Od: Bir Yunus Romanı (Cep Boy)

·
Okunma
·
Beğeni
·
77,8bin
Gösterim
Adı:
Od: Bir Yunus Romanı
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
24 Mart 2017
Sayfa sayısı:
410
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055107147
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Od - Bir Yunus Romanı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Od
Od: Bir Yunus Romanı
Biliyorum,
"Biz bu ilden gider olduk,
kalanlara selam olsun," demişti…
Yine biliyorum,
"Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun." demişti…
Ve Sevgili'ye gittiği o geceden sonra adının dilden dile, aşkının gönülden gönüle dolaştığını da biliyorum…
Şimdilerde ona kimisi Âşık Yunus,
kimisi ona biçare Yunus diyor ya, desinler.
Yahut Yunus Dedem, Tapduk Yunus, Miskin Yunus… Derviş Yunus… Varsın onu da desinler.
Ve Türk yurtlarında, onu en çok "Bizim Yunus" diye çağırırlar.
Biliyorum…
405 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
İskender Pala'nın okuduğum ilk kitabı. Bu kadar geç tanışmamın nedeni dilinin çok ağır ve anlaşılmasının güç olduğunu söyleyen arkadaşlarımın yorumlarıyla oluşan önyargımdı. Od kitabında böyle bir zorlukla karşılaşmadım ve anlatım tarzını da çok beğendim.
Yunus Emre'nin eşi Sitare'yi kaybedişinden duyduğu acısı ve oğlunun Yunus Emre'yi arayışını kelime kelime içime işledi yazar. O dönemdeki tarihi olaylardan da bahsetmeyi unutmamış. İskender Pala'nın kaleminden "Bizim Yunus"u okumak keyifliydi, tavsiye ederim. Bu arada yazarlarımıza yaşarken de gereken değeri verelim!
359 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
"Ben beni bıraktığım zaman sen beni bırakma ya Rab!" diyen biridir Yunus Emre. Yaşadığı çağı aşan Yunus, çağını etkilemekle kalmamış, bugünü de etkilemiştir, yarını da etkileyecektir. Dönemimizin en iyi edebiyatçılarından biri olan İskender Pala, çağları aşan Yunus'un hikâyesini anlatıyor bize, bizim Yunus'un hikâyesini. Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmaya başladığı, Moğolların Anadolu'ya akınlar düzenlediği yıllardan, Osmanlı'nın temellerinin atıldığı yıllara varan süreçte yaşayan Yunus'un hikâyesini.

Allah için, Yaradan için seven; eşinde, gördüğü duyduğu her varlıkta Allah sevgisini yaşayan Yunus Emre ve oğlu İsmail'in hayatlarından kesitlerin anlatıldığı Od, okuduğum ikinci İskender Pala kitabı. Od Yunus Emre biyografisi değil, gerçeklerin kurgu ile harmanlandığı, anlatıldığı dönemde yaşayan siyasi olaylar, adı geçen kişilerin gerçek olduğu bir roman. Sade, halkın anlayabileceği bir dili tercih eden Yunus Emre'yi, İskender Pala'nın sade ve akıcı bir dil kullandığı Od ile okuyor ve bir nebze de olsa anlayabiliyoruz.

Od'da aşkın, sevginin her türlü halini görüyoruz. Maddi halini, manevi halini, dünya aşkını, ilahi aşkı... Yunus'un nasıl Yunus olduğunu, Hacı Bektaş-i Veli ile tanışmasının ardından bizzat Hacı Bektaş-i Veli tarafından gönderildiği ve hamken piştiği Taptuk Emre Dergahı'nda yaşadıklarını İskender Pala'nın usta anlatımıyla okuyoruz. Çoğunluğun maddeye ağırlık verdiği, mananın arka plana atıldığı bir dönemde, madde ile mana arasındaki dengenin sağlanmasının gerekliliğinin önemi, kitabın her sayfasında kendini hissettiriyor. Yunus Emre'nin olaylar karşısında yaşadığı iç çekişme,  Sevgili özlemi, kişinin kendini bilmesinin önemi ve ancak bilmeyerek bilinebileceği... Od, okuru bu noktalar da dahil birçok nokta üstünde düşündürüyor.

