Adı:
Ölü Ozanlar Derneği
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055261122
Kitabın türü:
Çeviri:
Gül Yılmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nokta Yayınları
Baskılar:
Ölü Ozanlar Derneği
Ölü Ozanlar Derneği
Ölü Ozanlar Derneği
Todd Anderson ve arkadaşlarının Welton Akademisi'ndeki yaşamları, yeni İngilizce öğretmenleri Bay Keating'in gelmesiyle birlikte inanılmaz biçimde değişir. Bay Keating onlara olağanüstü ve farklı bir hayatın kapılarını açar. Ondan etkilenen yedi arkadaş, Ölü Ozanlar Derneği'ni tekrar faaliyete geçirirler. Bu gizli dernekte ailelerin baskı ve beklentilerinden uzakta tutkularını özgürce yaşayabilmektedirler. Keating onları ünlü ozanların büyük eserleriyle tanıştırdığında yalnızca dilin güzelliğini öğrenmekle kalmayıp, yaşamın her ne kadar önemli olduğunu da ayrımsamışlardır.
141 syf.
·3 günde·9/10
Eveet sonunda uzun zamandır merak ettiğim “Ölü ozanlar derneği”ni okumuş bulunuyorum. Kitabı merak etme sebeplerimden biri (en büyük sebebi) “Carpe diem” :))

Bu siteye giriş yaptıktan sonra profil ismi olarak kendi ismimi değil de en sevdiğim latince ifade olan ve benim her yerde logoma dönüşmüş olan “carpe diem”i kullanmak kararı aldım. Her şey bundan sonra başladı :Dd.
Kaç tane mesaj geldi “Ölü ozanlar derneği”ni okudunuz mu, “Ölü ozanlar derneği” filmini izlediniz mi gibisinden. Acaba neden herkes “Ölü ozanlar derneği”ni soruyor diye merak ettim açtım araştırdım kitabı. Bir de ne göreyim. “Carpe diem” kitabın esas konusu :D.

Ben bu ismi lise yıllarından bu yana bu kitaptan ve filmden hiçbir haberim olmadan kullanıyordum. Ama gel gör ki “Carpe diem” felsefesine ait çok güzel bir kitap varmış. İsmimin vesilesiyle tanıştım bu kitapla ve iyi ki tanışmışım.

Daha fazla sizin kafanızı meşgul etmeden incelememe geçeyim :))

*******
~Kitaptan bazı olaylara değineceğimden dolayı SPOİLER olabilir. Şimdiden uyaralım da sonra “Senin yüzünden spoiler yedim” gibi şeyler duymayalım :)

*******
Hepimizin içinde gizli tutkular, gün yüzüne çıkmasını bekleyen yeteneklerimiz var. Peki hepimiz bu yeteneklerimizi değerlendiriyor muyuz? Küçüklüğümüzden beri “Büyüyünce ne olacaksın” sorusuna kalıp haline gelmiş yanıtlar veririz: doktor, öğretmen, polis, avukat ve s. Ama hiçbir çocuğun ağzından ben yazar; oyuncu; müzisyen; ressam, olmak gibisinden şeyler pek duymadım. Belki de istemişlerdir ama çoğu zaman ebeveynler tarafından “Yazar olup da ne yapacaksın git doktor ol” gibi şeyler duyduklarından dolayı bu isteklerini dile bile getirmez olurlar. #53414619

Ebeveynlerimizin elbette üstümüzdeki haklarını ödeyemeyiz ama haklılar mı çocukları bu kadar kalıba sokmakta? Benim oğlum (kızım) öğretmen; avukat; doktor olacak derken çocuğa da fikrini sormak gerekmez mi? Yazar; oyuncu bunlar meslek değil mi? Eğer çocuğunuz bu alanda kendini iyi ve yetenekli hissediyorsa ona köstek yerine destek olmak daha iyi olmaz mı? Tabii ki de daha güzel olur.

Çocukların psikolojisini oluşturan temel unsur ailedir. Çocuklarınızı kendinizden uzaklaştırmak istemiyorsanız onlara söz hakkı tanıyın. Yeteneklerini keşfetmelerine izin verin. Bir konuda kendini iyi görüyorsa arkasında durun. Sadece maddi olarak değil manevi olarak destek olun. Yoksa onların da sonu Todd gibi olur ve sizden uzaklaşırlar( #53407779 ). Daha da ileri giderse Neil gibi bir trajedik sonla karşı- karşıya kalırsınız...

Kitabı okurken daha bir kaç sene önce sırf üniversiteyi kazanamadı diye kendini asan çocuk geldi aklıma... O çocuk o kadar çok psikolojik baskı görmüş ki hem evden, hem hocalardan üniversiteye giremediğinden dolayı canına bile kıymış #53486973 .Her sene böyle haberler duyuyoruz maalesef. Ailesinin baskısı yüzünden kendi canına kıyan yüzlerle genç var.

