Ölmeden Önce Ölünüz

·
Okunma
·
Beğeni
·
3433
Gösterim
Adı:
Ölmeden Önce Ölünüz
Baskı tarihi:
Kasım 2011
Sayfa sayısı:
195
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757200932
Çeviri:
Elif Ara
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okyanus Yayıncılık
Ölüm dıştaki herşeyinizi alır ve içsel olarak kendinizi geliştiremediğiniz taktirde doğal olarak hiçbir şeyi ölümden koruyamayacağınız ve sahip olduğunuz her şeyi yitireceğinize dair korku duyarsınız. Ancak içsel benliğinizi geliştirip, dış etkenlerden bağımsız olarak huzur, mutluluk, sükunet ve neşeye kavuşabilmişseniz, benliğinizin ait olduğu bahçeye varıp, saf bilincinizin açan çiçeklerini görebilmişseniz, ölüm korkusu diye bir konu sizin için söz konusu bile olamaz. Yaşayabildiğiniz kadar yoğun ve dolu dolu yaşayın ki, yaşamın tadı, ölümün neden korkulacak bir şey olmadığına dair bir ipucu sunsun size. Yaşamınızı tanıdığınız taktirde, onun ışığında ölüm diye bir şeyin olmadığını anlarsınız. Kişinin ancak dolu dolu yaşayarak tanıyacağı bu yaşam sonsuzdur. Siz yaşadıkça, bu sonsuzluk duygusu da eş zamanlı olarak ortaya çıkacaktır. Ne kadar yoğun yaşarsanız bu duyguyu da o kadar derinden hissedecek, ölümün olmadığını da o kadar hızlı kavrayacaksınız. Benim dinimde ölüm kutlanacak bir şeydir çünkü aslında ölüm diye bir şey yoktur. O yalnızca yeni bir yaşama açılan kapıdır.
195 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
bana farklı bir bakış açısı kazandıran ve okumaktan kesinlikle tad aldığım kitaplardan biri oldu.bazılarınız bu kitabı okuduğunda''ne kadar saçma bi kitap bu böyle!''diyebilirsiniz muhtemelen ve zaten bu kitap öylesine okunacak değil anlaşılacak,anlaşılmak ve kendinize farklı değerler katmak için okunacak bi kitap.yani gözleriyle okuyan için ''saçma'' gelebilir ama beynini kullanarak okuyacak kişi için ''mantıklı'' bir kitap olarak kalacaktır muhtemelen:)...kitabın içeriği tamamen başlığıyla bir zaten, bi şey anlatmak yersiz olur bu konuda.okuyacaklar için şimdiden iyi okumalar:)
195 syf.
·10/10
Yayati adında büyük bir kral tam yüz yaşına kadar dopdolu yaşamış ve yaşamın sunabileceği her türlü keyfi tatmıştı. Ölüm bir gün Yayati'nin kapısını çalıp, "Hazırlan," dedi. "Vaktin geldi ve seni almaya geldim."

Yayati ölümü görünce, birçok savaşta bulunmuş kahraman bir savaşçı olmasına karşın titremeye başlayıp şöyle dedi, "Ama henüz çok erken."

Ölüm, "Çok mu erken?"diye yanıt verdi. "Yüz senedir hayattasın. Çocukların bile yaşlandı. En büyük oğlun seksen yaşında. Daha ne istiyorsun?"

Yayati'nin yüz tane karısı olduğu için, yüz tane de oğlu vardı. Ölüme sordu, "Bana bir iyilik yapabilir misin? Birini almak için geldiğinin farkındayım. Oğullarımdan birini ikna edebilirsem, onun canını alıp beni yüz yıl daha rahat bırakır mısın?

Ölüm şöyle yanıt verdi: "Senden başkası kendini hazır hissediyorsa onu almakta hiçbir sakınca görmüyorum. Ama sanmıyorum- sen babaları olduğun, hepsinden uzun yaşayıp her şeyin keyfine vardığın halde kendini hazır hissetmiyorsan, oğullarından biri nasıl hissedebilir?"