Yunus Emre denildiğinde akla direkt insan sevgisi gelir; duyduğu ilahi aşk, birkaç önemli eseri... Yunus Emre ile ilgili bilgilerimiz genel itibariyle bunlarla sınırlıdır. Od ile birlikte daha farklı bir bakış açısıyla bakabiliyorsunuz Bizim Yunus'a. Yaşadıkları, yaşattıkları bizlerin de içine bir Od düşürüyor. Yazarımız İskender Pala'nın anlatımı ve tarih bilgisi birleşiyor ve ortaya bir "Od" çıkıyor. İlk sayfadan son sayfaya derin manalı cümleler okuru âdeta içine hapsediyor. Düşündürüyor, önceliklerini sorgulatıyor ve belki maneviyatını güçlendiriyor.  Tabii, isteyenin.

Od öyle bir kitap ki daha ilk sayfadan bir cümlenin altını çiziyorsunuz. Çok geçmiyor, bir sayfa okuyor diğerine geçiyor ve bir  cümlenin daha altını çiziyorsunuz. İskender Pala cümlelerinde kelimeleri tabiri caizse ahenkle dans ettiriyor. Altı çizilesi onlarca cümle ve sevginin en saf hallerini okuyor, okuyor, hayran kalıyor ve "Daha ne olabilir ki, bir romanda ilahi aşk başka ne şekillerde anlatılabilir ki" diye soruyorsunuz kendinize. Bu kadar övgünün üstüne kırdığım puanın nedenini ise -çok az da olsa- bazen karşılaştığımız abartılı anlatım olarak açıklamak isterim.

Bizim Yunus'un dervişliğe giden yolunu, Sevgilisi'ne kavuşma isteğini, ışığıyla çevresindekileri aydınlatmaya başlamadan önce yaşadıklarını bir de Prof. Dr. İskender Pala'dan okuyun derim.
  • Şah ve Sultan
    8.5/10 (4.126 Oy)4.170 beğeni17,9bin okunma2.961 alıntı56,3bin gösterim
  • Semerkant
    8.6/10 (7,9bin Oy)8,1bin beğeni28,3bin okunma8bin alıntı141,6bin gösterim
  • Beyaz Gemi
    8.4/10 (6,8bin Oy)6,5bin beğeni27,5bin okunma4.765 alıntı99bin gösterim
  • Bab-ı Esrar
    8.1/10 (4.142 Oy)4.105 beğeni18,9bin okunma3.362 alıntı57,3bin gösterim
  • Aşk
    7.7/10 (9,5bin Oy)10,2bin beğeni43,3bin okunma4.767 alıntı145,3bin gösterim
  • Empati
    8.4/10 (4.657 Oy)4.726 beğeni19,8bin okunma1.795 alıntı78,9bin gösterim
  • Melekler ve Şeytanlar
    8.8/10 (4.864 Oy)4.924 beğeni20,9bin okunma1.568 alıntı66,6bin gösterim
  • Da Vinci Şifresi
    8.7/10 (6,4bin Oy)6,6bin beğeni26,9bin okunma1.385 alıntı79,4bin gösterim
  • Beyaz Diş
    8.5/10 (7,2bin Oy)7bin beğeni30bin okunma6,6bin alıntı250,3bin gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    9.0/10 (12,9bin Oy)14,3bin beğeni49,7bin okunma6,7bin alıntı167,4bin gösterim
Yunus Emre'nin hayatının kendi ağzından anlatılması kitapta merak unsurunun uyandırılmasına sebep olmuş.Özellikle Yunus Emre'nin eşine karşı olan naifliği beni çok etkiledi.Bu kitabı okuduktan sonra insan istemsizce kendini sorguluyor.
410 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Sitare; göz ağrı, nefesi, herşeyi. Lakin yıldızı söndü, karanlıklara daldı, yolunu kaybetti, her an keder, her an sesine yüzüne kokusuna hasret.

Evladı; Biri öldü diğeri hayal oldu ne oldu ne yapti aradı durdu. Buldu bulmasına amma nasıl buldu.

Evlad ise anası toprak, babasi ise hayal oldu. Yıllar yılı babasının gelmesini hasretiyle yandı amma zaman ona kötü davrandı. O da babasına karşı nasıl his besliyor ve görse nasıl tepki verecek meçhul...

Baba derviş girdi kapıya yıldızı asıl yıldiza katmaya. Katmayı öğrendi amma nasıl öğrendi, ne şekil öğrendi, neler neler çekti bu yoldaki muamma...

