Okulda Öğretilmeyen 50 Kural

8,3/10  (3 Oy) · 
9 okunma  · 
3 beğeni  · 
665 gösterim
Charles J. Skyes, hiçbir okulun müfredatında yer almayan elli yaşam dersi veriyor. Burada, insanların dünyada karşılaşacakları gerçekleri ve ailelerin nasıl kontrolü tekrar ele alacaklarına dair dürüst gerçekleri bulacaksınız. Skyes'ın kuralları içten, komik ve zorlu.

Bunlardan bazıları;

- Hayat adil değildir. Alışın.
- Gerçek dünya, özsaygınızı, okulunuz kadar önemsemeyecek. Siz kendinizi iyi hissetmeden önce, bir şeyler başarmanızı bekleyecek.
- Babacığınız ne derse desin, siz bir prenses değilsiniz...
- Öğretmeninizin katı olduğunu düşünüyorsanız, patronunuzla tanışana dek bekleyin. Kendi işini garantiye alması gerekmeyecek, bu yüzden biraz daha sinirli olacak. Siz işleri batırdığınızda, size kendinizi nasıl hissettiğinizi sormayacak.
- Okulunuz, kazananları ve kaybedenleri mezun etmiş olabilir. Yaşam öyle yapmaz.
- Küçük düşmek, yaşamın bir parçasıdır. Alışın.
- Aileniz ve kardeşiniz, düşündüğünüz kadar utanç verici değiller. Asıl utanç verici olan, nankörlük, kabalık ve somurtkanlıktır.
- Hayat, dönemlere bölünmez. Ve siz, yazları tatilde değilsiniz.
- Televizyon, gerçek hayat değildir. Siyah-beyaz filmlerde gördüğünüz insanlar, gerçek hayatta renkliydiler. Ve dünya dönmeye, siz doğduğunuzda başlamadı.
- Şu yaşadıklarınızı yaşayan ilk ve tek insan siz değilsiniz.
- Meslektaşlarınız arkadaşınız olacak diye bir şey yok ve arkadaşlarınız, aileniz değil.
- Kusursuz değilsiniz, olmak zorunda da değilsiniz.
- Fırsatınız varken, keyfini çıkarın.
(Tanıtım Bülteninden)
moonlight 
05 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Puan vermedi

**Aşırı öznel kitap incelemesi**

Kitap evrensel değil öncelikle, bu şekilde başlamasam olmazdı. Amerika'yı ikiye bölen yazar "sert amerika" ve yumuşak amerika" olarak ülkeyi kendi sınıflamasına tabi tutmuş. Sert kısım çocuklarına her türlü yasağı gerekli gören, onlara hayır diyebilen otoriter anne-babalardan, yumuşak kısım çocuklarının üzülmemesi için her istediğini yapan, şımartılmış ve kontrolü elinde tutan anne-babalardan oluşuyor. Kitapta bu yumuşak amerika kesimi için sürekli bir hava baloncuğundan bahsediyor, bu çokça tekrarlandığı için "e tamam anladık" tepkisi yarattı bende. Yazarın söylediklerini en ufak ayrıntısına kadar aktarmış ama karşısındakinin anladığından emin olamamış tavrı hoşuma gitmedi, yine de sonuna kadar okumadan yorum yapmak istemedim. Bahsedilen hava baloncuğu konusuna gelince, klasik iki bebek hikayesinin başka türlü anlatımı diyebilirim. Bir bebeği 10 yaşına kadar en ufak hastalıktan kirden olaydan korursanız ona ileride karşılacağı zorluklarla nasıl baş edeceğini öğretememiş sayılıyorsunuz. Başka bir bebeği 10 yaşına kadar düşüp dizini yaralamasını ya da kirlenip hastalanmasını göze alarak geleceği için ne yaparsa nelerle karşılaşacağını / üstesinden nasıl geleceğini öğretmiş oluyorsunuz. Bir müsibet bin nasihattan iyidir diyen atamıza da bu benzetmeyle bir selam olsun.

Yiğidi öldür hakkını yeme diyen başka bir atamıza da bir selam, kitapta hoşuma giden az -öz- bölümler vardı. Yine de hiçbir katkısı olmadı diyemem. Emek verilmiş, araştırmalardan ve sayısal verilerden yararlanılmış, gerçekler göz önüne serilmiş, sapır saçma yeni jenerasyon aşk kitapları okumaktan misliyle daha yararlı buluyorum. Sözüm meclisten içeri.

Zihinsel gelişim kitaplarını hiç beğenmemekte ısrarcı gibiyim, başlarda önyargı sandığım bu kanının doğruluğundan artık eminim. Zaman kaybı demeyeyim de, şöyle bir düşününce gerçekten yönlendirilmeye ihtiyacı olan zayıf karakterler için gereklidir belki. Bana bu tür fazla bayıcı geliyor çünkü yazar istediği konuya değinebilme özgürlüğünde, ikna edeyim derken kendi görüşlerini yazıya katıyor bu da objektif bir ortamdan tamamen kopuk bir hal alıyor. 'Guru'ları eleştiren yazar bile ne kadar uğraşsa da ironik bir şekilde "bakın, böyle böyle yapmak sizi başarıya ulaştıracak" derken gurulaşıyor. Ki bana en çirkin gelen şey (denemeler ve şiirler hariç) eserlerde yazarın kişiliğini ve görüşlerini -anlayacak bir okur olduğum kanısındayım- üstü şeffaf örtüyle yazdığı şeye örtmesi. Bu kitaptan sonra da (hediye geldi, yine hediye almayacaksam) kişisel gelişim kitaplarını okumayı keseceğim. Daha çok erken ve benim okumam gereken milyon tane değerli kitap var.

Yaptığım en uzun kitap incelemesinin de bu olması kendi hayatımın ironisi.
Kitabı illa okuyacağım diyorsanız, iyi okumalar dilerim.

Meşrebi Kalender 
18 Nis 12:55 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Kişisel gelişim kitaplarından “nefretedengillerdenseniz” beri gelin bu kitap tam size göre. ( Adı “kişisel, öneriler “kitlesel”; en kibarca söylemi ile “hadi lennnn!”… )

Sanayi inkılabı sonrası ortaya çıkan, kendi işine yaramayanların alnının çatına “değersiz” yaftası yapıştıran, global eğitim sistemine sin-kaflar ediyorsanız; orda öyle durmayın, biraz daha yaklaşın…

Bahsi geçen örnekler ABD eğitim sistemindeki çarpıklıklar ve Amerikan gençlerinin yanlış davranışları üzerine gibi görünse de aslında, ana konu “beynelmilel” sakat insan doğası…

Yazarın fikirleri, aynı zamanda oturma fonksiyonu sağlayan vücut bölgesine değil, bilimsel araştırmalara dayanıyor.

Yazdıklarını biraz sert bulduysanız bence yanılıyorsunuz. Biz, kıçı dışarıda kalan devekuşu gibi, inkar etsek de asıl çok ama çok sert olan hayat… ( Sütten çıkmış ak kaşık gibi yazıyor demedim. Özellikle, Gençleri eleştirirken, “ Seni var ya, askerde çok döverler haaa!” tarzı söylevi ve durumundan şikayetçi olanlara; beterin de beteri var tarzında, senden daha kötü durumda biri varsa sen iyi durumdasın anlayışından beslenen ikiyüzlü şükürcülük örnekleri sık sık kulak tırmalıyor.

Adeletin sadece; Hülya Koçyiğit ve Kartal Tibet’in sürekli hayalini kurduğu ama içinde hiç oturamadığı pembe pancurlu bir ev olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.( Verdiğim örnekten şikayetçi falan olmayın, Bir de Thomas More ‘un Ütopya’sından bahsetseydim, ağlatırdım!!! )

Kitabın özeti: Senin ailen sana yapmadı ama sen; çocuğun yere düştüğünde onu kaldırmak için koşma, bırak kendi kalksın. Çünkü senden sonra karşısına ne Hulusi Kentmen ne de Nubar Terziyan çıkacak, yani hayatı boyunca onu kimse kaldırmayacak… Kirlenmek güzel falan değildir, sadece kaçınılmazdır…

Anlayana, aşağıya bir şey bıraktım, çıkarken alırsınız…

https://www.youtube.com/watch?v=yiNKykckAIk

Kitaptan 8 Alıntı

Dünyanın adaletsizliğini kontrol edemezsiniz. Kontrol edebileceğiniz tek şey, nasıl tepki verdiğinizdir.

Okulda Öğretilmeyen 50 Kural, Charles J. Sykes (Sayfa 25)Okulda Öğretilmeyen 50 Kural, Charles J. Sykes (Sayfa 25)
Meşrebi Kalender 
18 Nis 12:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

“ Kuyruğu da bacaktan sayarsan, bir köpeğin kaç bacağı olur? Dört. Kuyruğa bacak demek, onu bacak yapmaz..”

Okulda Öğretilmeyen 50 Kural, Charles J. Sykes (Sayfa 110)Okulda Öğretilmeyen 50 Kural, Charles J. Sykes (Sayfa 110)

YANLIŞ KURAL 32- "50 RULES KIDS WONT LEARN IN SCHOOL"
"Ve dünya, dönmeye siz doğduğunuzda başlamadı."
Evet dünya dönmeye ben doğduğumda başladı.
Evet güneş ben varken doğar, yağmur ben varken yağar ve ben varken vardır sevdiklerim.
½ oranında yanlış öğretilerin yayımlandığı bu kitabı iyi bir analiz ustası değilseniz asla okumayın!!!

Okulda Öğretilmeyen 50 Kural, Charles J. Sykes (Sayfa 133 - Butik Yayıncılık)Okulda Öğretilmeyen 50 Kural, Charles J. Sykes (Sayfa 133 - Butik Yayıncılık)
Meşrebi Kalender 
18 Nis 12:50 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Yetişkinler bunu söylemek istemezler ve bazen bazıları unutmuş da olabilir, ama seks eğlencelidir.

Okulda Öğretilmeyen 50 Kural, Charles J. Sykes (Sayfa 115)Okulda Öğretilmeyen 50 Kural, Charles J. Sykes (Sayfa 115)
Meşrebi Kalender 
18 Nis 12:50 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Bir keresinde G.K. Chesterton, İnsanların Tanrı’ya inanmaktan vazgeçtikleri zaman oluşacak sorunun, hiçbir şeye inanmayacakları değil, hemen her şeye inanacak olmaları olduğunu yazmıştı. Aynı şey, nasıl düşüneceğini unutmuş insanlar için de geçerlidir.

Okulda Öğretilmeyen 50 Kural, Charles J. Sykes (Sayfa 165)Okulda Öğretilmeyen 50 Kural, Charles J. Sykes (Sayfa 165)