Oliver Twist

·
Okunma
·
Beğeni
·
25437
Gösterim
Adı:
Oliver Twist
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
115
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758602124
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parıltı Yayınları
547 syf.
·9/10
“Dünyada hiç kimsenin kendisi kadar yakın dostu yoktur.
...
Yalnız bazen de insanlar kendi kendilerinin en büyük düşmanı olurlar.”
Oliver Twist hemen hemen herkesin çocukluk döneminde okuduğu bir eserdir.Bende çocukluk döneminde okuduğum ve tekrar tekrar okumak istediğin bir eserdir.Charles Dickens usta kaleminden sadece yetim ve koca yürekli bir çocuğun yaşantısı anlatmamaktadır ayrıca Sanayi Devrimindeki İngiltere’sini de anlatmaktadır.Yazar o kadar etkileyici bir üslupla kaleme almış ki okurken 19.yüzyıl İngiltere’sinin çatılı evleri arasında gezecek,Londra’daki sefalete şahit olacak,zenginlik ve fakirlikleri görecek ve kurulmaya çalışılan fabrikalardaki durmaları soluyacaksınız.Oliver gibi bir kahramanı beğenip etkilenmemek imkansız.İlk bölüm olarak Oliver’in doğduğu yeri ve oranın koşulları anlatılmaktadır.Oliver’in annesi onu doğururken hayatını kaybetmiş.Evlilik dışı bir ilişkiden dünyaya geldiği için iyi bir gözle bakılmıyor ve ismi alfabe sırasına göre veriliyor.İnsanların onu işçi olarak çalıştırmaya başlamasıyla acımasız hayatı daha da karmaşık bir yola giriyor.Bundan sonra kötülükler,ahlaksızlıklar ve hırsızlık çetesi yakasını bırakmamaktadır.Onurundan taviz vermek için elinden gelen her şeyi yapıyor.
Keyifli Okumalar Dilerim
547 syf.
·10 günde·3/10
Bir Noel Şarkısı ile Charles Dickens okumaya başlamış ve ardından okumak için Oliver Twist, İki Şehrin Hikayesi, Büyük Umutlar şeklinde bir sıralama yapmıştım. Oliver Twist konusu itibariyle diğerlerinden önce okunabilir gibi geldi ama şimdi Oliver Twist nedeniyle yazarın diğer kitaplarına fazlasıyla ön yargılıyım. Okumak için çok heyecanlı olduğum bu kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. Yoğun olmadığım dönemlerde bir kitabı bitirmem genelde bu kadar uzun sürmez, son günlerde boş zamanım bol olmasına rağmen Oliver Twist adeta elimde sürümdü.

Bilindiği üzere Oliver Twist yoksullar evinde dünyaya gelmiş anne babası olmayan bir çocuğun başından geçenleri anlatıyor. Kitabın ilk elli-altmış sayfası iyiydi, yani Oliver'ın ilk aşamada yaşadıkları ve çevresindeki insanlarla ilişkilerinin anlatıldığı ilk kısımlar sıkıcı değildi. Ama ardından kitap öyle bunaltıcı hale geldi ki bir ara yarım bırakmayı bile düşündüm. Açıkçası bu kitap ile on günümün çöpe gittiğini düşünüyorum. Kitaba ismini veren karakterimiz Oliver dışında her şeyi okudum gibi geldi. Bir o karakter, bir bu karakter, sıkıcı diyaloglar, bunaltıcı mekan tasvirleri ve daha bir sürü olumsuz nokta... kitaba başlarken yazar bizi en başından Oliver'ın hayatına sokup sonuna kadar ağırlıklı olarak onun eylemlerine, düşüncelerine yer verecek diye düşünürken son derece sıkıcı karakterlerin aynı derecede sıkıcı hayatlarını, konuşmalarını okudum. Kitapta hiçbir karakteri sevemedim. Oliver bile çoğu bölümde neredeyse görünmez olduğu için ona da ısınamadım. Oysa kitabı okumaya başladığımda Oliver Twist karakterini çok seveceğimi düşünüyordum.

Charles Dickens Victoria döneminde yaşamış bir yazar, eserlerinde de bu dönemin izlerini görmek mümkün. Sanayileşme ile birlikte ekonomik adaletsizliklerin daha gözle görülür olduğu, kadınların sıkı kurallara tabi tutulduğu bir dönemden bahsediyoruz. Kitaplar yazıldıkları döneme ayna tutar ve o dönemlerin düşünce yapısını yansıtır. Oliver Twist'te de bu durumu görüyoruz ancak beni asıl sinirlendiren nokta şuydu: Oliver Twist kitabı başka bir şey anlatsaydı, örneğin konu olarak kadın-erkek ilişkilerini anlatan bir kitap olsaydı "Aaaa evet bu yüzden bu tür cümlelerle anlam daha da pekiştirilmiş," derdim. Ancak konusu yetim bir çocuğun yaşadıkları olan bir kitapta neredeyse üç-dört sayfada bir karşıma çıkan "kadın dediğin böyle yapar, kadınlar hep böyledir zaten" tarzındaki cümleler aşırı sinir bozucuydu. Charles Dickens kendi bilinç altındakileri böyle cümlelerle araya serpiştirmiş gibi hissettim. Her kitabı yazıldığı döneme göre değerlendirmek gerekiyor olsa da "kadın dediğin (hattâ zaman zaman karı), kadın dediğin, kadın dediğin kelimeleriyle başlayan cümleler beni çok rahatsız etti.

Kitapta düşündüren noktalardan biri şuydu: Bir doktor düşünün, birçok insanın ölümüne şahit olan bir doktor. Bu mesleği icra eden bir insan zaman ilerledikçe acılara, ölümlere karşı duyarsız bir hale gelebiliyor. O kadar çok hastalık, ölüm görüyor ki bu durum artık o kişiyi zihinsel anlamda etkilemiyor. Oliver Twist'te de kimsesiz çocukların bakıcılığı görevini üstlenen kişilerde gördüm bu durumu. Bu kişiler artık o kadar çok yetim, öksüz çocuk görmüş ki bu durum onları hissizleştirmiş hattâ taş kalpli biri haline getirmiş. Biz mesleğimizde tecrübe kazanmış, artık bir şeyleri otomatik hale getirmiş olabiliriz ancak diyalog kurduğumuz kişilerin bu tür bir durumla ilk kez karşı karşıya kalmış olabileceği ihtimalini düşünmeliyiz.

Oliver Twist'i bitirdim ancak biri bana bu kitap için olumlu anlamda ne söyleyebilirsin şeklinde bir soru sorsa aklıma gelebilecek bir şey olduğunu sanmıyorum. Oliver Twist nedeniyle yazarın şu anda elimde olan İki Şehrin Hikayesi kitabını okumayı aylar sonrasına erteleyeceğim gibi görünüyor. Oliver Twist'i okurken hayata oldukça zor şartlar altında başlamış başka bir çocuğun hikayesini anlatan bir kitap geldi aklıma: Rüya Dağıtan Çocuk. O kitapta da Christmas isimli bir çocuğun doğumundan yetişkinliğine başından geçenleri okumuştum. Durum şu ki, yazarı Charles Dickens diye Oliver Twist'in hiç değilse isim olarak biliniyor olması, ama sırf günümüz kitaplarından olduğu için ve ünlü bir yazara sahip olmadığı için Rüya Dağıtan Çocuk'un çok az bilinmesi, hak ettiği değerin binde birini bile görmemesi oldukça sinir bozucu. Klasik kitap, klasik kitap diyerek yırtınan ve diğer kitapları "popüler kültür ürünü yaaaa" diyerek çöp olarak nitelendiren nitelikli okurlar(!) olduğu sürece biz daha çok görürüz hak etmediği halde göklere çıkarılan ve fazlasıyla hak ettiği halde raflarda tozlanıp giden kitapları. Sonuç olarak Oliver Twist'i tavsiye edemeyeceğim. Okurken bu derece sıkıldığım çok az kitap olmuştu. Bu kitabın ardından klasiklere kısa bir süreliğine ara verip kendi okuduğum türdeki kitapları kucaklama isteğim daha da pekişti. Zira bu okuma sırasında bolca "Kristin Hannah'ın, Tess Gerritsen'in, Debbie Macomber'ın, Dan Brown'un, Harlan Coben, John Verdon, James Dashner, Grange ve daha birçok olağanüstü yazarın gözünü seveyim ben" şeklinde düşündüm. Hepinize keyifli okumalar ve mutlu hafta sonları.
  • Seksen Günde Dünya Gezisi
    8.4/10 (1.149 Oy)1.025 beğeni6.225 okunma172 alıntı19.764 gösterim
  • Robinson Crusoe
    8.4/10 (1.499 Oy)1.390 beğeni6.923 okunma772 alıntı28.490 gösterim
  • Kaşağı
    8.2/10 (1.055 Oy)930 beğeni8.204 okunma150 alıntı22.669 gösterim
  • Madame Bovary
    7.8/10 (1.569 Oy)1.445 beğeni7.639 okunma2.561 alıntı47.092 gösterim
  • Notre Dame'ın Kamburu
    8.8/10 (1.658 Oy)1.795 beğeni6.237 okunma3.484 alıntı108.487 gösterim
  • Çocuk Kalbi
    8.4/10 (1.227 Oy)1.188 beğeni6.280 okunma702 alıntı32.977 gösterim
  • Monte Cristo Kontu
    9.1/10 (1.697 Oy)1.684 beğeni5.561 okunma2.905 alıntı45.796 gösterim
  • Sinekli Bakkal
    8.1/10 (1.007 Oy)1.003 beğeni5.917 okunma710 alıntı21.680 gösterim
  • Anna Karenina
    8.8/10 (2.008 Oy)2.417 beğeni7.779 okunma5.826 alıntı62.892 gösterim
  • Ana
    8.7/10 (2.170 Oy)2.338 beğeni8.682 okunma6.289 alıntı46.068 gösterim
547 syf.
·7 günde·Beğendi·3/10
Charles Dickens'ın bu duygusal kitabını okuduktan sonra, Kemalettin Tuğcu'nun kitaplarıyla kıyaslamak geldi içimden.Dedim ki kendi kendime, " hiç okula gitmemiş, okuma ve yazmayı kendi kendine öğrenmiş, hatta Fransızca çeviri yapacak kadar da Fransızca'yı öğrenmiş bir Kemalettin Tuğcu, yüz Charles Dickens eder."
547 syf.
·66 günde·6/10
Hayatlar birbirine neden sonuç ilişkisi ile bağlı olan
anlaşılması zahmetli hülyalardır, desem herhalde
benim için tokmaklarınızı kaldırmazsınız. Sherlock dizisinde
şöyle bir ifade geçiyordu;
"Hayatın sana ait değil, ellerini hayatından çek!"
bu ifade üzerine çok düşünmüştüm. Gerçekten bizim hayatımız olarak kabul edebileceğimiz
bir hayat var, ancak bu hayatı biz oluşturmuyoruz sadece oluşturulan hayata müdahil oluyoruz...
Düşünsenize refah düzeyi zengin bir ülkede doğduğunuzu veya sefaletle boğuşan başka bir ülkede
doğduğunuzu;
şimdi söyler misiniz bana, bebekliğiniz, çocukluğunuz, gençliğiniz kısacası hayatınız
aynı mı geçecek bu iki durumdan bağımsız olarak,
kişiliğiniz benzer mi olacak?
Ki bununla kalmayıp cinsiyetiniz, uzuvlarınızın tamlığı ve işlevlesliğini de eklersek bu listeye
hayatımızın bize ait olmadığı çok daha net olarak ortaya çıkmış olacak...
Ama toplumdaki yerimiz ve "bizi biz yapmayan" liste bununla da yetinmez
düşünsenize bir PİÇ olarak dünyaya geldiğinizi...
tam alnınızın ortasında kocaman bir damga PİÇ
siz ağzınızla kuş tutsanız dahi
zihinlerden o imajı silemezsiniz... Toplumun az bilmişleri ve çok bilmiş kaynakları,
o küçük bedenleri gühanın bir elçisi olarak kabul eder
ve her insanı hatalarında bunları alınlarına yapıştırırlar...
Yani hayat bazen siz doğmadan ve bazen de doğumunuzdan sonra
sizin için bir "çile programı"nı başlatır
ya kabul edersiniz bu programı, efendi efendi çilenizi çekersiniz
ya da isyan eder fizik kurallarını hiçe sayarsınız...
(Bunun adı da tercihinizdir)

Tabii asıl anlatmak istediğim "Değer Yargıları"nın insanlara çektirdikleri:
İyi ve kötü?
kime göre, neye göre ve hangi zamanda?
Hani bazen şöyle bir söz kullanılır
"Yaşanmadan bilinmez" diye
işte iyi ve kötünün tanımını "yaşamayanlar" tanımlar
ve toplum da artık kolları sıvazlayıp gerekeni zevkle yapar!
Şimdi bir örnek vereyim,
diyelim, siz açlıktan ölmek üzeresiniz
ve toplumu inşa eden "namuslu" insanlar yanınızdan, sizi adeta cansız bir varlık yerine
koyarak, geçip giderler bu durum devam ederken "namussuz" bir insan elinizden tutup
karnınızı doyurup size yer temin eder ve hayata tutunmanızı sağlar
ve size karşı asla hainlik yapmaz... ancak bu iyiliğin karşılığında da sizi, toplumun
kabul etmediği kötü işlerde kullanır...
şimdi bu hikayenin kahramanı olarak size,
iyi ve kötü insanı gösterin deseler
acaba hangisini
hangi sıfatla gösterirdiniz?

Eserde
küçük bir yüreğin dikenli hayat hikayesine şahit olacaksınız
okurken belki merak edersiniz (Toplumun kabul ettiği) kötü insanlar yanında iyi insanlar da, var mıdır?
Bu küçük kahramanımızın hikayesi acı sonla mı bitecek
yoksa ölmeden o da güneşli günlere şahit mi olacak?
Suçlar cezasız mı kalacak?
Ya da karşılığını bulacak mı?

ve belki farklı bir çıkarım olarak "kötü insanlar da acıyı hisseder mi?
ayrıca son olarak namus cübbesini giymek
namuslu mu yapar?
sorularına cevaplar almaya uğraşacaksınız...
547 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Filmini beğendiğim kadar bu minnak romanıda beğenmiş olmaktan mutluluk duyuyorum izleyin veyahut okuyun hatta her ikisini birden yapın pişman olmazsınız emin olun. :))
96 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Oliver Twist Charles Dickens eserleri ile ilk tanışmam oldu. İnceleme yapıp yapmamak konusunda bir az kararsız kaldım açıkcası. Okumaya başladığım ilk andan itibaren kitap beni kendi içine çekti. İlk sayfalarda rastladığım bazı bölümler bana uzun zaman önce izleyip, sıkıcı bulduğum için de yarım bıraktığım bir filmi hatırlattı. Fırsat bulursam filmi tekrar izlemeyi deneyeceğim. Kitaba gelince sürükleyici bir hikayesi vardı. Fakat bazı bölümleri tahmin etmekte hiç zorlanmadım diye bilirim. Anlatım tarızını çok yalın buldum. Ancak yine de beni şaşırtan bir sonlukla karşılaştın. Kitabı sevdim diye bilirim. Bence her kesin okuması gereken kitaplardan biri.

P.S. Kitapla ve Charles Dickens ile bir okuma etkinliği sayesinde tanıştım. Böyle bir etkinlik düzenledikleri için Tuğba Karaca ve Salim'e teşekkür ederim.
576 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Charles Dickens, geniş kitlelerin çektiği acıları ve yoksulluğu gerçekçi bir bakışla anlatmıştır.Fakirlerin süründüğü, hastalığın ve suçun kol gezdiği 19. yüzyıl İngilteresi’nde kimsesiz bir çocuk, Oliver Twist.Dönemin fakirhanelerinin ve yetimhanelerinin içler acısı durumunu ve orada çalışanların yozlaşmışlığını gündeme getirir,Londra’nın suça boğulmuşluğunu, gözler önüne serer, kötüyle iyinin daimi savaşı sonucunda kötülerin kendi kötülükleri tarafından yok edildiğinin, iyilikseverliğin ve erdemin ise sonunda mutlaka ödülledirildiğinin altını çizer.
96 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Çocuk kitabı diye nitelendirilen bu Harika eserler ara ara hayatımıza girmeli diye düşünüyorum. İnsana büyük sandığı dertlerin aslında çok küçük ve anlamsız olduğunu, günlük hayata kendimizi fazlasıyla kaptırıp duygu dünyasını unuttuğumuzu hissettiriyor. Oliver öyle temiz ve öyle iyi kalpli ki hiçbir kötülük üzerinde durmuyor akıp gidiyor. E kitabın sonunda elbette bu iyiler kazanıyor. Çizgi film hazzı veren, keyifli bir kitaptı.
547 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitabı belki yüzlerce kez duymuş fakat daha okumamistim. belkide önceden okusaydim oliver'i bu kadar iyi hissedemiyecektim. Ilk yüz sayfasında tam kitaba kendimi verememistim.belkide bu kitabı huzunluyken okumak daha doğru oliver'i biraz olsun hissedebilmek için...
Kitaba gelince yarının ne getircegini bilmemenin örneği var kitapta her seferinde umudla iyi bir yaşama koşan oliverin başına gelen kötü olaylar ve sonrasında umudun asla yitirilmemesi gerektiğini anlatan bi son. Kitabın sonunda dediği gibi acı çeken insanlar hayata umud la bakmaya başladılar.
547 syf.
·4 günde·Beğendi·4/10
Oliver Twist güzel bir kitaptı ancak kitabı okurken gözlerim Oliver Twist'in yer aldığı bölümleri aradı. Ne yazık ki cok az yer verilmiş. Kitap diger karakterlerin hikayeleriyle ilerliyor daha cok ama her şeye rağmen güzeldi. Okuması keyifli
Göğün altı delinse de tüm yağmurlar birden boşansa insanın kendi içinde yanan cehennem ateşini yine söndüremez.
Charles Dickens
Sayfa 232 - ALKIM YAYINEVİ
Onur denilen günah; en yüksek ve en asil kişiler kadar, en sıradan ve kirli insanların da malıdır!
Charles Dickens
Sayfa 252 - ALKIM YAYINEVİ

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Oliver Twist
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
115
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758602124
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Parıltı Yayınları

Kitabı okuyanlar 5.615 okur

  • mert yeşiltepe
  • Erdem Nuri
  • Ersel Aslan
  • Zehra Kalender
  • HALİL VATANSEVER

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0.1 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları