Olduğu Kadar Güzeldik

8,5/10  (63 Oy) · 
166 okunma  · 
52 beğeni  · 
1.746 gösterim
Meydandaki çay bahçelerinden birine oturmak geldi içimden sonra. Çünkü Erdek bir kitap olsaydı, bu çay bahçeleri ilk cümlesi olurdu onun. Gelindi mi oturulmalıydı. Bir çay, birkaç sigarayla, kıyıda kayığında ağ onaran, çapari kösteği hazırlayan balıkçıları seyretmek, bir tost isteyip, bacaklarıma sırnaşan kedilere atmak, yakın masalarda konuşulanları dinlemek, birini bekliyormuş gibi ikide bir saate bakmak iyi gelebilirdi. Gelmeliydi en azından. Yine yaz akşamları. Yaralı tekneler, küflü sesler. Erdek'te çay bahçeleri, bıkkın orkestra, tatsız garsonlar. Ezine, Susurluk, Bandırma, burası Ankara, orası Samsun! Yalandan bayılanlar, bilmezden gelinenler, kaybolan dayılar.... Uykusunda ağlayan adamlar, pişmanlar, yorgunlar. Para için mırın kırın, laf dokunduran konuşmalar. Nerede bu Türkan Şoray?

Mahir Ünsal Eriş, sokaktan gelen gürültüyü, bangır bangır Yıldız Tilbe dinleyen evleri resmediyor. Bi gevezeleşip bi susanları, iyi olalım be ne olur diyenleri, helallik isteyenleri anlatıyor.
Olduğu Kadar Güzeldik, gazoza doğru çocuklaşan hikâyelerle
çağlıyor, zamana dokunuyor. Eriş, hüzünlü mağlupların iyimser
yazarı olmaya devam ediyor.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2013
  • Sayfa Sayısı:
    128
  • ISBN:
    9789750511974
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınevi
  • Kitabın Türü:
A juez 
29 Ağu 20:35 · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

"Olduğu kadar güzeldik." demiş Yıldız TİLBE ..
Mahir abimde kitabın ismine koymuş bu sözü ..
Olmadığında kırıldık, üzüldük, belki de hayata küstük ..
Ne olurdu ki olsaydı , n...
Kusura bakmayın kendimi kaybettim, biz en iyisi kitabın içeriğine biraz değinelim ..

Kitabımız içeriğinde 8 tane öykü barındırıyor .. Dilerseniz şimdi bu öykülere kısaca değinelim ..


Sen O Zaman Parasız Yatılıdaydın !

Yoksulluğun pençesinde iki kız evlada sahip olan bir baba..
Kızlardan biri okumak için uzak diyarlara gider .. Öteki kızımız ise "Ailesinin tabiri ile.." okumaz demişler .. Liseyi ite kaka bitirir , birini bulur evlendiririz gibi bir düşünce ve plan hakim kızın üstünde .. dedesi çok seviyor! bu kızımızı .. yanına alıp kahvehane, panayır, pazar gezdiriyor askerlik arkadaşı gibi .. Fakirliğin batağındaki baba, bir umut diyerek ortak olarak borç batağına batarak bir işe girer. Planladığı gibi gitmez işleri.. Alkolik bir adam olup çıkar. Karısı, kızı dayanamaz bu adama . Çıkar gider baba evine kadın. Damat kayınpeder arasında bir düşmanlıktır başlar . Baba dayanır kapıya kör kütük sarhoş halde .. kızını, karısını geri ister .. kayınpeder vermez kızını böyle bir ayyaşa ..
bir taş atılır..
kayınpederin kafası parçalanır ..
Bir tüfeğin patlaması duyulur ..
İki masum babasız kalır ..
Ailede bunca şey olup biterken okuyan çocuğun hiçbir şeyden haberi olmaz.. söylemezler ona olup biteni..
Annesinin şu sözü yeterdir her dilin susmasına: " Aklı bizde kalmasın, dersine çalışsın yavrum, okusun dA kurtarsın kendini ."

