Öcalan'ın Teslimi (Gerçeğin Zamanı Tarihi Tanıklık)

·
Okunma
·
Beğeni
·
26
Gösterim
Adı:
Öcalan'ın Teslimi
Alt başlık:
Gerçeğin Zamanı Tarihi Tanıklık
Baskı tarihi:
Şubat 2012
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054049569
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pencere Yayınları
Savaş Kalenderidis Öcalan’ın Türkiye’ye teslimi olayında Şam-Atina-Moskova Roma-Moskova-Atina-Nairobi arasında geçen ve devletler arasında bir diplomasi savaşı haline gelen, sonuçta CIA-Türkiye mutabakatıyla İmralı’da son bulan hikayenin an be an tanığı olmuş, Yunan Genelkurmayı tarafından görevli bir milli casustur. Türkiye’de okur bu tarihi olayın perdesini ilk kez bu kitapla ve bütün detaylarıyla öğrenecektir.
Ulusal İstihbarat Teşkilatı elemanı olarak yıllarca Türkiye'de çalışmış bir isim olan Savas Kalenderidis hatta Türkiye'deki adıyla Savaş Kalender Türkiye'nin senelerine ket vuran PKK hareketi ile Yunan istihbaratının ilişkisini, kendi yorumlarını, bölücü başı Apo ile hatıralarını anlatıyor fakat bir yerden sonra olay salt terör övücülüğüne dönüştüğü için alıntıları da bırakmak zorunda kaldım. Zira hamiyetli bir vatandaş olarak ırkçı bir Yunanın ülkeme kin kusup, bölücülüğü kutsamasına daha fazla dayanamadım.
PKK, aslında 1983’te Güney Kürdistan’da IKDP ile yaptığı ittifak sonrası, 1984 yazında Türkiye’ye yönelik geliştirdiği silahlı eylemleriyle büyüdü ve yola devam ederek, bugünlere geldi. Bu sürecin de irdelenme­si gerekiyor. Sözünü ettiğimiz bu ittifak, daha sonra IKDP ta­rafından tek yanlı ortadan kaldırılmış ve kamuoyuna bazı açıklamalar da yapılmıştı.
Kürtlerin bir kesimi Medler’i kendi ataları olarak kabul etmektedirler. Perslerin egemenliği sürecinde, Ahemenidon Hanedanlığı (MS. 700) döneminde Kürtler, İmparatorluğun askeri güçleri içinde kadrolaşıp, Zerdüşt tapınaklarını koruma görevini almışlardı.
Kürtlerin Ulusal Kimliği ve Demografik Yapısı

Kürtler, Mezopotamya’nın en eski yerleşik sahipleridirler. Ari ırkına mensupturlar ve dilleri Hint-Avrupa dil grubundan- dır. Kürtler’in, binlerce yıldır yerleşik oldukları geniş coğrafi alan, Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin egemenliği altındadır. Bu bölge dışında, ayrıca eski Sovyetler Birliği ülkelerinin ba­zılarında, özellikle Kafkasya ve Merkezi Asya’da yerleşik Kürt nüfusu da bulunmaktadır. Kürtler, uzun uzadıya ve geçit vermez sıra dağların bulunduğu coğrafi bir bölgede tarih bo­yunca yaşadılar ve halen de yaşamaktadırlar. Kürt aşiretleri­nin yüzyıllarca değişik devletler bünyesinde onlara bağlı ol­maları, birleşik bir ulusal bilincin Kürtler açısından oluşması­nı engelledi. 19. yüzyıl boyunca ve 20. yüzyılın başında böl­gede hakim olan koşullar ve ilişkiler; eski Osmanlı împarator- luğu’nun topraklarında, Balkanlar ve Ortadoğu’da ulus-dev- letlerin doğuşları gözlemlendiğinde, Kürtlerin Ulus olarak do­ğuşlarına (ethnogenesis) ve gelişmelerine izin vermedi. Bu ulusal doğuş, genel olarak ulusal kurtuluş mücadelesi sonucu oluşacak devlete tekabül etmekteydi.Tarihsel süreç her ne kadar yukarıdaki gibi de olsa; 15. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar Kürtlerin devlet varlıklarına (beylikler) rastlanmaktadır. Duruma göre de Kürtler, Pers, Arap ve Osmanlı-Türk egemenliği altına yaşamışlardır.