Bu yüzden anne babalar çocuklarının sözlerine fikirlerine saygı duymalılar. Yoksa sonunda fikirlerine saygı duyacak bir çocukları bile kalmayacak...

Kitaptaki ikinci güzel mesaj hocalara veriliyor.
Kitabı okudukca keşke bir tane bile olsa Bay Keating gibi hocam olsaydı dedim. Ama maalesef tüm hocaların ister lisede, isterse de üniversitede yaptığı tek şey kitaptaki kendilerine dayatılan konuları bize ezberletmek. #53330038
Beyni geliştirmek, çocuğun özgür düşünmesini sağlamak hiçbirinin umrunda değil. Ve bu yüzden “okumuş cahiller”in sayı günü günden artıyor.

Öğretmen çocuğa yol gösterendir. Psikolojini etkileyen ikinci etken öğretmen baskısı. Bu yüzden öğretmenler çocuk psikolojisini çok iyi bilmeli ve her çocuğa kendi psikolojisine göre davranmalı. Todd gibi nice çocuklar var kendine kapanan, fikrini söylemeye çekinen. Böyle çocuklara kitaptaki bilgiden önce kendini ifade etmesi öğretilmeli. Keşke bunu hocalar anlayabilseler ve çocuklara buna göre davransalar.

Kitap her açıdan anlaşılması ve ders çıkarılması gereken bir kitap. Okurken çok duygulandım. Özellikle ebeveynlere ve öğretmenlere okutmamız gereken bir kitap. Belki dönüp kendilerine bakarak yaptıklarını sorgulamalarına vesile olur.

Vee incelememe hayat felsefeme ve logoma dönüşmüş “carpe diem”le son vermek istiyorum :)).

“Carpe Diem”- “Anı yaşa”
Hayatımda hep bu felsefeyle yaklaşmaya çalıştım. Anı yaşamak. Bir şeyi yapmak şansımız varsa yapmalıyız. Hayat ertelemeye gelmiyor. Günü gününe yaşamak lazım hayatı. Ne demiş şair:

"Topla gül goncalarını toplayabilirken,

Zaman uçup gidiyor.

Bugün sana gülümseyen çiçekler

Yarın soluveriyor"

Ne olursa olsun hayatı sevin, hayata tutunacak bir şeyler bulun. Ve en önemlisi hep gülümseyin :)). Sizin üzülmenizi isteyenlere inat hep mutluluk olsun yüzünüzde :))
Şunları da bırakayım buraya motive olmak için:

#53473550

#53390176

#53377196

#53348546
160 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Öhöm öhöm!
Yavrum geçin artık yerinize bakın zil çaldı!
Evladım! Kime diyorum ben acaba?
Bugünkü dersimizde öğretmen öğrenci ilişkilerinden bahsedeceğiz.

Sert tarih hocası gitti İnci Küpeli geldi, her şey yolunda, tamam sakin:))
Bilenler bilir iki yıllık (sakın küçümsemeyin ha:)) öğretmenlik tecrübem var. Bu iki yılda neler neler öğrendim ne güzel duygular tattım bir ben bilirim:)) Bana bu duyguları tattıran miniklerime teşekkürü borç bilirim...

Okul ve iş hayatım boyunca öğrendiğim en önemli şey dersi sevdiren kişinin öğretmenden başkasının olmadığıdır. Ancak bu durum malesef öğretmenlerimiz tarafından göz ardı edilmiş durumda. Fazlasıyla... Öğrencilik hayatımızdan biliyoruz ki annemizden babamızdan daha çok görürüz öğretmenlerimizi ve sınıf arkadaşlarımızı. Ancak okulu, sınıfı sevgi dolu bir yuva haline getirecekleri yere sert yüz ifadesi ile bir sınıfı dize getirebileceğini düşünüyor çoğu öğretmenimiz. İstisnalar var tabii... Peki sadece ders anlatıp hiçbir çocuğun kalbine dokunmadan yapılan öğretmenlik, gerçekten öğretmenlik mi? Çocukları gülümsetmeden, kahkahalarını bilmeden yapılan öğretmenlik, öğretmenlik mi? Nerede kaldı o kutsal meslek?
Hayatta hiçbir şey bir çocuğun gülücüğü kadar güzel olamaz... Ve bir çocuğun gülümsemesi bütün sızıları dindiren bir krem gibidir... ( özlem/Duvar/ senin kremlerin gibi:))

Kitabımızda da hayatı yarış atına çevrilmiş yatılı lise öğrencilerinin hayatına misafir oluyoruz. Enfes bir kitaptı ve sonu çok etkileyici bitti... Tüm çocukların hayatını değiştiren bir öğretmen var kitapta. Okurken işte, dedim, bende böyle bir öğretmen olmalıyım, Bay Keating gibi... Kitapta hayatlarını şiirle, sanatla değiştiren, bundan büyük bir keyif alan, hayatın iliğini emen harika öğrenciler var. Özellikle Shakespeare'den yapılan alıntılara kitap daha da bir mükemmelleşiyor...

