"Ebeveynlerimizin salt varoluşları sayesinde, bize sürekli nasıl zorbalık ettiklerini ve her yaptıklarıyla bizi nasıl mahvettiklerini, bizim de aynen onlara zorbalık edip salt varoluşumuzla
Günlerimiz akıp giderken fark edemediğimiz ne çok şey var. Görüyoruz ama algılayamıyoruz. Yazar bunu kısa bir sürede fark ettiriyor işte.. Pişmanlıklar, hayal kırıklıkları ve üzüntüler. İyi okumalar
isteyen okusun ama bir şey anlamadım gereksiz zaman kaybı Türkiye de ailesine düşman olan çok çocuk var bunu anlatıyor psikolojik travma yaşamak için ideal kitap ama zaman kaybı değmiyor anlamsiz
Bu kadar çok beğeneceğimi asla tahmin etmedim açıkçası.
Bir Albert Camus Yabancı'sı, bir Yusuf Atılgan Aylak Adam'ı tadı bıraktı bende. Üç kitaptaki karakterler de gözümün önüne geldi kitap boyunca. Hayatın anlamsızlığı, babalığın ağır geldiği bir adam, sorgulayış, varoluşsal sancılar... Oldukça sert mesajlar içeren bir kitap. Bir olaydan çok, olgu temelli bir kitap. Rahatsız edici türde seni sana bırakan bir yapıda ilerliyor eser. Yazar, seni köşeye sıkıştırmış. Kitap, kesinlikle kendini ele verdirmiyor. Hep kaçıyor, sen ise yakalayamıyorsun. İçerisinde o kadar farklı mesajlar barındırıyor ki. Kendisini yalnız bırakan bir adam, yalnızlığının da farkında, aslında yalnız olmamak da onun elinde. Ama bunu tercih ediyor. Hayatı sorguluyor. Sorguladıkça da boğuluyor. Kacamiyor kendinden. Ve yine ilerledikçe toplum tarafından dışlananlar, toplumun ahlaki değerlerinin dibe vuruşuna da şahitlik ediyoruz.
Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biri oldu. Beni oldukça şaşırttı.
Andrej Nikolaidis Karadağlı-Bosnalı romancı, köşe yazarı ve siyasi danışmandır. Sin romanı 2011'de Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü'nü kazandı. İngilizce çevirisi 2013'te İngiltere'de Istros Books tarafından yayımlandı. Ekim 2009'dan Şubat 2014'e kadar Karadağ Parlamentosu Başkanı Ranko Krivokapić'in danışmanıydı.