Ok, Balta ve MancınıkC.W.C. Oman

·
Okunma
·
Beğeni
·
238
Gösterim
Adı:
Ok, Balta ve Mancınık
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758704071
Kitabın türü:
Çeviri:
İsmail Yavuz Alogan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitap Yayınevi
Bu kitap bir savaş tarihi klasiğidir. Önde gelen ortaçağ uzmanlarından C.W.C. Oman kitabı 1885'te, henüz Oxford Üniversitesi'nde öğrenciyken yazmıştı. Elinizdeki bu baskı ile 19. yüzyılın sonlarından bu yana ortaya çıkarılan yeni bilgiler ışığında baştan aşağı gözden geçirilerek tekrar yayımlanıyor. Bizans imparatoru Mavrikios'un savaş taktiklerinden Şarlman'ın zırhına, ünlü İngiliz okçularından Sultan II. Murat'ın II. Kosova Savaşı'na, Avrupa'yı kana boyayan savaşların, silahların, kalelerin ve askerlerin öyküsü.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
7. yüzyılda Halid bin Velid ve Amr bin As önderliğinde Suriye ve Mısır'ı fetheden Araplar, zaferlerini ne silahlarının üstünlüğüne ne de örgütlerinin mükemmelliğne borçluydular. Kaderciliklerinden gelen fanatik cesaretleri sayesinde kendilerinden daha iyi silahlanmış, daha disiplinli askerlerin karşısına çıkabilmişlerdi.
Türk ordusu mızrak ve pala taşıyan, zafer içinse oklarına güvenen sayısız hafif atlı askeri çetelerden oluşuyordu. Taktikleri aslında Atilla'nın taktiklerinin aynısı, Alp Arslan ve Batu Han'nın taktiklerinin habercisiydi. Türkler, " her türlü pusu ve manevraya yatkın" keşif kollarını yerleştirirken de çok dikkatli oldukları için süpriz saldırılarla nadiren karşılaşıyor, hatta hiç karşılaşmıyorlardı. Ne var ki eşit konumda ve açık alanda yapılan bir savaşta, onlara hemen yaklaşması ve uzaktan karşılıklı ok atışına girmemesi tavsiye edilen Bizans ağır süvarisi tarafından alaşağı edilebiliyorlardı. Düzenli piyadeyi yaramıyor aslında piyadeye saldırmaktan kaçınıyorlardı, çünkü Bizans yaya okçularının yayları onların kısa silahlarına kıyasla daha uzun menzilliydi. Dolayısıyla bu yaya okçular, düşman atlarını önceden vurabiliyorlardı. Türklerin üzerlerindeki zırhlar atlarını değil sadece kendi vücutlarını koruduğu için bir anda atsız yani tamamiyle çaresiz durumda kalabiliyorlarladı. Bozkır göçebesi asla kendi ayakları üzerinde savaşma alışkanlığı edinememiştir. Dolayısıyla Türklerle atsız savaşmak tercih ediliyordu; ancak, hızlı toparlanabildikleri için takip sırasında daima dikkatli olmak ve askerlerin kaçmasına izin vermemek gerekiyordu.
Doğuda savaş yüzyıllarca bir sanat olarak uygulanmışken, batıda sadece şiddetli bir çatışma sorunu olarak kaldı.
Bizans'ın ihtişamı 1071' de yapılan Malazgirt Savaşı'yla sona erdi. Bu savaşa Romanos Diogenes'in aceleciği Asya thema'larındaki güçlerin Alp Arslan'ın okçuları tarafından yok edilmesine yol açtı. Asyalı soyluların feodal hizbinin adayı olan İsaakios Komnenos'un yükselişiyle belirginleşen merkezi çürüme, ordunun güçten düşmesine neden olmuş olabilir. Ancak ölümcül sonuca yol açan Malazgirt oldu, çünkü Anadolu'nun içlerindeki thema'ları Selçuklu Türkleri tarafından işgal edilince, imparatorluğun asker kaynağı olan ve beş yüz yıldır doğu ordusunun çekirdeğini oluşturan yiğit İsaurialıların ve Ermenilerin toprakları imparatorluktan  koptu.
Sultanlar topun önemini anlama bakımından da çağlarının ilerisindeydiler. Kostantinopolis'in 2. Mehmet tarafından zaptı, muhtemelen sonucun topçunun gücüyle belirlendiği bir büyük olaydı. Önceki yılların hafif topları, sonuçları bakımından asla Fatih'in kuşatma düzeniyle kıyaslanabilir bir başarı sağlamamıştı. Birkaç on yıl sonra yeniçerilerin arkebüz hattının sahra topu ateşiyle desteklediğini görüyoruz. Çok sayıda top öne çıkarılıyor ve süvarinin top aralarındaki boşluklardan ileri fırlamasını önlemek için birbirine zincirleniyordu. Bu sistemin atlı sayısı üstün bir düşmana karşı hem Mercidabık hem de Çaldıran'da büyük bir başarıyla uygulandığı söylenebilir.
14. yüzyılın İngiliz zaferleri sadece savaşma heyecanıyla açıklanamazdı. Özgüven ve kavgacılık Roosebeke'teki Flamanlarda ya da Falkirk'deki İskoçlarda da eksik degildi, ama başarı kazanamamışlardı. Onları Crécy ya da Poitieres savaş alanlarının efendisi haline getiren, cesaretlerinden çok mükemmel silahları ve 'yeoman' taktikleriydi.
Kanuni dönemine kadar yeniçerilerin sayısı 12.000'i bulmuyordu. Yeniçerilerin erken başarıları İngiliz okçusunun başarı nedenleriyle tamamen aynıdır. Bu erken dönemin silahı yaydı. Batının uzun yayı değildi ama yinede son derece etkiliydi. Yeniçerinin yay dışındaki teçhizatı çok basitti: Savunma silahı taşımıyor, sadece sivri uçlu bir keçe başlık ve dizlerine kadar uzanan bol gri bir gömlek giyiyordu. Yay ve sadağının yanında, bir palası ve uzun bir kılıcı vardı. Sofuca bir disiplin yakın düvüşte onu yenilmesi zor bir düşman haline geriyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ok, Balta ve Mancınık
Baskı tarihi:
2013
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758704071
Kitabın türü:
Çeviri:
İsmail Yavuz Alogan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kitap Yayınevi
Bu kitap bir savaş tarihi klasiğidir. Önde gelen ortaçağ uzmanlarından C.W.C. Oman kitabı 1885'te, henüz Oxford Üniversitesi'nde öğrenciyken yazmıştı. Elinizdeki bu baskı ile 19. yüzyılın sonlarından bu yana ortaya çıkarılan yeni bilgiler ışığında baştan aşağı gözden geçirilerek tekrar yayımlanıyor. Bizans imparatoru Mavrikios'un savaş taktiklerinden Şarlman'ın zırhına, ünlü İngiliz okçularından Sultan II. Murat'ın II. Kosova Savaşı'na, Avrupa'yı kana boyayan savaşların, silahların, kalelerin ve askerlerin öyküsü.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Alper Y
  • Aygan H.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%33.3 (1)
5
%33.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0