Olağan Psikopatlar (Ermişler, Casuslar ve Seri Katillerden Hayat Dersleri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
7180
Gösterim
Adı:
Olağan Psikopatlar
Alt başlık:
Ermişler, Casuslar ve Seri Katillerden Hayat Dersleri
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054729050
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Wisdom Of Psychopaths
Çeviri:
Cem Duran
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Domingo Yayınevi
Psikopat. Bu kelimeyi duyar duymaz katiller, sapıklar, intihar bombacıları üşüşüyor zihnimize.

Ama filmlerdeki emsallerinin aksine, gerçek hayatta her psikopat şiddet yanlısı veya suça meyilli değil. Yeni araştırmalar her on CEO'dan birinin psikopat olduğunu söylüyor. Gülerek "Bilmem mi!" diyorsanız ekleyelim; cerrahlar, avukatlar, gazeteciler ve politikacılar arasında da psikopatlık hayli olağan. Psikopatların dünyasına yapacağınız bu afallatıcı yolculukta, Oxford Üniversitesi'nden Prof. Kevin Dutton, psikopatik eğilimlerin insanın doğasında olduğunu ortaya koyarken, toplumun da daha önce hiç olmadığı kadar psikopatlaştığını savunuyor. Zira korkusuzluk, kendine güven, cazibe, acımasızlık ve odaklılık gibi psikopatlarda öne çıkan özellikler 21. yüzyılda başarı kelimesinin üzerine terzinin diktiği ceket gibi oturuyor.

Kevin Dutton, yüksek güvenlikli hastanelerin psikopati koğuşları, Budist tapınakları kapaktaki "ermiş" kelimesi maalesef nedensiz kullanılmadı ve komando eğitim kampları gibi yalnız özel izinle girilebilen sıra dışı yerlerde sayesinde bizzat yaptığı gözlemleri, beyin taraması gibi gelişmiş yöntemler ve benzeri bilimsel araştırmalarla harmanlayarak, başarılı bir cerrahla seri katil arasındaki çizginin aslında nasıl da ipince olduğunu gözlerimizin önüne seriyor.

Her sayfası kışkırtıcı önermelerle dolu Olağan Psikopatlar, bizi o hep hor gördüğümüz, ama yeri geldiğinde faydalanmaktan da çekinmediğimiz karanlık yanımız ile tanıştırıyor.

"Tedirgin edici ama fazlasıyla da eğlenceli. 2012'nin atlanmaması gereken 20 kitabından biri."
-Slate-
(Tanıtım Bülteninden)
280 syf.
·6 günde·8/10
Psikolojiye ilginiz varsa zaten bir gün elinize geçer ve okursunuz,ancak ilginiz yoksa mutlaka okuyun,çünkü ilginizi çekecek pek çok şeyi size öğretecek bir kitap.Hepimiz psikolojik etkiler altındayız ve psikolojimizi temellendiren dinamiklerle yaşayan varlıklar olduğumuzdan bizi ve çevremizdeki insanların tavır ve davranışlarındaki nedenler hakkında güçlü bilgiler veren,psikopatik kişiliklerin ise hayatımızda çokça yer aldığını örneklerle ve bilimsel çalışmalarla anlatan bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Hatta hepimiz biraz psikopatik özellikleri taşıyoruz,ancak uç noktalardaki psikopatların hayatımızın ne kadar çok içinde olduklarını,ancak onlara dair belirleyici özellikleri bilemediğimizden kendilerini nasıl kamufle ettiklerini ve bizleri nasıl ele geçirdiklerini,günümüzde ise bu psikopat kimliğinin nasıl yükselişe geçtiğini hiç düşünemeyeceğiniz noktalardan size anlatan bu kitap belki de hızla gelişen dünyanın değişen insan kimliklerinin ve insan psikolojilerinin hangi boyutlara ulaşıp ta hayatlarımızın içine nasıl dahil olabildiklerini ve tehdit edici unsurlarını detaylarıyla anlatması bakımından da okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Bir psikopatın yedi özelliği; kitapta bunu yedi ölümcül anahtar ya da psikopatlığın yedi çekirdek ilkesi olarak ifade ediyor:
*Acımasızlık
*Cazibe
*Odaklanma
*Zihinsel sağlamlık
*Korkusuzluk
*Farkındalık
*Eylem
Ve bu maddeler ardından yaptığı açıklamalardan sonra en dikkat çekici cümle şu;
"Marifet psikopat olmakta değil, 'metot psikopatı' olmakta.Şartlar gerektirdiğinde o karaktere bürünebilmekte.Ve ardından istisnai durum sonra erdiğinde tekrar normal kişiliğe dönüşebilmekte."