Yayati yüz oğlunu çağırdı. Daha yaşlı olanları sessiz kaldılar. Ortada büyük bir sessizlik vardı, kimse bir şey söylemiyordu. Yalnızca henüz onaltı yaşında olan en genç oğlu ayağa kalkıp şöyle dedi, "Ben hazırım." Ölüm bile bu genç çocuk için üzülüp, "Belki de sen fazla safsın. Baksana, diğer doksandokuz kardeşin tamamen sessiz kalıyor. Bazısı seksen, bazısı yetmişbeş, bazısı yetmişsekiz, bazısı yetmiş, bazısı altmış yaşına kadar yaşamış ve daha da yaşamak istiyorlar. Sen henüz hiçbir şey yaşamadın. Ben bile senin için üzülüyorum. Tekrar düşünmelisin." diye uyarıda bulundu.

Oğlan, "Hayır!" dedi. "Onların bu halini görünce kararımdan iyice emin oldum. Benim için üzülme; mutlak bir farkındalıkla gidiyorum. Babam bile yüz yaşında hala tatmin olamamışsa, burada olmanın ne anlamı var? Ben nasıl tatmin olabilirim? Doksandokuz ağabeyimin de tatmin olamadıklarını görüyorum. O zaman neden vakit harcayayım? En azından babama bu iyiliği yapabilirim. Bu yaşlı haliyle, bırakalım yüz yıl daha keyif sürsün. Ama benim için bitti. Kimsenin tatmin olamadığını görünce, yüz yıl bile yaşasam yine de doyamayacağımı kesinlikle anladım. Bu yüzden bugün gitmemle, doksan sene sonra gitmem arasında hiçbir fark yok. Lütfen beni al."

Ölüm genç oğlanı aldı. Ve yüzyıl sonra geri geldi. Yayati yine aynı durumdaydı. "Bu yüz yıl çok hızlı geçti."dedi. "Yaşlı oğullarımın hepsi öldü. Ama bir önerim daha var. Sana başka bir oğul verebilirim. Lütfen bana acı."

Bu böyle devam etti, hikaye bin sene böylece sürüp gitti. Ölüm on kez Yayati'yi ziyaret edip, dokuzunda oğullarını aldı, Yayati de yüz yıl daha yaşadı. Onuncu kez geldiğinde Yayati şöyle dedi: "Hala beni almaya ilk kez geldiğin zamanki kadar tatmin olmamış durumdayım. Ama bu sefer istemeye istemeye, gönülsüzce de olsa geleceğim çünkü senden bana bir iyilik daha yapmanı isteyemem. Bu çok fazla olur. Hem bir şey kafamda kesinleşti ki, bin senede tatmin olamadıysam, onbin senede bile olamam."

Bu bağlanmaktır. Yaşamaya devam edebilirsiniz ama ölüm düşüncesi aklınıza geldikçe titremeye başlarsınız.
195 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Olduğundan değişik bi inceleme yapmak istedim

Kitapta güzel hikaye ve hayatı sevdiren örneklerler nasihatler söylemler barındırıyor.Sohbet havasında tek oturuşta bitirebileceginiz bir kitap. Her kitap okunmalidir bu kitabıda okuyun tavsiye ediyorum.Mantigim kabul etmediği için bir deney gözlem yapmak istedim :) sevgili oshoya birkaç şey söylemek istiyorum.

(kitap ta konular sorulan sorularla açılıyor bende öyle yapayım :)) -röportaj seklinde-
Ve her seferinde sevgili osho diye hitap ediliyor bende öyle yapayim:) osho soru sorayim hayatta geri dondugunde cevap yazacaktir. kimse onun yerine cevap yazmasin lütfen :) )

Burası
SEVGİLİ OSHO ya
bu sizin okuduğum ikinci kitabiniz digeri İnsan Kendinin Aynasıdır kitabiydi. Ona inceleme yazmadım. Özlü sözlerden oluşuyor hangi sözü ne için söylediğinizi kestiremedim.(neyse) Kafamdaki soru şu tabi mistik hocasısiniz işinizi yapıyorsunuz. Herseyi meditasyona nasıl bağliyorsunuz. Misal "
Çünkü Meditasyonda hiçbir şey ters gitmez.Meditasyon olmadan ise herşey zaten ters gidiyordur.Meditasyon olmadan hiçbir şey yolunda gidemez. Diyorsunuz
Aynı şekilde meditasyondan korkmadığınız zaman ölümden de korkmazsınız.Meditasyon sizi ölüme hazırlar.Meditasyon bir iş değildir.
Meditasyon saf mutluluktur.
Meditasyon zorlu, eziyet veren, insanı dünyevi zevklerden soyutlanmaya zorlayan bir ibadet biçimi değil aksine oldukça keyifli, müzik dolu, şiirsel ve gitgide daha çok saf bir neşeye dönüşen bir yöntemdir.
Meditasyon meditasyon meditasyon ....
Uff sıkıcı değil mi ulan yapacak o kadar iş var gözlerimi kapatıp öylece bekleyecem.

Şimdi asıl mevzuya geleyim.sizin inancinizda reenkarnasyon var.
"Ölüm yalnızca bedeninizi ve zihninizi alacak, sizi değil.Siz ebedi yaşama aitsiniz.""ölüm anında, ölüm gerçekleşmeden hemen önce, iki beden artık birbiriyle özdeşleşmemeye başlar. Artık ikisi ayrı yola gidecek, tensel beden fiziksel elementlere karışırken, tinsel beden yeni bir doğuma, yeni bir şekle, yeni bir rahme doğru kutsal bir yolculuğa çıkacaktır."
Yaşam her zaman sürmüştür ve her zaman da sürecektir.Varoluş süreklidir. "Diyorsunuz bati ise tam aksini idea ediyor . Bilinç altlarında biricik yasam sanslari var. Bu yüzden zaman için pek uğraş içerisinde değerli kullanma bir eğilimde değilsiniz . Batı aksine "Charles Darwin dediği gibi hayatin bir dakikasını boşa harcamaya cüret eden hayatın değerini anlamamıştir. diyor.Hatta onlar reenkarnasyonu geçtim cennet cehennmem vs bizim inancıninda dışında yok olma bilinciyle yasiyorlar yada bilinc altlarında bunu barindiriyorlar.bu inanç yasam şekillerini bicimlendiriyor. Haberin olsun millet berduş gibi ortalıkta gezerse sorumlusu sensin (aynı sekilde "bilinc"kavramı icin doğu gönül batı akılda diyor. biz yol ustundeki guzergahtayiz:) osho burasi seninle alakası yok ). Bide Hz Muhammed(sav) Hz musa(as) Hz isa(as) ' nin reenkarnasyondan haberdar olduğunu ve bu sefer bilerek insalara söylemediğini yaşamlarını daha faydalı gecirsinler diye farklı bir yöntem kullandığını ideaa ediyorsunuz, hatta İncil'de doğrudan olmasa da bunu işaret eden bir çok ipucu vardır. Birkaç gün önce İsa'dan şöyle bir alıntı İsa'dan şöyle bir alıntı yapmıştım: "Ben İbrahim'den çok önce vardım." Ve İsa der ki, "Geri geleceğim".Böyle bir tespitte bulunmussunuz(hayret) siz niye insanların hayatı biricik yaşamalarını sağlamıyor da soyluyorsunuz gene dünyaya geri geleceksiniz diye niye niye niye :) siz daha mı ileri goruslusunuz. Ölünün arkasindan konuşmak iyi değil derler . Şimdilik aklıma bunlar geldi. Doğduğunda ara beni bul numaram 05... :))
195 syf.
Öncelikle Merhaba:
Yapacağım ileti Hıristiyan (Halil Cibran )ve Osho (Dinlerin varlığı yok) isimli yazarları karşılaştırarak yapacağım.
Cibran'nın okuduğum 7 kitabının arasında ölüm temalı kitabı vardı ve ölümü Hıristiyanlık dinine göre işlemişti.Ölümü işlerken insanın kendini tanıma güdüsü oluşturması gerekiyor diye söylenimlerde bulunmuştu.
-Osho ise bir yaratıcı var fakat bireyi engeleyip bastıran dinlerin varlığının gerekli olmadığını söylüyor.Ölüm temasını işlerken gene Halil Cibran gibi öz benlik ,var oluş gibi terimleri dile getirmiş.Osho'nun da dediğimi gibi "degıstirilemeyen tek olgu ölüm" .Evet burda kendisine katılıyorum . Cibran'a gelecek olursakta ölüm Yaratıcı'nın varlığının somut hali olduğunu dile getirmişti .(Tıpkı İslam dinin de olduğu gibi)..
Hıristiyan olmayan Osho , Hıristiyanlık dininde İsa "tek bir hayat var ve onu yaşıyorsunuz eğer ölüm kapınıza geldiğinde bir daha bu hayatı yaşayamayacaksınız "deyip insanların sürekli acele etmeleri gerektiğini söylüyor.Zaman kavramı yoktur fakat zaman var deniliyorsa bu Hıristiyanlık dini yüzündendir demesine karşı.Bende Cibran'ın İsa'dan öğrendiği öğretisi " İnsanı hayatında yok eden bütün inanç ve öğretiler geçersizdir . İnsanı ümitsizlik , üzüntü ve azgınlığa götüren bütün duygular yalancıdır.Cünkü insanın görevi ; yeryüzünde mutlu olmak ,saadet yollarını bilmek ve nerede olursa olsun mutluluk adına nasihate bulunmaktır"kendisine yönlendirmek isterdim.Hıristiyan bile değilken neden karşı olması beni şaşırttı.Kitabı okurken aşırı bir duygusuzluk gördüm.Osho Yaratıcı'nın var olduğunu dile getiriyor fakat bilmeyeceğimizi söylüyor.Kendisi Yaratıcıyla nasıl bağ kuruyor ,tabiki sevgi ile ya da başka bir duyguyla . Sonuçta Allah'ı bilmek duyguların teslimiyetidir.Ölümün gerçekliğini birçok defa dile getiriyor.Cunku çevresinde ki insanların öldüğüne şahit olunca ölüm kendisi için gerçeklik kazanmış.Reenkarnasyonun varlığı varmış.Kendisi öyle dedi.Hatta Hz.İsa 'nın ben geri geleceğim diye söylemiş.Bu demek oluyor ki Reenkarnasyon var .Ama dinler varlığını bastırıyor.Bunlari kendisi diyor bende şunu dmeek istiyorum. Eğer Reenkarnasyon varsa;
1-Ölen deden veya öz baban neden geri gelmediler?
(Zaten geri gelseydi biz buna ölüm değil uzun halli uyku derdik .)
2-Ölüm ne zaman bana uğrayacağı belli değil .Belki hayatta ilk defa mutlu olacam o da ölüm izin vermeyecek.Tekrar geri geleceksem niye öldüm ki?

**bide şu var hayvanlar . reenkarnasyon da hayvanlar ne olacak.Bana sakın şunu demeyin ;
--Zaten hayvanlar çok hücreli ve tek hücreli olarak ayrılır.Tek hücreli hayvanlar mitoz bölünme ile çoğalır.Ve mitoz bölünme de ise DNA farklılığı yoktur.Birbirlerinin aynısı olurlar.Cok hücreli canlılar ise türlere göre ayrılıp aynı türden olanlar yaşamını devam ettirrler demeyin lütfen..
195 syf.
·1 günde·10/10
Osho hakkında en ufak bir fikrim yok, hatta bu okuduğum ilk eseri. Tamamıyla Ölmeden Önce Ölünüz hakkında konuşmak istediğim ufak bir inceleme yapmak istedim.

Kendisinin ölüm hakkında söyledikleri, her defasında bunu 'mutlulukla' / 'soğukkanlılıkla' kabullenmemiz gerektiğini vurgulayıp durması beni hem çok şaşırttı hem de yeni bir bakış açısı kazandırdı. İnançlı insanlara saçma gelecek bir kitap olsada, üzerinde bir düşünülse mutlaka yazarın ne demek istediğini anlarlar. Henüz Osho için bir şeyler söyleyemesemde, okuduğum bu kitabını sevdiğimi açıkça belirtiyorum. Okumanızda kesinlikle fayda var.

Minik bir alıntıyı da buraya ekliyorum.

"Ölümü kabullenmedikçe, yarım, eksik, eğreti kalırsınız. Ölümü kabullendiğinizde ise, aynı zamanda dengeye de kavuşursunuz. O zaman her şeyi kabullenirsiniz: gündüz ve geceyi, yaz ve kışı, aydınlık ve karanlığı. Yaşamın tüm kutuplarını kabullendiğinizde dengeye kavuşur, sakin ve bütün olursunuz.

Bütünlüğü düşünürken, ölümün hakkını vermeniz gerekir. Yaşam güzeldir ama ölüm de yaşam kadar güzeldir. Ölüm de yaşam gibi kendi içinde kutsanmıştır. Ölüm de tıpkı yaşam gibi içinde çiçekler barındırır."
195 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Okuduğum ilk Osho kitabı ve çok ilginç. Osho yaşamı boyunca tek bir kitap bile yazmamış aslında yaptığı konuşmalar derlenerek kitaplaştırılmış. Kitapta ölümün bir son değil yepyeni bir başlangıç olması ilgi çekici ve keyifli hikayelerle desteklenerek anlatılmış. Pek çok açıdan İslam tasavvufuyla örtüşen bir eser ancak İslamiyetten tamamen ayrı yönleri de var reenkarnasyon gibi ... Okunulası, ilginç bir kitap.
195 syf.
Kitap, Osho'ya sorulan ve genel itibariyle konusu ölüm ve meditasyon olan soruların cevaplanmasından oluşuyor. Her biri ayrı sorular ve farklı zamanda verilen cevaplar olmasından dolayı da çok fazla tekrar var. Ezberlediğim cümleler oldu diyebilirim. Cümlelerin yanında görüş tekrarı da çok baskındı. Yani 'ölüm bir son değil, yeni hayata başlangıçtır, ölüm bir kutlamadır' görüşü kitapta dönüp dolaşıp denk geldiğiniz konu oluyor. Ölüm korkusu üzerine durup, aslında ölümün korkulması değil, kutlanması gereken en kutsal şey olduğunu, ölümden sonra yeni bir hayatın olduğunu yani reenkarnasyonun var olduğunu savunuyor Osho ama bu reenkarnasyon için ikna edici bir şey bulamadım ben.
Ölüme çok fazla kafa yoran biri olarak kendi görüşlerimle her ne kadar uyuşmasa da bana zıt görüş olarak oldukça çok şey kattı. Okunmaya değer bir kitap. Özellikle de ölüm korkusu olanlar okuyabilirler. :)
195 syf.
Osho'nun kendine has bir felsefesi var. Yaşam ile ölüm arasında olan ince çizgiyi gerek dinlerin bakış açısından gerekse de; mitolojik olarak uydurmaları sınayarak sokratik bir felsefe anlayışı ile eserinde sorgulamamıza yardımcı oluyor.

Osho: Aslına bakarsanız, derin bir uyku gibi gerçekten keyifli bir şeydir, der ölüm için. Kitabı okuduktan sonra inanıyorum ki ölüme olan bakış açınızda değişecek ve hayata olan bakış açınız da bir o kadar değişecek. Ve anları yaşamaya odaklı olacaksınız. Daha doğrusu; yaşam felsefemiz değişiyor kitap ile birlikte.
195 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
"Size dindar olma ilhamını veren şey yaşam değil, ölümdür."
"Gerçek din size ibadet etmeyi öğretmez, gerçek din kendi ölümsüzlüğünüzü, içinizdeki Tanrıyı keşfetmeyi öğretir." Bunları ve bunlar gibi pek çok insanın iliğine işleyen şeyleri söylüyor Osho.
Baştan nedir, kimdir falan derken sonra nasıl yani? diyorsunuz (dedim). Hakikati anlatmak yada Hakikat'ten parçaları anlatmak hindistanda doğmuş herhangi bir dine mensup olmadığını beyan eden birisine de nasip olmuş.
Eğer tasavvuf nedir, din nedir, kimim, nereye gidiyorum, yaradılış nedir, ben bu oyunun neresindeyim gibi açlık çektiren sorularınız varsa, bu kitap ve Osho nun diğer kitapları hedefi göstermek açısından değil yolu anlatmak babında fazlasıyla yardımcı olacaktır. Ben Kapıyım(Osho) kitabında şöyle birşey okumuştum; hangi kitabı okursan oku, bir şekilde bildiğinden fazlasını öğrenemezsin, kendinden öteye geçemezsin.

Şunu anlattı bana hem bu kitabında hem diğerlerinde; zaten biliyor olduğumuz birşeyi fakat unuttuğumuz o şeyi, aşkla yaşamayı.
195 syf.
·20 günde·9/10
Düşüncelerinizi gökyüzünden geçen bulutları izler gibi izlemelisiniz. Onlar hakkında yargıya varmazsanız. Bu kara bulut, kötü bir bulut, bu beyaz bulut vakur görünüyor. Bulut buluttur, ne iyi ne kötüdür. Düşünceler de boyledir; yalnızca aklınızdan geçen küçük dalga boylarıdır.
Mutsuz musunuz? Hemen şarkı söylemeye, dua etmeye, dans etmeye başlayın. Anahtarı bir kez bulduktan sonra yaşamınız bir daha eskisi gibi olmayacaktır. Esas anahtar budur: her şeyi kutlamak.
Siz yalnızca yaşayın, sevin ve her anı derin bir haz ve mutluluğa çevirin. Tüm korkular böylece kaybolabilir.
195 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yarım bıraktım sayılmaz aslında ama çok içime sinmeyen bir kitap oldu.. İnanç noktasında eğer biraz şüpheleriniz varsa yaratıcıya karşı kafanız bir hayli karışabilir... Osho bu kitapta aslında “sadece ruhunu özgür bırak seni sınırlandıran ne varsa unut “ mesajı vermiş... Bunun içerisinde Allah inancıda dahil.. Vaziyet böyle olunca açıkcası sindirerek okuyamadım... Bana biraz reankarnasyon biraz Nirvana. ( Budizmde, her türlü isteklerden, duygulanımlardan, tutkulardan arınıp en yüksek ruh durumuna erişme. ) inancını öğretmeye çalışıyor gibi geldi...
“Bir tohum çiçeğe dönüşür. Biz buna çiçeklenme, büyüme deriz. Aynı şekilde, ona göre, doğum da ölüme doğrü büyüyor...”
“Belki de cerrahi bilimi anestezi sanatını ölüm deneyiminden öğrenmiştir “çünkü Ölüm en büyük cerrahidir..” Ölüm sizi bedeninizden, zihninizden, kalbinizden, Ayırır..”
"Kesinlikle özel ve mahrem olan iki deneyim vardır: ölüm ve rüya görmek. Kimse benim
yerime ölemez ve kimse benim yerime rüya göremez."
Dedemin öldüğü günden beri ölüm benim için daimi bir refakatçi haline geldi. O gün ben de öldüm. Çünkü bir şey kafamda kesinlik kazandı; yedi yıl da yetmiş yıl da yaşasan ne farkeder? Bir gün mutlaka öleceksin...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölmeden Önce Ölünüz
Baskı tarihi:
Kasım 2011
Sayfa sayısı:
195
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757200932
Çeviri:
Elif Ara
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okyanus Yayıncılık
Ölüm dıştaki herşeyinizi alır ve içsel olarak kendinizi geliştiremediğiniz taktirde doğal olarak hiçbir şeyi ölümden koruyamayacağınız ve sahip olduğunuz her şeyi yitireceğinize dair korku duyarsınız. Ancak içsel benliğinizi geliştirip, dış etkenlerden bağımsız olarak huzur, mutluluk, sükunet ve neşeye kavuşabilmişseniz, benliğinizin ait olduğu bahçeye varıp, saf bilincinizin açan çiçeklerini görebilmişseniz, ölüm korkusu diye bir konu sizin için söz konusu bile olamaz. Yaşayabildiğiniz kadar yoğun ve dolu dolu yaşayın ki, yaşamın tadı, ölümün neden korkulacak bir şey olmadığına dair bir ipucu sunsun size. Yaşamınızı tanıdığınız taktirde, onun ışığında ölüm diye bir şeyin olmadığını anlarsınız. Kişinin ancak dolu dolu yaşayarak tanıyacağı bu yaşam sonsuzdur. Siz yaşadıkça, bu sonsuzluk duygusu da eş zamanlı olarak ortaya çıkacaktır. Ne kadar yoğun yaşarsanız bu duyguyu da o kadar derinden hissedecek, ölümün olmadığını da o kadar hızlı kavrayacaksınız. Benim dinimde ölüm kutlanacak bir şeydir çünkü aslında ölüm diye bir şey yoktur. O yalnızca yeni bir yaşama açılan kapıdır.

Kitabı okuyanlar 269 okur

  • Hamza salman
  • Duygu Demiroğlu
  • Burcu ÖZEL
  • Ahmet umut uzun
  • Ebru Şahin
  • Huriye Mutlu
  • İmran Kılıç
  • DAMN İT
  • Ronahi
  • tsundoku

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.3
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%6.3
25-34 Yaş
%43.8
35-44 Yaş
%37.5
45-54 Yaş
%6.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.8
Erkek
%52.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.3 (18)
9
%17.6 (13)
8
%23 (17)
7
%12.2 (9)
6
%4.1 (3)
5
%9.5 (7)
4
%2.7 (2)
3
%1.4 (1)
2
%5.4 (4)
1
%0