Roman ama aşklı bir roman, aşık bir roman, aşkın kendisi olan hakkında bir öz roman. Belkide en sevdiğim roman. Okumaniz dileğiyle..
359 syf.
İskender Pala gerçekten iyi bir yazar. Her kitabını büyük hevesle okurum. Divan edebiyatı deyince aklıma gelen ilk isim. Bir kitap fuarında kitaplarımı imzalatıp, sohbet etme fırsatı bulduğum için kendimi şanslı sayarım. Yunus Emre yi en iyi bu kitap anlatıyor bence. Kitap başta gayet akıcı ortalara doğru ufak bir tıkanıklık oluyor ama sonra aynı hız ve heyecanla devam ediyor. Güzeldi Yunus Emre yi merak eden herkes okumalı...
359 syf.
·Beğendi·10/10
Zahmet olmadan Rahmet olmaz derdi büyüklerimiz. İskender Pala'nın bizleri aydınlatmak için yapmış olduğu araştırmaları bir zahmet, eserleride Allah'ın bir lütfu olarak rahmet olarak adlandırsak teşbihte bir hata olmaz sanırım. Çilekeş, sebatkar bir yaşamın sonunda hayatın anlamını ve gerçek AŞK'a ulaşmanın hazzını alan bir Yunus kitabı olan OD, yazarın tarihsel ve edebi bir sunumuyla okunmayı hakeden bir eser olarak dimağlarımız da yer edinmeye hak kazanmıştır.
Sinem
Sinem Od: Bir Yunus Romanı'ı inceledi.
@muhayyilist·11 Ara 2019·Kitabı okumadı
Kitap Yunus Emre’nin hayatını anlatıyor. Yunus emre hakkında yazılmış, çizilmiş pek çok kitap bulunmaktadır. Bu kitabın odiğerlerinden biri farkı ise İskender pala’nın araştırmacı-yazar kimliğini birleştirip değişik bir atmosferde karşımıza yeni bir Yunus romanı çıkarmasıdır. Yunus emre hakkında yazılmış, çizilmiş pek çok kitap bulunmaktadır. Bu kitabın diğerlerinden bir farkı ise İskender pala'nın araştırmacı-yazar kimliğini birleştirip değişik bir atmosferde karşımıza yeni bir Yunus romanı çıkarmasıdır. Tüyleriniz diken diken oluyor. O nasıl bir aşktır? O nasıl bir sevgiliyi sevmedir ?
359 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Molla Kasım’ın içinde kalan bu pişmanlık bize Yunus Emre’yi ne de güzel tanıtmış.Yunus Emre hakkında bilmediğim şeyler öğrendim.Yazımı ve cümleler öyle güzeldi ki akıp gitti resmen gözlerimden.Okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum.Yunus’un deyimiyle “tadı dimağınızda” kalacak bir kitap!
359 syf.
·8 günde·Beğendi·6/10
Kitabı yeniden okumama vesile olan Havva Öztin Akarsu ablamın, #30999207 etkinliğidir. Kendisine çok teşekkür ederim.

Ölümsüzlük insan ırkı için uygun bir vasıf mıdır? Ab-ı Hayat’tan bir katre içmek insanı ölümsüz kılar mı? Yoksa ağızdan dökülen derin sözler mi Ab-ı Hayat’tı? Hazreti Musa çıkmadı mı Hazret-i Hızır’ı bulup Ab-ı Hayat keşfetmeye… Hazreti Yuşa demedi mi “Ey Musa benim muhabbetim yetmez Hazret-i Hızır ile yoldaşlık etmeye.” Bu husustan sonra Ledün İlmi peyda olmadı mı?

Tasavvufta bu durum “Hak Vergisi” ile nitelendirilir. Yani Allah tarafından verilen yetenek. Bunun en bariz örneği ise Yunus Emre gibi halka mal olmuş kişilerdir. Çünkü Yunus’umuz ne mürekkep yalamış bir âlim idi ne de hayatını eğitimlerle geçmiş bir filozof. Hikmetini ledün ilminden alan bir mutasavvıftır. Lakin Hazreti Hızır’a ait olan “Vehbi’lik” ile kıyaslanmamalıdır.

''Şair sözü yalandır derler inanma Yunus'um inanma, yalandır!'' #TapdukEmre.

Şeriat, Tarikat, Hakikat, Marifet bu dört unsurdur kişiyi yedi başlı nefsten terbiye eden. Lakin biz konunun “Tarik” yani “Tarikat” kısmındayız. Şeriatı az çok hepimiz biliriz. Peki ya “tarikat” bunu bilir miyiz? Ne ola ki “tarikat?” “Şeriat” un ise tarikat sudur, ateştir, fırındır. “Tarikat” usuldür, yoldur. Yolu bilmeyen varır mı? Varmaz elbet. Bilirsen yolu, bulursun “hakikati.” Varılacak noktadır “hakikat.” “Hakikat” tercüme istemez. Bu yolda “hakikate” varan, “marifetini” sergiler. Halkta Hakk’ı görendir “marifet.”

“Keşke demek için bile geçtir vakit, geçti ömrüm bir ah ile içi dolu eyvah ile. Yanmadan kerpiç bile olunmaz iken insan olunur mu? Kökü olmayan uzar mı?” #YunusEmre

Her ramazanda kurulur ahir zaman şeyhlerinin saati… Sorarlar namazı bozan halleri, orucu bozan halleri… Sekmez durum, her sene bir öncekinden hallicedir. Elbet herkes bilir namazı bozan halleri ve orucu bozan halleri. Peki ya “İman.” Kişide iman yok ise, yirmi sene anlı secdeden kalkmasa ne? Bilinebilir mi? Dinli kimdir, dinsiz kimdir? Bilmez…

“Kevser havzuna dalanlar
Ölmezden önde ölenler
Nefsini düşman bilenler,
Konar tuba dallarına”

Peygamberlerin başlattığı zincirin en son halkalarındandır Yunus. İstikameti Hakk olan, Piri Ahmet Yesevi olan yoldaşı Tapduk Emre olan ok hedef şaşırır mı? Şaşırmaz elbet. Okuduğumuz kitap ise “Bizim Yunus’un” hayat hikâyesini kaleme almaktadır. Birinci tekil şahıs ağzı ile yazar; bazen “Molla Kasım” dilinden bazen “Yunus Emre” dilinde ve bazı bazı da “İsmail’in” dilinden anlatırlar hikâyeyi. Ezbere bildiğim hikâyedir. Bu kitapta dâhil olmak üzere Yunus Emre hayatlarını çokça okudum. Bildiğim hadiseleri tekrar tekrar okuyunca içime bir titreme, kalbime çokça ağrı saplantı. Yunus’un gözü çok yaşlıydı. O bozkır cehenneminde Moğol’dan çekti, çetelerden çekti, babalığından çekti, miskinliğinden çekti… Acı yoldaşı oldu adeta hayatı boyunca. Diline vurdu…

“Yar yüreğim yar
Gör ki neler var
Bu halk içinde
Bize güler var”

Anadolu yangın yeri; Moğol girmiş boydan boya… Derler ki Moğol geçtiği yerden çekirge geçse aç kalır, ölür. O denli yakıp yıkıp geçermiş. Bu kıyımlar, bu acılar insanı maddeden manaya yöneltir, kişiye Allah’ı hatırlatır. İnsan olmanın gereğidir, her korkuda Allah adını zikretmek. Hak mıdır? Değildir elbet. Lakin doğamız gereği; mutluğumuzda Allah’ı az, sıkıntımızda çok anarız. Yunus’umuzda böyle bir ateş çemberinin içerisinde doğdu.

“Denge madde lehine bozulunca insanın nefsi, mana lehine bozulunca da ruhu öne çıkıyor, biri diğerini bastırıyor…”

Mevlana Hüdavendigar, Yunus Emre’m için der ki;
“Dün, Karamanoğlu benden iki mürşid istedi. Keşke iki mürit isteseydi; ikimiz el ele tutuşur, gider varırdık.”. (Mevlana hazretin nasıl mütevazı ve tevazu içerisinde olduğu nasılda bellidir cümlesinden)

“Sûfîlik yolunda hangi makama erişmişsem, şu Türkmen kocası Yunus’un ayak izini orada gördüm.”

Yola çık, yoldan çıkma! #TapdukEmre

Tapduk Emre, Yunus’u Yunus Emre yapan eldir. Her fırsattan dünyadan soğutan, bitmek tükenmek bilmeyen nefs köreltme evreleri ve engin bilgilerin üstadı.


“Yol bu, yola çıkıp varmayan, yoldan çıkıp varan yoktur. Yolu sorar isen, yol tektir. O da Hakk’a doğrudur. İşte, o sebepten tek bir yaratılmış yoktur ki, Hakk yolunda olmaya.” #TapdukEmre

“Şavkımız var, sohbet eyle, işitelim.”
“Haydi Yunus, vakit tamam oldu, o hazinenin kilidini açtık, nasibini alıverdin, sen söyle! Bu mecliste sohbeti sen eyle. Hünkâr varlığının nefesi yerine gelsin.”

