·
Okunma
·
Beğeni
·
60,4bin
Gösterim
Adı:
Ölü Ozanlar Derneği
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055261122
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dead Poets Society
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nokta Yayınları
Baskılar:
Ölü Ozanlar Derneği
Ölü Ozanlar Derneği
Ölü Ozanlar Derneği
Dead Poets Society
Todd Anderson ve arkadaşlarının Welton Akademisi'ndeki yaşamları, yeni İngilizce öğretmenleri Bay Keating'in gelmesiyle birlikte inanılmaz biçimde değişir. Bay Keating onlara olağanüstü ve farklı bir hayatın kapılarını açar. Ondan etkilenen yedi arkadaş, Ölü Ozanlar Derneği'ni tekrar faaliyete geçirirler. Bu gizli dernekte ailelerin baskı ve beklentilerinden uzakta tutkularını özgürce yaşayabilmektedirler. Keating onları ünlü ozanların büyük eserleriyle tanıştırdığında yalnızca dilin güzelliğini öğrenmekle kalmayıp, yaşamın her ne kadar önemli olduğunu da ayrımsamışlardır.
141 syf.
Eveet sonunda uzun zamandır merak ettiğim “Ölü ozanlar derneği”ni okumuş bulunuyorum. Kitabı merak etme sebeplerimden biri (en büyük sebebi) “Carpe diem” :))

Bu siteye giriş yaptıktan sonra profil ismi olarak kendi ismimi değil de en sevdiğim latince ifade olan ve benim her yerde logoma dönüşmüş olan “carpe diem”i kullanmak kararı aldım. Her şey bundan sonra başladı :Dd.
Kaç tane mesaj geldi “Ölü ozanlar derneği”ni okudunuz mu, “Ölü ozanlar derneği” filmini izlediniz mi gibisinden. Acaba neden herkes “Ölü ozanlar derneği”ni soruyor diye merak ettim açtım araştırdım kitabı. Bir de ne göreyim. “Carpe diem” kitabın esas konusu :D.

Ben bu ismi lise yıllarından bu yana bu kitaptan ve filmden hiçbir haberim olmadan kullanıyordum. Ama gel gör ki “Carpe diem” felsefesine ait çok güzel bir kitap varmış. İsmimin vesilesiyle tanıştım bu kitapla ve iyi ki tanışmışım.

Daha fazla sizin kafanızı meşgul etmeden incelememe geçeyim :))

*******
~Kitaptan bazı olaylara değineceğimden dolayı SPOİLER olabilir. Şimdiden uyaralım da sonra “Senin yüzünden spoiler yedim” gibi şeyler duymayalım :)

*******
Hepimizin içinde gizli tutkular, gün yüzüne çıkmasını bekleyen yeteneklerimiz var. Peki hepimiz bu yeteneklerimizi değerlendiriyor muyuz? Küçüklüğümüzden beri “Büyüyünce ne olacaksın” sorusuna kalıp haline gelmiş yanıtlar veririz: doktor, öğretmen, polis, avukat ve s. Ama hiçbir çocuğun ağzından ben yazar; oyuncu; müzisyen; ressam, olmak gibisinden şeyler pek duymadım. Belki de istemişlerdir ama çoğu zaman ebeveynler tarafından “Yazar olup da ne yapacaksın git doktor ol” gibi şeyler duyduklarından dolayı bu isteklerini dile bile getirmez olurlar. #53414619

Ebeveynlerimizin elbette üstümüzdeki haklarını ödeyemeyiz ama haklılar mı çocukları bu kadar kalıba sokmakta? Benim oğlum (kızım) öğretmen; avukat; doktor olacak derken çocuğa da fikrini sormak gerekmez mi? Yazar; oyuncu bunlar meslek değil mi? Eğer çocuğunuz bu alanda kendini iyi ve yetenekli hissediyorsa ona köstek yerine destek olmak daha iyi olmaz mı? Tabii ki de daha güzel olur.