Benim Adım Feridun !

Aşk acısı çeken, yemeden içmeden kesilen, kendisi mutsuzken insanların mutlu olmasına kızan bir derbeder ..
17 gündür evde.. Tek insan yüzü görmemiş 17 gündür...
18.gün karar verir dışarı çıkıp hayatını zindana çeviren kızı unutacaktır artık.. biraz yürür dışarı çıkınca.. bir düğüne gitme fikri gelir aklına .. tanımadığı bir düğüne gitme fikri !
( Okuyucu yorumu: ben bu kısımda onu terk eden kızın düğünde gelin rolü üstleneceğini sanmıştım ..)
Düğünün sahiplerinden biri bizim oğlanı akrabalarından biri sanar.. Feridun .. bizim delikanlı düğünde acıyı, yalnızlığı bir nebze de olsa unutur .. Vur patlasın çal oynasın moduna girer saniyeler içinde ..

İşe Çıkılacak Gün !

Bir genç arkadaş.. Üniversiteyi kazanıyor.. derken babası ölüyor .. annesi :" bırakacaksın okulu!" diyor .. bizim oğlan : " hem çalışır hem okurum " diyor .. serüvenimiz burda başlamış oluyor .. su arıtma cihazı satmaya başlıyor ilk olarak , 2 ayda tek adet satıyor ..( tam fiyasko) Dersler boşlanıyor, sınavlara gidiliyor sadece.. para çıkmayınca arıtmadan korsan kitap işine girer bizim genç .. bir gün dayak yer piyasanın kalın enseli abilerinden.. biri çıkar karşına okulda.. hırsızlık yaparak hayata tutunmaktadır yeni arkadaşımız .. teklif eder bizim asıl oğlana ..
kira ödenmemiş, cepte beş kuruş yok, kabul eder..
...
...
Bizim çaylak ilk işinde tam bir facia olur .

Kanatlarımız Olsa Be Metin !
(Okuyucu yorumu : Arkadaş kahve içmeye geldi, sohbet muhabbet ama kitap hep elimde , 12 sayfa süren öyküyü okumam tam 2 saat aldı, anlayamamam da cabası, arkadaşın eline de verdim sayın Zweig'in bir kadının yaşamından yirmi dört saat kitabı .. Beraber okuduk 2-3 dakika .. )
.........
........

Malibu !

(Mehmet Ali Bulut..)
Hafta sekiz bizim eleman dokuz çalışır.. ablası arar ,evliliğinde sorunlar olduğunu söyler .. konuşmak için yanına gelmesini söyler .. atlar arabaya bizim çalışkan arkadaş.. yolda yaşlı bir adam görür otostop çeken.. biraz tedirgin alır arabaya .. kaderin cilvesi ya bu , yaşlı adam bizim çalışkanın okul yıllarında en çok korktuğu, kendisini dayaktan bedbaht eden müdür yardımcısıdır yaşlı amca ..
geçmişe dönülür, okul yıllarına dönülür..
Anılar anlatılmaya başlanır ..

Dayımın Avrupa'ya Kaçırılışı !

Ortaokulda okuyan bir öğrenci.. Annesi ile beraber anneanneye gidilir .. dayısının Avrupa'ya kaçırıldığına dahil bir telefon gelir..
Telaşlar, haykırışlar, feryat figanlar..
Ayyaş dayı 4 gün sonra çıkar gelir eve .. sanıldığı gibi değildir dayının başına gelenler ..

Zehir Miktarda !

Yaşlı bir işadamı; hayrı, hakkı, fakiri, mazlumu gözeten .. sağ kolu diyeceğimiz bir adam; sadık, vefakar.. ölür bizim yaşlı amca. Oğlu gelir miras sofrasının baş köşesine.. bir fukaraya el uzatmaz .. Sağ kol dediğimiz adam dayanamaz , öldürecektir bizim toy, mirasyedi oğlu.. fare zehiri katar yemeğine patronun .. işler umduğu gibi gitmez..
(okuyucu yorumu: İnsanlar plan yapar, Tanrı kahkaha atar derler .. herkesin planı varsa , göklerde olanın da bir planı vardır ..)

Stoper !

Baba- oğul arasında bir futbol rekabeti .. baba işini, ailesini bırakır teklif gelen bir takıma transfer olur .. her şey harika gidecek diye umulurken, felek ya bu .. al üst olur hayaller .. sonrası bir hayatın küskünlüğü ..

Okunmaya değer bir kitap arkadaşlar .. Özellikle " Sen O Zaman Parasız Yatılıdaydın! " öyküsü..

Keyifli okumalar diliyorum ..

Kübra 
23 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitaba yorum yapmak için bitirmeyi bekleyemedim! 6 hikayesini okudum ve derhal herkesi bu kitaptan haberdar etmeliyim dedim. Bir kitap bu kadar akıcı, samimi ve bizden olur mu yahu? O kadar çok sevdim ki gıdım gıdım okuyorum, ama sona 2 hikaye kaldı :(
Sanki Yeşilçam'dan sahneler, sanki Adile Naşit'le Münir Özkul film çekmişler tadında. O kadar hoş. Yanına çekirdek falan alın böyle samimi samimi, sevimli sevimli okuyun. -İçinde geçen küfürler bile çok yakışmış bu kitaba :D-

Muzaffer Akar 
05 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Öykü, deneme tarzı mükemmel bir kitap, bence yazar gelecek vaad ediyor. "Benim adım Feridun" öyküsü özellikle çok güzel, diğer hikayelerin de hepsi bizden, yaşadıklarımız hissettiklerimizden. Bu kitabı okurken sürekli aklıma "Hüzün-baz" kelimesi geldi, hüzünle oynayan! Edebiyat severlere özellikle tavsiye ederim.

Evvet gelelim incelemesine..
1000Kitap'ta karşıma çıkan, almayı düşündüğüm bir kitaptı yazarı tanımıyor idim daha önce. Tek nefeste okunabilecek 7 hikayeden oluşuyor ''Olduğu kadar güzeldik'',124 sayfa. Kitabı aldığım gibi kitap ismini alan hikayeden başlamak istemiştim ama bu isimli bir hikayesi olmadığını anlamam geç oldu :) Gerçekten çok samimi bir dille ailelerimizde yaşanılan olaylardaki hissettirdiği duyguyu o kadar iyi anlatmış ki ben yazara Duygu Betimleyicisi ismini verdim. Öykülerin çoğuna hüzün hakim ama tebessüm ettirdiği bir hikaye de var ki o da ''Dayımın Avrupa'ya kaçırılışı''dır :) Beni en çok etkileyen ise son 7. ''Stoper'' hikayesidir babanın yaşadığı ve çevreye verdiği ''Kendini kapatma, set çekme'' etkisi, insanı çok yaralıyor.
Son olarak açıkçası ilk başlarda okuduğumdaki argo, biraz da küfür dilinden hoşlanmamıştım ve ayrıca tabiri caizse bana uzak, kendi mahallemden olmayan bir yazar olmasına rağmen sevebildim sanırım.
Edebiyat severler, 90lar esintisi isteyenler eminim sevecekler. Ama ben daha önemsediğim öğretici, didaktik bir tarafı da yok diyebilirim kendi adıma, karar sizin :)

Asude 
25 Tem 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Hem yazarın yükselen popülaritesinden, hem de kitaba ait bir alıntıda Erdek'ten bahsedildiğini gördüğümden dolayı aldım, okumaya başladım ve bir baktım ki kitap bitmiş. :) Hikayelerde geçen yerlerde bolca anısı olan biri olarak, yazarın oraların atmosferini başarılı bir şekilde yansıttığını söyleyebilirim. Bunun dışında favori öykülerim, Benim Adım Feridun, İşe Çıkılacak Gün ve Stoper oldu. Yer yer hüzünlendiren, bazen de müthiş eğlendiren 8 hikayeden oluşan bu kitabı, keyifli birkaç saat geçirmek isteyen herkese, özellikle de uzun yolculuklarda ve ya deniz kenarında okuyacak kitap arayanlara önerebilirim.

