Olimpos'un Kanı Olimpos Kahramanları 5

8,5/10  (49 Oy) · 
136 okunma  · 
41 beğeni  · 
1.119 gösterim
Nico di Angelo onları uyarmıştı: Hades'in Evi en kötü anılarını uyandıracak, hayaletlerini huzursuz kılacaktı… Nitekim şimdi her biri zor durumda. Teker teker korkularıyla yüzleşmekten başka çareleri yok. Jason, küçükken onu terk eden annesinin hayaletiyle karşıkarşıya. Bir lider olarak gücünü nasıl kanıtlayacağını bilmese de, annesinin yaptığı gibi sözünden vazgeçecek değil. Nico, bir kez daha Reyna ve Koç Hedge ile gölge yolculuğu yaparsa hayalete dönüşebilir. Yine de bu karar, kehanetin belirttiği gibi başka birisinin hayatını kaybetmesini engelleyebilir. Athena Parthenos'u, savaş patlak vermeden Melez Kampı'na götürmeye çalışan Reyna'nın peşinde zalim bir avcı var. Korkularını yenmeye çalışan Piper, üzerine düşeni yapmak için hazır. Leo ise planının işe yaramamasından ve arkadaşlarının işine karışmasından endişe duyuyor. Oysa hepsi biliyor ki, Toprak Ana'yı alt etmek için içlerinden biri ölmeli…
  • Baskı Tarihi:
    2014
  • Sayfa Sayısı:
    480
  • ISBN:
    9786050922844
  • Orijinal Adı:
    The Blood Of Olympus
  • Çeviri:
    Belgin Selen Haktanır
  • Yayınevi:
    Doğan Egmont
  • Kitabın Türü:
Ceren Özavcı 
30 Mar 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Çoğu okurun aksine bence bu kitap Olimpos Kahramanları serisinin en iyi kitabıydı. Bütün seriyi okuyupta acaba bu kitabı okusam mı diye düşünüyorsanız hiç düşünmeyin bence. Bu kitapta özellikle Nico'yu ve Reyna'yı daha bi seviceksiniz. Ben şahsen Reyna'yı sevmezken bu kitapta ona ayrı bi gözle baktım. Çok cesur bir kız. Nico'nun bazı sırları Percy'nin kulağına gidecek.. :D Çok güzel bir kitap tek kötü yanı Percy'nin ağzından bölüm olmaması.

Tuğba Onat 
23 Haz 2015 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Bu kitaptan önceki tüm kitapları büyük bir beğeni içinde haz ve merakla okudum ama nedense bu kitabı okurken çok sıkıldım. Kitapta olayın işlenişi mi yoksa artık konunun basitliği mi böyle hissettirdi bilmiyorum. Çoğu arkadaşımın heyecanla beklediği ve heyecanla okuduğu bir kitap olmasına rağmen bana göre serinin en sıkıcı kitabıydı...