Çocukların psikolojisini oluşturan temel unsur ailedir. Çocuklarınızı kendinizden uzaklaştırmak istemiyorsanız onlara söz hakkı tanıyın. Yeteneklerini keşfetmelerine izin verin. Bir konuda kendini iyi görüyorsa arkasında durun. Sadece maddi olarak değil manevi olarak destek olun. Yoksa onların da sonu Todd gibi olur ve sizden uzaklaşırlar( #53407779 ). Daha da ileri giderse Neil gibi bir trajedik sonla karşı- karşıya kalırsınız...

Kitabı okurken daha bir kaç sene önce sırf üniversiteyi kazanamadı diye kendini asan çocuk geldi aklıma... O çocuk o kadar çok psikolojik baskı görmüş ki hem evden, hem hocalardan üniversiteye giremediğinden dolayı canına bile kıymış #53486973 .Her sene böyle haberler duyuyoruz maalesef. Ailesinin baskısı yüzünden kendi canına kıyan yüzlerle genç var.

Bu yüzden anne babalar çocuklarının sözlerine fikirlerine saygı duymalılar. Yoksa sonunda fikirlerine saygı duyacak bir çocukları bile kalmayacak...

Kitaptaki ikinci güzel mesaj hocalara veriliyor.
Kitabı okudukca keşke bir tane bile olsa Bay Keating gibi hocam olsaydı dedim. Ama maalesef tüm hocaların ister lisede, isterse de üniversitede yaptığı tek şey kitaptaki kendilerine dayatılan konuları bize ezberletmek. #53330038
Beyni geliştirmek, çocuğun özgür düşünmesini sağlamak hiçbirinin umrunda değil. Ve bu yüzden “okumuş cahiller”in sayı günü günden artıyor.

Öğretmen çocuğa yol gösterendir. Psikolojini etkileyen ikinci etken öğretmen baskısı. Bu yüzden öğretmenler çocuk psikolojisini çok iyi bilmeli ve her çocuğa kendi psikolojisine göre davranmalı. Todd gibi nice çocuklar var kendine kapanan, fikrini söylemeye çekinen. Böyle çocuklara kitaptaki bilgiden önce kendini ifade etmesi öğretilmeli. Keşke bunu hocalar anlayabilseler ve çocuklara buna göre davransalar.

Kitap her açıdan anlaşılması ve ders çıkarılması gereken bir kitap. Okurken çok duygulandım. Özellikle ebeveynlere ve öğretmenlere okutmamız gereken bir kitap. Belki dönüp kendilerine bakarak yaptıklarını sorgulamalarına vesile olur.

Vee incelememe hayat felsefeme ve logoma dönüşmüş “carpe diem”le son vermek istiyorum :)).

“Carpe Diem”- “Anı yaşa”
Hayatımda hep bu felsefeyle yaklaşmaya çalıştım. Anı yaşamak. Bir şeyi yapmak şansımız varsa yapmalıyız. Hayat ertelemeye gelmiyor. Günü gününe yaşamak lazım hayatı. Ne demiş şair:

"Topla gül goncalarını toplayabilirken,

Zaman uçup gidiyor.

Bugün sana gülümseyen çiçekler

Yarın soluveriyor"

Ne olursa olsun hayatı sevin, hayata tutunacak bir şeyler bulun. Ve en önemlisi hep gülümseyin :)). Sizin üzülmenizi isteyenlere inat hep mutluluk olsun yüzünüzde :))
Şunları da bırakayım buraya motive olmak için:

#53473550

#53390176

#53377196

#53348546
136 syf.
·3 günde
Welton Akademisi'ne hoş geldiniz diyerek başlamak istiyorum; Hayat ile çeşitli konularda mücadele ederken, ne sıklıkla içimizden geleni yapıyoruz?

