Geri Bildirim

Ölmüş EşekAziz Nesin

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.999
Gösterim
Adı:
Ölmüş Eşek
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
176
ISBN:
9789759038199
Kitabın türü:
Yayınevi:
Nesin Yayınları
"Kurttan korkusu olmayan Ölmüş Eşek`in Tahtalıköy`den yeryüzündeki arkadaşı Eşekarısı`na yazdığı mektuplar.

Sevgili Eşekarısı,

Mektubumu alınca şaşıracaksın. Biz onu çoktan nalları dikti biliyorduk, yine hangi ahırdan çıktı diye afallayacaksın. Hiç şaşma, Tahtalıköy`deyim. Sana bu mektubumu Tahtalıköy`den yazıyorum. Bir zamanlar yeryüzünde yaşamış bütün büyükler, ünlüler, ileri gelenler, hepsi burda. Ben de onların arasındayım. Sen şimdi, `Vah vah, sağlığında değerini bilememişiz!` diyerek ne denli dizini dövsen yeridir. Neden, `Kör ölür, badem gözlü olur!` denildiğini, o kör olası dünyada değeri anlaşılmamış olanların son umudu Tahtalıköy`e gelince çok iyi anladım. Gözlerim burnumun ucunu bile göremezken, ölümümden sonra, `Sürmeli gözlüydü`, `Bakışları üzünç doluydu` diye benim için övgüler düzüldüğünü duydum."
Sevgili Eşek Kardeşim;

Mektuplarını alınca çok şaşırdım. İğnemle kanatlarım birbirine girdi. İnanır mısın? Ben inanmadım. İnanmadım tabii. Tahtalıköy'e kim gitmiş de mektup göndermiş? Hem de mürekkep yalamış bir merkep... Hiç hayatımda duymadım. Zarfın üzerinde şu pulları da görmesem https://imgyukle.com/i/Vqzl0 , daha da inanmazdım. Dedim işin içinde Aziz Nesin varsa, vardır bir bildiği. Hem de taa 1957 yılında gönderilmiş, elime daha yeni geçiyor. Demek ki ordaki zaman kavramıyla burdaki de farklı eşek kardeş. Ne edem, ne diyem, nerelere gidem bilemedim. Benim bu yazdıklarım da eline ne zaman ulaşır bilemeyeceğim ya da çoktan ulaştı da haberim mi yok? Zaten az biraz aklım vardı, senin yazdıklarını okuyunca o da gitti. Dut yemiş eşekarısı gibi kalakaldım. Düşündüm, düşündüm. Bir akıl sır erdiremedim.

Baktım da o zamandan bu zamana pek de değişen olmamış eşek kardeş. İnsanlar hala aynı. Ölen öldüğüyle kalıyor. Borcun varsa onlara, arkandan ağlarlar. Öldüysen, kuytu köşede gelip ceplerini yoklarlar. İzleyip, izleyip giderler. Yardım ederiz derler, kolunu çıkarırlar. Ayrı bir vurdumduymazdır onlar. Kan kaybından ölsen, eskimiş pabuç teki gibi kalakalırsın ortada. Bir el atalım da yetiştiriverelim demezler. O da ne ki? Sıradan ölüm bu yahu, deyip beğenmezler; ulu orta asılacak adam ararlar, şöyle zevkine vara vara izlemelik.

