Ölü Kuşların Sessizliği

·
Okunma
·
Beğeni
·
5,3bin
Gösterim
Adı:
Ölü Kuşların Sessizliği
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
496
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053111580
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
Baskılar:
Ölü Kuşların Sessizliği
Ölü Kuşların Sessizliği
Nefes kesen bir tempo. İnsanı çepeçevre saran bir hikâye.
Beklenmedik olaylar örgüsü...

İçine çektiğin nefes gibidir hayat. Önce alırsın, sonra verirsin. Her şey hareket halindedir. İleri ve geri. Öne ve arkaya. İçe ve dışa. Yukarı ve aşağı. Sarkaç hiç durmaz. Ritim kendini telafi eder. Her inişi çıkış, her doğuşu yok oluş, her acıyı sevinç izler. Bu yüzden her keder mükâfatlanır. Her fedakârlık ödüllenir. Her borç mutlaka ödenir.

İstanbul Dragos'taki yazlık evde ölü bulunan bir adam. İntihar mı yoksa cinayet mi belli değil. Aynı anda İstanbul'un başka bir noktasındaki evde bulunan karısı kendi isimlerini taşıyan kuşların boyunlarının kırılarak öldürüldüğünü fark eder. Bir sorun daha vardır. Hiçbir şey hatırlamamaktadır.

Olayı takip edenlerden biri yükseleceğine kesin gözüyle bakılırken emniyet içindeki bir grubun kumpası neticesinde sürülen ve hakkında dava açılan bir istihbaratçı, diğeri ise kadın olmanın zor olduğu topraklarda Cinayet Büro'da çalışan tek kadın polis. Bu iki kişi gittikçe karışık bir hal alan soruşturmayı yürütürken birlikte çalışmaya koyulurlar. Soruşturma derinleştikçe geçmişteki sırlar ve bedeli ödenmemiş günahlar bir bir ortaya çıkmaya başlar. Artık herkes kendi geçmişiyle yüzleşmek zorundadır.

Başak Sayan "Bağlanma Korkusu" ve "Kelebeğin Kaderi"nin ardından bu kez "Ölü Kuşların Sessizliği" ile okuru psikoloji ve felsefenin iç içe geçtiği, soluk soluğa okunacak, heyecan dozu yüksek, sırlarla dolu bir dünyaya davet ediyor.

