Adı:
Od
Alt başlık:
Bir Yunus Romanı
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
408
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055107147
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Od - Bir Yunus Romanı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Od
Od
Biliyorum,
"Biz bu ilden gider olduk,
kalanlara selam olsun," demişti…
Yine biliyorum,
"Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun." demişti…
Ve Sevgili'ye gittiği o geceden sonra adının dilden dile, aşkının gönülden gönüle dolaştığını da biliyorum…
Şimdilerde ona kimisi Âşık Yunus,
kimisi ona biçare Yunus diyor ya, desinler.
Yahut Yunus Dedem, Tapduk Yunus, Miskin Yunus… Derviş Yunus… Varsın onu da desinler.
Ve Türk yurtlarında, onu en çok "Bizim Yunus" diye çağırırlar.
Biliyorum…
405 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
İskender Pala'nın okuduğum ilk kitabı. Bu kadar geç tanışmamın nedeni dilinin çok ağır ve anlaşılmasının güç olduğunu söyleyen arkadaşlarımın yorumlarıyla oluşan önyargımdı. Od kitabında böyle bir zorlukla karşılaşmadım ve anlatım tarzını da çok beğendim.
Yunus Emre'nin eşi Sitare'yi kaybedişinden duyduğu acısı ve oğlunun Yunus Emre'yi arayışını kelime kelime içime işledi yazar. O dönemdeki tarihi olaylardan da bahsetmeyi unutmamış. İskender Pala'nın kaleminden "Bizim Yunus"u okumak keyifliydi, tavsiye ederim. Bu arada yazarlarımıza yaşarken de gereken değeri verelim!
359 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
"Ben beni bıraktığım zaman sen beni bırakma ya Rab!" diyen biridir Yunus Emre. Yaşadığı çağı aşan Yunus, çağını etkilemekle kalmamış, bugünü de etkilemiştir, yarını da etkileyecektir. Dönemimizin en iyi edebiyatçılarından biri olan İskender Pala, çağları aşan Yunus'un hikâyesini anlatıyor bize, bizim Yunus'un hikâyesini. Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmaya başladığı, Moğolların Anadolu'ya akınlar düzenlediği yıllardan, Osmanlı'nın temellerinin atıldığı yıllara varan süreçte yaşayan Yunus'un hikâyesini.

Allah için, Yaradan için seven; eşinde, gördüğü duyduğu her varlıkta Allah sevgisini yaşayan Yunus Emre ve oğlu İsmail'in hayatlarından kesitlerin anlatıldığı Od, okuduğum ikinci İskender Pala kitabı. Od Yunus Emre biyografisi değil, gerçeklerin kurgu ile harmanlandığı, anlatıldığı dönemde yaşayan siyasi olaylar, adı geçen kişilerin gerçek olduğu bir roman. Sade, halkın anlayabileceği bir dili tercih eden Yunus Emre'yi, İskender Pala'nın sade ve akıcı bir dil kullandığı Od ile okuyor ve bir nebze de olsa anlayabiliyoruz.

Od'da aşkın, sevginin her türlü halini görüyoruz. Maddi halini, manevi halini, dünya aşkını, ilahi aşkı... Yunus'un nasıl Yunus olduğunu, Hacı Bektaş-i Veli ile tanışmasının ardından bizzat Hacı Bektaş-i Veli tarafından gönderildiği ve hamken piştiği Taptuk Emre Dergahı'nda yaşadıklarını İskender Pala'nın usta anlatımıyla okuyoruz. Çoğunluğun maddeye ağırlık verdiği, mananın arka plana atıldığı bir dönemde, madde ile mana arasındaki dengenin sağlanmasının gerekliliğinin önemi, kitabın her sayfasında kendini hissettiriyor. Yunus Emre'nin olaylar karşısında yaşadığı iç çekişme,  Sevgili özlemi, kişinin kendini bilmesinin önemi ve ancak bilmeyerek bilinebileceği... Od, okuru bu noktalar da dahil birçok nokta üstünde düşündürüyor.

Yunus Emre denildiğinde akla direkt insan sevgisi gelir; duyduğu ilahi aşk, birkaç önemli eseri... Yunus Emre ile ilgili bilgilerimiz genel itibariyle bunlarla sınırlıdır. Od ile birlikte daha farklı bir bakış açısıyla bakabiliyorsunuz Bizim Yunus'a. Yaşadıkları, yaşattıkları bizlerin de içine bir Od düşürüyor. Yazarımız İskender Pala'nın anlatımı ve tarih bilgisi birleşiyor ve ortaya bir "Od" çıkıyor. İlk sayfadan son sayfaya derin manalı cümleler okuru âdeta içine hapsediyor. Düşündürüyor, önceliklerini sorgulatıyor ve belki maneviyatını güçlendiriyor.  Tabii, isteyenin.

