Adı:
Ölü Ozanlar Derneği
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055261122
Kitabın türü:
Çeviri:
Gül Yılmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nokta Yayınları
Baskılar:
Ölü Ozanlar Derneği
Ölü Ozanlar Derneği
Ölü Ozanlar Derneği
Todd Anderson ve arkadaşlarının Welton Akademisi'ndeki yaşamları, yeni İngilizce öğretmenleri Bay Keating'in gelmesiyle birlikte inanılmaz biçimde değişir. Bay Keating onlara olağanüstü ve farklı bir hayatın kapılarını açar. Ondan etkilenen yedi arkadaş, Ölü Ozanlar Derneği'ni tekrar faaliyete geçirirler. Bu gizli dernekte ailelerin baskı ve beklentilerinden uzakta tutkularını özgürce yaşayabilmektedirler. Keating onları ünlü ozanların büyük eserleriyle tanıştırdığında yalnızca dilin güzelliğini öğrenmekle kalmayıp, yaşamın her ne kadar önemli olduğunu da ayrımsamışlardır.
136 syf.
·Puan vermedi
Mükemmel bir kitaptı. Tekrar tekrar okuyacağımdan eminim. Bay Keatings gibi bir öğretmen büyük bir şans. Eğitimde kullanılan yanlış metodların, doğrusu yapıldığında gözle görülür değişimin işlenişi çok güzeldi. Son sahnede gözyaşlarımı tutmakta zorlandım, çok etkileyici bir sondu.
Oh captain, my captain!
136 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bir öğretmen nasıl olmalı sorusuna bir cevap. ogretmen öğrencisine biyoloji yi kimya yi matematigi vb. Dersleri öğretebilir ama öğrencisine hayatı sevmeyi ona sımsıkı tutunmayi zaman akarken ondan hayattan zevk almayi umuduna sarılmayı ondan vazgeçmemesi gerektiğini anlatan güzel bir kitap.
160 syf.
·10/10
''Ülkemizde eğitim sisteminin, öğretmenin, velinin, öğrencinin sorgulandığı bu dönemde (gerçi her dönemde var ama son yıllarda aşırı bir bozukluk mevcut) bu kitabı okumak herkese iyi gelecektir. Sistem açısından bize vereceği detaylı bir bilgi yok bu kitapta ama eğitimcinin ve eğitim kurumlarının(dolaysıyla sistemin ama genel bağlamda) insana bakışının nasıl olabileceği ile ilgili fikir veren güzel bir eser.
Filmi de en az onun kadar güzel.''
160 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ohh Kaptan, Kaptanım..
dinleyin çocuklar carpe Diem, C A R P E DİEM.
siz de bazı kitapların iyi ki filme çevrildiğini düşünüyor musunuz? Dead Poets Society aslında bir sistem eleştirisidir.
Evet matematik bilmeliyiz, fizik, geometri,kimya peki niçin? Üniversite sınavlarında iyi bir puan elde edip (çoğu zaman ailemizin istediği) iyi bir bölüme girmek için. Ama bir şiiri okumak hele ki bir şiir yazmak bunları size o cafcaflı diplomanız sağlayamaz. Şiir okuyun hatta bir dağ başına gidip bağıra bağıra bir şiir okuyun. Ölü Ozanlar Derneği N. H. Kleinbaum
136 syf.
·Beğendi·8/10
Başkalarının bizden istediği, beklediği kişi mi olmaya gayret etmeli, yoksa alacağımız tepkilere rağmen kendimizi mi dinlemeliyiz? Yeni nesil ne yapmalı sorusuna cevap niteliğinde bir kitap.
160 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10·
Kısa ama bir o kadar da anlam dolu bir eser.

Herkes tarafından kabul gören normlarla yaşayan öğrencilerini, kemikleşmiş düşüncelerden kurtarıp farklı düşünmeye teşvik eden edebiyat öğretmeni Keating'in, onların hayatına yaptığı dokunuşlara tanık oluyorsunuz.

