Ölü Bir Yazarın Anlattıkları

·
Okunma
·
Beğeni
·
1471
Gösterim
Adı:
Ölü Bir Yazarın Anlattıkları
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753559621
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayınları
Türkçülerin, Kürtçülerin, birtakım dincilerin ve kolluk kuvvetlerinin nedendir bilinmez birbirine girdiği bir eylem sırasında, hasbelkader o meydandan geçmekte olan zavallı bir yazar, nerden geldiği anlaşılmayan hain bir sopanın kafasında patlaması neticesinde hayatını kaybeder. Ölmüştür ölmeye ama, yazmaktan da bir türlü vazgeçememiş, siyasi ve edebi düşüncelerini, gittiği yerden, yayınevine bir biçimde ulaştırmıştır. Ömer Faruk Dönmez, çarpıcı üslubu ve ironik anlatımıyla, okuyucuyu, sadece eğlenceli bir okuma serüvenine değil, aynı zamanda sarsıcı bir sorgulama sürecine de davet ediyor.
160 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabı anlatmaya, benim ne lisanım yeter ne de sözcüklerim. Ömer abi o kadar güzel bir biçimde kaleme almış ki kitabını sanki sen karşısındasın ve seninle esprili bir dille konuşup hakikat anlatıyor, amma ne hakikat sana tefsir anlatıyor sana öz dilin olan osmanlı türkçesinden lugat ezberletiyor sana islamcımıyım yoksa müslümanmıyım sorusunu sorup senden cevabını bekliyor. Sana kıyamet dehşetini anlatıyor ki, ibret al kendini bul ha birde sürekli ağzımıza dolanan kullanırken bile hangi amaçla anlamını bilmeden söylediğimiz kelimelerin anlamını öyle bir öğretiyor ki . Burdan gerisi size kalsın ama kitap bittiğinde "kırk katırlıkmıyım yoksa kırk satırlıkmı " diye soruyorsunuz kendinize. Okuyun ve okutun vesselam
160 syf.
Yazar samimi bir uslüple insana bi şımar atarak kendine getiriyor insanı. Müslüman olarak ne kadar uyanık olmamızı nelere dikkat edeceğimizi dile getiriyor. Yusuf Suresinin anlatımı inceliklerine kısaca yer vermesi beni daha çok bir kitaba bağladı. Kitabımızın muhteşemliğini bir kez daha anlatım uslüp ortaya çıkarmış. Tebrik ederim yazarı....Mutlaka okumalısınız....
160 syf.
Derdi olmalı insanın, derdi. Sakın "oğlum kafayı mı yedin, durduk yere niye derdimiz olsun" gibilerinden karşı saldırıya geçmeyin, yenilirsiniz. Yenilirsiniz çünkü herkesin ama az ama çok bir derdi olduğunu gözardı edip en başta kendinizi kandırırsınız. Bundan mütevellit ben de şöyle derim; maddeye bağlı olan dert, dert değil belki illettir. Maddeye bağlı olmayıp "ben" eksenine mıhlanmış olan dertse esas olandan fazlasıyla eksik. Öyle bir derdi olmalı ki insanın, öldükten sonra dahi o derdi ile anılmalı. Yaşamalı.

İbrahim bu dünyadan göçüp gitmiş dert sahibi bir yazar. Ötelerden yazmış satırları anlayacağınız. Nasıl oluyor bu demeye kalmadan bunu "onu bana değil yayımcıya sorun" şeklinde cevaplıyor. Evet böyle bir huyu var İbrahim'in. Siz daha bu neden böyle diye sormadan, o bunu hem sizin yerinize soruyor hem de cevaplıyor. Evet, dert diyorduk. Dert sahibi bir abimiz İbrahim. Ölmüş gitmiş ama bu derdi onu kitap yazmaktan alıkoymamış. Derdiyle yaşamış. Peki ne derdi var bu adamın? Dertlerin en şereflisi, İslam ümmeti!

