Oğullar ve Sevgililer

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.378
Gösterim
Adı:
Oğullar ve Sevgililer
Baskı tarihi:
Ekim 1999
Sayfa sayısı:
568
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753292801
Kitabın türü:
Çeviri:
Cem Taylan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oğlak Yayıncılık
Baskılar:
Oğullar ve Sevgililer
Oğullar ve Sevgililer
Oğullar ve Sevgililer
Sons and Lovers
"Delikanlı yakasını çözerken Miriam'a baktı ve gördüklerini hiçbir zaman unutamayacaktı. Önce kızın güzelliğini fark etti, gözleri kamaştı sanki. Aklına getiremeyeceği kadar güzel bir vücudu vardı kızın. Delikanlı öylece kalakaldı, ne yerinden kımıldayabiliyor, ne de ağzını açabiliyordu. Hayret dolu bakışlarla yarı gülümseyebildi. Sonra delikanlı arzuladı onu, ama kıza doğru ilerlerken, biraz yakarış ifadesiyle kalkan ellerle karşılaştı. Paul, Miriam'ın yüzüne baktı ve durdu. Kızın iri kestanerengi gözleri dalgın dalgın, sevgiyle dolu ve uysal uysal onu seyrediyordu. Kendini kurban etmeye hazırlanmış gibi bir yatışı vardı. Evet vücudu Paul'un önüne serilmişti ama, gözlerinin içindeki boğazlanmayı bekleyen bir yaratığın bakışı gibi ifade, delikanlıyı olduğu yerde durdurdu."
655 syf.
İngiliz yazar David Herbert Lawrence' i "Aaron'ın Asası"kitabıyla tanıdım. Kitaptaki ana karakter Aaron yalnız ve özgür olmayı , yaşamak istemediği hayatın içine sürüklenmeyi sevmeyen , "insan asla kendini kaybetmemeli ve yaşadığı insanlar arasında önceliği kendisi olmalıdır" düşüncesine sahip bir karakterdi. Başına buyruk, eşine, çocuklarına ,evine tam anlamıyla bağlanamayan bir maden işçisiydi Aaron. "Oğullar ve Sevgililer"otobiyografik özellik taşısa da 1922 yılında yayımladığı "Aaron'ın Asası" kitabında da kendi yaşamından , dönemin sosyal yapısından izler bulmak mümkün. İki eseri de karşılaştırdığım zaman ikisinde de aynı özelliklere sahip karakterler mevcut.

"Oğullar ve Sevgililer" kitabına gelirsek;
Hikaye bazı ailelerde görülen bir sorunsalı ele alıyor. Karısına karşı ilgisini, sorumluluğunu kaybeden bir adam ve tüm sevgisini, ilgisini çocuklarına vererek evliliğindeki sorunları hafifletip üstesinden gelmeye çalışan bir kadın...
Anne(Getrude) ve babanın (Walter) birbirlerine karşı tutum-davranışları özellikle çocuklar üzerinde kalıcı etkiler bırakır; Anneye aşırı bağlı, babaya mesafeli çocuklar...
Anneye karşı bu aşırı bağlılık çocuklar üzerinde saplantı haline gelir. Bu durumu kitapta, ailenin üçüncü çocuğu Paul üzerinden gözlemliyoruz.
Annesinin sevgi ve ilgisiyle büyüyen Paul'un annesine olan aşırı bağlılığı, yaşantısına serbestçe yöne verebilme, bir kadını sevebilme ve ona bağlanabilme durumunu ortadan kaldırıyordu. Sevdiği kadınlarda annesini görmek istemesi, onlar üzerinde dilediği gibi hüküm sürmek istemesi ve bencil davranışları onu ilişkilerinde başarısız kılan diğer unsurlardı. Zaman zaman annesinin etkisi altında kalmaktan bunalıp ondan uzaklaşmaya çalışsa da yine dönüp aynı noktaya geliyordu; annesine...
Analar , oğullar ve sevgililer arasındaki çatışmayı, kadının dönemin şartlarına göre toplumdaki yerini ve ekonomik değişimleri anlatan güzel bir Lawrence kitabıydı. Mutlaka tanıyın Lawrence'i , kendi toplumunu eserlerine yansıtsa da kitaplarında her toplumdan bir şeyler var. İyi okumalar dilerim.
491 syf.
·25 günde·Beğendi·10/10
Lawrence annesinin hastalığı ve ölümünden yıkılmıştı ve 1910 yılında biyografik bir roman kaleme alma kararını veriyor. Romanın ilk varyantının adı ‘’Paul Morel’’ idi ve anne konusu ön planda. Son rötuşları yapıldıktan sonra çok planlı ve genel olarak bakıldığında otobiyografik bir roman meydana gelmişti. Romanda Morel ailesinin iki kuşağının hayatlarını bize anlatılıyor. Kitap iki ana bölümden oluşuyor;
Birincisi : Paul Morel’in çocukluğu ve gençliği, onun sanata yatkınlığı. Aile içerisindeki anlaşmazlıklar çocuğu ister istemez etkiler; neşeli , çalışkan ve içki seven, kömür ocağı çalışanı babası ve yönetmeye eğilimli , kocasının köylü olmasını içinden bir türlü kabullenemeyen ve çocuklara daha iyi geleceği isteyen annesi. Aralarındaki bitmez tükenmez sorunlar Paul’u babasından soğutuyor ve annesine çok sıkı bağlanıyor. Bu bağ, Gertrude’un hayatının sonuna kadar hiç gevşemez, aksine güçlenir.

İkincisi: Gertrude Morel’in / Paul’un annesi/ oğul için diğer kadınlara açtığı soğuk savaşı ve onun galibiyeti. Burada Paul, ruhen yakınlık hissettiği Miriam’a, bir türlü onunla kalamıyor, zaman zaman onu sevgili, zaman zaman arkadaş görüyor, zaman zaman seviyor, zaman zaman nefret ediyor ama her hissettiği duygudan pişman oluyor. Annesinin etkisinin altından doğru zamanda çıkamayan Paul artık ondan kopamıyor. Ebeveyn sağlam duruşu ve her konuda doğru adımların atıldığını gören oğul, bu mükemmel örnek ile başka kimseyi yanına barındıramaz oluyor. Annesi onun için ilham perisi idi, onun sayesinde kendini bu kadar başarılı bulabilmişti. . Paul’un annesine hissettiği sevgisi, Miriam’a ve Clara’ya hissettiklerini buğulamayı yetmişti. Annesinin ölümünün ardında yalnız kalan Paul Gertrude’nın onun için her şeyi olduğunu çok iyi biliyordu, o Paul için bir dünya idi ve diğer her şey onu tamamlayan detayları idi.

Romanda çözülmesini bekleyen birden fazla konu var ve onlar çözülmeye başlayınca gerginlik artıyor.

Mesela, davul dengi dengine çalarmış, hepimizin bildiği deyim. Burada Gertrude Morel ve Wolter Morel’in eşit olmayan bir evliliği, karı koca arasındaki duygusal uzaklaşma, bundan dolayı da Mrs.Moore oğullarına kıskançlık ölçüsünde bağımlılığı ve tabii ki erkek – kadın arasındaki ebediyen çatışmalı bir ilişki şekli.

İç içe işlenen bu konuları, dış mekanların anlatımı ile ana karakterlerinin içsel hayatları ve bir birine nasıl geçiyor anlamıyorsun. Dinamik bir anlatımı beklemeyin, gerginlik derecesi sayfaları çevirdiğinde yükseliyor, üstelik bunun farkına zor varılıyor. Sadece belli bir noktadan sonra, Paul’un yaşadıklarının ne kadar zor olduğunu hissetmeye başlıyorsunuz ve Paul’un bazı yaptıkları, size o kadar da korkunç, saçma ve anlamsız gelmiyorlar.

