Geri Bildirim

Oğullar ve Rencide RuhlarAlper Canıgüz

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.767
Gösterim
Adı:
Oğullar ve Rencide Ruhlar
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
204
ISBN:
9789750502057
Kitabın türü:
Yayınevi:
İletişim Yayınları
"Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.
Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyordum.
Hayatımdaki tek iyi şey artık anaokuluna gitmek zorunda olmayışımdı. Zarardan kâr. Uzun süre annem ile babama anaokulunun bana göre bir yer olmadığını anlatmaya çalışmıştım aslında. Bütün rasyonel dayanaklarıyla. Hiçbir işe yaramamıştı maalesef. İlla ki uykumda kan ter içinde tepinmek, servis minübüsü kapıya geldiğinde küçük çaplı bir sinir krizi geçirmek gibi yöntemlere başvurmam gerekecekti derdimi anlamaları için. Kepazelik. İnsanı kendinden utandırıyorlardı."
Alper Canıgüz, Tatlı Rüyalardan bilinen sürükleyici diliyle, 5 yaşındaki bir çocuğun içine düştüğü bir hikayeyi anlatıyor. Yaşının avantajıyla her yere girip çıkan, hem filozof, hem fırlama bir oğlan... Hikayeyi ve "karakteri" çevreleyen semt hayatı ve mahalle atmosferi de, bizzat karakter kazanıyor, anlatıda...
Polisiye, fantastik ve mizahi edebiyatın tadlarını ustaca kaynaştıran, olağanüstü özgün, çok iddialı bir kitap.
Beş yaşında bir çocuk! Ama ne çocuk!
Bilgiç, filozof, romantik, zeki, sorgulayan, düşündüren! Deriz ya, "büyümüşte küçülmüş."

Alper Kamu, mahallenin küçük delikanlısı. Okulu sevmeyen, bilgi dağarcığı geniş, hayata bakış açısı ise ömürlük...

İyi bir gözlemci olan Alper bir akşam denk geldiği olay sonrası kendisini bir cinayeti soruştururken bulur. İpuçlarını araştırmaya başlar. Bu ara mahalledeki çocuklarla oynamayı da ihmal etmez Arkadaşları onun cesaretine hayran olmakla beraber, bilgisine yetişemezler. Cinayeti araştıran Alper, sonuca giderken hiç beklemediği olaylarla karşılaşır. Yerine göre büyüklerine kafa tutar. Yerine göre babasının arkasında durur, ara sıra da annesinin davranışlarını analiz eder. Çocukluğun verdiği cesaret ile kendinden büyüklerle bile boy ölçüşür...

Yazarın okuduğum ilk eseri. Yazım dili, kurgusu çok başarılı. Bir çocuğun gözünden biz büyükleri analatan yazar o kadar doğru noktalara temas etmiş ki, okurken düşündürüyor. Beş yaşında ki bir çocuğu ne kadar ciddiye aldığımızı, onların gözünde ne kadar detaycı olduğumuzu, ve koca dünyanın nasıl göründüğünü okurken gülümsüyor, çocukluk anılarınıza yolculuk yapıyorsunuz...

Alışılmışın dışında farklı bir bakış açısına sahip olan eser, kesinlikle okumaya değer nitelikte...

Polisiye bir olayı birde küçücük bir çocuğun gözünden okumak çok keyifliydi. Yazar Alper Canıgüz'ü tebrik eder, başarılarının devamını dilerim...
Daha kitabın en başında düşünüyor insan "Beş yaş insanın en olgun çağıdır;sonra çürüme başlar" demek tam olarak ne demek diye.
Ve serüven başlıyor, adamın biri yaşadıklarını anlatıyor, olay örgüsü güzel. Aaa durun bir dakika, bu bir adam değil, bu daha beş yaşında bir çocuk...
Siz sayfaların arasında ilerlerken yer yer unutuyorsunuz bu durumu, bu yaşananlar, konuşulanlar, hal ve tavırlar yok yok kesinlikle bir yetişkin, iste siz tam da böyle düşünürken, yazar, bir tokat gibi hatırlatıyor gerçeği
Yalnızca beș yaşında bir çocuk :-)
Kitabı okuduktan sonra, o ilk cümlenin ne demek olduğunu anlıyorum, o sırada yeni bir soru işareti beliriyor kafamda, " Oğullar Ve Rencide Ruhlar" tam olarak ne demekti? :-)

Benzer kitaplar

Eğer 5 yaşından büyükseniz bu romanı mutlaka okuyun.*

*Emrah Serbes, Murat Menteş'in Ruhi Mücerret'i için "100 yaşından küçükseniz bu romanı mutlaka okuyun" der. Ben de benzer bir cümleyi Oğullar ve Rencide Ruhlar için kullanmak istedim. Zira, Ruhi Mücerret'de 100 yaşındaki kahramanımızın hikayesi, Oğullar ve Rencide Ruhlar'da ise 5 yaşındaki kahramanımızın hikayesi anlatılır.
Gerek dil ve anlatım olarak, gerek olay örgüsü olarak da Murat Menteş tadı aldığımı belirtmeliyim.

