O Vakıt Son Mimoza

·
Okunma
·
Beğeni
·
870
Gösterim
Adı:
O Vakıt Son Mimoza
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750728297
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
“İçeri girdiğimizde boş gözlerle tavana bakıyordun. Sonra bize döndün, gülümsemeye çalıştın. Sana başka bir gözle bakıyordum artık. Yalnız ben değil, hepimiz öyle bakıyorduk. Bizi kandırmıştın. Ama en acısı, hiçbir şey olmamış, hastaneye yatacağın güne kadar gizli gizli içmemişsin gibi kandırmaya devam ediyordun. Ne yapabilirdik? Bu koşullarda kızamaz, eleştiremez, kalbini kıramazdık. Olan olmuş, her şey bitmişti artık.”

O Vakıt Son Mimoza, Cemil Kavukçu’nun belki en hüzünlü kitabı. Alkol bağımlılığı nedeniyle hastaneye yatırılmış bir dost, zaman kavramını yitirmiş yaşlı bir anne, batmak üzere bulunan, hedefsiz, menzilsiz bir gemiye toplanmış düşsel çocukluk kahramanları… Kavukçu’nun, yaşamı her yönüyle kavrayan, her duygunun hakkını veren öykülerinde sıra hüzünde… Ama okuyunca göreceksiniz; en umutsuz anlarımızda bile bahçemize bir fidan diker, bir sokak hayvanıyla dost olur, ölüm döşeğinde gülümseriz. Çünkü insan asıl umudunu kaybettiği zaman ölür.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10 puan
KAÇ KADEH KIRILDI SARHOŞ GÖNLÜMDE...

Meyhaneye gidiyoruz...
Mimoza’ya...
Rakı?
Viski?
Şarap?
Votka?
Körkütük olana kadar...
Acıdan geberene kadar...
Kadehleri sayamayana kadar...
“Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul’un” on bin kez çalana kadar...
Aşk kafamıza vurana...
Kalbimizin ağırlığını masaya koyana kadar...
İçimizdeki hayaletler susana kadar...
Masallara inanana kadar...
Bir ağlayıp bir gülene...
Yan masaya tuzlu fıstık gönderene kadar...
İçelim...
İçelim güzelleşelim...
“Meyhaneci sarhoşum bu gece
Aşığım, aşık ... Çal bu gece...
Tak etti canıma...”
..............
Ölüm nedenimiz içkiden mi yalnızlıktan mı olsun?
Karaciğerden mi ölelim?
Suskunluktan mı?
Bizim Ressam Rasim çok içiyor...
Doktor içersen ölürsün, dedi yine de içiyor.
Bana bir masal anlat baba
İçinde hep içkiler, içkiler olsun...
Bana bir masal anlat baba
İçinde hep oğlun olsun...
..............
Bu Mimoza, müdavimlerine mezar olacak!
Mimoza uçamayan kuşların mekanıdır.
Ötmeyi unutanlar, kanatlarını nereye bırakacağını bilmeyenler ve gagalarına söven kuşların mekanı...
Biraz peynir...
Biraz kavun...
Roka...
Tarator...
Fava...
Ender Abi rakı gönder!
............
Mimoza bir tapınak gibi adeta...
Kapılarını kapatıp kimsenin açamayacağı kilit taktık üzerimize ...
Müzeyyen çalsın şimdi:
Benzemez kimse sana, tavrına hayran olayım....
Her masa dolu, hepsi birbirini tanır ama aralarında vefa yoktur, tek paylaştıkları Müzeyyen Senar’ın tok sesi...
.....
Garson!
Ölüm iksiri getir!
Beynimde, karanlıkta bir ispirto alevi yansın!
Meyhaneci Ender : Bu büyük eczacının kliniğinde tüm ilaçlar reçetesiz satılıyor ve herkes kendine çıkan değil, inen bir yol arıyor. İnebilen içinde birçok kişi buluyor.
..........
Ressam Rasim’in önce ayakları şişti...
Sonra karnı...
Son nefesine kadar celladıyla kol kola gezdi...
İçkiden mi ölelim?
Yalnızlıktan mı?
Yaşadıklarımızdan mı?
Yaşayamadıklarımızdan mı?