Ben de senin yazdıkların sayesinde, drone kamera gibi yukarılardan uçarak bir öte dünyayı bir bu dünyayı izledim durdum. Bilirsin ben fazla yüksekten uçamam. Ama gözlem yapmak benim işim, bal da yapamayınca... Neler yaşamışsın da haberimiz olmamış. Hani Snoopy diye bir köpek vardı, hatırlar mısın eşek kardeş? Sahibi Charlie Brown teselli ediyordu onu: Merak etme, bir gün hepimiz öleceğiz! Teselli olur mu hiç zavallı Snoopy? Doğru ama diğer günlerin hepsinde yaşayacağız, diye üzülüyordu. Meğer ölmek daha zormuş ya eşek kardeş, gördüm de şaşırdım. Sanki yaşarken çok güzel yaşıyorduk ya... Ölümden sonrası meğer ayrı bir ızdırapmış. Adam - pardon eşek-  şöyle bir keyfiyle ölemez mi? Ölüye kırk takla attırırlar da öyle huzura erdirirlermiş. Bizim camiada bir laf vardır: İt ite, it kuyruğuna, derler. O misal. Bu ölümün de ne çok bürokrasisi varmış! Bir an evvel gömelim gitsin, demezlermiş. Yakının varsa, torpilin varsa ohh ne ala yaşadın. Pardon, huzurla ölebildin. Hani tek eşit olduğumuz şey ölümdü? Orda da eşitlik yokmuş meğerse eşek kardeş. Sahip çıkanın, mezar bulanın yoksa yandın. Bir ordan, bir buraya. Ya da morglarda sürünürsün. Ölme eşeğim ölme... Yaz gelsin de yonca bitsin!

Hadi işin yaver gitti ya da seni başkasının ölüsü diye kakaladılar da gömüldün, diyelim. Yalancının mumu yatsıya kadar! Foyan ortaya çıktı mı, mezara girsen de huzur yok. Bir ademoğlu gelip de üç kulhu bir elham okumaz. Gelen varsa da mezara tükürür gider. Hay ben böyle Dünya'nın, dersin. Amma velakin, Tahtalıköy'de de rahat edemezsin. Hem, ne çok konuşur bu ölüler? Benim bile beynim şişti eşek kardeş! Cehenneme gider, huzur bulursun; rahata erdin diye alır cennete gönderirler. Tam Tahtalıköy yani... Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal!

İnsanlar, sizleri aşağılamak için derler ya hani: İnsanda yok ise edep; okusa, alim olsa da yine merkep, yine merkep... Kurban olsunlar size! Sen hiç kafana takıp da üzülme Eşek Kardeş. Her nasılsa; insanlık ölür, hayvanlık ölmez! http://youtu.be/oNT2dimuJCA

Öperim kulaklarından. Pek Hürmetli Kardeşin Eşekarısı...
Selam olsun kitap dostları... :) :)
Vizeleri bitmiş, iyi kötü geçmiş mutlu bir ben varım bugün. Yorgun ama oldukça iyi. :) :)
Günler evvel yazamadığım incelememe başlayayım hazır elim değmişken.
Aziz Nesin... Güzel Adam... Komik ama Gerçeği gösteren Adam...
Okurken öyle buruk güldüm ki, sizlerde okurken eminim aynı hisle okuyacaksınız. "He lan valla öyle, sjsjsjsj ahh ahh" cinsinden. :D
Hem anlıyoruz ki ölünce de rahat yok insanoğluna, hoş diriyken ne kadar ölü değilsek?. Aziz Nesin'in anlattığı da bu.
Kitabı bitirince aklıma bir şiir geldi. Ne hoşuma gider o şiir de :) :) hemen şuraya yazıvereyim, benzer mizahı, anlatmaya çalıştığı.

'Hani kalabalığı pek sevmem de...
Yine de ne hikmetse
Arada bir atasım geliyor ruhumu güruha
Dün müydü neydi
İyilik boşluk hallerinden sıkılıp
Aveme'de iki dolanayım dedim kendi kendime
Yok aman dese de
İnsanın gözü değiveriyor ışıldaklı vitrinlere...
Hmm balıkçılar da gece avında ışıldak kullanırdı değil mi...
Yöntem aynı... Neyse
Bir vitrindeki ayakkabıların - üstü çizikli-
Sözüm ona indirimli fiyatına dikkatle bakınca
Estağfur tövbeleyip
Usulca mırıldanarak bir euzü çektim
Bari inceden söveyim diye...
Ah sindirella ah...
İyi ki de öykülerde yaşıyorsun da fiyatları görmüyorsun...
Bak entari-etek, ayakkabı-potin, don-gömlek...
Alayı kampanyalı...
Yersen... Giyersen... '

-Arifhan Atilla-

İşte böyle canlar pek bir şey diyemedim ama okuyunca kitabı birgün söyleyecek pek de bir şeyin kalmadığını(ben gibi) anlarsınız :) :)

Kitapla kalın hep iyi kalın...