Od öyle bir kitap ki daha ilk sayfadan bir cümlenin altını çiziyorsunuz. Çok geçmiyor, bir sayfa okuyor diğerine geçiyor ve bir  cümlenin daha altını çiziyorsunuz. İskender Pala cümlelerinde kelimeleri tabiri caizse ahenkle dans ettiriyor. Altı çizilesi onlarca cümle ve sevginin en saf hallerini okuyor, okuyor, hayran kalıyor ve "Daha ne olabilir ki, bir romanda ilahi aşk başka ne şekillerde anlatılabilir ki" diye soruyorsunuz kendinize. Bu kadar övgünün üstüne kırdığım puanın nedenini ise -çok az da olsa- bazen karşılaştığımız abartılı anlatım olarak açıklamak isterim.

Bizim Yunus'un dervişliğe giden yolunu, Sevgilisi'ne kavuşma isteğini, ışığıyla çevresindekileri aydınlatmaya başlamadan önce yaşadıklarını bir de Prof. Dr. İskender Pala'dan okuyun derim.
  • Şah ve Sultan
    8.5/10 (2.571 Oy)2.556 beğeni10.387 okunma1.369 alıntı37.304 gösterim
  • Semerkant
    8.6/10 (4.035 Oy)4.073 beğeni13.812 okunma2.961 alıntı72.404 gösterim
  • Beyaz Gemi
    8.4/10 (3.321 Oy)3.177 beğeni12.951 okunma1.639 alıntı50.701 gösterim
  • Bab-ı Esrar
    8.1/10 (2.647 Oy)2.538 beğeni11.139 okunma1.378 alıntı35.856 gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (6.744 Oy)7.398 beğeni27.617 okunma2.030 alıntı114.113 gösterim
  • Empati
    8.4/10 (3.088 Oy)3.073 beğeni12.368 okunma718 alıntı59.065 gösterim
  • Melekler ve Şeytanlar
    8.7/10 (3.159 Oy)3.178 beğeni13.213 okunma626 alıntı46.468 gösterim
  • Da Vinci Şifresi
    8.7/10 (4.231 Oy)4.405 beğeni17.052 okunma632 alıntı54.462 gösterim
  • Beyaz Diş
    8.4/10 (3.750 Oy)3.620 beğeni15.373 okunma2.277 alıntı78.680 gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    9.0/10 (7.424 Oy)8.214 beğeni27.069 okunma2.384 alıntı109.528 gösterim
359 syf.
İskender Pala gerçekten iyi bir yazar. Her kitabını büyük hevesle okurum. Divan edebiyatı deyince aklıma gelen ilk isim. Bir kitap fuarında kitaplarımı imzalatıp, sohbet etme fırsatı bulduğum için kendimi şanslı sayarım. Yunus Emre yi en iyi bu kitap anlatıyor bence. Kitap başta gayet akıcı ortalara doğru ufak bir tıkanıklık oluyor ama sonra aynı hız ve heyecanla devam ediyor. Güzeldi Yunus Emre yi merak eden herkes okumalı...
359 syf.
·8 günde·Beğendi·6/10
Kitabı yeniden okumama vesile olan Derya (Bahir) Deniz ablamın, #30999207 etkinliğidir. Kendisine çok teşekkür ederim.

Ölümsüzlük insan ırkı için uygun bir vasıf mıdır? Ab-ı Hayat’tan bir katre içmek insanı ölümsüz kılar mı? Yoksa ağızdan dökülen derin sözler mi Ab-ı Hayat’tı? Hazreti Musa çıkmadı mı Hazret-i Hızır’ı bulup Ab-ı Hayat keşfetmeye… Hazreti Yuşa demedi mi “Ey Musa benim muhabbetim yetmez Hazret-i Hızır ile yoldaşlık etmeye.” Bu husustan sonra Ledün İlmi peyda olmadı mı?