Ve şu cümle psikopatlara dair bir sorunu açıklayıcı niteliktedir;
"..psikopatların sorunu boğazlarına kadar şeytani kötülükle dolu olmaları değil.İronik bir şekilde,gerçek bunun tam tersi.Onlar iyi bir şeyi aşırıya kaçırmış olanlar."

Düşüncelerinizi, bulunduğunuz yere ve an'a yoğunlaştırmanın,hem psikopatlığın hem de ruhsal aydınlanmanın ortak noktası olduğunun altını çiziyor.

Psikopatların tamamen iyi olmadığı veya tamamen kötü olmadığı konusunda uzunca değerlendirmeler ve araştırma örnekleri mevcut.Belki şimdi sorarsınız,psikopatın iyisi mi olur?Evet olur,her psikopat illaki fiziksel zarar verici nitelikte değildir,diye açıklıyor,ancak duygusal anlamda zarar verici olanından da bahsediyor.Bunun psikopatlar üzerindeki en masum özet açıklama olduğunu söyleyebilirim.Ancak psikopatların bazı duygusal özelliklerden yoksunluğunu örneğin,empati becerisinden yoksunluğunu pek çok örnekte dile getirirken,onların sosyal hayatın içinde zarar verdikleri insanlara dair umursamazlıklarının en büyük nedenlerinden birinin de bu olduğunu özellikle belirtiyor.Örneğin bir seri katili anlatırken,katilin işini soğukkanlılıkla bitiirdikten sonra öldürdüğü adamın ceketini çok beğendiği için alıp giydiğini ve sonrasında bir bara gidip eğlendiğini ve barda bir kadınla geceyi normal bir şekilde hiçbir şey olmamış gibi bitirdiğini yaşanmış bir örnekle anlatıyor.Psikopatlığın hem genetik hem de çevresel etkenlerle ilintili olan bir ruhsal durum olduğunun da altını çizerken,psikopatik özellikleri maddeler halinde sıralayıp bu özelliklerin yaşamın içindeki yansımalarının nasıl olduğunu yani birlikte oldukları insanlara,sosyal çevrelerindeki iletişimlerine ve genel hayatlarına nasıl yansıdığını ilgi çekici biçimde anlatıyor.Eğer iyi bir gözlemciyseniz ve onlara dair bu bilgilere sahipseniz bir psikopatla buluştuğunuzu,onunla çay içtiğinizi,belki de en iyi arkadaşınızın bir psikopat olduğunu, hatta ona aşık olduğunuzu anlarsınız,bu sizi ürkütse de... Ancak şunu da belirtmeliyim ki,bazı bölümleri okurken,psikopatları artık daha net anlamış olacağınızdan,onlara imrenmeden edemeyeceksiniz...

Bu anlamda kitapta pek çok örnek vaka değerlendirmelerinin mevcut olması kitabı okuma zevkini artırırken,öğrendiklerinizin şaşkınlığıyla da buz gibi olduğunuzu hissettiriyor size.Heyecanı yüksek bir gerilim filmi izler gibisiniz kimi bölümlerde ama hepsi yaşanmış olaylardan. Bölümler, vaka örneklemeleri ve değerlendirmeleri nedeniyle çok fazla uzun değil,kimi bölümlerin ise örnek vakaların bilimsel araştırma boyutları,kişilere yapılan farklı testler ve detayları nedeniyle uzunluğu söz konusuyken,kimi bölümler iki sayfa olduğundan sizi sıkmıyor,tam tersi hemen bir sonraki bölüme geçmek istiyorsunuz.

Ağırlıkla roman okuyan arkadaşlara araya çeşitleme olması bakımından şiddetle öneriyorum.Bazen okuduğumuz türü değiştirmek ruha iyi geliyor;)
Keyifli okumalar dilerim..
280 syf.
"Ve insanları sadece düşündüren bir kitap yazmak şüphesiz en zoru."