Kitap, baştan sona usta elinde çarkta dönen ve ‘’doğmayı’’ hazırlanan bir çömlek gibidir. Dışarıdaki seyirci, ustanın becerikli ellerinin ne kadar marifetli olduğunu hemen anlayamayabilirler, bazı sabırsızlar biraz sabretmeden sonucunu öğrenmeden çekip gider. Ama bu onların kararı, Lawrence’i zaten herkes okumamalı.
491 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Anneler oğullarına ayrı bir düşkündür, babalar da kızlarına. Buna Eğitim Psikolojisinde Electra ve Oedipus diyoruz biraz daha aşırı sevme ve ilgi duymadır. Romandaki anne karakterimiz öyle oğullarını ele almış ki okuyunca Türkiyedeki kaynana modelini yer yer bulursunuz. Bana göre yazar, annenin oğullarına beslediği duygunun yanlışlığını kendi oğlu ve kızı tarafından öldürülerek gösterdi. Sadece bunu değil İşçi sınıfı sorunlarını, Madenciliği, Aile hayatı zorluklarını ve Güçsüz kadınları görebilirsiniz.
568 syf.
Ben ilk 150 sayfa kendimi veremedim kitaba. Sonrasında da çok adapte olamadan okudum. Aile içindeki geçimsizliği (anne, oğul, sevgili) konu alan kitap, özellikle kadının o dönem ki aile üzerindeki etkisini, ailelerin ekonomik ve kültürel değişimi, özellikle küçük yerlerden büyük kentlere göçü... Sanırım bunlar bütün toplumların ortak paydaları...
Özetle ben tekrardan okuyacağım, okuduğum zaman kapsamlı bir inceleme yapacağım.
Oedipus kompleksi işleniyor kitapta ve bu çok güzel,insanı sıkmayan,sürükleyici bir üslupla yazılmış. Kesinlikle okunması gereken nadide kitaplardan biri.
491 syf.
·9/10
Sıkılmadan okunacak bir kitap, olay örgüsü akıcılığını hissettiriyor. Kitap fakir bir ailenin çektiklerini, Gertrude' nin hayallerini ve yaşadıklarını, dönemin sıkıntılarını ve fedakarlıkları tüm okuyuculara en iyi şekilde aktarmayı başarmış. Okumaya başlamadan sıkılacağımı düşünmüştüm fakat bir solukta bitiverdi :)
491 syf.
·Beğendi·10/10
Edebiyat dünyasının kabul ettiği bu yazar ve romanı beğeniyi fazlasıyla hak ediyor. Bir anne ve oğul arasındaki evrensel ilişki hiç eskimeyecek bir anlatımla sunuluyor. Psikoloji anlatılarını sevenler kaçırmamalı.
Yarım bıraktım cünkü orjinal dilinden okumaya çalıştım. İfadelerde farklı bi dil kullanılmıştı sanırım günlük dilden seçilmişti kelimeler. Bende anlayamadım ve biraktim
''Niçin bu kadar hoşuma gitti bu resim?''
''Niçin hoşuna gitti dersin?''
''Bilmem. Öyle gerçek gibi duruyor ki!''
''Hiç gölgesiz de ondan... Sanki yaprakların, çiçeklerin dış çizgilerini değil de içlerindeki pırıltı özü çizmişim gibi gölgesiz bu resim. Eşyanın dış çizgileri benim gözümde ölüdür. Ancak bu pırıltı sahici. Biçim, cansız bir kabuktan ibarettir. Gerçek, içerideki pırıltıdadır.''
D. H. Lawrence
Sayfa 219 - İmge Kitabevi
"Ben yalnızca senin iyiliğini düşünüyorum."
"Evet farkındayım.Ama sen... beni o kadar çok seviyorsun ki cebine koymak istiyorsun. Oysa ben senin cebinde havasızlıktan tıkanır, ölürüm."
D. H. Lawrence
Sayfa 558 - Oğlak klasikleri
''Biliyor musun,'' dedi, kendini zorlayarak. ''İki kişiden biri aşıksa, öbürü de aşıktır.''
''Yaa! Küçüklüğümde annemin bana söylediği gibi yani: 'Aşk, aşkı üretir' ''
''Evet, öyle. Yani herhalde öyle olmalı.''
Miriam, ''Umarım öyledir çünkü öyle değilse aşk korkunç bir şey demektir,'' dedi.
Paul, ''Gerçekten korkunçtur, zaten! Hiç değilse çoğu kimseler için,'' diye karşılık verdi.
D. H. Lawrence
Sayfa 241 - İmge Kitabevi
"Bana hâlâ ondan niçin hoşlandığını söylemedin."
"Bilemiyorum. Şöyle meydan okur gibi bir hali var. Bir tür öfkeli bir hal."
D. H. Lawrence
Sayfa 329 - Oğlak klasikleri
Utangaç, vahşi, ürkek ve hassas denebilecek güzelliği kızcağızın gözünde bir hiçti.Heyecanlanmaya yatkın ruhu da onun için yeterli değidi.Paul'u sanki istekli gibi süzüyordu.Genellikle erkekleri hor görürdü.Ama şimdi karşısında yepyeni bir tıp vardı.Cıvıl cıvıl, narin, yol iz bilen, gerektiğinde nazik ve hüzünlü olabilen hem akıllı hem bilgiliydi paul.Bir parça kitap karıştırmışlığı onu Miriam'ın gözünde göklere çıkarmıştı.
D. H. Lawrence
Sayfa 198 - Oğlak klasikleri
“Sağlık kuralları bir yana, sevilen biriyle paylaşıldığında, uyku çok güzeldi. O sıcaklık, güven ve dinginlik; birinin öbürüne dokunuşunun verdiği o kesin rahatlık duygusu uykuyu örer, bedeni ve ruhu tümüyle iyileştirirdi.”
D. H. Lawrence
Sayfa 99 - Can Yayınları
"Benim sizin başınızda olduğumu unutmuş gibisiniz."
"Ne demek istiyorsunuz?" diye soğuk soğuk sordu Clara.
"Size patronluk etmeye hakkım var, demek istiyorum."
"Çalışmamdan bir şikayetiniz mi var?"
"Böyle buz gibi olmanıza gerek yok."
"Benden ne istediğinizi anlayamıyorum ki!"
"Bana karşı nazik ve saygılı davranmanızı istiyorum."
"Size 'sir' mü diyeyim?
"Evet, 'sir' deyin. Pek hoşuma gider."
"Öyleyse lütfen odanıza geri dönün 'sir'."
D. H. Lawrence
Sayfa 361 - Oğlak klasikleri