Kürt aşiretleri­nin yüzyıllarca değişik devletler bünyesinde onlara bağlı ol­maları, birleşik bir ulusal bilincin Kürtler açısından oluşması­nı engelledi.
20. yüzyılda, 1946 yılında ilk Kürt Devleti kuruluyor ve sadece üç ay yaşayabiliyor. İkinci Dünya Savaşı’nm bitişin­den sonra, Avrupa’da amaçlarına ulaşan Sovyetler Birliği, bu kez Ortadoğu ve İran’da, batının gücünü dengelemeye uğraş­tı. Bu politika çerçevesinde, diğerlerinin dışında Kürtleri des­tekleme planını geliştirdiğini de gösteriyordu. Sovyetlerin de desteği ile, 22 Ocak 1946’da İKDP lideri Qadı Mıhamed, Do­ğu Kürdistan’ın Mehabad kentinde aynı adla anılan Kürt Mehabat Cumhuriyeti’ni kuruyordu. Bu devlet, sadece Azerbaycan ile ilişkiler geliştirebilmiş ve üç ay yaşayabilmişti. Çün­kü, Sovyetler Birliği, Kürdistan’ın diğer parçalarında böyle bir ulusal hareket geliştiremedi ve bütünlüklü bir biçimde bu “girişimi” destekleyemedi. Bu dönemin kahramanı ise; ulus­lararası düzeyde önemli politik çalışmasıyla ve bugün Irak Kürdistan’ında (Güney Kürdistan) oluşturulmaya çalışılan Kürt Devleti’nin varlığının temellerini de atan, Irak Kürdis­tan’ı ve Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) lideri Molla Mustafa Barzani’dir. Ayrıca, Irak Kürdistan’mda, Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin lideri ve şimdi Irak Cumhurbaşkanı olan Celal Talabani de, önceleri Molla Mustafa Barzani’nin partisinde onun yardımcısı ve genel sekreteriydi.
Yıl 1999, Şubat’ın 16’sıydı. Dünya kamuoyu, Türk tele­vizyonlarından verilen ateşli ırkçı görüntüleriyle heyecanlanı­yordu. Kürt Ulusal Kurtuluş Hareketi’nin lideri Abdullah Öcalan’ın elleri kelepçeli, gözleri bantlı ve arkasındaki fonda Türk bayrağı. Öcalan'ı, Kenya’nın başkenti Nairobi’de, iki hafta boyunca Yunan Elçiliği’nde misafir edildikten sonra, 15 Şubat’ta kaçırılmıştı. Geniş bir kesim için henüz açıklığa kavuşturulmamış koşullar içinde gerçekleşen, bu eylem sonucu Öcalan, Marmara Denizi’ndeki İmralı Adası'na götürülmüş­tü. Yunanlılar’ın Kalolimno’suna.