Benzer kitaplar

Okuduğum en güzel kitaplardan biri,mutlaka okunmalı.Göreceksiniz söylemek isteyip sustuklarınizi bulacaksınız.Aziz Nesin hayatımızın her alanına güzel dokunuşlar yapmış.
Yazar burada kendini ölmüş şekilde hayal ederek dünyada yaşam sürenlerle mezarın altındaki ölüleri hicivli şekilde karşılaştırıyor. Bazen güldürüyor, bazen tebessüm ettiriyor. Bazen de düşündürüyor. Bu dünya hayatının boşluğuna işaret ediyor. Önemli olan bu kubbede hoş bir seda bırakmak. Ne mutlu hoş bir seda bırakabilenlere, görünürde insan gözüküp, gerçekten insan olabilenlere! Keyifli okumalar !
Gülmekten gözyaşlarımı akıtan kitap sayısı azdır hatta sınırlı sayıdadır bu vesileyle küçük büyük hatta orta yaş sınırı olmadan okunacak okutturulacak güzelliktedir bu ibretlik öyküsü Aziz Nesinin ziyadesiyle kesinlikle es geçmeyin üzülürsünüz. :))
"Ay hakikaten, işte bizim Türk milleti" diyebileceğiniz bir kitap.
Aziz ustamız -ki şahsen benim çok hoşuma giden- yine harika bir öykü/roman çıkartmış ortaya.
Yazar o zamanın yani 1957 yılındaki Türkiye'yi, şartlarını ve vatandaşlarını, anlayacağınız her şeyini mizah karışımı eleştirmiş.
Ölmüş eşek yani öykünün ana karakteri adı üstünde ölmüştür ve tahtalıköyden yeryüzündeki arkadaşı eşek arısına mektuplar yazıp gönderir. Mektuplarda eşek arısına ilk önce nasıl öldüğünü anlatır. Devamında ise öldükten gömülmeye kadar ki zamandan bahseder.

Her mektupta "yok artık böyle cahil olur da böyle yalan olur mu?" diyorsunuz. :)
Altta paylaştığım alıntıda gördüğünüz gibi alttan alttan gönderme değil, direk lafı yapıştırıyor Aziz Nesin.