Tasavvufta bu durum “Hak Vergisi” ile nitelendirilir. Yani Allah tarafından verilen yetenek. Bunun en bariz örneği ise Yunus Emre gibi halka mal olmuş kişilerdir. Çünkü Yunus’umuz ne mürekkep yalamış bir âlim idi ne de hayatını eğitimlerle geçmiş bir filozof. Hikmetini ledün ilminden alan bir mutasavvıftır. Lakin Hazreti Hızır’a ait olan “Vehbi’lik” ile kıyaslanmamalıdır.

''Şair sözü yalandır derler inanma Yunus'um inanma, yalandır!'' #TapdukEmre.

Şeriat, Tarikat, Hakikat, Marifet bu dört unsurdur kişiyi yedi başlı nefsten terbiye eden. Lakin biz konunun “Tarik” yani “Tarikat” kısmındayız. Şeriatı az çok hepimiz biliriz. Peki ya “tarikat” bunu bilir miyiz? Ne ola ki “tarikat?” “Şeriat” un ise tarikat sudur, ateştir, fırındır. “Tarikat” usuldür, yoldur. Yolu bilmeyen varır mı? Varmaz elbet. Bilirsen yolu, bulursun “hakikati.” Varılacak noktadır “hakikat.” “Hakikat” tercüme istemez. Bu yolda “hakikate” varan, “marifetini” sergiler. Halkta Hakk’ı görendir “marifet.”

“Keşke demek için bile geçtir vakit, geçti ömrüm bir ah ile içi dolu eyvah ile. Yanmadan kerpiç bile olunmaz iken insan olunur mu? Kökü olmayan uzar mı?” #YunusEmre

Her ramazanda kurulur ahir zaman şeyhlerinin saati… Sorarlar namazı bozan halleri, orucu bozan halleri… Sekmez durum, her sene bir öncekinden hallicedir. Elbet herkes bilir namazı bozan halleri ve orucu bozan halleri. Peki ya “İman.” Kişide iman yok ise, yirmi sene anlı secdeden kalkmasa ne? Bilinebilir mi? Dinli kimdir, dinsiz kimdir? Bilmez…

“Kevser havzuna dalanlar
Ölmezden önde ölenler
Nefsini düşman bilenler,
Konar tuba dallarına”

Peygamberlerin başlattığı zincirin en son halkalarındandır Yunus. İstikameti Hakk olan, Piri Ahmet Yesevi olan yoldaşı Tapduk Emre olan ok hedef şaşırır mı? Şaşırmaz elbet. Okuduğumuz kitap ise “Bizim Yunus’un” hayat hikâyesini kaleme almaktadır. Birinci tekil şahıs ağzı ile yazar; bazen “Molla Kasım” dilinden bazen “Yunus Emre” dilinde ve bazı bazı da “İsmail’in” dilinden anlatırlar hikâyeyi. Ezbere bildiğim hikâyedir. Bu kitapta dâhil olmak üzere Yunus Emre hayatlarını çokça okudum. Bildiğim hadiseleri tekrar tekrar okuyunca içime bir titreme, kalbime çokça ağrı saplantı. Yunus’un gözü çok yaşlıydı. O bozkır cehenneminde Moğol’dan çekti, çetelerden çekti, babalığından çekti, miskinliğinden çekti… Acı yoldaşı oldu adeta hayatı boyunca. Diline vurdu…

“Yar yüreğim yar
Gör ki neler var
Bu halk içinde
Bize güler var”

Anadolu yangın yeri; Moğol girmiş boydan boya… Derler ki Moğol geçtiği yerden çekirge geçse aç kalır, ölür. O denli yakıp yıkıp geçermiş. Bu kıyımlar, bu acılar insanı maddeden manaya yöneltir, kişiye Allah’ı hatırlatır. İnsan olmanın gereğidir, her korkuda Allah adını zikretmek. Hak mıdır? Değildir elbet. Lakin doğamız gereği; mutluğumuzda Allah’ı az, sıkıntımızda çok anarız. Yunus’umuzda böyle bir ateş çemberinin içerisinde doğdu.

“Denge madde lehine bozulunca insanın nefsi, mana lehine bozulunca da ruhu öne çıkıyor, biri diğerini bastırıyor…”

Mevlana Hüdavendigar, Yunus Emre’m için der ki;
“Dün, Karamanoğlu benden iki mürşid istedi. Keşke iki mürit isteseydi; ikimiz el ele tutuşur, gider varırdık.”. (Mevlana hazretin nasıl mütevazı ve tevazu içerisinde olduğu nasılda bellidir cümlesinden)

“Sûfîlik yolunda hangi makama erişmişsem, şu Türkmen kocası Yunus’un ayak izini orada gördüm.”