Neslihan Sürmeli 
05 May 18:01 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Yazarın öyle içten, öyle bizden bir anlatımı var ki okurken kendinden bir şeyler bulmamak mümkün değil. Her hikaye birbirinden güzel ancak sanırım 'benim adım Feridun' içlerinde en özeli. Aşk acısı ve yalnızlık daha iyi anlatılamazdı. Bir an önce alın bir solukta okuyuverin :)

Sadettin TANIK 
06 Nis 2015 · Kitabı okudu · 1 günde · 7/10 puan

Mahir Ünsal Eriş kalemi insanı sürükleyen, yormayan, her biri içten, sıcak, samimi hikayeler. Okurken sanki siz de o insanlardan biriymişsiniz gibi hissediyorsunuz. Kitap sizi hikayelere ortak ediyor sanki. Çok keyif alarak okuduğum bir kitaptı. 

melda 
07 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kitap beni kapağından vurdu. Sarımtrak, buram buram nostalji kokan o sıcak kapağından...Sayfalarında kaybolurken de ambalajın beni aldatmadığını tam tersine kapaktaki samimiyetin dizelere fazlasıyla yansıdığını gördüm.

Ahmet Ceran 
29 Nis 01:55 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Kişisel kitap okuma defterimden: Eyvah yazmayı unuttum! O kadar apar topar ve kısa zamanda okudum ki kitap hakkında bir şeyler yazmak 1 ay sonra aklıma geldi. Her neyse. Mahir'in kısa öykülerden oluşan kitabı. Çok değişik bir adam bu Mahir, okuldan arkadaşım gibi, öylesine samimi, öylesine içten, öylesine içli... "Bu kitap annemle babam aferin oğluma desin diye yazıldı" yazıyor kitapta, daha nasıl samimi olsun. Ayrıca da Ege'yi, Balıkesir'i sevdirme kitabı bir nevi. Hatta hiç gitmeden özletme kitabı. Ve hatta bazen o kadar duygusal bir kitap ki, "Ne yaptın be Mahir" dedirtip derin bir iç çektiriyor insana. Okunur bu Mahir, sohbet eder gibi, karşına alıp dinler gibi, dertleşir gibi...

sibel murat 
26 Kas 2014 · Kitabı okudu · 8/10 puan

İlk ismi dikkatimi çekti. Sonra sık sık karşıma çıktı. İsmini Yıldız Tilbe'nin bir tweetinden almış. Gündelik yaşamdan alınmış, samimi bir dille yazılmış sekiz hikayenin yer aldığı kitabın yazarı Sait Faik Hikaye Ödülü sahibi. 'Benim Adım Feridun' ve 'Stoper' favori öykülerim. Yolculuk sırasında uzayıp giden yolda kah güldürdü, kah içimi burktu. Bir pazar gününün keyfine de yakışabilir elbette. Keyifli okumalar.

2 /

Kitaptan 67 Alıntı

Kübra 
26 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Belki de insanlar hakikaten böyle deliriyorlardır. Bir şeyi kafaya takıp onunla zihninin içine küçük bir delik açıyor, sonra kurcalaya kurcalaya o deliği bütün bir aklı yutacak kadar büyütüyordur.

Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş (Sayfa 116)Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş (Sayfa 116)
A juez 
 28 Ağu 23:20 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

bakış açısına gel..
İnsanların hepsi, davetliler işi, soğuğu, kardan kapanan yolları bahane edemesin de altınını paşa paşa getirip taksın diye yazın evlenmiyor mu ?

Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş (Sayfa 25 - İletişim Yayınları)Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş (Sayfa 25 - İletişim Yayınları)
sibel murat 
25 Ara 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

"Kimseyi istemiyorsun yanında, ama durup durup da yalnızlıktan şikayet edesin geliyor. Bir şeyden şikayet edebilmek için bile insan lazım. Öyle hileli bir şey bu."

Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal ErişOlduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş
A juez 
28 Ağu 22:51 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Traş olmak ne garip şey, her seferinde altından gençliğin çıkacakmış gibi kendi yüzünü kazıyorsun, fakat yine, biraz daha yaşlanmış halin kalıyor eline.

Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş (Sayfa 21 - İletişim Yayınları)Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş (Sayfa 21 - İletişim Yayınları)
Muzaffer Akar 
02 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Çayı içtim, bir çaya iki sigara bağladım. Sonra bir çay daha...Nereye gidersen git, aklını da, cesedini de yanında taşıyorsun. Kendini birine emanet edip, fırsattır deyip tüymedikçe bu alevli azaptan kurtulmanın yolu yok. Ölesiye bu canın içindesin çünkü.

Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş (Sayfa 24)Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş (Sayfa 24)
A juez 
28 Ağu 17:15 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Zaten dedeme kalsa, kız çocuğun okuması da neymiş.!
Kız evlat dediğin, memeleri dolunca oturur kocasının dizinin dibinde, ağzının içine bakar. Çocuğunu büyütür, salçasını, tarhanasını, turşusunu kurar biraz da örgü, dikiş geldi mi elinden, daha ne?
Ah, canım dedem !

Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş (Sayfa 9 - İletişim Yayınları)Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş (Sayfa 9 - İletişim Yayınları)
sibel murat 
25 Ara 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

"Tıraş olmak ne garip şey, her seferinde altından gençliğin çıkacak gibi kendi yüzünü kazıyorsun, fakat yine, biraz daha yaşlanmış halin kalıyor eline. Aynadan bakıyor sana öyle geçkin, yorgun..."

Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal ErişOlduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş
Kübra 
22 May 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yaşa, işe, güce, itibara en ufak hürmeti olmayan bu acıya aşk acısı diyorlar. Kim oluyorsan ol, seni saklandığın yerde er ya da geç buluyor, gelip göğüs kafesini ateşle sıvazlıyor ve sen içeride kapkara kurum tutuyorsun. Ağzını açsan alevler püskürüvereceksin gibi, ciğerlerine damla damla kurşun eritiyorlarmış gibi. Kolay kolay geçmiyor, geçtiğinde de sen geçmiş olduğunu bile fark etmiyorsun. Yağmurlu havalarda sızlayan eski bir kırık gibi sızlayıp duruyor, kendini hatırlatıyor. Bir tadı, bir kokusu, bir eti var hatta, bir kütlesi; gelip göğsüne oturmasından belli. Kokusunu, kütlesini hesap edemiyorum ama bir tadı varsa bence o genizde kalmış greyfurt tadını andırıyordur. Çok sevdiğin bir şeye benzeyen, ama o olmadığını bal gibi bildiğin bir tat; acı, buruk, portakala benzeyecek neredeyse, değil ama işte. Hani kelime çok havalı olmasa ''kekre'' diyeceğim. İstediğin kadar yutkun, üstüne istediğini ye, iç; geçmiyor, genzinden aşağı yuvarlanıp gitmiyor. Ne yediğinden anlıyorsun ne içtiğinden. Allah belasını versin.

Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş (Sayfa 19)Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş (Sayfa 19)
elif 
27 May 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

....tanımıştı. Anlatırlardı hep, tanırlarmış öğretmenler, diye söylerlerdi. Gözlerinden tanırmış en çok, ama bir yerden, bir hareketinden, bir şeyinden çıkarırlarmış işte.

Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş (Sayfa 80)Olduğu Kadar Güzeldik, Mahir Ünsal Eriş (Sayfa 80)