Keyifli okumalar
141 syf.
·Puan vermedi
Filmi izledikten sonra kitabı okuma fırsatı buldum. Film son derece sürükleyiciydi kitabının daha güzel olacağında emin olsam da şüphelerim vardı. Şüphelerim yersiz çıktı ve okurken filmdeki karakterleri göz önüme gelirken keyifli bir okuma sağladı sadece çeviriden kaynaklı anlatımlar biraz sığ kalmıştı
141 syf.
·3 günde·9/10
Eveet sonunda uzun zamandır merak ettiğim “Ölü ozanlar derneği”ni okumuş bulunuyorum. Kitabı merak etme sebeplerimden biri (en büyük sebebi) “Carpe diem” :))

Bu siteye giriş yaptıktan sonra profil ismi olarak kendi ismimi değil de en sevdiğim latince ifade olan ve benim her yerde logoma dönüşmüş olan “carpe diem”i kullanmak kararı aldım. Her şey bundan sonra başladı :Dd.
Kaç tane mesaj geldi “Ölü ozanlar derneği”ni okudunuz mu, “Ölü ozanlar derneği” filmini izlediniz mi gibisinden. Acaba neden herkes “Ölü ozanlar derneği”ni soruyor diye merak ettim açtım araştırdım kitabı. Bir de ne göreyim. “Carpe diem” kitabın esas konusu :D.

Ben bu ismi lise yıllarından bu yana bu kitaptan ve filmden hiçbir haberim olmadan kullanıyordum. Ama gel gör ki “Carpe diem” felsefesine ait çok güzel bir kitap varmış. İsmimin vesilesiyle tanıştım bu kitapla ve iyi ki tanışmışım.

Daha fazla sizin kafanızı meşgul etmeden incelememe geçeyim :))

*******
~Kitaptan bazı olaylara değineceğimden dolayı SPOİLER olabilir. Şimdiden uyaralım da sonra “Senin yüzünden spoiler yedim” gibi şeyler duymayalım :)

*******
Hepimizin içinde gizli tutkular, gün yüzüne çıkmasını bekleyen yeteneklerimiz var. Peki hepimiz bu yeteneklerimizi değerlendiriyor muyuz? Küçüklüğümüzden beri “Büyüyünce ne olacaksın” sorusuna kalıp haline gelmiş yanıtlar veririz: doktor, öğretmen, polis, avukat ve s. Ama hiçbir çocuğun ağzından ben yazar; oyuncu; müzisyen; ressam, olmak gibisinden şeyler pek duymadım. Belki de istemişlerdir ama çoğu zaman ebeveynler tarafından “Yazar olup da ne yapacaksın git doktor ol” gibi şeyler duyduklarından dolayı bu isteklerini dile bile getirmez olurlar. #53414619

Ebeveynlerimizin elbette üstümüzdeki haklarını ödeyemeyiz ama haklılar mı çocukları bu kadar kalıba sokmakta? Benim oğlum (kızım) öğretmen; avukat; doktor olacak derken çocuğa da fikrini sormak gerekmez mi? Yazar; oyuncu bunlar meslek değil mi? Eğer çocuğunuz bu alanda kendini iyi ve yetenekli hissediyorsa ona köstek yerine destek olmak daha iyi olmaz mı? Tabii ki de daha güzel olur.

Çocukların psikolojisini oluşturan temel unsur ailedir. Çocuklarınızı kendinizden uzaklaştırmak istemiyorsanız onlara söz hakkı tanıyın. Yeteneklerini keşfetmelerine izin verin. Bir konuda kendini iyi görüyorsa arkasında durun. Sadece maddi olarak değil manevi olarak destek olun. Yoksa onların da sonu Todd gibi olur ve sizden uzaklaşırlar( #53407779 ). Daha da ileri giderse Neil gibi bir trajedik sonla karşı- karşıya kalırsınız...

Kitabı okurken daha bir kaç sene önce sırf üniversiteyi kazanamadı diye kendini asan çocuk geldi aklıma... O çocuk o kadar çok psikolojik baskı görmüş ki hem evden, hem hocalardan üniversiteye giremediğinden dolayı canına bile kıymış #53486973 .Her sene böyle haberler duyuyoruz maalesef. Ailesinin baskısı yüzünden kendi canına kıyan yüzlerle genç var.