Çevremizdekilerin, arkadaşlarımızın ya da ailemizin bize uygun gördüğü yolda yürürken ne kadar mutluyuz? anı yaşamanızı ve tüm engellere rağmen hayallerinizin peşinden gitmenizi öğütleyecek Akıcı ve kısa sürede hikayenin içine çeken kitap. Her öğretmenin ve ebeveynin ve tabiki biz öğrencilerin de kesinlikle okuması gereken bir kitap herkes okumalı sanırım. Çünkü eğitimin içinde ya da yakınında olan herkesin alacak dersleri var. Kısa bir hikaye olup büyük anlamlar taşıyan bir kitaptı.

Okurken Bay Keating'in derslerine ve "anı yaşa" felsefesine kendimi kaptırmadım değil tabiki kitapta; Onur - Gelenek - Disiplin - Mükemmellik göreceksiniz. Başarı açısından ilk göze çarpan; konusu bence, elbette anlatımı, üslubu, dili kullanım tarzı da takdire şayan. Akıcı üslubunu, araya serpiştirdiği anlamlı şiirlerle tamamlamış yazarımız.

Ve konusuna gelecek olursam; yeni bitirmiş olmamın da etkisiyle kitabın son bölümünün beni çok etkilediğini, sarstığını dile getirmek isterim (spoiler) harika bir kitap olduğunu bir kez daha farkettim. iyi okumalar dilerim..
#okudumbitti.
  • Yüreğinin Götürdüğü Yere Git
    8.1/10 (2.358 Oy)2.324 beğeni11,8bin okunma9,1bin alıntı39,8bin gösterim
  • Koku
    8.3/10 (3.776 Oy)3.234 beğeni12,2bin okunma7bin alıntı67,4bin gösterim
  • Bir Çift Yürek
    8.4/10 (3.756 Oy)3.750 beğeni14,8bin okunma14bin alıntı88,4bin gösterim
  • Robinson Crusoe
    8.3/10 (3.068 Oy)2.762 beğeni13,4bin okunma4.807 alıntı132,6bin gösterim
  • Ana
    8.6/10 (4.398 Oy)4.634 beğeni17,7bin okunma29,3bin alıntı97,1bin gösterim
  • Çocuk Kalbi
    8.4/10 (2.320 Oy)2.332 beğeni11,5bin okunma3.687 alıntı62,7bin gösterim
  • Küçük Kara Balık
    8.7/10 (5,1bin Oy)4.753 beğeni19,9bin okunma7,5bin alıntı93,6bin gösterim
  • Ferrari'sini Satan Bilge
    7.5/10 (3.239 Oy)2.958 beğeni14,6bin okunma11,1bin alıntı68,3bin gösterim
  • Gazap Üzümleri
    9.1/10 (5,7bin Oy)6,2bin beğeni17,9bin okunma33,6bin alıntı170,6bin gösterim
  • Oliver Twist
    8.3/10 (1.951 Oy)1.806 beğeni10,2bin okunma2.977 alıntı47,8bin gösterim
136 syf.
·Beğendi·8/10 puan
İlk defa bir kitap incelemsi yazacağım aslında tam inceleme de denilemez daha doğrusu duygu ve düşüncelerimi aktaracağım. Bu konuda pek iyi olmayabilirim fakat yinede elimden geleni yapmaya çalışacağım

Spoiler içerir

Katı disiplini olan bir lise ve çoğunluğu aile baskısıyla burda okuyan öğrenciler. Tek yaptıkları katı bir eğitim sistemiyle çokça çalışıp iyi bir üniversiteye yerleşmek. Tabi bu yıl diğerlerinde farklıydı daha önce o okuldan mezun olmuş yeni edebiyat öğretmenleriyle hayatları değişecekti, ve tabi şaire ve şiire bakış açıları da

Bu kitabı okurken en çok dikkatimi çeken karakter Todd Anderson du diğer öğrencilerden farkı konuşmayı pek sevmeyen içine kapanık biriydi (bu kadar ilgimi çekmesinin bir nedeni biraz kendime benzetiyor olmamdi  galiba) ve tabiki edebiyat öğretmenleri farklı bir öğretim tarzıyla ve hayat felsefesi carpe diem  (anı yaşa) ile hem öğrencilerin hemde biz okuyucuların kalbini çalmayı başardı.
136 syf.
Hemencecik biten ama güzel izler bırakan bir kitap .