Yola çık, yoldan çıkma! #TapdukEmre

Tapduk Emre, Yunus’u Yunus Emre yapan eldir. Her fırsattan dünyadan soğutan, bitmek tükenmek bilmeyen nefs köreltme evreleri ve engin bilgilerin üstadı.


“Yol bu, yola çıkıp varmayan, yoldan çıkıp varan yoktur. Yolu sorar isen, yol tektir. O da Hakk’a doğrudur. İşte, o sebepten tek bir yaratılmış yoktur ki, Hakk yolunda olmaya.” #TapdukEmre

“Şavkımız var, sohbet eyle, işitelim.”
“Haydi Yunus, vakit tamam oldu, o hazinenin kilidini açtık, nasibini alıverdin, sen söyle! Bu mecliste sohbeti sen eyle. Hünkâr varlığının nefesi yerine gelsin.”

Yukarıdaki iki cümle kalbimin ahengini değiştiren kelimelerdir. Ne vakit kitapta okusam içim içime sığmaz, Yunus olup çoşkulanırım.

Yunus’u anlamak, onun gözü ile bakmaktır hayata.

Harun Reşit ve Leyla’dan da dem vurmak isterim.
“Başkalarına baktığın gözlerle Leyla’yı nasıl görebilirsin. O gözleri yaşla yıkamadıkça söz kimindir bilmem ama hakikattir dahi herkesindir.”

“Bana Mecnun’un gözler ile bak” der. Seven sevgiliye Mecnun’un gözleri ile bakmalı. Eksiklik ne o vakit burda. İşe de Allah’a da sevgi ile irfan ile bakmalı. Bilgiyle bakmak başkaca iş. İslam sevgidir, aşktır, irfandır. Başkasını diyenler eksiktir. Sevgi kişiyi tevhide götürür. Tevhide varan varlığın cümlesine aynı nazarla bakarlar. O öyledir, şu şöyledir, falan haldedir. Kalır mı bu kem sözler bu dedikodular sevgi ile bakan da. Sevgisiz bakanın gözüne budaklar batar, kör eder. Kişi kendini kör eden de o körlüğe merhem biçare tabipler biçare.”

Yunus Emre’m hep yasaklanan, dinsizlikle suçlanan bir gönül adamı olup çıkmıştır. Osmanlı döneminde dahi şiirleri yasaklanmış, ket vurulmuştur. Yunus’un gözü ile bakmaz isen dünyaya her şey haramdır insana. TapdukEmre’m doğru der; “Kusur görenindir.” İçi dışı Allah aşkıyla yanan bir insana Mecnun’un gözleri ile bakmaz isen Yunus’u anlayamazsın anlamazsın.

Sözün özü; eğer kitapta Yunus, Tapduk, Hacı Bektaş ve Mevlana geçiyorsa eğer alınacak ibret çoktur, ders çoktur. Bu kitabı da daha önceden okumuştum lakin aklımdan yitip gitmiş. Yeniden okuduğumda da aynı keyfi aldım. Sevgi namına yaşanılacak güzel günlerin hatırına okunulması ve tavsiye edilmesi gereken kitaptır “Od.”

Yunus kendinden sonra onu yargılayacak kişilere en iyi cevabı verendir. Nasıl mı? Aşağıdaki dörtlük onu yargılayıp, sigaya çekenler içindir.

"Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme
Seni sîgaya çeken bir Molla Kasım gelir"

Sevgi ile kalın.