Yukarıdaki iki cümle kalbimin ahengini değiştiren kelimelerdir. Ne vakit kitapta okusam içim içime sığmaz, Yunus olup çoşkulanırım.

Yunus’u anlamak, onun gözü ile bakmaktır hayata.

Harun Reşit ve Leyla’dan da dem vurmak isterim.
“Başkalarına baktığın gözlerle Leyla’yı nasıl görebilirsin. O gözleri yaşla yıkamadıkça söz kimindir bilmem ama hakikattir dahi herkesindir.”

“Bana Mecnun’un gözler ile bak” der. Seven sevgiliye Mecnun’un gözleri ile bakmalı. Eksiklik ne o vakit burda. İşe de Allah’a da sevgi ile irfan ile bakmalı. Bilgiyle bakmak başkaca iş. İslam sevgidir, aşktır, irfandır. Başkasını diyenler eksiktir. Sevgi kişiyi tevhide götürür. Tevhide varan varlığın cümlesine aynı nazarla bakarlar. O öyledir, şu şöyledir, falan haldedir. Kalır mı bu kem sözler bu dedikodular sevgi ile bakan da. Sevgisiz bakanın gözüne budaklar batar, kör eder. Kişi kendini kör eden de o körlüğe merhem biçare tabipler biçare.”

Yunus Emre’m hep yasaklanan, dinsizlikle suçlanan bir gönül adamı olup çıkmıştır. Osmanlı döneminde dahi şiirleri yasaklanmış, ket vurulmuştur. Yunus’un gözü ile bakmaz isen dünyaya her şey haramdır insana. TapdukEmre’m doğru der; “Kusur görenindir.” İçi dışı Allah aşkıyla yanan bir insana Mecnun’un gözleri ile bakmaz isen Yunus’u anlayamazsın anlamazsın.

Sözün özü; eğer kitapta Yunus, Tapduk, Hacı Bektaş ve Mevlana geçiyorsa eğer alınacak ibret çoktur, ders çoktur. Bu kitabı da daha önceden okumuştum lakin aklımdan yitip gitmiş. Yeniden okuduğumda da aynı keyfi aldım. Sevgi namına yaşanılacak güzel günlerin hatırına okunulması ve tavsiye edilmesi gereken kitaptır “Od.”

Yunus kendinden sonra onu yargılayacak kişilere en iyi cevabı verendir. Nasıl mı? Aşağıdaki dörtlük onu yargılayıp, sigaya çekenler içindir.

"Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme
Seni sîgaya çeken bir Molla Kasım gelir"

Sevgi ile kalın.

Rivayetler…
Hazreti Musa ile Hazreti Hızır’ın buluştuğu iki denizin kesiştiği yerdir İstanbul…
Yunus Emre ile Hazreti Hızır’ın yolları kesiştiği birçok rivayette rastlanmaktadır.
Yunus Emre’nin Agartalı olduğuna birkaç şiirinde rastlanılması.
Tarih boyunca Anadolu’da birden çok Yunus Emre’nin yaşadığı…
Hacı Bektaşi Veli’nin yaşamadığı ve Tapduk Emre’nin Bektaşiliğin lideri – kurucusu - ve Veli sıfatını almasından dolayı Hacı Bektaşi Veli diye birinin Anadolu’da yaşadığı sanılması.
Veysel Karani çocularının Tapduk Emre, Nesrettin Hoca ve Mustafa Kemal olarak nitelendirilmeleri.
405 syf.
·9/10
Yunus Emre'yı tanımayan ve onun hayatını merak etmeyenler için katılıyorum kitap biraz ağır ilerliyor diyebilirler, çünkü kitap tamamen kendine odaklanmak istiyor. Tavsiyede bulunan arkadaşlarıma burdan teşekkür etmek istiyorum, hakikaten okumaya değer bir kitap.
359 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10·
İskender Pala'nın Yunus'un nasıl Yunus olduğunu anlattığı kitabı. Hacı Bektaş'tan, Tapduk Emre'den, Mevlana'dan izler olan kitabı.