"CARPE DİEM" der susarım .

Otoriter ebeveynlerin baskısı altında yetişen öğrencilere , yepyeni bir kimlik kazandırmaya atfen yazılmış bir eser .

Sevilmek , saygı duyulmak , kabul görmek , umursanmak . . . Çoğu mecrada insanların ihtiyaç duyduğu olmazsa olmazlarından .

Etrafımızda bize yol gösterme cürretinde bulunan bir sürü ses vardır . Konu komşu , eş , dost , akraba . . . Aman benden büyüktür der susarız , kırmayız . Yaşayacağımız hayatı , kuracağımız hayalleri dahi bazen yapamıyoruz , korkuyoru . Kanıtlama çabası gütmeden kendi kendimize konuşup konuşup 'keşke' diyoruz .
Demeyin ! Yaşamak istediklerinizi , yapmak istediklerinizi söyleyin , yapın ! Onlar değil siz yaşayacaksınız . Alıp verdiğiniz nefes sizin olduğu sürece kendi fikirlerinizi , isteklerinizi söyleyin . Başkalarının engelleri ile yıkılacağınıza kendi hatanız kendi yanlışınız ile kendi çukurunuza düşün .


Kim ne derse desin sözcükler ve fikirler dünyayı değiştirecek güce sahiptir .
136 syf.
·1 günde·8/10 puan
Kim ulan bu Bay Keating?


Ben size söyleyeyim; hayatın içinden çıkan bir süper kahraman, bizlerden biri, bilin bakalım kim ve tabii ki de bu benim, demeyeceğim. Keating; tüm genç kızların hayallerini süsleyen genç, yakışıklı ve sıradışı bir edebiyat öğretmeni felan da değil. Keating, Keating'dir arkadaşlar. Namıdiğer 'Kaptan'. İmaja ve kariyerine önem veren bir akademisyen değil, öğrencilere, hülasa herkese kendi olabilmeyi, kendileri olabilmeyi öğretmeye çalışan örnek bir eğitimcidir. Her şeyden önce Keating'de şu duruma dikkat edilmesi gerekiyor; Keating, nasıl olmak istediğini de, nasıl olmak istemediğini de çok iyi biliyor. Bizler belki olmak istediğimiz kişiler olamayız, ama kimse de bizi olmak istemediğimiz bir kişi olduramasın.


Neden böyle bir giriş yaptığımı sizlere kısaca anlatayım; çünkü kitaba dair var olan 147 incelemenin okuduğum bir kaç başlıca incelemelerinde genellikle şöyle anılmış; güzel bir kitap ve okunmaya değer bir eser, eğitim sistemi, aile baskısı, bıla bıla... Değil arkadaş değil, okunmaya değer felan değil, anlaşılmaya değer bir kitap. Anlaşıldıktan sonra monoton ve ezbere bir yaşama sırt dönülecek, yüzünü yaşama dönecek bir kitap; 'Carpe Diem'i hayat felsefesi haline getirebilecek bir kitap. Alışılagelmiş geleneksel bir yaşam tarzının aksine, anı yaşamayı hayatı olağanüstüleştirmeyi öğütleyen bir kitap. Çünkü bu hayatta gelmişlikten sonra en büyük gerçek bu hayatı terkedişimiz olacaktır, şöyle ya da böyle bizi bekleyen bir ölüm hakikati var, bizden bir şeyler bekleyenlerin de böyle bir hakikati var, herkes için kaçınılmaz bir gerçeklikken ölüm, bu yaşam ancak insanın kendi elleriyle şekillendirilmeli-gerçekleştirmeli. Neden okumak değil de anlamak diye diretiyorum; eğer okursan, sadece böyle bir karaktere imrenebilirsin, ötesine geçmez -geçmesi çok ender rastlanan bir durum olur-. Yok eğer anlarsan, gerek aile ebeveynlerin gerek eğitiminden sorumlu insanlar, en yakın çevren ve diğer tüm herkese karşı; senin kim olmak istediğini veya kim olmanı istediklerinin yerine, senin kim olduğunu gösterebilirsin. Burda şu soruları sorabiliriz;
Başarı bizden istenilen midir, bizim istediğimizdir?
Başarı-mız bizi mi mutlu etmelidir, bizden başarı bekleyenleri mi?