Kitabın ilk bölümlerini okurken aklıma -Allah Teala rahmet eylesin- Osman Yüksel Serdengeçti geldi. "Bir Nesli Nasıl Mahvettiler?" adlı eserinde merhum Mehmet Akif Ersoy'un cemiyetçi özelliğinden övgüyle bahsediyor ve ekliyor;

"Kendi zamanındaki şair ve romancılar ise, bu canlı, gerçek, halk mevzularına dokunmaktan adeta tiksinmişler, hep hayalat ile uğraşmışlardır. Mesela sembolizmin Türkiye'de mümessilliğini yapan Ahmet Haşim, bu kan ve kıyamette, millet inim inim inlerken, 'altın kulelerden kuşlar uçurmuş' ,her şeye küsüp darılan, tebdil-i vicdan tebdil-i dine den Tevfik Fikret, Aşiyanına çekilerek, şimdi bir protestan papazı olan oğlu Haluk'a şiirler yazmakla vakit geçirmiştir. Zamanın şairazamı Abdülhak Hamit de, metafizik meselelerle uğraşmış, bir taraftan veremden ölen karısına mersiyeler yazarken, diğer taraftan başka bir kadına aşk mektupları yazmıştır."

Merhumun haklı oluşu maalesef bugün dahi devam ediyor. O zamanlar millet açlıktan can çekişiyor, ahlak-edep parçalanıyor, savaş sebebiyle nice ev garip kalıyordu; bugünse din-iman içeriden dışarıdan saldırılara maruz kalıyor, körpe zihinler batının pislikleri ile dolduruluyor, haya ise her gün biraz daha yok oluyor. İki zamanda da geçerli olan tek şey ise "dert sahibi" insanların azlığı. Hatta daha da kötüsü, ferdiyetçilik temsilcilerinin göklere çıkartılması.

Ömer Faruk Dönmez "ölü yazarı" İbrahim aracılığı ile İslam'ın değerlerine naçizane sahip çıkıyor. Canhıraş. Tane tane anlatıyor, ince ince eliyor, bazen yumuşak bazense kaya gibi sert bir şekilde iğ-ne-li-yor. Yaptığı tespitler, sorduğu karşı-sualler gerçekten etkileyici. Özellikle teşbih-tenzih çerçeveli tespiti tek kelimeyle muazzam. Büyük olasılıkla bütünüyle kendisine ait değildir ama bunu onun vasıtasıyla öğrenmem bile benim için yeterlidir.

İçerisinde "kıssaların en güzeli" olan Yusuf Suresinin mealini de barındıran bu güzide kitap gerçekten okunmayı fazlasıyla hak ediyor. Hikayede/romanda Yusuf Suresi'in meali?

Evet, Ömer Faruk Dönmez dertli bir adam.

Not: İşbu inceleme Ocak 2016'dan kopup gelen bir yazıdır. Ufak düzenlemeler yapılmıştır.
160 syf.
Ömer faruk dönmez'in okuduğum 2. Kitabı ilk okuduğum kitabı "Dervişhandı" çok beğenmiştim ve diğer kitaplarını da alıp okuma kararı aldım.

Neyse gelelim kitabımıza
Sivri bir dili ve zekası var yazarımızın günümüz gerçeklerini insanın suratına bir tokat gibi çarpıyor.
Ve iyi de yapıyor .
Bana çok samimi gelen bir kalemi var .

Kitabın içinde yusuf süresinin meali geçiyor Ve bu benim çok hoşuma gitti Yusuf(a.s.) kıssasını biliyordum ama meal olarak okumamıştım yazarımız sayesinde okumuş oldum .
Ve kitabı okurken Yusuf (a.s) kıssasını öğrencilerime anlatma kararı aldım ve anlattım .