Rivayetler…
Hazreti Musa ile Hazreti Hızır’ın buluştuğu iki denizin kesiştiği yerdir İstanbul…
Yunus Emre ile Hazreti Hızır’ın yolları kesiştiği birçok rivayette rastlanmaktadır.
Yunus Emre’nin Agartalı olduğuna birkaç şiirinde rastlanılması.
Tarih boyunca Anadolu’da birden çok Yunus Emre’nin yaşadığı…
Hacı Bektaşi Veli’nin yaşamadığı ve Tapduk Emre’nin Bektaşiliğin lideri – kurucusu - ve Veli sıfatını almasından dolayı Hacı Bektaşi Veli diye birinin Anadolu’da yaşadığı sanılması.
Veysel Karani çocularının Tapduk Emre, Nesrettin Hoca ve Mustafa Kemal olarak nitelendirilmeleri.
405 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Yunus Emre'yı tanımayan ve onun hayatını merak etmeyenler için katılıyorum kitap biraz ağır ilerliyor diyebilirler, çünkü kitap tamamen kendine odaklanmak istiyor. Tavsiyede bulunan arkadaşlarıma burdan teşekkür etmek istiyorum, hakikaten okumaya değer bir kitap.
359 syf.
·Beğendi·10/10
Zahmet olmadan Rahmet olmaz derdi büyüklerimiz. İskender Pala'nın bizleri aydınlatmak için yapmış olduğu araştırmaları bir zahmet, eserleride Allah'ın bir lütfu olarak rahmet olarak adlandırsak teşbihte bir hata olmaz sanırım. Çilekeş, sebatkar bir yaşamın sonunda hayatın anlamını ve gerçek AŞK'a ulaşmanın hazzını alan bir Yunus kitabı olan OD, yazarın tarihsel ve edebi bir sunumuyla okunmayı hakeden bir eser olarak dimağlarımız da yer edinmeye hak kazanmıştır.
359 syf.
Kitap gerçekten çok güzel hem anlatılan kişi olarak hemde anlatım şekli olarak. Çok güzel şekilde hikaye anlatılmış.
İlk başlarda Molla Kasım adlı kişi var bu kişi Yunus Emre'nin şiirlerini buluyor tek tek okumaya başlıyor kimisini okuduktan sonra atıyor kimisini yanına alıyor derken son şiirde adı geçiyor ve pişman olup bu şiirleri yazan kişiyi arıyor ,yazarı bulduğunda pişmanlığını belirtip sohbet ediyorlar sonra bu kişi Yunus Emre'nin hayatını yazmaya başlıyor. İlk ailesini nasıl kaybetiğini sonra tekkeye gidip orada nasıl ilim öğrendiğinden sonra bu güzel ilahileri yazmasıyla devam edip en son çocuğunu bulmasıyla en son tesbih çekerken "Sevgiliye gönderilen hediye sayılmaz." der ve tesbih elinde koparak dağılmasıyla biter.
Yazarımızın her hikaye başına anahtar kelimeler koyması ve Yunus Emre'nin ilahileri koyması çok hoşuma gitti.
HERKESİN OKUMASINI TAVSİYE EDERİM...
359 syf.
Kitabın özünü “Yaratılanı severiz Yaradan’dan ötürü. “ sözü oluşturuyor dersem sanırım hata etmiş sayılmam.

Bu kitapta anlatılan Bizim Yunus'un hikâyesidir. Faniden Baki olana doğru giden bir aşk hikâyesi… Bir yanma hikâyesi de diyebiliriz. Yunus Emre'yi böyle bir kurgu üzerinden herkes anlatamaz. İskender Pala bunu çok güzel bir şekilde başarmış. Neredeyse her sayfası alıntı olarak eklenebilecek bir kitap olmuş. Her sayfanın hakkını vermiş. Akıcılığına diyecek sözüm yok. Aralara koyduğu Yunus Emre şiirleri de çok hoş olmuş. Zaten kitabı şiirler üzerinden kurgusal hale getirdiğini rahatlıkla görebiliyoruz.

Kitabı ilk kez liseye giderken okumuştum. Niye tekrar okuduğuma gelirsem; Ben ve İki arkadaşım ile beraber bundan sonra her ay bir kitap üzerine sohbet etmeye karar verdik. O sırada Yunus Emre sözü geçti ve bu kitap ile başlamaya karar verdik. 3 kişi olarak başlamak için yola çıkmışken şuan sayımız 6 kişiye ulaştı. Güzel bir şekilde devamlılık sağlarız umarım.

Kitabımıza gelirsek; İskender Pala 'Her bilenden ziyade bilen bulunur' diyerek güzel bir cümle ile giriş yapıyor. Önce Molla Kasımı tanıyoruz. Sonra Yunus'un hikâyesine geçiyoruz. İlk başlarda oğlunun babasına sitemini görüyoruz. İçine şüphe düşmüş Allah'ın varlığını sorgulayan oğlunu... Yunus Emre Bahçıvan örneği ile Allah'ın varlığını anlatmaya çalışmıştır. Sonra Moğol denilen çekik gözlerin saldırısı ile Yunus’un yanıp pişme yolculuğu başlar. Tapduk Emre, Mevlana, Hacı Bektaş Veli, Geyikli Baba, Ahi Evran, Sarı Saltuk, İbn Arabi ve daha birçok güzel ismi kitabımız da görüyoruz. Bu kişiler hakkında ufak bilgilerde ediniyoruz. “İnsanın ruhunu bir su gibi düşünüyorum” diye başlayan paragraf benim oldukça hoşuma gitti. (sayfa 53)