Psikoloji alanına ilgi duyan biriyim. Bir toplumun içine girdiğim zaman, o topluluğu oluşturan her birey, benim için bir hazine mahiyetini taşır. Jest ve mimikleri tıpkı o hazinenin birer haritası gibidir;

Ne düşünüyor şimdi, kurduğu cümle söylemek istediği şeyleri yansıtıyor mu?

Tek başınaykenki ruh hali ve buradaki ruh hali aynı kümenin elemanları mı?

Şu anda burada bulunan bedenin beyni içinde ne gibi senaryolar dönüyor?

Tepkisiz dururkenki o anda düşünüyor mu, düşlüyor mu?

Gibi,belki de bir psikopat için olağan olan bu çeşit cevapsız sorularım olur kendi içimde.Cevapları olmasa da, düşünmeye sevk eder beni... (:

Bu kitap, tam olarak böyle bi duygu durumun tekrarı oldu. İçine girdiğim tüm hikâyeler ve örnekleri çıkmaz sokaklara götürdü beni. Bazen durdu, o yolculuk sırasında, sıradışı sorular sordu. Bazen de " al sana cevap, bul bunun sorusunu" dedi. Psikopatlar ve olağan düşünenler arasında bilgi yarışması yapmak gibi bişiydi sanki. Ve bu sınavın sonucunda, 'psikopatlar' diye sınıflandırılanlar, 'olağan düşünenler' diye sınıflandırılanlardan daha olağan bı psikoloji içindeydiler. Bunu kanıtladı sanki, kitabın çok yerinde.

Liyakatın olmadığı bu çağda, bir işi ehline sunmak/ danışmak zan ediyorum lüks niteliği taşır.
Bu nedenle, okumak istediğim alanla ilgili, alanında nitelikli kişilere danışmayı huy edindim galiba.. (:
Evet, hayat kötü kitapları okuyarak tecrübe edecek kadar uzun değil. Dolayısıyla danışmak, ilerlemek istediğimiz yolda ivme kazandırıyor.
İşte bu kitabı da, yakın zamanda kendi kitabı çıkacak olan, alanında uzman bir kişiden/ hocamdan tavsiye aldım. İyi ki de almışım.

Yazar ile ilgili olarak ise, kıvrak zekası ile dramı tragedyanin üst geçidinden komedi kaldırımına ulaştırmış ve biz psikoloji meraklılarına mükemmel bir eser sunmuş, diyebilirim..