Bu yüzden anne babalar çocuklarının sözlerine fikirlerine saygı duymalılar. Yoksa sonunda fikirlerine saygı duyacak bir çocukları bile kalmayacak...

Kitaptaki ikinci güzel mesaj hocalara veriliyor.
Kitabı okudukca keşke bir tane bile olsa Bay Keating gibi hocam olsaydı dedim. Ama maalesef tüm hocaların ister lisede, isterse de üniversitede yaptığı tek şey kitaptaki kendilerine dayatılan konuları bize ezberletmek. #53330038
Beyni geliştirmek, çocuğun özgür düşünmesini sağlamak hiçbirinin umrunda değil. Ve bu yüzden “okumuş cahiller”in sayı günü günden artıyor.

Öğretmen çocuğa yol gösterendir. Psikolojini etkileyen ikinci etken öğretmen baskısı. Bu yüzden öğretmenler çocuk psikolojisini çok iyi bilmeli ve her çocuğa kendi psikolojisine göre davranmalı. Todd gibi nice çocuklar var kendine kapanan, fikrini söylemeye çekinen. Böyle çocuklara kitaptaki bilgiden önce kendini ifade etmesi öğretilmeli. Keşke bunu hocalar anlayabilseler ve çocuklara buna göre davransalar.

Kitap her açıdan anlaşılması ve ders çıkarılması gereken bir kitap. Okurken çok duygulandım. Özellikle ebeveynlere ve öğretmenlere okutmamız gereken bir kitap. Belki dönüp kendilerine bakarak yaptıklarını sorgulamalarına vesile olur.

Vee incelememe hayat felsefeme ve logoma dönüşmüş “carpe diem”le son vermek istiyorum :)).

“Carpe Diem”- “Anı yaşa”
Hayatımda hep bu felsefeyle yaklaşmaya çalıştım. Anı yaşamak. Bir şeyi yapmak şansımız varsa yapmalıyız. Hayat ertelemeye gelmiyor. Günü gününe yaşamak lazım hayatı. Ne demiş şair:

"Topla gül goncalarını toplayabilirken,

Zaman uçup gidiyor.

Bugün sana gülümseyen çiçekler

Yarın soluveriyor"

Ne olursa olsun hayatı sevin, hayata tutunacak bir şeyler bulun. Ve en önemlisi hep gülümseyin :)). Sizin üzülmenizi isteyenlere inat hep mutluluk olsun yüzünüzde :))
Şunları da bırakayım buraya motive olmak için:

#53473550

#53390176

#53377196

#53348546
136 syf.
·Beğendi·9/10
Öncelikli olarak bu kitabı özellikle anneler ve babalar okumalı! Hani şu koca burnunu çocuklarının hayatına sokup, hiçbir şekilde çocuğunun ne yapacağını düşünmeyen anneler ve babalar!

Öncelikli olarak belirtmek istiyorum ki, genelde kitapların filmlerden daha iyi olduğu söylenir; ancak bunda tersi söz konusu. Neden? Hemen hemen kitapla film arasında uyarlama büyük çoğunluğu aynı olsa da, kitabın görsele dökülmesi daha etkileyici kılıyor. Düşünsenize; Bay Keating, Robin Williams gibi efsane bir oyuncu. Oyuncuların muazzam performansları. Tabii, aralarında Robin Williams ve Ethan Hawke kendini gösterip ön plana çıktı. Kadro çok iyi, oyunculuklar çok iyi, konu çok iyi. Bu kitabın görsele dökülmesi çok iyi. Görsele dökülüp, daha çok kitleye ulaştırılması daha iyi oldu. Kitap da başka ama film daha başka. Filmi önceden izleyince, sık sık karakterlerin suratlarını hatırlamaya çalışıyorsun ve bu da beni kitabı okurken sık sık böldü.

Evet, bu kitabı özellikle anne ve babalar okuması gerektiğini söyledim. Neden? "Bir öğretmen gelir çocukların dünyası değişir" düşüncesinden ziyade, "anneler ve babalar" odak noktasını oluşturuyor kitabın. Disiplin iyidir de, zihinlerdeki zincire taş bağlıyorsa, ayaklara bağ oluyorsa o disiplin, o mükemmellik, gelenek ya da onur, insanlık dışı bir şeydir. Öncelikli olarak bu karanlık düşüncelerden kurtarmak için anne ve babalar bu kitabı özellikle okumalı ve düşünmeli.