Aşkı, bağlılığı, çaresizliği sadakati, karşılıksız sevgiyi, ölümü, yok olmamayı, mucizeyi anlatan olağanüstü roman...

sizde de arada şu düşünce oluşuyor mu? insan kendini manevi yönden doyuracak birini arıyor. tek başına düşünmekle okumakla değil, birinin şiir gibi dökülen kelimelerini dinlemeye ihtiyacı var. Tapduk Emre gibiler var mıdır bu yüzyılda? Yunus gibi dervişler? Mevlana ve Şems gibi dostluklar?





Arka kapaktan alıntıdır;

biliyorum,
"biz bu ilden gider olduk,
kalanlara selam olsun." demişti...
yine biliyorum,
"bizim için hayır dua kılanlara selam olsun." demişti...
ve sevgili'ye gittiği o geceden sonra adının dilden dile,
aşkınının gönülden gönüle dolaştığını da biliyorum...
şimdilerde ona kimisi aşık yunus,
kimisi biçare yunus diyor ya, desinler.
yahut yunus dedem, tapduk yunus, miskin yunus...
derviş yunus... varsın onu da desinler.
ve türk yurtlarında, onu en çok "bizim yunus" diye çağırırlar.
biliyorum.

ten fanidir, can ölmez,
çün, gitti geri gelmez.
ölür ise ten ölür.
canlar ölesi değil.
359 syf.
Kitap gerçekten çok güzel hem anlatılan kişi olarak hemde anlatım şekli olarak. Çok güzel şekilde hikaye anlatılmış.
İlk başlarda Molla Kasım adlı kişi var bu kişi Yunus Emre'nin şiirlerini buluyor tek tek okumaya başlıyor kimisini okuduktan sonra atıyor kimisini yanına alıyor derken son şiirde adı geçiyor ve pişman olup bu şiirleri yazan kişiyi arıyor ,yazarı bulduğunda pişmanlığını belirtip sohbet ediyorlar sonra bu kişi Yunus Emre'nin hayatını yazmaya başlıyor. İlk ailesini nasıl kaybetiğini sonra tekkeye gidip orada nasıl ilim öğrendiğinden sonra bu güzel ilahileri yazmasıyla devam edip en son çocuğunu bulmasıyla en son tesbih çekerken "Sevgiliye gönderilen hediye sayılmaz." der ve tesbih elinde koparak dağılmasıyla biter.
Yazarımızın her hikaye başına anahtar kelimeler koyması ve Yunus Emre'nin ilahileri koyması çok hoşuma gitti.
HERKESİN OKUMASINI TAVSİYE EDERİM...
"Doğruluk mu daha büyük meziyettir, yoksa yiğitlik mi?" diye sorar, cevap ne olursa olsun, "Bütün insanlar doğru olsaydı yiğitliğe lüzum kalmazdı!." derdi.
Allah yoksa sana bu canı kim verdi, toprağa bu bereketi, suya şu akışı, çimenlere rengi, şu vızıldayan arıya uçma gücünü, insana düşünmeyi, sevmeyi kim verdi?
İskender Pala
Sayfa 15 - Kapı Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Od: Bir Yunus Romanı
Alt başlık:
Cep Boy
Baskı tarihi:
24 Mart 2017
Sayfa sayısı:
410
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055107147
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Od - Bir Yunus Romanı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Od
Od: Bir Yunus Romanı
Biliyorum,
"Biz bu ilden gider olduk,
kalanlara selam olsun," demişti…
Yine biliyorum,
"Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun." demişti…
Ve Sevgili'ye gittiği o geceden sonra adının dilden dile, aşkının gönülden gönüle dolaştığını da biliyorum…
Şimdilerde ona kimisi Âşık Yunus,
kimisi ona biçare Yunus diyor ya, desinler.
Yahut Yunus Dedem, Tapduk Yunus, Miskin Yunus… Derviş Yunus… Varsın onu da desinler.
Ve Türk yurtlarında, onu en çok "Bizim Yunus" diye çağırırlar.
Biliyorum…

Kitabı okuyanlar 22,4bin okur

  • Kelebek
  • Ayşegül Aydın
  • Fatma Sarıali
  • Fahri Barut
  • Mehtap Çubukçu
  • Bülbülün Çektiği Dili Belası
  • Yağmur yorulmaz
  • Tuba Aksoy
  • Elif Kaymak
  • Sevilcan yılmaz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%5.6 (288)
9
%3.4 (174)
8
%3 (152)
7
%1.8 (91)
6
%0.7 (34)
5
%0.4 (19)
4
%0.1 (5)
3
%0.1 (6)
2
%0
1
%0 (2)

Kitabın sıralamaları