Atatürk "ÖĞRETMENLER, YENİ NESİL SİZLERİN ESERİ OLACAKTIR!" derken sadece dersleri iyi anlatın demiş olamaz. Altındaki anlamı çok daha fazla düşünüp irdelemek gerekli bence...
Bütün öğretmenlerimize ve öğrencilerimize sevgi ve saygıyla...
Bunu da eklemezsem olmaz:))
https://youtu.be/jTjv1R50GrM
160 syf.
·Puan vermedi
Bu kitabın filminin olduğunu biliyordum. Ancak biraz pragmatist olduğum için kitabı okumayı tercih ettim. Yani hem kitap okumuş hem de film izlemiş olacaktım;) iyi ki de okumuşum. Kitap genel olarak eğitim sistemini ve baskıcı aile tutumlarını eleştiriyor. Bu eğitim sistemi, daima tek tip insan yetiştirmeye; aileler ise çocuklarının ne yapmak istediklerine bakmadan ömür boyu yapacakları meslekleri onların adına seçiyorlardı. Welton Akademisi 'ndeki çoğu öğrenci ailelerinin ve eğitim sisteminin belirlediği yazgıyı yaşıyordu . Ta ki bir gün yeni edebiyat öğretmeni gelene kadar. Artık her şey çok daha farklı olacaktır "Ölü Ozanlar" için...
136 syf.
·10/10
Kütüphanem de böyle bir kitabın olduğunu bilmiyordum. Ama efsane bir kitap. Ama sonda şöyle dedim vay canına yine kötü sonla biten bir kitap.
Sevdiğim karakter hayallerinin peşinden gittiği için ailesi tarafından hayatı kötü bir şekilde sınırlandırıldı ve o da buna dayanamayıp intihar etti.
160 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Ölü Ozanlar Derneği filmi de kitabı da benim gözümde bir kült. Kleinbaum bu kadar kısa sayılabilecek bir kitaba, inanılmaz şeyleri koskoca HAYATı sığdırmış...Eğitimde gerçek sıradışı ezbere dayanmayan sorgulayan bir sistemi yaşam biçimini hayatı çok güzel özetliyor...Kitabın sonlarında tıpkı film gibi duygulara hakim olmak çok zor...Öğrencilerin sessiz ama yürekli vedaları beni hep etkilemiştir...Keyifle okuyacağınıza inanıyorum...
136 syf.
·10 günde·Beğendi·Puan vermedi
“Aslında okul nedir? Bize neler katmalıdır?” sorularını insana birçok kere düşündüren, öğretmen kavramını sorgulatan ve böylesi bir eğitimcinin olmasını arzulatan bir kitap.
Sıkıştığımız, hayallerimiz ve onlarla ilgisi olmayan hedeflerimiz kıskacında insanı mantıklı düşünmeye sevk edip, gerçek hayat dersleri veriyor.
160 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Okuduktan sonra keşke daha uzun olsaymış diye düşündüm. Şimdi filmini tekrar ve daha farklı bir gözle izleyeceğim. İnsanı etkileyen bir roman. Sıradan olmamanın, anı yaşamanın,en büyük mutluluğun hayattan zevk almak olduğunun ancak bunu yaparken beraberinde getireceği sorumlulukların da göz ardı edilemeyeceğini anlatan, insanın yaşama gayretini perçinleyen bir eser.
160 syf.
·10/10
Uzun süre etkisinden kurtulamadığım filmini ve kitabını defalarca izleyip okuduğum müthiş bir eser. Yeni gelen bir edebiyat öğretmeni ile öğrencilerin kendilerini süregelen düzenin dışında bulmaları ve diğer okul çalışanlarının,ailelerin baskıları etrafında gelişen olayların öğrencilerin hayatlarına etkisini anlatan güzel bir kitap .
136 syf.
Bu kitapta çıkardığım sonuçlardan biride anı yaşamamız gerektiği. Kitaptaki bay keeting diğer akademi öğretmenlerinin aksine disiplin ve çalışmadan çok anı yaşamanın, şiirlerin önemini vurguluyor. En çok şaşırdığım kısım sonuydu sonu tahmin ettiğimden çok farklı bitti. En yakın zamanda filminide izleyeceğim Filmi merak etmemin sebebide, benim kitabı kafamda nasıl kurguladığımın dışında başka insanların nasıl kurguladığını merak ediyorum?
136 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
#ölüozanlarderneği #nhkleinbaum