Başına gelenlerin nedenini anlamak için geçmişine bak!
496 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Tamamen kapağına bakarak aldım bu kitabı. Kuzgunlara olan sempatim ve ilgimin de etkisiyle hemen sipariş listeme ekledim o yüzden. Daha ilk sayfalarda hiç beklemediğim kadar güzel bir giriş, harika cümle yapısı ve mükemmel betimlemeler zinciriyle karşılaşınca ‘’vaaayyy beee’’ diyerekten hemen elime telefonu alıp Twitter dan kitabın yazarına mesaj attım :)
Giriş kısmının son sayfasını hayranlıkla çevirirken bir yandan da beklentilerimin çok üstünde bir kitapla karşılaştığım için ve daha ilk andan beni içine aldığı için bu eserle birlikte tarifsiz bir mutluluk ve gülümseme kapladı yüzümü. İkinci bölüme geçtiğimde sürpriz bir karakterle karşılaşınca refleks olarak gözlerimi daha fazla açıp gömüldüm kitabın cümleleri arasına. Karşılaştığım bu karakter, neredeyse benimle aynı isimde olan ‘’Emre Erdoğan’’ dan başkası değildi. İşin daha da ilginç yanı, benim yaklaşık 10-15 yıl sonraki halimin ete kemiğe bürünmüş şekliydi. Onunda kütüphanesinde ekonomi kitaplar vardı. O da bankacılık yapıyordu. Tabi ben henüz mezun olmadım bu bölümden orası ayrı tabi :) ancak hiçbir şey göründüğü gibi olmuyor..
Her şey çok güzel bir şekilde giderken, hep beraber mutlu ve mesut iken yazarımız bize ‘’bu kadar eğlence yeter’’ diyerekten bizi kör kuyulara, çıkmaz sokaklara ve acı dolu sayfalara atıveriyor birden.. Gelelim, beni yerden yere vuran, kalbimi paramparça eden nazlıya :( aslında şu an burada onun için kuracağım hiçbir cümle onu betimlemeye yetmeyecektir.. Hep bir şeyler eksik kalacaktır.. O yüzden sırf nazlı için bile okunur bu kitap..
Birazda Mehmet Ali den bahsedip karakter görüşlerime bir son vereyim. Açık açık söylemeliyim ki bir türlü yıldızımız barışmadı onunla, gereğinden fazla ön plana çıktığını ve çok fazla gereksiz övgü aldığını düşünüyorum, tabi ki bunlar benim tamamen şahsi düşüncem :) hatta bir kadının en savunmasız anından yararlanıp fırsat kollayışı beni iyice zıvanadan çıkardı. İşte o yüzden benim gözümde iğrenç bir adam.. keşke ölseydi.. :)
Yazarı ve kitabı ne kadar övgü bombardımanına tutsam az :) her sayfanın vermiş olduğu heyecan ve merak duygusu kitaptan kopamamamın yegane sebebi. Zaman, mekan ve karakterler arasındaki geçiş, olay örgüsü ve bitmek bilmeyen gizemler zinciri resmen büyüleyici. Aksiyon ve tempo hiç düşmüyor, her sayfanın içermiş olduğu yüksek dozda heyecan ve merak duygusunun tarifi çok güç. Tahmin dışı olaylar, sağ gösterip sola vurmalar, suya götürüp susuz getirmeler :) kitabın sonlarına doğru ‘’tamam çözdüm’’ dedimse de bir düğüm daha attı yazarımız. Tabiri caizse ağzım açık kaldı yani :)
Hayatımda beni en çok etkileyen kitaplardan biri oldu hatta çerçeveletip asmayı bile düşündüm :) Bu büyülü kitapla ve bu mükemmel yazar ile tanışmanın vermiş olduğu mutluluğu siz değerli insanlarla da paylaşmak istedim. Üstüne titreyeceğim bir kitabım daha oldu.. herkese tavsiye ediyorum eminim ki herkes kendinden bir parça bulacak bu kitapta...
496 syf.
·50 günde·Puan vermedi
Zevkle ve keyifle okuduğum bir kitabi bitirmenin üzüntüsü içindeyim. Hani bazen öyle kitaplar olur ki hiç bitmesin istersiniz. Çünkü daha ilk sayfadan sizi esir almistir büyüsü ile. İste Ölü Kuşların Sessizliği de benim için öyle bir kitap oldu. Açıkçası okumaya başladığımda bu derece etkili bir anlatim, ince ince dokunmuş, nakış gibi işlenmiş bir kurgu beklemiyordum. Okudukça yazara hayranlığım daha da artti. Sanatçı kişiliğini bildiğim Başak Sayan'in, yazar kişiliği ile de bu kitapla tanıştım. Ve en az sanatçı yönü kadar başarılı buldum. Hayata bakiş açinizi değiştirecek olumlu saptamalarla bir nevi okur üzerinde terapi etkisi de yaratan bu güzel kitabin konusuna da kisaca değinmek istiyorum. Çünkü ben polisiye kitaplarda özet yazar gibi yapilan yorumları doğru bulmuyorum. Çünkü yazarin ince ince nakış gibi işlediği olaylar ve büyük bir çabayla elde edilen ipuclari kitabin sonuna kadar gizemini korumalı. Farkinda olmadan verilen sopiler o kitabin zevkini tamamen kaçırabilir. Ben de buna dikkat etmeye calisarak bir kaç cumle ile kitabin kurgusundan bahsedeyim. Genç bir kadin olan Nazli bir kaç yillik evli ve görünüşte mutlu bir kadındır. Kocasinı cok sevmekte fakat onun geçmişiyle ilgili de hiç bir şey bilmemektedir. Son gunlerde Nazli da bir takım sağlık problemleri ortaya çıkar. Bir tür zaman kayıpları yasamaktadir. Bir sabah kalktığında kocasının ölüm haberini alir. Polis ilk başta intihar ettigini söyler. Fakat soruşturma ilerledikçe ölüm sebebinin cinayet olduğu anlaşılır. Işte hikaye bu noktadan itibaren derinleşmeye başlıyor ve bir çok kahramanın hayatına dokunuyor. Günümüz Türkiye'sinde yaşanan sorunların da satır aralarinda işlendiği, felsefi bakış açısıyla olaylarin ve yaşamın degerlendirildigi cok guzel bir kitap olmuş. Yazarin kalemine yüreğine sağlık. Merak edenlere gönül rahatlığı ile tavsiye ederim.