Oğullar ve Rencide Ruhlar'da; henüz 5 yaşında hayatı içmiş, felsefeden edebiyattan ve hatta kadınlardan bile haberdar, çok bilmiş Alper Kamu'nun hikayesi anlatılır.

Oldukça akıcı, merak uyandırıcı ve mizahi anlatımı sebebiyle kısa sürede okunabilecek, yormayan ve germeyen bir roman. Kitabı okurken yeri gelir gözleriniz dolar yeri gelir kahkahayı basarsınız. Dolayısıyla dopdolu bir roman okuyacağınızın ve okuduğunuza pişman olmayacağınızın garantisi benden.
Keyifli okumalar.
Vay fırlama vay. Zaten bunca zamandır elimden kaçabilmiş olmanın en kuvvetli sebebi, zehir gibi bir fırlama oluşun olmalı. Anca yakalayıp okuyabildim seni. Gerçi... Dur bakalım... Belki de sen, artık yakalanmak istediğinden ötürü seni yakalamış olabilir miyim? Ne de olsa yeri geldiğinde Şeytan'ın kıçına parmak atacak kabiliyet, sende mevcut. Bizi de kandırdın demek :)
Alper Kamu beş yaşında bir velet. Velet derken bile imtina edip, tanıdıkça tövbe estağfurullah çektirecek türden hem de. Etrafımız birçok çocukla çevrili, malum. Şanlı Osmanlı'nın sınırları ile genç Türkiye'nin sınırları arasında ara ara kıyas yapan devlet büyüklerimiz, oynamayı beceremeyen yeni gelin gibi sınırlarımızın darlığından dem vururken, bir yandan da "Çoğalın, çoğalın. Düşman çok." diye telkinde bulununca haliyle etrafta sürüsüne bereket çocuk oluyor. Yetmediği yerde güneyden ithal ediyoruz zaten. Neyse, konudan sapmayalım. Her ne kadar yeni neslin zeki olduğundan bahsetsek ve buna ben de katılsam da genel olarak beş yaşındaki çocukların eblehliklerine aşinayızdır. Bu durum, erkek çocuklarında nispeten daha fazladır, kız çocuklarının beyninden vızırdama sesleri (hızlı çalışmaya bağlı olarak) gelmeye başlamıştır bile bu yaşlarda. Ama Alper Kamu bir başka. Kitaptaki bazı karakterlerin de belirttiği gibi, okudukça ya şeytan olduğuna ya da yaşını belli etmeyen bir cüce olduğuna kanaat getiriyorsunuz ister istemez. Dostoyevski, Oğuz Atay, Nietzsche gibi yazarları okuyor, klasik müzik meraklısı, insan psikolojisini kötü emellerinde kullanacak kadar iyi biliyor, kendinden büyük hatunlarla ilgili fanteziler peşinde ve dahası, tüm bunların üstüne tüy dikmek ister gibi bir de cinayet çözmeye yeltenen bir zehir hafiye. Zehir hafiye demişken, haydi Alper'i biraz rahat bırakalım da kitabın konusuna geçelim.
Konu genel olarak Alper, ailesi ve mahallesi etrafında seyrederken hikayenin iskeletini bir cinai vaka oluşturuyor. Bu cinai vakaya geçmeden evvel işlenen mahalle teması, beni ve ben gibi, sokakta oynanan oyunların tadını hala damağında hisseden, hatırladıkça burnunun direği sızlayan ve sokaktan geçerken ezkaza ayağına gelen topla, 20 yaş birden gençleşenleri bir başka etkiliyor. Genç nesil de bu kitabı okur, zevk alır ama sokakta oynayan ve akşam ezanını yorucu ama eğlenceli bir günün Z raporu kabul eden (evin kurallarında gedik açabilenler fazla mesaiye dahi kalmaya gönüllü olurlardı elbet) nesil için başka bir anlamı var kitabın.
Kitabın iskeleti cinayet dedik ama mahalle hayatında saplanıp kaldık iyi mi? Biraz da cinayetten bahsedelim. Mahalle sakini, emekli emniyet müdürü Hicabi Bey, tam da Beşiktaş'ın maçının olduğu gün cinayete kurban gider. Olay mahallinde bulunan, mahallenin delisine kalır ihale. Olayın tanıklarından biri de bizim Alperdir. Yalnız o varana kadar aksiyon bitmiş, ortada sadece netice ile kalakalmışlardır. Acaba deli, bir delilik yapıp Hicabi Bey'e mi kıymıştır yoksa işin ardında başka bir şeyler mi vardır? Bizim zehir hafiye bu işin peşine düşer ve herkesin kirli donları ortaya saçılır.
Olayın çözümü sürpriz son. Tabii bizim zehir hafiye, dış güçlerin (bu dış güçler o dış güçler değil, içiniz siyasete gark olmuş sizin) de yardımını alarak neticeye varıyor, bu kadarını söylemeyi spoiler olarak kabul etmiyorum. Son mektup ise beni üzdü be, ne yalan söyleyeyim...
Çok zıpır bir vuslat bekliyor henüz bu kitabı okumayanı...