Apo, yani Öcalan Kuzey Kürdistan’daki (Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu dediği bölgeler) Ulusal Kurtu­luş Mücadelesi ile özdeşleşen PKK’nin başkanı olarak yıllar­ca sahnedeydi. Bu nedenle, tutuklanması kamuoyunu meşgul etmişti.Apo’nun tutuklanması, Türkiye’nin ulusal bir başarısı -ki öyleydi- olarak gösterilirken, Türk Milliyetçiliği’nin de doru­ğa çıkmasını sağlamıştı. Ayrıca, seçim sonuçlarını da etkile­mişti. Bülent Ecevit ile (ki, Atilla’nın -Yunanlılar, Türklerin Kıbrıstaki 1974 işgal harekatını bu adla anarlar- Kıbrıs'ta gö­rünen başrol oyuncusuydu) aşırı sağ, milliyetçi, Bozkurtlar’ın Partisi MHP’nin başkanı, Devlet Bahçeli’nin oy oranları yük­selmişti.Apo’nun yasal olmayan bu kaçırılışı, aynı zamanda onurlu Yunanlı’yı da derinden yaralamış, politik kesimde ve halkın önünde hükümetin izlediği çizgi, ciddi sorular oluşturmuştu. Ve Konstantinos Simitis Hükümeti’nde de çok şiddetli sallan­tılara neden olmuştu. Çünkü, “Apo’nun hayatını koruma” adı altında Yunan Hükümeti’nin kritik “Kenya” seçimi kararı, şu ana kadar bilinmeyen koşullar altında alınmıştı. Ayrıca, şid­detli sarsıntılar sonucu Dışişleri Bakanı Teodoros Pangalos görevden alınmış; Yorgo Papandreu’ya ise, dişişleri bakanlığı görevindeki parlak ve başarılı döneminden sonra, PASOK ge­nel başkanlığı yolu açılmıştı.Yunan halkı başından beri açık biçimde, tutuklu Kürt lide­rinin ve zorluklara katlanan Kürt halkının yanındaydı. Ancak Yunan halkı, Kürtlerin amaçsız biçimde Yunanistan’ın dış ül­ke temsilciliklerini işgalleri ve PKK’nin o dönem temsilcisi olduğu söylenen Dilan kod adlı bayanın, Nairobi’den döner dönmez Atina’da yaptığı “basın toplantısı”ndaki, kaba ve an­laşılmaz tavrı karşısında “donup kalmış”tık!

Felaketli tercihin sorumluları da, “Apo’nun Güvenliği”, Kenya vb. gibi durum­ların ve benzer gelişmelerin üzerine “basıp”, sorunu politik ve iletişimsel olarak kontrol etmek istediler. Gerçek sorumlula­rın ortaya çıkmaması için de, Kürt konusunu lanetlemeye başladılar ve o süreçte Kürt sorununu konuşmak isteyen, buna cesaret eden her sesi de sınırlandırdılar.Kürt sorunu tekrar, “Made in USA” olarak dünya günde­mine geliyor ve Washıngton’un bilinen plan ve amaçlarından bağımsız olarak, bölgenin Jeopolitik haritasını değiştiriyor. Sonuç olarak; Akdeniz, Ortadoğu, Kafkaslar, Karadeniz, Bal­kanlar ve Ege çokgenini içine alan bölgede dengeler değiş­mektedir. Yukarıdaki koşullar ve değişimler karşısında Yuna­nistan’ın, bütün konularla ilgili olarak tavır ve politika ile ye­rini belirlemesi zorunluluğu var. Çünkü, bu sorunların tümü Yunanistan’ı “kapsamakta”dır. Abdullah Öcalan’ın yasal ol­mayan kaçırılışı ve bu çok ses çıkaran olaya dönemin Yuna­nistan Hükümeti’ndeki bazı kişilerin karışmış olmaları, Kürt ve Yunan halkında her ne kadar korkular oluşturmuş ve gü­vensizlik izleri yaratmışsa da; yukarıda belirttiğimiz değişim­lerin en önemli yanını oluşturan Kürt sorununda da, Yunanis­tan’ın somut bir politika saptamasını koşullar zorunlu kılmak­tadır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Öcalan'ın Teslimi
Alt başlık:
Gerçeğin Zamanı Tarihi Tanıklık
Baskı tarihi:
Şubat 2012
Sayfa sayısı:
368
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054049569
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pencere Yayınları
Savaş Kalenderidis Öcalan’ın Türkiye’ye teslimi olayında Şam-Atina-Moskova Roma-Moskova-Atina-Nairobi arasında geçen ve devletler arasında bir diplomasi savaşı haline gelen, sonuçta CIA-Türkiye mutabakatıyla İmralı’da son bulan hikayenin an be an tanığı olmuş, Yunan Genelkurmayı tarafından görevli bir milli casustur. Türkiye’de okur bu tarihi olayın perdesini ilk kez bu kitapla ve bütün detaylarıyla öğrenecektir.

Kitap istatistikleri