Diğer yandan öğretmenler ve öğretmen olacaklar bu kitabı okumalı. "Disiplin" deriz ya, disiplin dediğimiz şey bir öğretmen için ödev verip, sınav yapıp geçmek olmalı. Bakış açısı kazandırmıyorsan, hayata karşı sudan çıkmış balık gibi kalmasını sağlıyorsan hiçbir şey vermeyip, ezberletmeyi görev sayıyorsan, sen bu öğretmenliği yapma! Hele müfredata bağlı olup, müfredat dışı bilgi vermekten acizsen, sen bu işi hiç yapma! Eğitim sistemi, müfredata bağlı kalıp, müfredat dışı bilgi vermekten aciz olan, öğrencilerin ilgisini çekmeyip, parayı tek odak noktası yapan öğretmenler yüzünden bu hâle geldi! Bu kitap, anne ve babaların yanında öğretmenler de mutlaka okumalı. Öğrenme; önce anne ve babayla, sonra da öğretmenlikle başlar. Yaşasın, ezberci zihniyete köle olmamış, gelecek nesle bir şeyler verebilen öğretmenlere! Hani demiş ya Atatürk; "Öğretmenler, gelecek nesil sizin eseriniz olacaktır!" diye, ne kadar da doğru söylemiş.

Bu kitabı aynı zamanda şiir sevenler okumalı ya da şiiri sevmeyenler de olsa okuyup düşünmeli! Ölü Ozanlar Derneği, ne güzel de bir ortam! Şiir okursun, bundan güzel ortam mı var? Hem de korkmadan, cesurca, hem üreterek, hem de üretilmişleri okuyarak! John Keating'lere ihtiyacı var bu dünyanın. John Keating gibi insanlar olsa dünyada, öyle güzel şairler ortaya çıkar ki, biz bile şaşırır kalırız bu durumdan! Şimdilerde şairlik kalemi ele alıp, anlamsız cümleler kurup, bunu "şiir" sanmak. Böylelerini şair olarak görenler, geçmiş zamanlardaki usta şairleri görmezden gelme yetisine sahip olabiliyor. Ne kadar yazık! Günümüzdeki birçok şair de hissiz şair. Hislerine değil, maddiyatına şair.

"Carpe Diem" felsefesine gelelim. Öyle alelade bir şey değil. Anı yaşamak da, herkesin harcı değil. Geçmişle gelecek arasında sıkışıp kalan insanlar olarak bu felsefeyi öğrenmemiz gerek. İşte bu kitap sayesinde akla "Carpe Diem" kazınacak. Özellikle de film sayesinde. Görseller iyi yapıldığı takdirde kimi zaman kitaplardan daha çok akıllarda kalabilir. İşte ben bu kitabın bu felsefeyi kafalarda oturttuğuna, en azından "anı yaşa" sözünü zihinlerde uyandırdığına inanıyorum. Ne kadar anı yaşayabiliyoruz muamma ama, yaşasın anı yaşayanlara, yaşayabilenlere!

Psikolojik olarak sindirilmiş yaşayanlar da okumalı ve bu kitabı ya da filmi hayatının merkezine yerleştirmeli! Kabuğunu kırmalı! O kabuğu kırmak, yaşam enerjisini toplamak da bazen bir kitapta, bazen de bir filmde saklıdır. İşte bu kitap ya da film, hayatın merkezini yerleştirmelik!

Biraz görsele başvuralım!