Okunası kitaplardan...
280 syf.
Meraba herkese.d 8.incelemem ile buralardayım. Uzun zamandır inceleme yazmıyordum, yazayım dedim.d E o zaman başlayayım... ajdjaldkaşdmald
Kitapta bir olay yok. Yani bir durum hikayesi gibi bir şey. Ama tam öyle de değil.d Bir psikologun (aynı zamanda yazarımız) psikopatların hep kötü anılması üzerine yaptığı bir çalışmayı okuyoruz kitapta. Yazar psikopatlık yeterli dozlarda olursa iyi yanları da olur diye düşünüyor. Birçok psikopat, ermiş ve seri katil ile röportajımsı konuşmaları yer alıyor kitapta. Ayrıca işleri ilerletip kendini gerekli işlemler ile yarım saatliğine psikopata çevirtiyor. Psikopat olduğu anlarında ona gösterilen kanlı, kesmeli fotoğraflar karşısında ise gülmemek için kendini zor tuttuğunu söylüyor. Velhasıl psikopatların duygusuz, taş gibi soğuk olduğunu öğreniyoruz kitapta. Ve bunun gibi daha birçok farklı bilgiyi...
Bu eser, psikopatlık tarihini ve içeriğini merak edenler için çok güzel bir kitap. Önerimdir. :)) Siizee iyii okumaallarr... :D
280 syf.
·26 günde·Beğendi·Puan vermedi
Derler ki psikopat,duygunun kelimelerini anlar ama müziğini duyamaz.Kitap en çok da bu cümle üzerinde duruyor aslında.Bir psikopat müziği duyamazsa ne olur?Peki kelimeler onun için ne ifade eder?Bir psikopat nasıl düşünür?Tüm bunların cevabını kitapta bulabilirsiniz.
280 syf.
·Beğendi·10/10
Psikopatlık, özellikle seri katiller aklınıza geldiğinde korkutucu geliyor kulağa. Peki evrimle bu zamanlara kadar kendini var edebilmiş olması ,bir şekilde kendisine yol bulması, en azından bazı yönleriyle iyi olduğunun göstergesi değil midir? Hele ki günümüzün yoğun stresli rekabet ortamında soğukkanlılık, kaygı ile baş edebilme, sağlamlık, korkusuzluk, anda olabilme, umursamazlık, sakinlik, cazibe gibi özellikler büyük bir avantaja dönüşebilir. Dünyada olan her şey dengeden ibaretdir. Çok üst noktalardaki psikopatlık acaba hayattan zevk alabilmenin önünde bir engel midir? Hele çocukluk travması yaşayan özellikle şiddet ve tecavüze maruz kalan psikopatlar yaşadığını hissedebilmek için insan öldürebilir mi? Bu yüzden mi öldürme işinden zevk alır ? Bu soruların kesin cevapları şu an yok ama psikopatlığın, seri katiller ile bağdaştırılmadığı, birçok yönüyle ele alındığı bu kitapı okumak insana bambaşka bir bakış açısı katıyor. Özellikle psikolojiye ilgisi olanların zevkle okuyacağı bir kitap.
280 syf.
·5 günde·8/10
Profesörler genelde sıkıcı olurlar. Konuşurken sadece kendilerinin anlayabildiği bir terminoloji kullandıklarından ne dediklerini anlamanız için bilimsel sözlükle dolaşmanız gerekebilir. Dikkat kesilip onları dinlemeye çalışırsınız ancak bir noktadan sonra nasıl olduğunu anlayamadan koparsınız ve işin en kötü tarafı da bunu çaktırmamaya çalışmaktır. Belirtmekte yarar var; bunlar benim öznel düşüncelerim elbette. İşte bütün bu ön yargılı yaklaşımıma rağmen eşimin ısrarı ile bir profesörün yazdığı bu kitabı okumaya başladım. Ve bu kitap gerçekten beni oldukça yanılttı, şaşırttı ve eğlendirdi.

Belgesel tadında bir kitap olduğunu öncelikle belirtmek isterim. Kitabın sayfalarında dolaşırken sanki Discovery Channel'da bir belgesel izliyormuşum havası oluştu bende ve bu duygu inanılmaz güzel geldi bana. Eğer siz de çayınızı kahvenizi alıp saatlerce belgesel izlemekten hoşlananlardansanız bu kitabı edinmeniz için çok iyi bir nedeniniz var demektir.

Ön sözünden Teşekkür kısmına kadar okuduğum 265 sayfa nasıl bitti anlamadım.. Yazım dili çok akıcı, sizi boğmayan sıkmayan bir anlatımı var. Kimilerine göre yapılan deneylerde tutulan tablolar veya istatistikler okunmadan geçilebilecek sayfalar arasında ama ben iflah olmaz bir sayısalcı olduğum için bu kısımlar da benim için ayrı bir ilgi noktası oldu.

Kitapta şaşırtıcı tespitler, teoriler ve bunları destekleyici deneyler, örnek olaylar ve sonuçlar mevcut. Sonuç olarak "hepimiz psikopatız" ya da "psikopatlar da bizden biri, onları dışlamayalım" gibi bayağı bir noktaya çıkmıyor kitap -öyle olsa çok büyük bir hayal kırıklığı yaşardım zaten- Ancak bize filmler vasıtasıyla sadece tahrip edici yönleri gösterilen psikopatların da aslında bizim içimizde yaşattığımız, belki farkında bile olmadığımız o ikinci benliğimizden çok da farklı olmadıklarını okuyoruz.