Ben büyük bir keyifle okudum favori kitaplarımın arasına giren bir kitap oldu.
İnşallah yazarın diğer kitaplarını da alıp okuyacağım en yakın zaman da

KEYİFLİ OKUMALAR
Veysel Doğru
Veysel Doğru Ölü Bir Yazarın Anlattıkları'ı inceledi.
@baltanefer·16 Şub 15:56·Kitabı okumadı
Bu kitap ta tıpkı Hamza ve Dervişan gibi okuyucuyu bir sonraki sayfa için sabırsızlandırıyor ve hatta sayfa henüz bitmeden bi sonraki sayfa da acaba ne muziplikler var yine hangi konuda payeleneceğim diye kendinizi muhasebeye çekmeye bile başlıyorsunuz...
160 syf.
·Beğendi·9/10
Ömer Faruk Dönmez'in #Hamza'dan sonra okuduğum ikinci eseri. Keskin bir zeka ve sivri dil, akıcı bir üslup..
Dönmez, yine mizahı ve edebiyatı ele alarak hem
düşündüren hem de öğreten üslubuyla bir kitap sunmuş bize. Onun çarpıcı ve ironik dili, okurları tarafından mutlaka bilinir. Tespitleri ve özellikle de tespitlerine eleştirel açısını pek severim ben. Okurken güldüren, evet ya tam da böyle düşünüyorum dedirten türden...

Ölü Bir Yazarın Anlattıkları kitabın kahramanının adı İbrahim. İbrahim bu dünyadan göçüp gitmiş
dert sahibi bir yazar. Nasıl oluyor derseniz, siz sormadan "onu bana değil
yayımcıya sorun." şeklinde cevaplıyor.

Ömer Faruk Dönmez "ölü yazarı" İbrahim aracılığı ile
İslam'ın değerlerine sahip çıkıyor. Tane tane, ince ince
bazen yumuşak bazen sert bir şekilde iğneliyor.
Kitabın içinde Yusuf suresinin mealine yer verilmesi
ve bunun günümüz olaylarıyla bağdaştırılması çok güzel.
İlginçtir ki; Yusuf (as) bir kadının fitnesinden kurtulmak için senelerce hapiste kalmayı göze almış; torunu Musa (as) ise bir kadına ulaşabilmek için senelerce işçilik/çobanlık
yapmış. (Bunları biliyor muyuz?)
160 syf.
·4/10
Yazarın diğer kitaplarına nazaran daha sönük kalan bir kitap. Kitabın içerisinde Yusuf suresinin mealine yer verilmesi ve bunun günümüz olaylarıyla bağdaştırılması çok güzel olmuş fakat onun dışında çok dolu bir kitap gibi gelmedi bana. Bir Yobazın Günlüğü ya da Hamza gibi degil. Daha dolu ve vurucu kısımlar içeren bu kitaplarına nazaran daha sıkıcı.
160 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
‘’Yaşamak her şeye rağmen zor iştir efendim. Yaşamak ve yazmak ise, zorun zoru…’’ demiş yazar. Fark ettim ki bir süredir inceleme yazılarını erteliyorum. Bahaneler belli tabii; havalar sıcak, Adana daha bir sıcak, canım istemiyor, şimdi dinlenmem gerek belki sonra. Bir süre sonra bahanelerin artarak devam ettiğini fark ediyor insan. Uygun bir anı kollayıp hemen ilk iş eline bir kâğıt kalem almak gerek yoksa aklına gelenlerde geldikleri gibi bir anda gidiyor. Pes etmemek en iyisi. Etmeyelim öyleyse, haydi.
Yazar ‘’ölmeden önce ölünüz’’ emrini gerçekleştirmiş. Bize öteki taraftan kitap bile yazmış. Sizler ‘’Ne? Bir dakika, nasıl?’’ gibi sorulara girmeden önce biraz yazar hakkında konuşalım.
Ömer Faruk Dönmez ’in kitaplarını okuduktan sonra düşünce duvarıma yeni bir kat çekmiş, araları biraz daha çimentolamış ve biraz daha sağlamlaştırmış gibi hissediyorum. Hiç fark edemediğim noktalara hiç düşünemediğim farklı açılardan bakmak ufkumu açıyor diyebilirim. Kitaplarındaki yazar tavsiyeleri hoşuma gidiyor ve nasıl yazı yazılır gibi konularda okuyucularına destek olması beni yazmaya cesaretlendiriyor. Kitabın içerisindeki genel hikâye arasında Yusuf Suresi’nin (Ayetle sabittir ki Yusuf Suresi kıssaların en güzelidir) tefsirini yapabilmiş biridir kendileri. Ve yine bu tefsirden yola çıkarak bin bir konuya temas ederek ufkumu açtılar kendileri. -Allah razı olsun diyelim-
Ve canı sıkılan, yazı güzel geçirmek isteyenlere değil düşünce dünyasında ince işçilik yapmak isteyip de benim gibi kitap arayanlara tavsiye edelim efendim.
160 syf.
·1 günde·9/10
Yazarı sevdiğimizi söylemeye gerek yok diye düşünüyorum. Kalbimize döndüren, "neler oluyor doktor" dedirten yazılarıyla yine karşımızda. Esas niyetini, "adalet, merhamet ve muhabbet kavramları üzerinden İslamcılığımıza; muhteva ve usûl üzerinden de edebiyatçılığımıza dair, üç beş kelam etmek" olarak bize açıklayan yazarımız bunu yine başarıyor. Kitabın içinde sürpriz denilecek bir yazıyla da karşılaştım ki hoş bir üslup oluşturmuş. Edebiyat, yazmak, çizmek, somut, soyut üzerinde yazdığı kısımları bana, Allah rahmet eylesin, Akif İnan'ın "Din ve Uygarlık" ve "Edebiyat ve Medeniyet Üzerine" eserleri anımsattı, sanki oradan almış ilhamı. Bu iki eseri de güzellikle tavsiye ederim. Son kısımdaki İslamcılık eleştirisine "ama" diye başlarken devamında bahsettikleri beni susturdu ve bu hususta bir ara derince düşünmeyi not ettim. Zira çok kişide sıkça karşılaştığım durumları açıklayan bir yazıydı. Şu yazarla konuşup şu konuları daha açık dinleyebilsem diye geçirdim içimden. "Durun bir dostlar" demek için, bağzı şeyleri kabuğun ötesinden görmek için okuyabilirsiniz. Neticede, çuvaldızı kendimize.
160 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Yolumuz,insanın aciz olduğunu her daim hatırda tutma yoludur.
Akıl binamızın giriş katında celî sülüsle “HİÇ” yazılı bir levha asılıdır vesselam.”
.
“Hem ne demiş Ziya Paşa : ‘Kişinin görünür rütbe-i aklı eserindedir. “
"Bir milletin ihtişamını, duyarlılığını, öfkesini, mutluluğunu, inceliğini anlamak istiyorsanız şairlerine bakınız."
Müslüman bu dünyaya “Bir ağacın altında gölgelenip gidecek bir yolcu gibi “ bakar. Kazık çakmaya çalışmaz..
Oysa insan, savaşırken bile bir ahlâka / bir hukuka dayanmak zorundadır; çünkü o, güçlü olduğu için değil ,haklı olduğu için savaşır.
Ömer Faruk Dönmez
Sayfa 130 - İz yayıncılık 2.baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölü Bir Yazarın Anlattıkları
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753559621
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İz Yayınları
Türkçülerin, Kürtçülerin, birtakım dincilerin ve kolluk kuvvetlerinin nedendir bilinmez birbirine girdiği bir eylem sırasında, hasbelkader o meydandan geçmekte olan zavallı bir yazar, nerden geldiği anlaşılmayan hain bir sopanın kafasında patlaması neticesinde hayatını kaybeder. Ölmüştür ölmeye ama, yazmaktan da bir türlü vazgeçememiş, siyasi ve edebi düşüncelerini, gittiği yerden, yayınevine bir biçimde ulaştırmıştır. Ömer Faruk Dönmez, çarpıcı üslubu ve ironik anlatımıyla, okuyucuyu, sadece eğlenceli bir okuma serüvenine değil, aynı zamanda sarsıcı bir sorgulama sürecine de davet ediyor.

Kitabı okuyanlar 191 okur

  • Okuyan Hanım
  • kitapmeftunu
  • kevservatansever
  • S.
  • abdulkerim
  • Gamze
  • Celâl DENİZ
  • Besra K'
  • H
  • Zeynep nursemin karaca

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (22)
9
%18.2 (8)
8
%13.6 (6)
7
%11.4 (5)
6
%0
5
%0
4
%4.5 (2)
3
%2.3 (1)
2
%0
1
%0