Filmden efsane Todd Anderson sahnesi:

https://www.youtube.com/watch?v=IrvMrf-Pjhw

Filmin efsanevi son sahnesini hatırlayalım:

https://www.youtube.com/watch?v=eiOojrpXWBE

Leyla ile Mecnun'daki göndermeyi de unutmayalım ve biraz gülelim:

https://www.youtube.com/watch?v=rRl_C6356V0&t
136 syf.
·Beğendi·10/10
Ölü Ozanlar Derneği

N. H. Kleinbaum'un yazdığı, Nurten Hatırnaz'ın Türkçeye çevirdiği güzel ve akıcı bir romandır. Bu kitabı eğitimli ilgilenen, eğitime dair cümleler kuran/kurmak isteyen herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. 136 sayfada; arkadaşlık, dostluk, gerçek bir öğretmenlik bulabileceğiniz nefis bir kitap. Filme de uyarlanmış olan Ölü Ozanlar Derneği, doğru kabul ettiğiniz ya da sorgulamaktan kaçındığınız birçok şeyi sorgulamanızı sağlayacaktır. İyi okumalar dilerim. Saygılarımla.
136 syf.
"anı yaşa" düşüncesini temel alan, alışılagelmiş yöntemlerden uzak, tabuları yıkmış bir öğretmenin gelmesiyle, hayatları değişen öğrencilerin yaşadıklarını konu alan, sürükleyici, öğretici bir kitap. Aynı zamanda gerçek dostluklar üzerinde düşünmenize de vesile oluyor. kalemine emeğine yüreğine sağlık sayın N. H. Kleinbaum..
Kişi şiir okur çünkü insan ırkından gelir, insan ırkına ise şiir yön verir! Tıp, hukuk, bankacılık- hepsi de iyi bir yaşam sağlamak için gereklidir. Peki ya şiir, romantizm, aşk ve güzellik? İşte bunlar da bizim yaşama sebeplerimizdir!
"Vakit varken tomurcukları topla,zaman hala uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bu çiçek yarın ölüyor olabilir"
"Carpe diem"
“(...) İnsan, insan ırkının bir üyesi olduğu için şiir okur ve insan ırkı tutkuyla doludur! Tıp, hukuk, bankacılık, bunlar hayatı devam ettirmek için gerekli. Ama şiir, aşk, sevgi, güzellik? Bunlar da bizim yaşama nedenlerimiz! (...)”
“Bu aşk seni öldürmez, korkma. Hem belki onun aşkını kazanmanın bir yolunu bulursun. Unutma, günü yaşamak gerek!”
“Vakit varken tomurcukları topla.
Zaman hala uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bir çiçek yarın ölüyor olabilir…”
Vakit varken tomurcukları topla. Zaman hala uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bir çiçek, yarın ölüyor olabilir..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölü Ozanlar Derneği
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055261122
Kitabın türü:
Çeviri:
Gül Yılmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nokta Yayınları
Baskılar:
Ölü Ozanlar Derneği
Ölü Ozanlar Derneği
Ölü Ozanlar Derneği
Todd Anderson ve arkadaşlarının Welton Akademisi'ndeki yaşamları, yeni İngilizce öğretmenleri Bay Keating'in gelmesiyle birlikte inanılmaz biçimde değişir. Bay Keating onlara olağanüstü ve farklı bir hayatın kapılarını açar. Ondan etkilenen yedi arkadaş, Ölü Ozanlar Derneği'ni tekrar faaliyete geçirirler. Bu gizli dernekte ailelerin baskı ve beklentilerinden uzakta tutkularını özgürce yaşayabilmektedirler. Keating onları ünlü ozanların büyük eserleriyle tanıştırdığında yalnızca dilin güzelliğini öğrenmekle kalmayıp, yaşamın her ne kadar önemli olduğunu da ayrımsamışlardır.

Kitabı okuyanlar 6.086 okur

  • Büşra Akçay
  • Özge Koraman
  • Merve Arık
  • Enes ince
  • Duygu bayburt
  • Jüjü's Mom
  • Handan
  • Üzgün Kedi Gazeli
  • Iraz Keskin Çetinkaya
  • Bahar Karaca

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.4
14-17 Yaş
%8.1
18-24 Yaş
%22.4
25-34 Yaş
%28.2
35-44 Yaş
%27.1
45-54 Yaş
%6.8
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72
Erkek
%28

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.6 (506)
9
%18 (297)
8
%18.2 (301)
7
%5.7 (94)
6
%2.1 (35)
5
%1.3 (21)
4
%0.2 (3)
3
%0
2
%0.2 (4)
1
%0.3 (5)

Kitabın sıralamaları