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Oğullar ve Sevgililer
Baskı tarihi:
Ekim 1999
Sayfa sayısı:
568
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753292801
Kitabın türü:
Çeviri:
Cem Taylan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oğlak Yayıncılık
Baskılar:
Oğullar ve Sevgililer
Oğullar ve Sevgililer
Oğullar ve Sevgililer
Sons and Lovers
"Delikanlı yakasını çözerken Miriam'a baktı ve gördüklerini hiçbir zaman unutamayacaktı. Önce kızın güzelliğini fark etti, gözleri kamaştı sanki. Aklına getiremeyeceği kadar güzel bir vücudu vardı kızın. Delikanlı öylece kalakaldı, ne yerinden kımıldayabiliyor, ne de ağzını açabiliyordu. Hayret dolu bakışlarla yarı gülümseyebildi. Sonra delikanlı arzuladı onu, ama kıza doğru ilerlerken, biraz yakarış ifadesiyle kalkan ellerle karşılaştı. Paul, Miriam'ın yüzüne baktı ve durdu. Kızın iri kestanerengi gözleri dalgın dalgın, sevgiyle dolu ve uysal uysal onu seyrediyordu. Kendini kurban etmeye hazırlanmış gibi bir yatışı vardı. Evet vücudu Paul'un önüne serilmişti ama, gözlerinin içindeki boğazlanmayı bekleyen bir yaratığın bakışı gibi ifade, delikanlıyı olduğu yerde durdurdu."

Kitabı okuyanlar 85 okur

  • Raskolnikov
  • K ü b r a ^-^
  • Hasan Fuat Bayrak
  • die schule
  • havadan sudan
  • Eaella
  • Derya Özkan Lengerli
  • Richard Wagner

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%4.2 (1)
9
%0
8
%4.2 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0