Murat Menteş'in en afilli filinta arkadaşlarından Alper Canıgüz, arkadaşı kadar kelimelerle cümbüş yapmasa da, beş yaşındaki bir "adam" aracılığıyla psikolojik fırlamalıklar yapıyor kitap boyunca...

Cebren okutunuz efenim...
"Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar."

5 yaşındaki bir çocuğun gözünden dünya diye anlatabilirim aslında bu kitabı ama Alper'in 5 yaşında olduğuna inanmak çok güç. Büyümüş de küçülmüş sözünün birebir karşıtı.

Alper kendini: "Her gün birkaç saatini divanın altında geçiren, mahallenin delisini ruh kardeşi gören, gırtlağı kesilmiş bir ceset karşısında kılı kıpırdamayan, yirmilik kızlarla ilgili fanteziler kuran, silah ve alkol düşkünü bir velet. Canavarın küçük bir çocuk olarak portresi! Yeniden doğmuş Rasputin." cümleleriyle tanımlıyor. Eh, Alper'i anlamanız için bu kadarı da yeterli.

Şimdi de Alper'in gözünden anlatılan olaya gelelim. Sıradan (Tabii Alper'e göre, bize göre pek de sıradan sayılmaz) bir gün komşusunun evine girer. Komşusu oturduğu yerde donuk gözleriyle ve kesik boynuyla kendisine bakmaktadır. (Komşunun kim olduğunu söylemiyorum. Heyecanı kaçsın istemem.) Herkes cesedin yanındaki deliyi suçlarken Alper buna ihtimal veremez ve adım adım deliller toplayarak katile ulaşmaya çalışır. Bir nevi minik Sherlock.

Alper cinayeti çözmeye çalışırken aynı zamanda annesi ve babası arasındaki sorunu çözmek, yegane düşmanı Gazanfer ve onun iki köpeği ile yüzleşmek zorundadır. Tabii bir de Alper'in peşini bırakmayan savcı da cabası.

5 yaşında bir çocuğun(!) gözlerinden harika ve absürt bir dedektif romanı. Alper Canıgüz kendine has tarzını bu kitapta da göstermiş. Dedektif ve absürt sevenler için kaçırılmaması gereken bir kitap. Tabii bir de hayata ara vermek için birebir.