Maddeden manaya giden bir yolculuk... Edebin insandaki en değerli şey olduğu mesajını veriyor. Moğolların yaptığı zulümlerine, yakıp yok ettikleri kütüphanelere, Tanrının varlığı konusuna, Alamut kalesi fedailerine ve Şeyh Rüknettin’in ölümü, Tapınakçılar, Din adına insanları sömüren ihtiras tacirleri gibi birçok olay ve konuya değinilmiş. Belli yerlerde değirmen motifi işlenmiş. Benim adım dertli dolap şiiri göz önüne alınmış olabilir.

Yunus Emreyi daha da iyi tanımam gerektiğini düşünüyorum.
359 syf.
·Puan vermedi
Bence en güzel romanı.. Askerde okumuştum, Okurken çoğu yerinde gizli gizli ağladığımı hatırlıyorum.. Ne zaman aklıma gelse burnum sızlar. Kitabı okuduktan sonra ismi Yunus olan herkese Bizim Yunus dememe vesile olmuştur.

Hak bir gönül verdi bana
“Ha!” demeden hayran olur
Bir dem gelir şadan olur
Bir dem gelir giryân olur.

Bizim Yunus k.s
359 syf.
İskender Pala, beni kendisine bir kez daha hayran bıraktı..
Yunus Emre'nin kaybettiği aşkı Sitare'ye hissettiği acı, verdiği hayat sınavı içinize dokunarak okuyacaksınız..
359 syf.
·31 günde·Beğendi·8/10
İskender hocam için ne söylesek azdır..Onun gibi birini eleştirmek herkesin işi değildir; ancak ‘OD’ kitabını okurken bazı yerlerde olağanüstü olaylara yer vermiş, bunun yanında Yunus Emre ile ilgili kulaktan dolma bilgiler kor gezerken nasıl olur da bu kadar emin bir şekilde ele alınmış..Ayrıca olay ve mekanlar o kadar çok ki bunun yerine Mevlana Hz’lerinin, T.Emre’nin, Hacı Bektaşın görüşlerine daha fazla yer verilebilirdi…Her şeye rağmen güzel bir eser olmuş..Emeği geçen herkese sonsuz saygılarımı sunuyorum.
"Doğruluk mu daha büyük meziyettir, yoksa yiğitlik mi?" diye sorar, cevap ne olursa olsun, "Bütün insanlar doğru olsaydı yiğitliğe lüzum kalmazdı!." derdi.
Allah yoksa sana bu canı kim verdi, toprağa bu bereketi, suya şu akışı, çimenlere rengi, şu vızıldayan arıya uçma gücünü, insana düşünmeyi, sevmeyi kim verdi?
İskender Pala
Sayfa 15 - Kapı Yayınları
Sanki erik dalına çıkmıştım da orada üzüm yiyordum ama bahçe sahibi gelince cevizlerini neden yediğimi sordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Od
Alt başlık:
Bir Yunus Romanı
Baskı tarihi:
Ağustos 2013
Sayfa sayısı:
408
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055107147
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Od - Bir Yunus Romanı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Od
Od
Biliyorum,
"Biz bu ilden gider olduk,
kalanlara selam olsun," demişti…
Yine biliyorum,
"Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun." demişti…
Ve Sevgili'ye gittiği o geceden sonra adının dilden dile, aşkının gönülden gönüle dolaştığını da biliyorum…
Şimdilerde ona kimisi Âşık Yunus,
kimisi ona biçare Yunus diyor ya, desinler.
Yahut Yunus Dedem, Tapduk Yunus, Miskin Yunus… Derviş Yunus… Varsın onu da desinler.
Ve Türk yurtlarında, onu en çok "Bizim Yunus" diye çağırırlar.
Biliyorum…

Kitabı okuyanlar 12.944 okur

  • Ayşe ibil
  • Özlem Dinç Yılmaz
  • Cihan Mavi
  • Ayşe rana
  • Merve yalçın
  • İsmail zorba
  • Bern
  • Dilek Aferin
  • Gökhan
  • Mücahit Tiryaki

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%3 (95)
9
%2.1 (66)
8
%1.7 (53)
7
%1.1 (36)
6
%0.3 (10)
5
%0.1 (4)
4
%0.1 (2)
3
%0.1 (2)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları