Okuma Biçimleri (Varlığın Ve Sanatın Dili)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.025
Gösterim
Adı:
Okuma Biçimleri
Alt başlık:
Varlığın Ve Sanatın Dili
Baskı tarihi:
Aralık 2010
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051141718
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
"Okuma Biçimleri'nden bir edebî metnin okunma, yorumlanma ve anlamlandırılma biçimlerini kastettiğimi belirtmeliyim. Şüphesiz bir metin, birbirinden çok farklı bağlamlarda okunabilir; ama galiba, en doğrusu, öncelikle, bu bağlamların neler olduğunu ortaya koymak olmalıdır. (...) Edebiyat teorileri, bunu ya yazar merkezli olarak okuma, yani 'yazarın niyeti'ni (intentio auctoris) açığa çıkaracak bir okuma; ya metin merkezli okuma, yani 'metnin niyeti'ni (intentio operis) açığa çıkaracak bir okuma; yahut da okur merkezli okuma, yani 'okurun niyeti'ni (intentio lectoris) açığa çıkaracak bir okuma biçiminde öbeklendirirler. Oysa eleştiri pratiği, edebiyat teorilerinin bu kesin sınırkoyucu öbeklendirmelerini aşan, teoriyle pratiğin örtüşmediği durumlarla karşı karşıya bırakır bizi."
(Tanıtım Bülteninden)
240 syf.
·16 günde·Beğendi·9/10 puan
Hilmi Yavuz bu kitabına öncelikle okuma biçimlerinden; yazar merkezli okuma,okur merkezli okuma ve metin merkezli okuma kavramlarını örneklerle açıklayarak başlıyor.Sonrasında yunustan mozarta, yahya kemalden mevlanaya, necip fazıldan nazım hikmete kadar birçok şair sanatçı ve fikir adamı hakkında bilgiler veriyor. Deneme tarzında yazılmış kitabı ben çok beğendim ve bana birçok yeni şey öğretti.
Tavsiye ederim
240 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Sanatın birçok ve şiir hakkında fikirler içeren bir dolu deneme.Okuyucuya katacak şeyleri olan, okunduğunda asla pişman olunmayacak bir kitap.
Formalistler açısından ‘metnin kuruluşuna, metnin kendine özgü bir söylem olarak gerçekleşmesini sağlayan’ ne ise, onun (‘edebîlik’in) öne çıkarılması gerekir. Dolayısıyla, edebî metinlerin formel nitelikleri, ya da metnin edebî bir metin olarak örgütlenmesini mümkün kılan ilişkiler, metin dışına, mesela tarihsel, toplumsal ve ekonomik gerçekliklere indirgenemezler.
Hans-Georg Gadamer’in Wahrheit und Methode’de, okurla metin arasında bir yorumbilimsel dialog (hermenötik dialog) biçiminde gerçekleştiğini öne sürdüğü okuma, tam da edebiyat teorisi ile eleştiri pratiğinin birebir bir mütekabiliyet içinde bulunmadığını gösteren tipik bir örnektir. Hem okur hem de metin, anlam üretme sürecine ilişkin okumada birlikte var olurlar Gadamer’e göre.
Barthes’e göre yazarın konumunun ‘yazar[ın], yazının parçası olan, gerçek ya da içerilmiş bir dilbilgisel özne’ olduğunu bildirir. Bu ‘kâğıttan yaratık’, Metnin Hazzı’nda bir ‘örümcek metaforu’ ile işaretlenir: Yazar ya da özne, ‘örümceğin ağını yapmakta kullandığı salgılarının içinde kendi kendini eritmesi gibi’ yok olur. Zira ‘metin demek, dokuma demektir; ama bugüne kadar bu dokuma, bir ürün, yapılıp bitmiş bir kumaş olarak ele alınmış, arkasında iyice gizlenmiş ya da hafifçe örtülmüş bir anlamın bulunduğu düşünülmüş olduğu halde bugün, dokumanın kendisine odaklanı[lmaktadır.]’
"Okur-metin ilişkisinde okuru özgür, bağımsız bir özne, metni ise öznenin üzerine eğildiği dural [statik, H.Y.] bir nesne olarak değil, her ikisini de etkileşim süreci içinde oluşan bir bütün olarak görmek gerekir."
Hilmi Yavuz
Prof. Dr. Sara Sayın
Öte yandan Roland Barthes, Yazarın Ölümü başlıklı yazısında şöyle der: "Bir metin, birçok kültürden alınan ve karşılıklı diyalog, parodi, yarışma bağıntısı içine giren çoğul yazılardan oluşur. Ama bu çoğulluğun odaklandığı bir yer vardır, bu da bugüne kadar sanıldığı gibi yazar değil, okurdur. [...] Bir metnin tekliği onun nereden geldiğinde (kökeninde) değil, nereye gittiğindedir. [...] Okurun doğuşu, yazarın ölümü bahasına gerçekleşmek zorundadır."
Fish, "Metin diye bir şey yoktur; sadece okur ve onun yaptığı yorum vardır!" konusundaki görüşünü kanıtlamak için yapıyor bunu... Ve yine Easthope’un deyişiyle, bu deney ‘bir inşaolarak- edebiyatın sıfır derecesi’ne ulaşıldığını gösteriyor.
"Metin yok, yorum var!" Bu görüş, aslında Nietzsche’nin Ahlakın Soykütüğü Üstüne’de{16} ‘iyi’ ve ‘kötü’ sözcükleri bağlamında öne sürdüğü düşüncelerin, edebiyat teorisi alanına uygulanan bir varyantı sayılabilir. Foucault da, ‘sözcükler, aslında, yorumdan başka bir şey değildirler; bütün tarihleri boyunca, birer işaret olmadan önce, birer yorum olmuşlardır’ der ve ‘yorum’un ‘işaret’e olan önceliğinin, modern hermenötiğin temelkoyucu özelliklerinden biri olduğunun altını çizer.
Dolayısıyla Fish’e göre, ‘anlamı üreten ne metin ne de okur’dur; - ‘yorumlama cemaatleri’dir! ‘Yorumlama cemaatler’i de çok olduğuna göre, eleştirinin işlevi, doğru okuma yolunu belirlemek değil, okumanın çok sayıdaki olası perspektiflerden hangisinden yola çıkılarak yapılacağını belirlemektir. Fish, şu sonuca varıyor: "Bir zamanlar, yorumun, her biri, deyiş yerindeyse, tek seçicisi konumunda bulundurularak birbiriyle rekabet halinde gösterilen öğelerinin (metin, okur, yazar) tümü, şimdi, yorumun ürünü olarak görünmektedir."
Gadamer, yazarın niyeti ile metnin anlamının, ‘özleri itibarıyla farklı şeyler oldukları varsayımından hareketle, anlam ve yazarın niyetinin özdeşleştirilmesini açıkça reddetmektedir.’ Bu bağlamda Gadamer, şunu ileri sürer "Sadece ara sıra değil, fakat daima, metnin anlamı yazarının [niyetini] aşar."
Barthes’in Balzac’ın Sarrasine okumasında da dile getirdiği gibi, yazarın Sarrasine’de kendisini ifade etmesi gibi bir durum düşünülemez; - çünkü bu, yazarın, yazdığından bağımsız ve yazdığından önce bir ‘kendilik’i (şelfi olduğu ve bu ‘kendilik’in dilde yazar tarafından temsil edildiği anlamına gelir. Oysa yazar, metnin bir konvansiyonudur; ‘kâğıttan bir yaratıktır’, ya da bir ‘dil-etkisi’dir; - hepsi o kadar!
Gadamer’in Heidegger’i izleyerek, bireyi (İngilizce metinde: ‘self’), yorumlama eyleminin dışında tutmanın olanaksız olduğunu, (şimdi’nin bakış açısından yapılacak yorumun) her zaman bir yeniden-yorumlama olduğu kanaatini taşıdığını bildiriyor. Yorumlama, Gadamer’e göre, ufukların kesişmesidir (fusion of horizons); ―‘geçmişle bugünün, yazarla okurun’ ufuklarının kesişmesi!
Dolayısıyla, metni anlamlandıran, okurun kendisiymiş gibi görünse de okur, ‘toplumda içinde yaşadığı ve değerlerini benimsediği kesimin’ (-ki bu kesim, Fish’e göre, ‘yorumlama cemaati’nin ta kendisidir) dayattığı ‘yorumlama stratejileri’nin belirlediği bir konumdadır. O nedenle de, Fish’te Gadamer’in aksine, ‘yorumlama stratejileri’ okuma sonrasında ‘yürürlüğe konulmaz’lar: "[Yorumlama stratejileri] okumanın biçimidirler ve okumanın biçimi oldukları için de, metne biçimini verirler; genellikle kabul edildiği gibi, metnin [içinden] çıkmaz, tersine metni [dışarıdan] inşa ederler."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Okuma Biçimleri
Alt başlık:
Varlığın Ve Sanatın Dili
Baskı tarihi:
Aralık 2010
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051141718
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
"Okuma Biçimleri'nden bir edebî metnin okunma, yorumlanma ve anlamlandırılma biçimlerini kastettiğimi belirtmeliyim. Şüphesiz bir metin, birbirinden çok farklı bağlamlarda okunabilir; ama galiba, en doğrusu, öncelikle, bu bağlamların neler olduğunu ortaya koymak olmalıdır. (...) Edebiyat teorileri, bunu ya yazar merkezli olarak okuma, yani 'yazarın niyeti'ni (intentio auctoris) açığa çıkaracak bir okuma; ya metin merkezli okuma, yani 'metnin niyeti'ni (intentio operis) açığa çıkaracak bir okuma; yahut da okur merkezli okuma, yani 'okurun niyeti'ni (intentio lectoris) açığa çıkaracak bir okuma biçiminde öbeklendirirler. Oysa eleştiri pratiği, edebiyat teorilerinin bu kesin sınırkoyucu öbeklendirmelerini aşan, teoriyle pratiğin örtüşmediği durumlarla karşı karşıya bırakır bizi."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 40 okur

  • birgençlikölümü
  • Rukiye Gül Bakırhan
  • eda
  • Kübra KOÇALAN
  • Ayşe Hümeyra Evliyaoğlu
  • Levent Kaçan
  • Abdulselam Demir
  • Ugur Erkan
  • Tunç
  • mormavi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.1 (1)
9
%27.3 (3)
8
%36.4 (4)
7
%9.1 (1)
6
%9.1 (1)
5
%9.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0