https://youtu.be/Lw2_kSS23Uk
96 syf.
·3 günde·5/10 puan
Kitap incelemeye öncelikle kitabın isminden başlayalım. 1000Kitap'da da kitabın ismi "O Vakit Son Mimoza" olarak verilmiş. Oysa kitabın ismi "O vakıt son mimoza". Evet, yazım kuralları gereği "vakit" kelimesi doğru olmakla birlikte, Cemil Kavukçu kitabın ismindeki kelimeyi, hikayenin içindeki karakterin kelimeyi söyleyiş şekli ile kullanmış, yani "vakıt". Bu doğru bir tercih midir, yoksa yanlış mı, onu uzman edebiyat eleştirmenleri yapmak durumunda ama bizler yazarın tercihine saygı duymak zorundayız.

Kitabı okumadan önce yaptığım kısa incelemede (arka kapak, içindekiler vs) bir öykü kitabı ile karşılaştığımı düşündüm. Fakat ilk üç öykü birbiri ile bağlantılıydı. uzun bir öykü ya da kısa bir romanla karşı karşıya kaldığım kanaatine varmışken, dördüncü kısımda bambaşka bir öykü ile karşılaştım. Beşinci kısımda yine başka bir öykü karşıma çıktı, ardından gelen dört kısımda ise öyküden çok fıkrayı andıran kısa anlatılar yer alıyor.

İlk üç bölümde yer alan ve bir alkoliğin son demlerini bir çok farklı kişinin gözünden anlatılan hikaye bence oldukça başarılı. Hoş bir anlatım dili, güçlü karakterler ve yaşamla güçlü bir bağ kuran bir hikaye ile karşılaştığımı söyleyebilirim. Ancak ardından gelen hikayeler ve fıkralar, açıkcası bir dolgu malzemesi tadı bıraktı zihnimde.

Cemil Kavukçu da hikayelerine kendini yerleştirmeyi seven yazarlardan. İlk üç hikayenin son bölümünde, cenaze töreninde kendisini hissettirdi. Beşinci hikayede ise doğrudan ismi ile yer aldı. Hatta o hikayede, ilk üç hikayenin parçaları da fon olarak yerleştirilmişti ama ortaya başarılı bir hikaye çıktığını söyleyemeyeceğim.

Cemil Kavukçu'nun Can Yayınlarından 19. kitabı olduğunu fark ettim. Hemen hemen her yıl bir kitabının basımı yapılıyor. Diğer kitaplarını okuma fırsatını bulamadığım için yorum yapmam güç, ancak eğer benzer tarzda kitaplar ise, her yıl bir kitap çıkarmaktan ise daha uzun aralıklarla daha iyi damıtılmış, daha yoğun kitaplar yayınlamasının daha doğru olabileceğini düşünüyorum. Yazarların, kitaplarını yayına vermeden önce bir süre dinlenmeye bırakmalarında fayda olabilir.
96 syf.
·1 günde·8/10 puan
Birbirinin içine geçen öykülerden oluşuyor kitabımız, ben ise size iki tanesinden bahsedeceğim bugün. Hikayemiz, kitaba adını veren Mimoza Meyhanesi'nde açıyor kapılarını bizlere. O andan itibaren kendimizi türlü türlü sebeplerle alkolün kucağına bırakmış insanların hikayelerinin arasında buluyoruz.

Ama Kavukçu dikkatimizi Ressam Rasim'in üzerine çekiyor.
Rasim'in son demleri, son dostlukları, son kadehleri, onun deyimi ile son "elli gram"ları. Eşinin ise son çırpınışları... Bir babanın alkolü, çocuğuna kendi yok oluşunu izletmeye tercih etmesi... Mimoza'daki dostunun son görevleri...