Keyifli okumalar..
Alper Canıgüz'ün okuduğum ilk kitabı oldu ama sonuncusu olmayacak gibi görünüyor. Kitap beş yaşındaki bir çocuğun dünyaya nasıl farklı pencerelerden bakabildiğini gösterip beni fazlasıyla kıskandırdı açıkçası. Alper Kamu kelimelerle arası çok iyi olan bi çocuk ve hayatın çok içinde çok dışında diyebirim onun için. Sahip olduğu farkındalıkla birlikte olaylara yaptığı yorumlar insanı hayretler içinde bırakıyor. Kitabı okurken tam bir şaşkoloz oldum ve çok sevdim. Eğlenirken düşündüren bu romanı ruhu çürümeye başlayan herkese kesinlikle tavsiye ediyorum.
İlk Alper canıgüz okumamdı. Tarzını sevdim sonu şaşırtıcıydı. Sadece bazen acaba afilli cümle kurucam, kitabı ilgi çekici yapicam diye kastığınıdüşünmedim değil hani.
Nebileyim artık kısa kes öf dedigim yerlerde oldu. Alper kamu (5 yaşındaki velet) sivri karakteri ve bilmişliğiyle beni irrete eder sanıyordum ama sempatikti. Kitabın sonu müge anli ya konu olur iyi de reyting yapar.
Alper Canıgüz, beni hipnoz eden bir kaleme sahip. Hikayeyi o kadar akıcı ve keyifle anlatıyor ki kitabı bir solukta okuyor okurken de bitecek diye pişman oluyorum. Yine oyalanmama rağmen bir günde bitmiş. Ben de herkes gibi ilk önce Cehennem Çiçeği kitabını okumuştum, daha sonra ilk kitabın bu olduğunu öğrendim ve ilk işim kütüphane raflarında kendisini aramak oldu. Kahkahalar atarak okuduğum harika kitap, son yarım sayfayla beni darmaduman etti, dumur olmuş biçimde elimde kitapla kalakaldım. Harika bir analizci/gözlemci olduğunu da söylemeden edemeyeceğim. Mutlaka tavsiye ediyorum.
Kitap‘’Beş yaş insanın en olgun çağıdır;sonra çürüme başlar’’ cümlesi ile başlarken ilk cümle ile düşündürmeye başlıyor insanı:) Bir cinayet soruşturmasının başkahramanı Alper 5 yaşın ne menem bir yaş olabileceğini gösterirken,çoğu zaman yok canım 5 yaşında olamaz dedirten cinsten hal ve tavırlar sergiledikçe hayretim daha da arttı demeden edemeyeceğim:) Oldukça keyifli bir kitaptı, olayların birbiri ile bağlantısı ortaya çıktıkça kitabı bırakamadım elimden diyebilirim.Bir de Hakan,mektubun beni çok duygulandırdı :)...Gülümsemek isteyen herkese tavsiyemdir.
"Okulda insanın asıl öğrenmesi istenen, anlatılan dersler değil ders anlatılırken susması gerektiğidir."
Eğlenmek istesek tiyatroya giderdik. Biz buraya zaten acı çekmeye geliyoruz. Acının tesellisi acıdır.
"... baştan aşağı pozitif enerji olmuştum artık. Hazırdım dünyanın canına okumaya."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Oğullar ve Rencide Ruhlar
Baskı tarihi:
2009
Sayfa sayısı:
204
ISBN:
9789750502057
Kitabın türü:
Yayınevi:
İletişim Yayınları
"Beş yaş insanın en olgun çağıdır; sonra çürüme başlar.
Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışardaki insanları izleyerek geçiriyordum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyordum.
Hayatımdaki tek iyi şey artık anaokuluna gitmek zorunda olmayışımdı. Zarardan kâr. Uzun süre annem ile babama anaokulunun bana göre bir yer olmadığını anlatmaya çalışmıştım aslında. Bütün rasyonel dayanaklarıyla. Hiçbir işe yaramamıştı maalesef. İlla ki uykumda kan ter içinde tepinmek, servis minübüsü kapıya geldiğinde küçük çaplı bir sinir krizi geçirmek gibi yöntemlere başvurmam gerekecekti derdimi anlamaları için. Kepazelik. İnsanı kendinden utandırıyorlardı."
Alper Canıgüz, Tatlı Rüyalardan bilinen sürükleyici diliyle, 5 yaşındaki bir çocuğun içine düştüğü bir hikayeyi anlatıyor. Yaşının avantajıyla her yere girip çıkan, hem filozof, hem fırlama bir oğlan... Hikayeyi ve "karakteri" çevreleyen semt hayatı ve mahalle atmosferi de, bizzat karakter kazanıyor, anlatıda...
Polisiye, fantastik ve mizahi edebiyatın tadlarını ustaca kaynaştıran, olağanüstü özgün, çok iddialı bir kitap.

Kitabı okuyanlar 1.209 okur

  • Murat Uğurlu
  • Merve Afşin
  • Buse Yılmaz
  • Tolga Tan
  • Öztan Çiftci
  • Lavinia'
  • Ozge Cetinkaya
  • rabia öztürk
  • Kübra Duman Özcan
  • Nesimi Özgür Özcan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.6
14-17 Yaş
%5.5
18-24 Yaş
%23.8
25-34 Yaş
%39.5
35-44 Yaş
%19.5
45-54 Yaş
%2.3
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.6
Erkek
%35.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.8 (121)
9
%26.2 (128)
8
%27.9 (136)
7
%13.1 (64)
6
%4.1 (20)
5
%2.3 (11)
4
%0.8 (4)
3
%0.4 (2)
2
%0
1
%0.4 (2)

Kitabın sıralamaları