Kitap özetle şöyle; bir şeyleri idraktan sonra, hayata olan bakış açımız değişir ve çoğumuz bir Keating olmayı isteriz, çünkü Keating 'olmasını istediği kişidir' fakat, kimimiz bu yolda Neil gibi bir tercih vermek zorunda kalırız ve sonumuz da ona benzer, kimimiz Neil'in başından geçeni yedirememiş delilerden olur, kimimiz de hain-çiyan-çakal olur (bunlar hiç bitmez sanırsın Allah'ın emri), kimimiz çiyansevmeyenlerden olup, buna karşın yapmış olduklarımızdan bize bir son sunulur. Olay her ne kadar kara kuru bir defterle başlamış olsa da, hikaye öyle kuru kuru ilerlemiyor. Çok basit bir olay örgüsü olduğu halde, içeriği kabinin içine sıkışıp kalmıyor. Karakterler üzerinde işlenmiş duygular; Baskın bir hayat, hayal, özgüven, şımarmak, utanmak-çevresel sindirilmişlik ve hafifmeşreplik olup -bence öyleydi- :) öğrencilerin tümüne farklı kişilikler yüklenmesi, aslında birbirinden farklı kişiler oldukları halde, bazı verilecek kararlar karşısında -bazı küfler haricinde- yek vücut olabilmeleri çok iyi işlenmiş. Kitap bittiğinde kuvvetle muhtemel çevrenizde bu tür sorunlar içerisinde olan arkadaşlarınıza da okutmak isteyeceksiniz. Ve dilinizde anı yaşamak ve sanatın özgürleştiriciliğine dair cümleler olacak.


Peki ya, yazar tüm bu olup bitenlerin neresinde; yazar kitabın ön ve arka kapağı arkadaşlar, ve bence Keating olabilme hayalini kendinde bulunduran kişi de yazar, hayaline ulaşamayacağı çaresizliğiyle Neil karakteri olarak kendini ön plana çıkarmayı başarıyor, bunların gerisinde kalan kahramanlık ve korkaklık durumlarını yine bir diğer karakterler de işlediği taslaklar bütünü bize yazarı tanıtıyor. Okuru ile yazarı arasında edinilen yakınlık yine benzeri az rastlanır durumlardan. Ve yine yazarın geniş bir şiir yelpazesine sahip olduğunu, bizi; Shakespeare, Byron, Shelly ve Keats gibi edebiyat büyüklerinin imgeler ve şiirleri eşliğiyle, güzel ve anlamlı bir yolculuğa çıkarmasında görüyoruz. Herkesin anlayacağı bir dilden yazılmışlığı; sıradanlığından değil, anlaşılması içindir. Tanrı bizi, postu kurdu andıran, çakallar sürüsünden korusun. Kitapta işlenilen eğitim ve ailenin bunda baskıcılığı, elbette ortaya atılan yepyeni bir düşünce değil, ama toplumsal ve kültürel manada yaşamımızı fazlasıyla derinden etkileyen bir konu, biz her ne kadar kendimizi özgür bireyler olarak ilan etsek bile birtakım kuralcıların bizi ikna ettikleri sözleşmeli köleler olduğumuz gerçeğini yadsıyamayız. Bugün eğitim adı altında hükümet elleriyle gerçekleştiriliyor; eğitim sistemi malumunuz, üzerine konuşmaya değer bile bulmuyorum. Asfalta ekmek banılmayacağına, hükümet-devlet denilen zatların sadece binasal ilerlemeler katettiklerinde de çoğumuz hemfikirizdir. Turgut Cansever'in dilediği gibi, şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal edenlerden olmayalım; şehri imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal edersek, ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz şehri tahrip eder.


Herkese farkındalıklı, bol sorgulamalı okumalar dilerim. Tavsiye etmiş olduğum anlaşılmıştır zaten. Kitabı bana minimanilize ettiği kütüphanesi içerisinden hediye eden Esther. Sema 'ya teşekkürleri borç bilirim, en az filmi kadar kitabı da sevdim.
136 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
İncelememe başlamadan önce incelememi okuyacak olan kişilerin, ailelerinin zoruyla çok katı kuralları olan bir okula gittiklerini hayal etmelerini istiyorum. Çünkü bu şekilde hayal etmeden Welton Akademisine giden öğrencileri anlamayıp onlar için empati kuramayabilirler.

Hiç ileride ne olmak istediğinizi düşünüp bu hayalinize göre çalışma yaptınız mı? Insanların çoğu bunu düşündüğünü ve hatta hedefledikleri meslekte çok mutlu olacaklarını zannediyor. Ama ne yazık ki aslında birçoğumuzun hedeflediği o meslek aslında mesleği yapacak kişinin değil de o kişinin ailesinin hayali olarak çıkıyor karşımıza. Nasıl diye soracaksınız şimdi. Hemen anlatıyorum. Günümüzde birçok aile var ki çocuklarını doğuştan büyük bir baskı altında sokuyor. Çocuklarının ilerde yapacağı mesleği sanki kendileri o mesleği yapacakmış gibi belirliyorlar. Çocuklarının hayalini ve yeteneklerini hiçe sayarak hem de. Çocuklarını bu şekilde büyük bir baskı altına sokarak onların hayatlarını mahvediyorlar. Bir insan çocuğuna böyle bir kötülüğü nasıl yapar aklım almıyor. Bir de bu insanlar çocuklarının iyiliğini düşündüğünü söylüyor. Onlara hayatlarının en büyük kötülüğünü yaptıklarını farketmeden. Eminim ki bunu bilerek yapmıyorlar. Her anne babada olduğu gibi onlar da çocuklarını en iyi yerde görmek istiyorlar. Ama her şey en iyi yerde olmakla bitmiyor. Önemli olan en iyi, en saygın ve en çok para kazandıran mesleği yapmak değil. O yaptığı meslekte mutlu olmak ve o işi severek yapmaktır. Bir şeyde mutluluk ve huzur oldu mu saygınlık da para da kendiliğinden gelir zaten. Şimdi gelelim kitaptaki Welton Akademisi'nde okuyan öğrencilerin acı hikayelerine...
Welton Akademisi çok katı kurallarıyla ünlü olan bir okuldur. Ve bu akademide okuyan öğrencilerin hemen hemen hepsi maalesef ki aileleri tarafından bu söylediğim baskı altına bırakılmışlardır. Bu aileler ve Welton Akademisi yönetimi çocukların hayallerini ve yeteneklerini önemsemeden onları zorlu sınavlara ve daha nice zor sorumluluklar altına sokuyor. Öğrenciler bu katı kurallara ve zor derslere alışmaya çalışıyorlar yani bir nebi ayak uydurmaya çalışıyorlar diyebiliriz. Tabi sizin de anlayacağınız üzere bu durumdan hiç hoşnut değillerdir ve hatta nefret ediyorlardır ama yapacak bir şey yok. Aileleri ve okul yönetimi çok sıkı. Bu okulda öğrencilerin tek sevdiği şey edebiyat öğretmenlerinin onlara diğer öğretmenler gibi katı davranmamasıdır.( Tahmin edeceğiniz üzere bu öğretmenden okul yönetimi ve aileler hiç memnun değildir.)Edebiyat öğretmenleri onlara çok farklı bir bakış açısı kazandırır. Ve onlara birçok iyi şeyi de aşılar. Bir filmden uyarlanmış olan bu kitap kısaca eğitim ile ilgili en büyük hatadan bahsediyor ve bunu öğrenciler üzerinden mükemmel bir şekilde anlatıyor. Herkesin çok beğeneceğini düşündüğüm bu kitabı mutlaka okumanızı ve özellikle de ailelerin bu konu üzerinde mutlaka düşünüp kendilerini yargılamalarını tavsiye ediyorum. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar :)
136 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Burası Welton akademisidir beyler. Burada dört temel esasımız var: "Gelenek" , "Onur" , "Disiplin" ve "Mükemmellik". Burada bizim istediğimiz şekilde eşşek gibi çalışacaksınız. Velileriniz hangi mesleği yapmanızı isterlerse, onu hedefleyeceksiniz. Sizin istekleriniz mi? Hı hı hı, umrumuzda bile değil :)

Açıkça böyle söylemeseler de, politikaları tam olarak bu olan, son derece katı ve disiplin kurallarıyla ünlü Welton Akademisi öğrencilerinin okul ve yatakhane arasında geçen tekdüze hayatlarının ve hayata bakış açılarının, yeni edebiyat öğretmenleri Bay Keating'in okullarına gelmesiyle bir anda değişmesini okuyoruz bu kitapta.

Öğretmenlik yüce bir meslek diyoruz, değil mi? Kolay bir meslek de değil elbette. Öğretmenler, öğrencilerinin bütün bir hayatını ve hayata bakış açılarını değiştirebilirler. İşte bu kitapta da bunun güzel bir örneklemesini görüyoruz.

1988 yılında yazılan kitabımız, bir yıl sonra sinemaya uyarlanmış. Başrolünde, yani Bay Keating rolünde Robin Williams gibi önemli bir aktörün oynaması ile çok güzel bir uyarlama olmuş. Kitabı okuyup da sonrasında filmini izlemek, emin olun çok zevkli olacaktır :)

Fazla uzatmadan kitaptan en beğendiğim alıntıyla incelememi bitiriyorum, keyifli okumalar...

"Kim ne derse desin sözcükler ve fikirler dünyayı değiştirecek güce sahiptir." #101496367
136 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Eğitim sistemi...
Hemen hemen herkesin şikayetçi olduğu ve sadece şikayetçi olduğu bir konu hiç kimse kalkıp da demiyor ki söylemekle olacak şey değil elimizi taşın altına koyup bir şeyler yapmalıyız.
Düşünüp bir şeyler yapmaya karar veren insanlara da destek yok. Eğer bu şekilde devam ederse değişecek pek bir şey olacağını düşünüyorum...

Özgür olabilmeyi, özgür ruhlu olabilmeyi ve bu şekilde yaşayabilmeyi anlatan, öğrencilerine basmakalıp şeylerden kurtulup farklı olabilmeyi gösteren bir öğretmenin ve onun peşinden giden öğrencilerin hikayesi.
Kısa ama bir o kadar da derin hikâye ve umuyorum ki bu hikâye insanlarda farkındalık oluşturur.

