Ölülerle Konuşmak

9,0/10  (1 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
32 gösterim
“Yazmak, her zaman geçmişle bir diyaloğa girmek anlamına gelir. Bir romancı, eserlerini ortaya çıkarırken kendini daha önceki yazarların ayak izlerini takip ederken bulur, ki bu biraz da ölülerle konuşmak gibi bir şeydir. Doğu’da yaşayan bir romancı ise, kendini yalnızca geçmişle değil, Batı ile de bir diyalog içinde bulur ister istemez. (...) Doğulu sanatçı, yaratma pratiğinde şu ikilemle karşı karşıyadır: Bir yandan kendine sadık kalmak ve özgün malzemesini mümkün olan en saf haliyle aktarmak ister, diğer yandan yalnızca kendinden önce söylenmiş sözlerin değil, bu sözlerin içinde yer aldığı Batılı formların da ağırlığını duyar üzerinde. Doğu’da yeni bir söz söylemek, belki de bu nedenle Batı’da olduğundan daha zordur.”
Meltem Gürle doktora tezinden yola çıkarak hazırladığı bu kitapta, Oğuz Atay’ın, başyapıtı Tutunamayanlar’ı yazma serüvenine ışık tutuyor. Gürle romanın ortaya çıkışına katkısı olan dünya edebiyatına ait metinlerin izini sürerken, yazarın bunları nasıl modernliğin diline ve mantığına dönüştürdüğünü gösteriyor.

Kitaptan 1 Alıntı

Kerem Bilici 
11 Haz 2017 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Zihin ve Çeşitlilik
(Oğuz) Atay dünyanın çeşitliliğinin altını çizmek ve analitik bir zihnin bu çeşitliliği asla bütünüyle kavrayamayacağını göstermek için, farklı anlatı türlerini/söylemleri birbirine ekleyerek kullanır. Tutunamayanlar, mektuplar, şiirler, gazeteler, ansiklopedik makaleler, sahte-akademik analizler gibi bütün anlatım türlerine açıktır.

Ölülerle Konuşmak, Meltem Gürle (Sayfa 48 - İletişim, 2016 1. Baskı)Ölülerle Konuşmak, Meltem Gürle (Sayfa 48 - İletişim, 2016 1. Baskı)