Dünyada yaşarken de böyle oluyor. Birçok insan bağırıyor, çırpınıyor, ağlıyor ama seslerini duyuramıyorlar. Çünkü böylelerinin yaşayıp yaşamadıkları belli değildir, bizden ayrımları yoktur. Nüfus sayımı, seçimlerde oy verme zamanı, vergi ödeme yükümü, askerlik gibi yurt görevleri dışında insandan sayılmazlar, şu ölüsü kandilli dünyada, "Sen de insan mısın?" diye sorunca, göğsünü gere gere, "Evet,insanım!" diyebilecek kaç kişi vardır? (sf.86)
Okudukça kendinizi kaptıracağınız okunan bir Aziz Nesin kitabı. Her devre ince dokunuşlar,nükteler var.Okudukça güldüren ve düşündüren o dönemi ve gelecek dönemlere de aynı etkiyi gösteren güncelliğini koruyan okunası bir kitap...
Herkese iyi okumalar...
Memleket meseleleri hakkında hiciv içeren bir Aziz Nesin eseri.
Gönüllü olarak ölmeye çalışan bir adamın başına gelenleri anlatan mektuplardan oluşan bir eser.
Oldukça güzel bir kitap, herkese tavsiye ederim
Hep sevmişimdir Aziz Nesin kitabı okumayı ve her yeni kitapta neden sevdiğimi bir kez daha anlamışımdır.
Yıllar evvel yazılmış bir kitabı okuyorsunuz ve sanki bugüne yazılmış hissini yaşıyorsunuz.
Kitabın konusu özetle bu hayatta yüzün gülmediyse öbür dünyadan umutlanma ,yaşarken de ölürken de öldükten sonra mezara girerken de hep sınıf farkları var.
- Ben olsam doktorların yerinde , hemen gömüveririrm.
- Ayol doktorların başını kaşıyacak vakitleri yok... Her sabah hastaneye gelip , saat ondan onbire kadar hastaları seyrediyorlar.
“Yeri doldurulmaz bir kayıp” mı diyorlar, yoksa, “Bir mikrop eksildi” mi? Ne derlerse desinler, ikisi de külahıma... öldüm ya, ben ona bakarım. Arkada kalanlar çatlasınlar kıskançlıklarından. Ben yine öndeyim...
-Ne dersin? diye sordu.
-‎ Allah... derim.
-‎Böyle laf olmaz. Hukuki konuş!
Yani, anlaşılmaz, uzun cümlelerle konuşmamı istiyordu.
-Tahtalıköy ceza kanununda hangi hallerde muhakemenin gizli cereyan edeceği madde-i mahsus ile tayin edilmiş olmakla, işbu derdest-i rüiyyet dava mevzuunun...
Yargıç,
-Kesss!.. dedi, Mahkeme kararını vermiştir.
-‎ Yaşasın Adalet!.. Yaşasın FENERBAHÇE!.. diye bağırdım.
- Terbiye kalmamış , dedi sözde vatana çocuk yetiştiriyorlar. '' Saldım bayıra , mevlam kayıra!... ''
- Doktorlar anlamazlar mı?
- Aman oğlum , doktorlar diriden anlamıyorlar , ölüden ne anlasınlar...
Ölülerin sesini diriler duymaz; tıpkı dünyada gerçekten yaşayanların, kendilerini yaşıyor sananların seslerini duymadıkları gibi...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölmüş Eşek
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
176
ISBN:
9789759038199
Kitabın türü:
Yayınevi:
Nesin Yayınları
"Kurttan korkusu olmayan Ölmüş Eşek`in Tahtalıköy`den yeryüzündeki arkadaşı Eşekarısı`na yazdığı mektuplar.

Sevgili Eşekarısı,

Mektubumu alınca şaşıracaksın. Biz onu çoktan nalları dikti biliyorduk, yine hangi ahırdan çıktı diye afallayacaksın. Hiç şaşma, Tahtalıköy`deyim. Sana bu mektubumu Tahtalıköy`den yazıyorum. Bir zamanlar yeryüzünde yaşamış bütün büyükler, ünlüler, ileri gelenler, hepsi burda. Ben de onların arasındayım. Sen şimdi, `Vah vah, sağlığında değerini bilememişiz!` diyerek ne denli dizini dövsen yeridir. Neden, `Kör ölür, badem gözlü olur!` denildiğini, o kör olası dünyada değeri anlaşılmamış olanların son umudu Tahtalıköy`e gelince çok iyi anladım. Gözlerim burnumun ucunu bile göremezken, ölümümden sonra, `Sürmeli gözlüydü`, `Bakışları üzünç doluydu` diye benim için övgüler düzüldüğünü duydum."

Kitabı okuyanlar 122 okur

  • Setenay Gökdağ
  • Kitap Kurduu
  • sana ne oluyor tolstoyevski
  • Sinan Umut
  • Almost Honest
  • Zafer Tanç
  • Eren
  • Selma Kaplan
  • Muhayyelll
  • KÎMA... (?)

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.3
14-17 Yaş
%2.5
18-24 Yaş
%11.4
25-34 Yaş
%24.1
35-44 Yaş
%31.6
45-54 Yaş
%19
55-64 Yaş
%5.1
65+ Yaş
%5.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.8
Erkek
%43.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.5 (17)
9
%12.5 (5)
8
%25 (10)
7
%12.5 (5)
6
%2.5 (1)
5
%2.5 (1)
4
%0
3
%0
2
%2.5 (1)
1
%0