Dipnot olarak şunu da eklemek isterim. Kitabın bir bölümünde eski zamanlardan günümüze değişen toplumlarda öldürme eyleminin gözden kaçmayacak ölçüde azaldığına, ancak buna rağmen psikopatlık eğilimlerinin ve psikopat kişi sayısının arttığına dikkat çekiliyor. Bunun sebebi olarak da Kültür ikonlarının toplumsal erdemlerindeki değişiklik görülüyor. Kitapta şu şekilde açıklanmış bu durum :
" Televizyonun açma düğmesine basmanız yeterli. NBC'nin Fear Factor şovunda yarışmacıların öğürerek solucanları ve böcekleri mideye indirdiklerini görüyoruz. The Apprentice yarışmasında, "Kovuldun!" sözünün ağızlardan umarsız ve duyarsızca çıkışını dinliyoruz. Simon cowell'ın karıncayı incitmeyecek karakterde olduğunu söylemek biraz zor. anne Robinson'ın şehvet dolu, estetikli bakışlarıyla yarışmacılara aklını bozmuş dominatriks diva gibi, "en zayıf halkasın. güle güle," deyişi ise apayrı"
Vurgulanmak istenen ya da iddia edilen durum Popüler kültürün de insanları psikopatlığa doğru ittiği, psikopatlığın bir derece cazip gösterilmesi... siz katılıyor musunuz bilmiyorum ama ben yüzde yüz hak veriyor ve katılıyorum buradaki tespitlere. Bizim ülkemizde de sonradan görme psikopat oldukça fazla :)
Efendim bir de kitapta geçen sorulardan birini size de soralım bakalım ne diyeceksiniz:

"Başarılı bir nakil uzmanı cerrahın beş tane hastası var. Her hastanın farklı bir organa ihtiyacı var. Eğer organlar bulunamazsa ölecekler. Ne yazık ki nakilleri gerçekleştirmek için gerekli organlar elde yok. Oralardan geçmekte olan sağlıklı, genç bir yolcu, rutin bir kontrol için doktorun muayenehanesine geliyor. kontrol sırasında doktor, genç adamın organlarının beş hastasıyla da uyumlu olduğunu fark ediyor. Ayrıca bu adam ortadan kaybolursa kimse doktordan şüphelenmeyecek. Bu durumda doktor beş hastasını kurtarmak için genç adamı öldürmeli mi?" (sy:51)

Bu ve bunun gibi bir çok soru araştırmalara konu olmuş ve böylece psikopatların olaylar karşısında nasıl tepkiler verdikleri tespit edilmeye çalışılmış. Buraya hepsini yazmayım ki işin büyüsü kaçmasın.

Eğer arada değişik bir tür kitap okumak isterseniz, Olağan Psikopatlar'ı es geçmeyin derim.

Kitabın tek dezavantajı her 2 sayfada bir not alınacak bir şeyler bulduğum için bütün post itlerimi bitirmiş olmasıdır. Hep iyi yönlerini söylemeyelim değil mi :)
%40 (112/280)
Yarım bıraktığım en kısa zamanda tamamlamayı düşündüğüm güzel bir kitap. Bazı meslekleri yapabilmek için piskopat bir ruha sahip olmak gerektiğini anlatıyor.
280 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Her sayfası kışkırtıcı önermelerle dolu Olağan Psikopatlar, bizi o hep hor gördüğümüz, ama yeri geldiğinde faydalanmaktan da çekinmediğimiz karanlık yanımız ile tanıştırıyor.
Kesinlikle okunması gereken bir kitap.
280 syf.
Psikopat deyince aklımıza hep kötü şeyler geliyor.Örneğin; topluma uyum sağlayamayan, ötekileştirilmiş tipler… Bu kitabı okuyana kadar benim içinde kısmen böyleydi. Ancak bu kitabı yazar gerçek psikopatlar, seri katiller vb ile yaptığı görüşmeler sonucunda yazıyor. Ve ona göre psikopat olmak belli bir dozda olduğunda fayda bile sağlıyor. Örneğin bir doktorda psikopat olabilir. Daha doğrusu bir psikopatla aynı özelliklere sahip olabilir. Peki bir psikopat hangi özelliklere sahiptir, nasıl düşünür, nasıl davranır?

Mesela şu soruya yanıtınız ne olurdu?
“Bir tren düşünün rayların üstünde 3 çocuk oynuyor trenin durma ihtimali yok. Tek bir şansı var rayları makaslamak ama bu defada 5 yetişkin var ve onlara çarpacak. Siz olsanız tercihiniz ne olurdu?”

