Öldürmenin Erkek Yüzü

·
Okunma
·
Beğeni
·
56
Gösterim
Adı:
Öldürmenin Erkek Yüzü
Baskı tarihi:
Ağustos 1995
Sayfa sayısı:
110
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Leman
Sen beni bilmezsin küçük kız. İran sınırına bitişik bir köyde, bir kayanın dibinde cansız yatıyordun seni tanıdığımda. Yüzünün yarısı toprağa gömülüydü. Gözlerin bakmıyordu artık. Çoktan uçmuştu saçlarının kokusu. Şekilsiz bir kütük gibi uzanmıştı yere bedenin; kımıldamıyordu.

Senin usul usul ömrünü geçirdiğin köye yarım saatlik mesafedeki kasabada, sağlık ocağında görevliydim. O gün de her zamanki gibi hasta muayene ediyordum ki, savcılıktan "otopsi var" haberi geldi. Gerekli hazırlıkları yapıp beklemeye başladım. Birazdan bir jandarma arabası geldi. Yanımızda birkaç askerle birlite savcı, ben ve diğer görevliler öğleye doğru yola çıktık. Sana ve seninle birlikte vurulan babana doğru geliyorduk.

Arabada savcıya olayın ne olduğunu sordum. Anlattı. O civardaki karakollardan birinde görev yapan bir başçavuşa aşıkmışsın. O da seni seviyormuş. Evlenmeye karar vermişsiniz. Baban da razıymış bu işe. Birkaç kez tehdit etmişler sizi. Aldırmamışsınız. Sonra da akşam saatlerinden köye gelen üç dört silahlı adam, seni de babanı da evinizden alıp köyün çıkışında bir yerde kurşuna dizmişler. Hepsi bu!
...
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Bir an önce bitmesini istediğimiz çok kanlı bir film izliyoruz yıllardır. Barış belki de yanıbaşımızda; elini uzatan yok. İnsanlar ölmeye devam ediyor. Ölüm kutsanıyor.
Hayat olacağına varacak. Ve geriye senin gibi ölülerle benim gibi, önünde olup bitenlere hiçbir şekilde müdahale edemediği için beyni ve ruhu darmadağın, gün geçtikçe kendini daha çok kıstırılmış hisseden ve hayata paslı bir iğneyle tutturulmuş insanlar kalacak. Şöyle veya böyle, farklı yaşamlar olacak insanların önünde, ama bizler hep arkalarda kalacağız.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Öldürmenin Erkek Yüzü
Baskı tarihi:
Ağustos 1995
Sayfa sayısı:
110
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Leman
Sen beni bilmezsin küçük kız. İran sınırına bitişik bir köyde, bir kayanın dibinde cansız yatıyordun seni tanıdığımda. Yüzünün yarısı toprağa gömülüydü. Gözlerin bakmıyordu artık. Çoktan uçmuştu saçlarının kokusu. Şekilsiz bir kütük gibi uzanmıştı yere bedenin; kımıldamıyordu.

Senin usul usul ömrünü geçirdiğin köye yarım saatlik mesafedeki kasabada, sağlık ocağında görevliydim. O gün de her zamanki gibi hasta muayene ediyordum ki, savcılıktan "otopsi var" haberi geldi. Gerekli hazırlıkları yapıp beklemeye başladım. Birazdan bir jandarma arabası geldi. Yanımızda birkaç askerle birlite savcı, ben ve diğer görevliler öğleye doğru yola çıktık. Sana ve seninle birlikte vurulan babana doğru geliyorduk.

Arabada savcıya olayın ne olduğunu sordum. Anlattı. O civardaki karakollardan birinde görev yapan bir başçavuşa aşıkmışsın. O da seni seviyormuş. Evlenmeye karar vermişsiniz. Baban da razıymış bu işe. Birkaç kez tehdit etmişler sizi. Aldırmamışsınız. Sonra da akşam saatlerinden köye gelen üç dört silahlı adam, seni de babanı da evinizden alıp köyün çıkışında bir yerde kurşuna dizmişler. Hepsi bu!
...

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Medintanrıçası

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0