  • Kelebeğin Kaderi
    7.9/10 (140 Oy)129 beğeni334 okunma335 alıntı6,1bin gösterim
  • Şifacı
    7.6/10 (125 Oy)98 beğeni336 okunma34 alıntı3.183 gösterim
  • Son Tanık
    8.6/10 (208 Oy)165 beğeni432 okunma361 alıntı5,3bin gösterim
  • Maraz
    7.7/10 (90 Oy)83 beğeni351 okunma104 alıntı2.048 gösterim
  • Esir Şarkılar Vadisi
    9.0/10 (168 Oy)168 beğeni449 okunma122 alıntı3.865 gösterim
  • Agafya
    7.3/10 (169 Oy)150 beğeni570 okunma558 alıntı6,5bin gösterim
  • Delice
    7.6/10 (193 Oy)159 beğeni576 okunma189 alıntı3.963 gösterim
  • Sakkara'nın Kumları
    8.7/10 (185 Oy)172 beğeni463 okunma153 alıntı3.946 gösterim
  • Aşk Cephesi
    8.1/10 (93 Oy)112 beğeni301 okunma451 alıntı3.271 gösterim
  • Şeytanın Müridi
    8.5/10 (137 Oy)126 beğeni412 okunma55 alıntı2.503 gösterim
496 syf.
·3 günde
Kütüphaneden kitap almaya gittiğimde listeme sadık kalmayarak öylesine aldım bu kitabı. Akıcı bir dille yazılmış, yormuyor. Tekrarlar biraz fazla geldi bana ve bu yüzden bazı yerleri cümleleri atlayarak okudum. Ve birçok kitapta karşımıza çıkan altını çizdiğimiz cümleler biraz farklı şekillerde karşımıza çıkıyor kitapta. Ama kurgu güzel bence. Fazla ipucu vermeyeyim ama hepsini okuduğum Ahmet Ümit romanlarındaki gibi desem anlarsınız . Keyifli okumalar
496 syf.
·5 günde·Beğendi·6/10 puan
Bu kitaba başlama sebebim Facebook'ta yeni kurduğum Kitap Sevdasına adlı grupta bir arkadaşımızın önerisi oldu. Yazarını da bir kaç dizi de görmüşlüğüm vardı açıkcası ne çıkacak diye merak etmedim desem yalan olur. Öncelikle beğenmediğim aslında öyle de demeyelim beni sıkan tarafları belirtmek istiyorum.
495 sayfalık kitapta neredeyse 100 kere " "Çimen yeşili" , "arduvaz grisi" "zeytin karası" okumaktan gına geldi. Bundan gayrı birinin göz renginden bahsedeceksem bu renkler var hayatımda o kesin. Tabi bir de "Yaz rüzgarı kadar yumuşak ses" var. Başka türlü bir ses hayal bile edemez hale geldim. Yine söylemeden geçemeyeceğim "Yaz yağmurları gibi ılık gözyaşları" da var. :))
Kitabın içerisinde her şey o kadar çok betimleniyor ki betimlemelerden içim bulandı. İnsanın kaldırımın üzerindeki otun üzerindeki çiğin üzerindeki damlanın bile betimlemesini sürekli okuması baş ağrıtıyor.
Ama kitabın geneline bakacak olursanız ben katili sayfanın ortalarına doğru tahmin etsem de kurgusunu çok güzel bağlamış yazarımız. Kitap bunca betimlemeyle sizi boğsa bile akıyor. Bi de sürekli kendini tekrarlamasaymış çok daha güzel bir kitap olabilirmiş. Ben beğenmekle beğenmemek arasında biryerlerdeyim. İlk yarısında bırakma noktasına bile gelseniz bırakmayın derim. İlginç bir hikayesi olan polisiye ve psikolojik bir roman
496 syf.
·25 günde·Puan vermedi
Burada benim ilk inceleme yazım . Ölü kuşların sessizliği benim hayatımda etkilendiğim ikinci psikolojik bir kitap diyebilirim Kitapta intihar bunun sebebini araştıran polisler ,geçmişini unutan bir kadın
Kuşların boyunlarından kırılarak öldürülmesi o gün kötü bir olayın geleceğinin habercisiydi. Kadının eşi o gün intihar ediyor . Kadın o güne dair hiçbir şey hatırlamıyor . Acaba gerçekten intihar mı yoksa cinayet mı ? Kadın acaba hatırlamiyorsa acaba o mı işlemisti. Kadın neden her şeyi unutuyor ? Geçmişi hatirlarken neden kötü oluyordu? Acaba geçmişinde ne yaşamıştı ? gibi sorularin yanıtını alacaginiz mükemmel bir kitap.
Her bölümü okuduğuzda diğer bölümü de okumak için can atacaksınız. Kadın ruh halini hissedikce kötü olacaksınız. Ben kitapları okurken hep hissederim. Bu yüzdende beni çok etkiler.Hatta bu kitabı bitirdigimde Bakırköy ruh ve sinir hastalıklarında çalışmış bir hemşire ile konuştum.Kitapta hayalini kurduğum kadar merak ettiklerimi sordum .Ben otuz yıl boyunca hiç sıkılmadıniž mı dedim . Bana onları önce sevmen gerekli dedi. Orada bulunmak bana çok şey kazandırdı dedi. Gerçekten gerçek hayattan çok farklı bir yer.Herkesin içinde savaştığı bir şey var. Kimisi geçmişini unutmaya çalışıyor kimisi uyuşturucudan kurtulmaya çalıyor kimisi ailesini öldürüyor kimisi garip cisimler görüyor...
496 syf.
Toplumumuzda var olan "Her kışın bir baharı; her gecenin bir sabahı vardır" anlayışına paralel olarak "Her inişi çıkış, her doğuşu yok oluş, her acıyı sevinç izler. Bu yüzden her keder mükâfatlanır. Her fedakârlık ödüllenir. Her borç mutlaka ödenir." bakış açısı ile okuru; polisiye, felsefi ve psikoloji ile harmanladığı romanıyla güzel ve ilgi çekici bir yolculuğa çıkarıyor..
496 syf.
·8 günde·7/10 puan
Aslında "Nigahdar" kitabını merak ettiğim yazarın bu kitabını okulda bir arkadaşım "al, seversin sen bu kitabı" deyip elime tutuşturdu. Dedim herhalde tarihi özellikler içeren ya da sevişmeli mevişmeli bir kitap ki elime tutuşturdu. Okul başlayınca soracam. Ya da sormam. Çok da şey yapmamalı. Neyse.

Yaz tatili bittiğinde kitabı iade etmek istediğim için öne aldığım bir kitap oldu.
Evde aslanlar gibi Oblomov yatarken mecburen bu kitabı öne aldım.

Kitapla ilgili düşüncelerimi aşağıda sıralayacağım(çok da uzun sıralayamıyorum, daldan dala atlayan incelemeleri sevmediğim ve daldan dala yeterince atlayamadığım için sanırım milleti çekemiyor da olabilirim(ilişmeyin bana)) ancak bende uyandırdığı hissiyat tek kelime ile "yorgunluk". Okurken çok yorgun hissettim kendimi.

Okuması kolay, dili ağır olmayan bir kitap.

Aile içi istismar işlenen kitapları okuma konusunda hassas olanların sevmeyeceği bir kitap.

Kitabı okurken "aman tanrım" ya da "ooowww cizız" diyebileceğim tespitlerle karşılaşmadım. Alıntı yaparken de aslında sık sık bunu düşündüm. Yazar sanki benim de bilip dile getirmediğim düşüncelerimin bir kısmını yazıya dökmüş gibi hissettim.

Bir de bu yazarla ilgili en çok duyduğum eskiden oyuncu olması. "Yaprak Dökümü"nde falan da oynamış. Azra Kohen ile de aralarında bir polemik varmış sanırım ama merak edip bakmadım. Ama hatun güzel bir kadın ve sanırım birçok hemcinsinin düşlediği bir hayat yaşadığı için de hasetvari ve küçümsemeli "eskiden oyuncuymuş" cümlesine çok sık rastladım gibi geldi. Ya da ben gerimden uyduruyorum.

Kitapta çok içine kapanık, zaman zaman hafıza kaybı ve kişilik bölünmesi yaşayan Nazlı karakterinin eşinin ölümü ile başlayarak hayatı, yaşadıkları anlatılıyor, diyebiliriz. İkinci ana karakter olarak da, ilkeli, dürüst, Fetö mağduru polisimizin hayatı işleniyor.

Gereğinden uzun incelememsi bir şey oldu sanırım:) Affola.

Keyifli okumalar dilerim...
496 syf.
Nefes kesen bir tempo. İnsanı çepeçevre saran bir hikâye. Beklenmedik olaylar örgüsü...

Zevkle okudum. Türk filmine benzeyen detaylarla başlayan, sonrasında sizi farklı bir noktaya taşıyan kurgu. Bir kaç mantık hatası var ama gözardı edilebilir.
496 syf.
·8/10 puan
yazarın bağlanma korkusundan sonra okuduğum ikinci kitabı .Bu kitabı daha çok beğendim keyif alarak okuduğum kitaplardan biri.Tüm kitaplarını okumayı düşünüyorum.Felsefe ve psikolojiyi harmanlaması çok başarılı..
496 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Bu kitap polisiyeden de öteydi. Öncelikle kesinlikle psikolojik gerilim diyebilirim. Yanında polisiye, yanında felsefi bir kitap olmuş. Her şey okuyucuya tadında verilmiş. İçinde ne ağır felsefi konular ne de abartılı psikolojik ögeler var.
Nazlı’nın yaşadıkları, psikolojik sorunları, annesi ve kardeşiyle ilişkileri, geçmişe yönelik kısımlar… Kitap Nazlı üzerine kurulmuş gibi gözükse de bir yandan Aslı’nın yaşadıklarına bir yandan da Emre’nin hayatına göz atıyoruz. Kitabın felsefi kısmı da çok yerinde verilmiş. Kitabın içine serpiştirilmektense bir karakter olan profesör tarafından okuyucuya aktarılması güzel bir ayrıntı bana göre.
''Sanırım böceklerden hiç hoşlanmıyorsunuz.''
''Nereden anladınız ?''
''Bu bakışlara yabancı değilim. Ama inanın bana bu dünyada insandan daha tehlikeli ve korkulası başka bir canlı yok.''
Kime ne yaşatyıysan verdiğin şeyin aynısını yaşarsın bu hayatta. Acı verirsen aynı acıyı, mutluluk verirsen aynı mutluluğu yaşarsın...
Başak Sayan
Destek Yayınları/ Alef Hoca

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölü Kuşların Sessizliği
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
496
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053111580
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Destek Yayınları
Baskılar:
Ölü Kuşların Sessizliği
Ölü Kuşların Sessizliği
Nefes kesen bir tempo. İnsanı çepeçevre saran bir hikâye.
Beklenmedik olaylar örgüsü...

İçine çektiğin nefes gibidir hayat. Önce alırsın, sonra verirsin. Her şey hareket halindedir. İleri ve geri. Öne ve arkaya. İçe ve dışa. Yukarı ve aşağı. Sarkaç hiç durmaz. Ritim kendini telafi eder. Her inişi çıkış, her doğuşu yok oluş, her acıyı sevinç izler. Bu yüzden her keder mükâfatlanır. Her fedakârlık ödüllenir. Her borç mutlaka ödenir.

İstanbul Dragos'taki yazlık evde ölü bulunan bir adam. İntihar mı yoksa cinayet mi belli değil. Aynı anda İstanbul'un başka bir noktasındaki evde bulunan karısı kendi isimlerini taşıyan kuşların boyunlarının kırılarak öldürüldüğünü fark eder. Bir sorun daha vardır. Hiçbir şey hatırlamamaktadır.

Olayı takip edenlerden biri yükseleceğine kesin gözüyle bakılırken emniyet içindeki bir grubun kumpası neticesinde sürülen ve hakkında dava açılan bir istihbaratçı, diğeri ise kadın olmanın zor olduğu topraklarda Cinayet Büro'da çalışan tek kadın polis. Bu iki kişi gittikçe karışık bir hal alan soruşturmayı yürütürken birlikte çalışmaya koyulurlar. Soruşturma derinleştikçe geçmişteki sırlar ve bedeli ödenmemiş günahlar bir bir ortaya çıkmaya başlar. Artık herkes kendi geçmişiyle yüzleşmek zorundadır.

Başak Sayan "Bağlanma Korkusu" ve "Kelebeğin Kaderi"nin ardından bu kez "Ölü Kuşların Sessizliği" ile okuru psikoloji ve felsefenin iç içe geçtiği, soluk soluğa okunacak, heyecan dozu yüksek, sırlarla dolu bir dünyaya davet ediyor.

Başına gelenlerin nedenini anlamak için geçmişine bak!

Kitabı okuyanlar 354 okur

  • Beyzanur Kara
  • nrcnsrky
  • Deniz
  • Elif Kaya
  • Damla AYDOĞAN
  • Feyza Yilmaz
  • Ebru Ketenci Koç
  • Selin Aravi
  • MeftunKitaplığı
  • Hatice

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%16
13-17 Yaş
%4
18-24 Yaş
%4
25-34 Yaş
%20
35-44 Yaş
%40
45-54 Yaş
%12
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73
Erkek
%27

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%23.8 (35)
9
%18.4 (27)
8
%25.2 (37)
7
%7.5 (11)
6
%5.4 (8)
5
%0
4
%1.4 (2)
3
%0
2
%0
1
%0.7 (1)