Hangi seçimi yaparsak psikopatlarla aynı tercihi yapmış oluruz, cevap kitapta saklı…
280 syf.
"Yok daha neler" diyeceğiniz ne varsa bu kitapta mevcut.Karakterlerin birinde,siz de kendinizi bulabilirsiniz.Belki de sizin de içinizde gizli bir piskopat vardır...
280 syf.
·16 günde·Beğendi·6/10
Kitapta, Dutton'un psikopatları anlamak üzere yaptığı yolculuğa şahitlik ediyoruz. Bu yolculukta, uzmanlar, katiller, cezaevleri, hastaneler fMRI cihazları, sorular, sohbetler ve deneyler görüyoruz. Kitabın alt başlığı "ermişler, casuslar ve seri katillerden hayat dersleri" olsa da pek öyle hayat dersi verdiğini söyleyemem. Bununla birlikte, kitaba özgü şaşırtıcı bilgiler de yok değil. Okunabilir.
280 syf.
·1 günde·7/10
Konunu uzmanı biri tarafında kaleme alındığı için biraz ağır olmuş. Bazı yerleri çok ilginç, bana göre psikopatlık kavramı iyice irdelenmiş. Kitabın ismi , kitabın içerisinde gayet güzel bazı yerlerde anlatılmış.İlgi duyanlara tavsiye ederim.
Kitap okumak, yeni nöral yollar kazıyor, başkalarınin iç yaşamlarına daha duyarlı yapıyor, daha empatik. Isırılmadan vampir oluyoruz başka bir deyişle.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Olağan Psikopatlar
Alt başlık:
Ermişler, Casuslar ve Seri Katillerden Hayat Dersleri
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
280
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054729050
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Wisdom Of Psychopaths
Çeviri:
Cem Duran
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Domingo Yayınevi
Psikopat. Bu kelimeyi duyar duymaz katiller, sapıklar, intihar bombacıları üşüşüyor zihnimize.

Ama filmlerdeki emsallerinin aksine, gerçek hayatta her psikopat şiddet yanlısı veya suça meyilli değil. Yeni araştırmalar her on CEO'dan birinin psikopat olduğunu söylüyor. Gülerek "Bilmem mi!" diyorsanız ekleyelim; cerrahlar, avukatlar, gazeteciler ve politikacılar arasında da psikopatlık hayli olağan. Psikopatların dünyasına yapacağınız bu afallatıcı yolculukta, Oxford Üniversitesi'nden Prof. Kevin Dutton, psikopatik eğilimlerin insanın doğasında olduğunu ortaya koyarken, toplumun da daha önce hiç olmadığı kadar psikopatlaştığını savunuyor. Zira korkusuzluk, kendine güven, cazibe, acımasızlık ve odaklılık gibi psikopatlarda öne çıkan özellikler 21. yüzyılda başarı kelimesinin üzerine terzinin diktiği ceket gibi oturuyor.

Kevin Dutton, yüksek güvenlikli hastanelerin psikopati koğuşları, Budist tapınakları kapaktaki "ermiş" kelimesi maalesef nedensiz kullanılmadı ve komando eğitim kampları gibi yalnız özel izinle girilebilen sıra dışı yerlerde sayesinde bizzat yaptığı gözlemleri, beyin taraması gibi gelişmiş yöntemler ve benzeri bilimsel araştırmalarla harmanlayarak, başarılı bir cerrahla seri katil arasındaki çizginin aslında nasıl da ipince olduğunu gözlerimizin önüne seriyor.

Her sayfası kışkırtıcı önermelerle dolu Olağan Psikopatlar, bizi o hep hor gördüğümüz, ama yeri geldiğinde faydalanmaktan da çekinmediğimiz karanlık yanımız ile tanıştırıyor.

"Tedirgin edici ama fazlasıyla da eğlenceli. 2012'nin atlanmaması gereken 20 kitabından biri."
-Slate-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 487 okur

  • Burak
  • Meryem KARABAY
  • Jane doe
  • Ertuğrul Çubukçu
  • dyy
  • Hale Varol
  • nesrin küçükaslan
  • Merve kafa
  • esma kılınç
  • Tuğçenur Türk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.9
14-17 Yaş
%3.8
18-24 Yaş
%35.8
25-34 Yaş
%20.8
35-44 Yaş
%34
45-54 Yaş
%1.9
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.3
Erkek
%38.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16 (28)
9
%23.4 (41)
8
%30.3 (53)
7
%19.4 (34)
6
%5.7 (10)
5
%2.9 (5)
4
%1.7 (3)
3
%0.6 (1)
2
%0
1
%0