Mimoza'nın her akşam müdavimlerinden olan Rasim bu illetin pençesinden bir türlü kurtulamamıştır. Belki onun da Mimoza'daki herkes gibi bir sebebi vardır, ya da sadece keyfi için her akşam oradadır bilinmez. Bilinen bir şey var ki, maddi imkansızlığa rağmen meyhanede peçetelere resim çizerek de olsa o günkü nevalesini çıkaracak kadar bağımlısı olmuştur Rasim buranın. Eşi ise onu bu durumdan kurtarmak için çare aramaktadır. Köyde yapmaya başladıkları evde yaşamaya başladıklarında Rasim'i meyhaneden uzak tutabileceğini düşünse de, Rasim'in gideceği yol çoktan çizilmiştir... Mimoza Rasim'in alkol ile olan bağında sadece bir mekandır, Rasim ve onun gibiler için her yer zaten Mimoza'dır. Rasim'in hayattan silinişinin hikayesini anlatıyor Kavukçu ilk öyküde bizlere.

Kitabın ikinci öyküsü olan Zamansızlık ise bizleri gerçek ile rüya aleminin arasındaki bir çizgide yolculuğa çıkarıyor. Annesi alzheimer hastası olan kahramanımız annesi ile vakit geçirdiği sırada bir anda uyuyakalır ve rüyasında tıpkı annesi gibi zaman ve mekan mefhumunu yitirir. Neyin gerçek neyin hayal olduğunun birbirine girdiği bu öyküde kaybolmak da bize düşer.

Çok temiz bir dili var yazarın, okurken su gibi akıp gidiyor. Bu kadar temiz ve aynı anda bu kadar vurucu yazması beni kendine çekti zannedersem. Diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum!

http://www.thesittingpanda.com
Çünkü son kanamada hastaneye kaldırıldığımda, içersen ölürsün, demişti doktor. Ölürsün. Ölme Rasim, yapacağın,yarım bıraktığın ne çok şey var. Ölme. Mimoza'dan kurtar kendini.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
O Vakıt Son Mimoza
Baskı tarihi:
Kasım 2015
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750728297
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
“İçeri girdiğimizde boş gözlerle tavana bakıyordun. Sonra bize döndün, gülümsemeye çalıştın. Sana başka bir gözle bakıyordum artık. Yalnız ben değil, hepimiz öyle bakıyorduk. Bizi kandırmıştın. Ama en acısı, hiçbir şey olmamış, hastaneye yatacağın güne kadar gizli gizli içmemişsin gibi kandırmaya devam ediyordun. Ne yapabilirdik? Bu koşullarda kızamaz, eleştiremez, kalbini kıramazdık. Olan olmuş, her şey bitmişti artık.”

O Vakıt Son Mimoza, Cemil Kavukçu’nun belki en hüzünlü kitabı. Alkol bağımlılığı nedeniyle hastaneye yatırılmış bir dost, zaman kavramını yitirmiş yaşlı bir anne, batmak üzere bulunan, hedefsiz, menzilsiz bir gemiye toplanmış düşsel çocukluk kahramanları… Kavukçu’nun, yaşamı her yönüyle kavrayan, her duygunun hakkını veren öykülerinde sıra hüzünde… Ama okuyunca göreceksiniz; en umutsuz anlarımızda bile bahçemize bir fidan diker, bir sokak hayvanıyla dost olur, ölüm döşeğinde gülümseriz. Çünkü insan asıl umudunu kaybettiği zaman ölür.

Kitabı okuyanlar 87 okur

  • “hayretdiyebiri”
  • Deniz Karadeniz
  • Ufuk Çetin
  • kenan atalar
  • Adil Serkan Satı
  • Kitap Bozkurdu
  • Zişan İskender
  • Nagihan Yanık
  • Emre Gürkan
  • Lal

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.2 (8)
9
%13.6 (6)
8
%22.7 (10)
7
%15.9 (7)
6
%15.9 (7)
5
%4.5 (2)
4
%4.5 (2)
3
%2.3 (1)
2
%0
1
%2.3 (1)