Sadece öğretmen öğrenci ilişkisini değil, tüm eğitim dünyasını, ailelerin sahip olduğu bakış açısını ve en önemlisi de dostluk kavramını yüreğinizin derinliklerinde hissedeceğiniz,
Sorunun sadece özgür olabilmek değil, "özgür düşünebilmek" , ahlak sınırları çerçevesinde istediğini yapabilmek olduğunu kavrayacağınız,
Aslında toplum tarafından ezbere oynanmaya devam edilen basmakalıpların sadece sizi siz olmaktan ayırdığını farkedeceğiniz,
Herkesin okuması gereken bir kitap herkese tavsiye ederim...
160 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kitabı uzun zaman önce okumama rağmen Karakterlerin isimleri bile hala aklımda. Bir çırpıda okunabilecek kısa ama etkileri uzun insanı derinden etkileyen cinsten. Kitabı okuduktan sonra da Robin Williams'ın başrolde olduğu filmini izlemiştim. Filmi de kitabı da harika şiddetle tavsiye ediyorum.

Bir grup lise öğrencisinin okullarına yeni gelen edebiyat öğretmeni ile beraber hayatlarının değişimini konu alır.

Kitap başlarda klasik bir hikaye gibi gelsede aslında öyle değil. Bir grup lise öğrencisinin hayatı ve okula yeni gelen öğretme yöntemleri tuhaf ama etkili olan bir öğretmenin öğrencilere farklı bakış açıları kazandırmasını ele alıyor. İyi ama bu klasik bir hikaye bunun vurucu, farklı, özgün yanı nerde diyecek olursanız. Sadece bakış açıları değişen öğrencileri anlatmakla kalmıyor bu değişikliğin bedellerini de çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

Başta da belirttiğim gibi şiddetle tavsiye ediyorum. Her öğrencinin ve eğitimcinin okuması gerekir diye de düşünüyorum.

Keyifli okumalar..
'Babam bana çocukken ne derdi biliyor musun? “Beş doksan sekiz.” İnsan vücudundaki bütün kimyasallar şişelenip satılsa bu kadar edermiş. Eğer her gün çalışıp kendimi kanıtlamazsan ben de ancak bu kadar edermişim. Beş doksan sekiz.'
“Dilin ve sözcüklerin tadına varacaksınız; çünkü kim ne derse desin sözcükler ve fikirler dünyayı değiştirecek güce sahiptirler.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölü Ozanlar Derneği
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055261122
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Dead Poets Society
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nokta Yayınları
Baskılar:
Ölü Ozanlar Derneği
Ölü Ozanlar Derneği
Ölü Ozanlar Derneği
Dead Poets Society
Todd Anderson ve arkadaşlarının Welton Akademisi'ndeki yaşamları, yeni İngilizce öğretmenleri Bay Keating'in gelmesiyle birlikte inanılmaz biçimde değişir. Bay Keating onlara olağanüstü ve farklı bir hayatın kapılarını açar. Ondan etkilenen yedi arkadaş, Ölü Ozanlar Derneği'ni tekrar faaliyete geçirirler. Bu gizli dernekte ailelerin baskı ve beklentilerinden uzakta tutkularını özgürce yaşayabilmektedirler. Keating onları ünlü ozanların büyük eserleriyle tanıştırdığında yalnızca dilin güzelliğini öğrenmekle kalmayıp, yaşamın her ne kadar önemli olduğunu da ayrımsamışlardır.

Kitabı okuyanlar 14,2bin okur

  • Fatma Nur Şener
  • güld
  • Berkenin prensesiyim çünkü sevgilim ❤
  • berin
  • Orhan Alaç
  • Feyza
  • bir gençlik ölümü
  • Sercan Bedir
  • Bayram / ŞEVİK
  • Zeynep Naz Demirci

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%5.4
13-17 Yaş
%8.1
18-24 Yaş
%22.4
25-34 Yaş
%28.2
35-44 Yaş
%27.1
45-54 Yaş
%6.8
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72
Erkek
%28

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (790)
9
%12.7 (504)
8
%11.4 (452)
7
%4.2 (166)
6
%1.3 (51)
5
%0.9 (37)
4
%0.1 (5)
3
%0.1 (5)
2
%0.1 (4)
1
%0.1 (5)

Kitabın sıralamaları