Tatar Türküne reva gördüğü zulmü yeniden yaşadım.
Yeniden diyorum çünkü aradan çok zaman geçmeden benzer zulmü İvan, Bekir Ağa’ya yaşatmıştı aynı topraklarda. Bekir Ağa ki; hanımına ONLARDA İNSAN demişti sokağa atamadığı İvan’ı gösterirken.

Altını çizdiklerim:

“Neydik biz, neyiz ve ne olacağız?”(s.135 )

Martın onuna davar çıkar yoluna. (s.195 )

…orasını bilmem hem karışmam. Meselenin orası bana ait değil; çekmenime yastar edecek değilim… (s.204)

Eh, kulakları çınlasın, benim babam anlatırdı bana: Birinci harpte Rus siperleriyle Alman siperlerini yirmi metre kadar bir arazi ayırıyormuş. Almanlar Rus siperlerine paket paket sigara, çikolata konserve kutuları atıyorlarmış; bizimkiler de Alman siperlerine mohorka ve peksimet. Ah, Alman dediğin peksimet ve mohorkaya alışık değil ama medeni millet - Rusların gönüllerini kırmamak için alırlarmış. (s.268)

- Geldim, dedi Selim. Geldim… Senin kocan, senin Selim’in geldi. Neden semaveri yakmıyorsun? Neden kollarını onun boynuna dolamıyorsun? …
…Savaştan geldim görmüyor musun? Kolsuzum! Vatan uğruna verdim bu kolu. Düşman mermileri, tankları kırdı kemiklerimi… Kanımı döktüm. Hep vatan için!.. Neden söz etmiyorsun? Elimden geleni yapmadım mı? Savaşmadım mı? Kalbim, kanım, dimağım, terimle savaştım vatan için… Senin vatanın için, Natalya! Bak, bana bak! Kir ve bitler içinde çürüdüm! Altımda toprak, taş, çamur; ateş, rüzgar; aç, yalınayak cephelerde sürüklendim., ölüme koştum senin vatanın için, Natalya! Kendi benliğimi unuttum. Yurduma, kendi halkıma sırtımı çevirdim; kendi kanımdan olanları hakir gördüm. Bir hain oldum halkım için. Kanı benden, kemiği benim kemiğimden öz be öz halkımın varlığını hiçe saydım! Annemden emdiğim sütü kendi kardeşlerime haram ettim. Bu yurdu ve bu halkı esir yapmak için kalbimle ve dimağımla çalıştım. Bu da az! Senin vatanın ve senin milletin için savaştım, kolumu verdim. Niçin bakmıyorsun yüzüme? Değmez miyim? Senin Selim’in değil miyim? Bak kolsuzum. Güçten kesildim; ayağımdaki çizmeleri bile çıkaramıyorum. Ağlıyorum. Kollarını dolasana boynuma! Ben sana geldim. Seni özledim, sana kavuşacağım günleri bekledim. Ilık oda… Seven bir kalple geldim. Sana ipekler mücevherler getirmedim. Sevgimi; sadece sevgimi getirdim. Kolumu bıraktım da sana geldim. (s.386)
Cengiz dağcının sade,akıcı ve profosyenel betimlemeleriyle sıkılmadan okunan ve 1937-1945 rusya ve almanya arasındaki savaşın zorluğu ve kırım halkının yaşamış olduğu zorlu yıllara tanıklık eden bir kitap.
1937-1945 yılları arasında Kırım'ın ve Kırım Tatarlarının bir taraftan Rus Komünist sisteminin kolhozuyla yaşam mücadelesini ve diğer taraftan patlak veren 2.Dunya savaşıyla Almanların Kırım'a gelip bir dönem müslümanların rahat nefes aldıkları ama sonunda Ruslar'in tüm müslüman Tatarları köylerinde kurşuna dizerek yok ettiği yılları ve acılarını okuyacağınız bir kitap.
Iyi okumalar kitap severler...
Cengiz Dağcı dilindeki, kalemindeki dertli türküsü Kırım'ın topraklarında yaşanan sürgünlere,zulümlere götürüyor okuyucuyu yine.Rusya'nın ideolojik yaptırımlarına boyun eğmiş, emeklerine sahip çıkmamış, inançlarını gizli gizli yaşayarak bir yol tutturan Çukurca'ya Tatar bir kolhoz reisi olan Selim Çilingirof çıkar gelir bir gün,kendi halkına,onların duygusuna, bakış açısına artık uzak olan Selim aslında kendi halkının kucağına dönmüştür,zaman gelecek onların merhametine sığınacaktır fakat henüz farkında değildir.2.Dünya Savaşı'nda Almanya karşısında savaşa Rusya'nın da girmesiyle Kırım'da ve Çukurca'da işler değişmeye başlar.Çukurca halkı artık toprağını kendi için ekmeye, inançlarını daha rahat yaşamaya başlar. Bu sırada kimi Kırım gençleri Rusya,kimi gençler Almanya safında savaşta yer alır.Rusya'nın savaştan galip çıkması ile kara günler ve ne yazık ki katliamlar başlar.