***Katı disiplinli ve gelenekçi bir okul olan Welton Akademisi öğrencilerinin yeni öğretmenleri Keating ile hayatları bir anda değişir. Sisteme karşı bir eğitim verme amacında sıradışı bir öğretmen olan, Keating 'in"Anı yaşa" hayat kavramı ile özgür düşünceye sahip bireyler yetiştirme çabası ve bunun karşılığında ödenen bedeller anlatılıyor.
Kitaptaki ana tema başkalarının isteği doğrultusunda mı hayatı idame ettirmeliyiz, yoksa kendi fikir ve düşüncelerimizi mi uygulamalıyız?
Yine çocuk kitabı gibi görünen ama büyüklere de hitap eden bir kitap.
***Kitaptan bazı alıntılar;
## Çocuğun ateist olmasını istiyorsan ona yoğun bir din eğitimi ver.
##Bir gün, inanması zor olsa da, hepimiz nefes alıp vermez olacak, soğuyacak ve öleceğiz.
## Bütün iyiler hödükleri sever zaten
## Bana aptalca hayaller peşinde koşmayan bir kalp gösterin, ben de size mutlu bir adam göstereyim.
## Eğer bir şeyden eminseniz, başka bir şekilde düşünmeye zorlayın kendinizi, yanlış ya da aptalca olduğunu bilseniz bile. Bir şey okurken yalnızca yazarın ne düşündüğüne kafa yormayın, durup siz ne düşünüyorsunuz ona da kafa yorun.
## Hakikat ayaklarınızı sürekli açıkta bırakan bir yorgan gibidir.
## Hepimizin içinde büyük bir kabul görme ihtiyacı vardır, ama özgün ve farklı olan şeylerinize de güvenmek zorundasınız ;tuhaf ya da rağbet görmeyen şeyler olsalar da.
##Yollar ikiye ayrılmıştı ormanda ve ben daha az katledilmiş olanı seçtim, bütün ayrımı yaratan da buydu.
##Cesur olunacak zaman var, tedbirli olunacak zaman var ve mantıklı biri hangisinin ne zaman gerekli olduğunu bilir.
**Okunası kitaplardan tavsiye edilir.
160 syf.
·8/10
Kitabın her yaştan insana hitap edeceğini düşünüyorum öncelikle. Büyükler geçmişte "yaşayamadıkları an" ları gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçerken kendi filmlerini çekme şansı elde edecekler, küçükler ise "yaşayacakları an" ları daha da özümseyerek yaşama fırsatı bulacaklardır. Kitabın herkese katacağı küçücük bir AN olacağı umuduyla herkesin okumasını tavsiye ederim.
Gelin, dostlar,
Yeni bir dünya aramak için vakit çok geç değil...
Günbatımının ötesine uzanmak için.
Yeri göğü sarstığımız
Eski günlerdeki kadar güçlü olmasak da
Hâlâ mangal gibi yüreğimiz var.
Zaman ve kader güçsüz kılsa da bizi,
Sapsağlam irademiz var,
Çabalamak, aramak, bulmak
Ve pes etmemek için.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölü Ozanlar Derneği
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055261122
Kitabın türü:
Çeviri:
Gül Yılmaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nokta Yayınları
Baskılar:
Ölü Ozanlar Derneği
Ölü Ozanlar Derneği
Ölü Ozanlar Derneği
Todd Anderson ve arkadaşlarının Welton Akademisi'ndeki yaşamları, yeni İngilizce öğretmenleri Bay Keating'in gelmesiyle birlikte inanılmaz biçimde değişir. Bay Keating onlara olağanüstü ve farklı bir hayatın kapılarını açar. Ondan etkilenen yedi arkadaş, Ölü Ozanlar Derneği'ni tekrar faaliyete geçirirler. Bu gizli dernekte ailelerin baskı ve beklentilerinden uzakta tutkularını özgürce yaşayabilmektedirler. Keating onları ünlü ozanların büyük eserleriyle tanıştırdığında yalnızca dilin güzelliğini öğrenmekle kalmayıp, yaşamın her ne kadar önemli olduğunu da ayrımsamışlardır.

Kitabı okuyanlar 6.151 okur

  • Zeynep Fırat
  • Can Saraçaydın
  • Merve Çağlar
  • Benim Adım Ebruli
  • Duygu Kaya
  • Muhammet Özdemir
  • İdris Şapuk
  • Nurullah
  • Müge malkoç
  • bhrzel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.4
14-17 Yaş
%8.1
18-24 Yaş
%22.4
25-34 Yaş
%28.2
35-44 Yaş
%27.1
45-54 Yaş
%6.8
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%72
Erkek
%28

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.4 (507)
9
%18 (300)
8
%18.2 (303)
7
%5.7 (95)
6
%2.2 (36)
5
%1.3 (21)
4
%0.2 (3)
3
%0
2
%0.2 (4)
1
%0.3 (5)

Kitabın sıralamaları