Adı:
Olmak Cesareti
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
196
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055134365
Kitabın türü:
Çeviri:
F. Cihan Dansuk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okuyan Us Yayınları
Yirminci yüzyılda felsefe ve din hakkında yayımlanan neredeyse hiçbir kitap, Olmak Cesareti'nin etkisini yaratamadı. Kitap, hayatın anlamına dair ciddi bir tartışmaya onsuz girilmeyen, vazgeçilmez bir klasiğe dönüştü. Herkesin duyduğu ve kendisini okumak zorunda hissettiği bir "simge" kitap oldu. Halihazırda üniversitelerdeki okuma listeleri onsuz düşünülemez, kitabın adı dahi teolojik sohbetlerin terminolojisine girmiştir.

Az sayıda teolog Paul Tillich kadar modern dünyanın hayal gücünü yakalayabildi. Din adamları tarafından olduğu kadar içinde bulunduğu kültür tarafından da çok ciddiye alınan Tillich, bir ilahiyat ve felsefe klasiği olan bu metinde modern insanın ikilemini tasvir eder ve kaygı sorununu yenmenin yoluna işaret eder.

"Kader, suçluluk ve ölüm korkusu; modern ruhu altüst eden üç kaygıydı. Kader, anlamı ve amacı tutsak etmişti; yaşayan bir ölü olmaktı. Ölüm ise hayatta anlamın olmayışının ve herhangi bir ödül ya da ceza ümidi olmadan anlamsızlık tecrübesinin ta kendisiydi."

"Seneca der ki, "Korkunun kendisi dışında berbat olan hiçbir şey yoktur." Epictetus ise şöyle der, "Korkunç olan ölüm ya da zorluk değildir, ölüm ve zorluk korkusudur." Kaygımız bütün insanlara ve varlıklara korkunç maskeler takar. Onlardan bu maskeleri çıkartırsak, kendi yüzleri ortaya çıkar ve ürettikleri korku yok olur. Bu, ölüm için bile doğrudur. Her gün hayatlarımız azar azar bizden alındığı için, varoluşumuzun son bulduğu saatin kendisi ölümü getirmez, yalnızca ölüm sürecini tamamlar. Ölüm imgesinin maskesi düştüğü zaman, bu korkular da yok olur..."
(Tanıtım Bülteninden)
196 syf.
·36 günde·Puan vermedi
“İnsan;bir damla kan ve bin endişe.” demiş Şirazlı Sadî. Varlığımızın maddesel ve manasal özüne dair ne isabetli tespit;
her daim sürekliliğini koruyacak bir kaygılar yumağı ve onun canlılığını sağlayan fizyolojik varlık maddesi! Olmak Cesareti bana sürekli bu sözü hatırlattı okurken... Var olmak en temel güdülerimizden biri. İnsan var edilmekle var olmak arasında salınan bir sarkaç gibi adeta hayatı boyunca; hiçlik uçsuz bucaksız düz bir ovaysa var edilmek ovada bir tepe gibi yükselmek. Adına ne dersen de bir güç varlığımızı hiçliğimize tercih etmiş ve varlık arenasına istemsizce girivermişiz. Lakin varlığın kısmi de olsa iradeli çeşidinde bulunmak bir sorumluluk yıkmış üstümüze: varlığını kendi kendine anlamlı olan, anlam üreten şekilde devam edebilecek halde kendi elerinle var etme sorumluluğu! Yani var edilmiş olmak değil var olmak durumu. Ne büyük cüret! Epik çapta bir cüret isteyen bir iş bu insana kader olarak yazılan. Bu epik cesareti,olmak cesaretini, göstermek bütün kaygılardan azade kılan mistik bir giysiye bürünmek demek gibi; İsmet Özel’in dediği gibi ‘..taşınacak suyu,kırılacak odunu’ bulmuş olmanın huzuru gibi. Ne yapmak lazım peki ‘olmak’ için? Doğru soruları sormak. Doğru soruları bulmak. Doğru sorunları bulmak. Bunun için de insanı doğru dürüst tanımak. En temel bileşenlerini, kanını ve o kanın taşıdığı endişelerini tanımak gerek. Ömürlük,tabiri caizse evladiyelik değerde bu kazanım için belki de ömürlük olacak bu çabanın içine girmek gerek...İşte bu kitap, insana dair öyle temeldeki şeylerden bahsediyor ki okuyup anlamaya başladıkça olmak cesaretine ulaşmak için çocuksu bir heyecan doğuyor içte. Özellikle modern ruhu etkileyen üç kaygı üzerine kurulan fikriyat beni mest etti diyebilirim. Kitaptaki felsefe külliyatına dair atıflar benim gibi bu alanda eksik okuyucuyu zorlayabilir ama araştırıp öğrenerek okumaya devam etmeyi şiddetle tavsiye ederim. Her kitaplıkta( zihinsel ve fiziksel) bulunması gereken teoloji,varoluşçuluk,psikoloji okumaları yapanlar için kaynak olacak müthiş bir eser.
İnsanın, kendisini olmak istediği şey yapabilmesi dışında, bir özü yoktur. İnsan ne ise onu yaratır. Yaratıcılığını belirlemek için ona hiçbir şey verilmemiştir. Varlığının özü -'olması, yapması gereken dışarıda bulduğu bir şey değildir. İnsan onu kendi yapar. İnsan kendisinden ne yapıyorsa, ne çıkarıyorsa o'dur. Kendi olarak varolma cesareti de, kişinin ne olmak istiyorsa kendisini o yapma cesaretidir.
''Varolmak, hiçliğin ezeli gecesinin inkarıdır.'' Ancak bunu derken böylesi ilkel bir hiçliğin, ne 'yok' ne de 'var' olacağının farkında olunmalıdır, zira bir şey, ancak başka bir şeyin varlığına karşı 'yok' olabilir.
Seneca'nın yargısı; '' korkularla tedirgin edilmeyip zevklerle şımartılmayınca, ne ölümden ne de tanrılardan korkarız.''
Paul Tillich
Sayfa 43 - okuyanus yayınevi
Başka bir insan hakkında kesin, nesnel bir bilginiz olabilir,psikolojik halini,hesaplanabilir tepkilerini bilebilirsiniz,ancak bunu bilirken o insanı,merkezdeki benliğini,kendisi hakkındaki bilgisini bilemezsiniz. Yalnızca onun benliğine dahil olarak,onun varlığının merkezine varoluşsal bir hamle yaparak o hamle koşullarında onu tanırsınız.
Paul Tillich
Sayfa 134 - Okuyanus
... varolma cesareti, kadere ve ölüme rağmen,kendini onaylama cesaretidir,ancak günaha ve suça rağmen kendini onaylama cesareti değildir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Olmak Cesareti
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
196
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055134365
Kitabın türü:
Çeviri:
F. Cihan Dansuk
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okuyan Us Yayınları
Yirminci yüzyılda felsefe ve din hakkında yayımlanan neredeyse hiçbir kitap, Olmak Cesareti'nin etkisini yaratamadı. Kitap, hayatın anlamına dair ciddi bir tartışmaya onsuz girilmeyen, vazgeçilmez bir klasiğe dönüştü. Herkesin duyduğu ve kendisini okumak zorunda hissettiği bir "simge" kitap oldu. Halihazırda üniversitelerdeki okuma listeleri onsuz düşünülemez, kitabın adı dahi teolojik sohbetlerin terminolojisine girmiştir.

Az sayıda teolog Paul Tillich kadar modern dünyanın hayal gücünü yakalayabildi. Din adamları tarafından olduğu kadar içinde bulunduğu kültür tarafından da çok ciddiye alınan Tillich, bir ilahiyat ve felsefe klasiği olan bu metinde modern insanın ikilemini tasvir eder ve kaygı sorununu yenmenin yoluna işaret eder.

"Kader, suçluluk ve ölüm korkusu; modern ruhu altüst eden üç kaygıydı. Kader, anlamı ve amacı tutsak etmişti; yaşayan bir ölü olmaktı. Ölüm ise hayatta anlamın olmayışının ve herhangi bir ödül ya da ceza ümidi olmadan anlamsızlık tecrübesinin ta kendisiydi."

"Seneca der ki, "Korkunun kendisi dışında berbat olan hiçbir şey yoktur." Epictetus ise şöyle der, "Korkunç olan ölüm ya da zorluk değildir, ölüm ve zorluk korkusudur." Kaygımız bütün insanlara ve varlıklara korkunç maskeler takar. Onlardan bu maskeleri çıkartırsak, kendi yüzleri ortaya çıkar ve ürettikleri korku yok olur. Bu, ölüm için bile doğrudur. Her gün hayatlarımız azar azar bizden alındığı için, varoluşumuzun son bulduğu saatin kendisi ölümü getirmez, yalnızca ölüm sürecini tamamlar. Ölüm imgesinin maskesi düştüğü zaman, bu korkular da yok olur..."
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • Bayram Yetek
  • Ebru Çelik
  • MZÇ
  • Sems Gl
  • Ozan Akıncılar
  • Ta
  • Mevlüt Kayabaşı
  • Duygu Gedik
  • Gökhan Tunç
  • Aysel

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (1)
9
%20 (1)
8
%20 (1)
7
%20 (1)
6
%0
5
%20 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0