Elif 
21 Tem 2015 · Kitabı okudu · 6/10 puan

Ciddi anlamda seriden nefret etmemi sağlayan kitaptı. İnanılmaz hayal kırıklığına uğradım. 6'dan daha düşük bir puanı tek vermeme sebebim Rick'in bende çok ayrı bir yazar olması, dünyanın en iyi kitabını okusam dahi Rick'in kitapları kadar sevebileceğimi zannetmiyorum.
Peki neden bunları söyledim? (ikinci * işareti çıkana kadar nefret söylemlerim, bilginize)
*
Öncelikle, kitapta Percy'nin adı neredeyse hiç geçmiyordu. Gerçekten saydım tek tek, beş tane falan vardı, çok zorlarsan 10. Düşünebiliyor musunuz? Percy bu seriye hayat veren karakterken onu böylesine diplerde görmek üzdü.
Bir diğeri, Percy'nin her zaman kötülenmesi. Burada spoiler vermeyeceğim ancak Percy'nin doğru düzgün olduğu tek bir sahne vardı, orada da kötü adam olarak gösterildi. Ayrıca Leo içinden Percy hakkında konuşurken öyle şeyler söyledi ki acayip sinirlendim. Yahu sen elin Kalipso'su için nasıl arkadaşın hakkında öyle konuşabilirsin? Belki ben abartıyorum ama cidden koyu bir PercyJ fanı olarak sinirimi bozdu tüm bu olaylar.
Üçüncüsü, JASON. Uğraşsa bu kadar itici bir karakter yaratamazmış Rick. Bir kere, Jason her zaman ilah gibi gösterildi, özellikle bu kitapta, (ÜZGÜNÜM BURASI SPOILER DAYANAMIYORUM) Percy'i sudan kurtarmak nedir Allah aşkına! Böyle bir saçmalık olabilir mi! Percy daha ne kadar aciz gösterilecek! Poseidon'un oğlunu sudan kurtarmak? Hatırladıkça cinlerim tepeme çıkıyor. (BİTTİ) Ayrıca Jason hakkında hep "Jason harika, Jason çok yakışıklı diye konuşuldu." Ancak Jason fanart larına bakarsanız Jason'un çirkin çizildiğini görürsünüz. Percy ise Şimşek Hırsızı kitabından beri kusurlu, çok fazla yakışıklı değil olarak geçiyordu ancak yapılan fan artlarda her zaman Percy çok yakışıklı, kaslı maslı bir şeydir? Neden? Çünkü biz onları kusurlarıyla seviyoruz ve kusurlarını güzelleştiriyoruz. Oysa Rick Jason'da okuyucuların düzelteceği bir şey bırakmamış, yukarıda dedim ya ilah gibi bir şey. Ölsün bence.
Hadi her şeyi geçtim, Percy'i falan, Annabeth, Frank, Hazel neden hiç yoktu? Özellikle Frank ve Hazel seri boyunca doğru düzgün gözükmediler. Rick onları çok ihmal etti.
*
Öf, tüm nefretimi kustum az önce. Cidden kusuruma bakmayın, ciddi bir şeyler yazacaktım ancak dayanamadım.
Uzun lafın kısası, sevmedim. Her şeyi geçtim, olaylar bile baştan savma geldi gözüme. Çok çok abartılan Gaia savaşı sadece iki sayfa anlatıldı. Tamam, Rick her kitapta Percy'e yer veremez ama zaten 4 kitapta tüm kahramanlar vardı, son kitapta yedisinin de emeği geçmesi gerekiyordu. Fakat sadece Jason ve Piper vardı.
Kitapta cidden sevdiğim tek yerler Nico ve Reyna sahneleriydi. İkisi çok tatlılardı, keşke Nico eşcinsel olmasaydı, ikisini shipleyecektim.
Birde Percy'nin Annabeth'i öptüğü sahne var ki orada salakça kahkaha attığım doğrudur. Bana bunlarla gelin ya, bu iki şebelek yeter bana. Ciddiyim.

Burcu Ateş 
25 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Aslında güzel bir kitaptı fakat çok az Percy den söz ediliyordu. Bu seriler onunla başlamıştı ve bence onunla bitmesi gerekirdi. Serinin son kitabı böyle olmamalıydı. Akıllarda soru işareti bırakan bir sondu.

Sena 
04 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Şimşek hırsızı ile başlayan macera olimposun kanı ile son buluyor. Benim favori kitabım hades'in evi olsa da bu kitap da fena değildi. Bana anlatımı çok akıcı gelmedi ve bazı yerlerini sıkıcı buldum. Bu kitapta Percy'e çok az yer vermişlerdi ve bir kaç bölümü onun ağzından okumayı tercih ederdim. Sonu biraz havada kalmış ve tamamlanmamış gibi geldi bana. Ama onun dışında kitap güzeldi.

Yağmur 
14 Şub 16:14 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Percy Jackson'ın hayatımdaki önemine rağmen bende çok büyük hayal kırıklığı yaratan kitaptır. İncelemeye başlamadan önce spoiler uyarısı yapma gereği duyuyorum.

Nereden başlasam bilemiyorum. Fedakarlıklar üzerine kurulmuş bir kitapta savaşın bu kadar basit, yüzeysel, sanki bir oyunmuş gibi alınması kitabın en nefret ettiğim yanlarından biri oldu. İlk serideki savaş için koskoca bir kitap ayrılmıştı. (Son Olimposlu) O kitapta ordusuyla, fedakarlıklarıyla, ihanetleriyle GERÇEK BİR SAVAŞ okuduk. İkinci seri boyunca Titanlardan daha tehlikeli olarak tasvir edilen Gaea ile olan savaş ise kaç sayfa sürdü cidden bilmiyorum. Üç mü? Beş mi?

İkinci olarak Leo-Calypso ilişkisi cidden gerekli miydi? Neden serideki herkes mutlaka biriyle ilişkiye sokulmaya çalışılıyor. (Reyna hariç) Percy ve Calypso'nun kimyası bile Leo-Calypso'nunkini ezerdi. Seri boyunca Leo'nun insanlara bakıp kendinde olmayıp onlarda olanları kıskanmasını gördük. Leo bir ilişkiden önce kendisiyle barışmayı, kendisini sevmeyi öğrenmeliydi.

Belki de en çok sinirlendiğim noktalardan birisi Percy'nin savaş öncesi yaptığı konuşmaydı. (!)
Son Olimposlu: Sizler son bin yılın en muhteşem kahramanlarısınız.Size kaç canavar saldıracağı kesinlikle önemli değil. Yeter ki cesurca savaşın. Zafer bizim olacak.
Olimposun Kanı: Yunanlılar! Şey, gidip bir şeylerle savaşalım!

Sırf yeni tanıtılan Roma kampının potansiyelini bize göstermek için Melez kampının bu kadar düşürülmesi gerekir miydi? İlk seride Melez kampının, Roma kampı kadar sistemli olmasa da, koskoca bir şehri savunmasına şahit olduk. Melez kampı bu kadar ezilmemeliydi.

Ve lütfen kimse bana Percy ve Annabeth'in Yeni Roma'da bir gelecek kuracağını söylemesin. Percy'nin sadece Son Olimposlu'daki sözlerine baksak (Şehrime ne yaptılar?) bile New York'u yani evim dediği melez kampını, ailesini bırakmasının hiçbir mantıklı tarafı yok. Annabeth açısından ele alırsak, babası Harvard'lı bir tarihçi olan insan neden hiç tanınmamış Yeni roma universitesine gitmek istesin? Burada Annabeth gibi mükemmeliyetçi bir karakterden bahsediyoruz.

Sırf yeni karakterlerin güçlü olduğunu göstermek için Percy ve Annabeth bu kadar ezilmemeliydi cidden. Yeni karakterleri ön plana çıkarmak için onları geriye atmasından daha doğal bir şey yok tabi. Ama onların bu derece ezilmesi cidden çok gereksiz. Özellikle, bu kitapta olan bir şey değil ama, Styx nehri gibi aşırı önemli bir nehre girerek kazanılan Aşil lanetinin, daha önce seride lafı bile edilmemiş Tiber nehriyle gitmesi, ve böylece Aşil lanetini kaybetmiş Percy'nin diğerleriyle daha yakın seviyeye gelmesi cidden çok saçma geliyor bana.

Ve belki de hepimizi şok eden Nico-Percy olayında Nico nasıl bu kadar kolay bir şekilde karşılıksız aşkının ve yaşadığı travmanın üstesinden gelip Percy'e söylediği basit bir ''tipim değilsin'' ile aşkını yenip yeni bir ilişkiye başlıyor?

Grover gibi önemli bir karakter neden böylesine önemli (!) bir savaşta yoktu? Bütün üç büyük tanrı çocuklarını bulan, Pan'ın kutsanmışı, Vahşi doğa lordu olan önemli bir karakterden bahsediyoruz.

Son sayfaya kadar Percy&Sally&Paul ve Percy&Grover kavuşması için bekledim. Benim için kitaptaki en büyük eksikliklerden biri buydu.

Neden Tartarus'a gidip gelenlerde, geldikleri yerin etkisi hiç görülmüyor. Percy ve jason arasındaki boğulmayı hak ettim olayına girmek bile istemiyorum. Kitapta en emanet gibi duran yerdi bana göre.

Keşke son kitapta iki tane birden bakış açısı eklenmesi yerine yeni karakter olmasına rağmen geri plana atılan Hazel ve Frank olsaydı. Nico ve Reyna'yı okurken kesinlikle çok keyif aldım. Ancak Hazel ve Frank bu kadar geri planda kalmamalıydı.

Hoşuma gitmeyen daha onlarca sebep daha sayabilirim. Bu kadar olumsuz eleştiri yapmayı cidden istemiyorum çünkü Rick benim için cidden çok çok önemli bir yazar. Ancak orijinal pjo'yla ilgili her şey bu kadar muhteşemken ikinci serinin böyle olması cidden beni çok üzüyor. Ve biliyorum ki bu seri devam etseydi sevmememe rağmen okuyacaktım, Çünkü içinde Percy, Annabeth ve Grover olan her şeyi okumadan duramayacağım biliyorum. Keşke potansiyeli çok büyük olan bir seri böyle bitmeseydi..

Mertcan Yüce 
07 Şub 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Güzelim seri bitti.İyisiyle kötüsüyle (gerçi seride kötü olan bir şey yok) bitti vallahi.Muazzam seriydi muazzam.