Kitap boyunca okuduklarınız boğazınıza takılıyor sanki,vatanınızda vatansız kalmak,sürgünlere maruz kalmak okurken bile canınızı yakarken Cengiz Dağcı da dahil bu insanlar bütün bu zulümlere ne yazık ki maruz kalmışlar.İşte bu yüzden topraklarımızın kıymetini bilelim,bilmeyenin karşısında dimdik duralım, çünkü başka vatan, başka Türkiye yok...

Savaşlar, sürgünler gördüğün toprağında ebediyen rahat uyursun inşallah Cengiz Dağcı.
"Onlar da İnsandı" kitabının devamı niteliğinde bu kitap. Eğer bu iki kitabı da okumadıysanız önce "Onlar da İnsandı" yı okursanız bu kitabı anlamanız daha kolay olacak ve çoğu olaylara daha başka boyutlardan bakacaksınız.Yazarın okuduğum ikinci kitabı ve iki kitapta da vatan sevgisi toprak sevgisi ön planda adından da belli olduğu gibi.Keşke yazarı daha önceden tanıyabilseymişim..iyi okumalar hepinize..
Eh, nice günahlar işleniyor bu topraklar üstünde, oğlum! Beyazlar gelir bizi keserler, kızıllar gelir bizi keserler!
Onların anneleri var.Bayramda anneleri pide pişirirler;börek,katlama pişirirler.Ama benim yok. Görmüyor musun,yok işte annem!
Bu halk kendi geleceğini biliyor! Bu halk kendi geleceğini yüzlerce yıl önce kendi sıcak kanıyla mühürledi.Bu halk yaşayacaksa yalnız ve yalnız hür olarak yaşayacak; esir olarak değil!
Yaptıklarını halk için yapıyorum deme! Öz halkını düşmanlarımla beraberce yok etmek için çalışıyorum,de! O zaman gerçeği,doğruyu konuşuyor diye kalbimde belki senin için bir acıma ve merhamet duyarım.Yılan olma! Gerçeği söyle!...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
O Topraklar Bizimdi
Baskı tarihi:
Ekim 2009
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370416
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Kırım'ın İkinci Dünya Savaşı sırasında Sovyet idaresi altındaki çaresizliğinin hikayesi.
(Tanıtım Yazısından)

Kitabı okuyanlar 87 okur

  • Emre TIRAŞ
  • Hüseyin Cantürk
  • Hercaiokumalar /Ayşe
  • Elif YİĞİT
  • Büşra Gök
  • Yağmur Derin
  • Necibe Çağan
  • 3Hilal
  • M. Kağan Will Şahinoğlu
  • Tuba Akbal

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%4.3
18-24 Yaş
%21.7
25-34 Yaş
%39.1
35-44 Yaş
%17.4
45-54 Yaş
%8.7
55-64 Yaş
%8.7
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.4
Erkek
%44.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.1 (9)
9
%21.4 (6)
8
%28.6 (8)
7
%10.7 (3)
6
%3.6 (1)
5
%3.6 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0