Giriş Yap

Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş

Hakkında

236 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 6 sa. 41 dk.
Adı:
Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş
Orijinal adı:
As Intermitências da Morte
Tasarımcı:
Basım:
Türkçe · Türkiye · Kırmızı Kedi Yayınevi · Haziran 2020 (İlk yayınlanma: 24 Ocak 2012) · Karton kapak · 9786052982617
Diğer baskılar:
Adı bilinmeyen bir ülkede, dünya kuruldu kurulalı görülmemiş bir olay gerçekleşir: Ölüm, o güne kadar yerine getirdiği görevinden vazgeçer ve hiç kimse ölmez. Bir anda ülkeye dalga dalga yayılan sevinç çok geçmeden yerini hayalkırıklığı ve kaosa bırakır. İnsanların ölmemesi zamanın durduğu anlamına gelmemektedir, ezeli bir yaşlılıktır artık onları bekleyen. Hükümetten kiliseye, sağlık kurumlarından ailelere, şirketlerden mafyaya kadar herkes ölümün ortadan kalkmasının getirdiği sonuçlarla mücadele etmek zorundadır. Ancak ölüm, beklenmedik bir kimlikle ve umulmadık duygularla insanların arasına geri döner. Ölüm ve ölümsüzlük karşısında insanın şaşkınlığını, çelişkili tepkilerini ve ahlaki çöküşünü, edebi, toplumsal ve felsefi anlamda derinlikli bir biçimde işleyen José Saramago, geçici olanla ebedi olanı birbirinden ayıran kısa mesafenin meseli sayılacak Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş'u, başladığı gibi bitiriyor: "Ertesi gün hiç kimse ölmedi."

Okurlar

Kadın% 73.1
Erkek% 26.9
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş

Puan ve İncelemeler

Tümünü Gör
7.910 üzerinden
2.818 Puan · 583 İnceleme
236 syf.
·
4 günde okudu
·
Puan vermedi
Ve bir gün 'ölüm' fikrini değiştirir.. "Ertesi gün hiç kimse ölmedi." Ölmemek; insanların başına gelmiş ve gelebilecek olan en güzel şey midir? Yoksa bir felâket midir? Hızlı bir girişle "Ertesi gün hiç kimse ölmedi." diyerek başlıyor hikaye. Böyle bir girişle kitabın içine girmemek ve o dünyada kaybolmamak çok zor.. Ölümün orada yaşayan insanları terk ettiği bir ülkeden bahsediyoruz. Ölüme neden olabilecek kazalar yaşanabilir, ölümcül hastalıklar görülebilir ya da kendilerini öldürmeyi deneyenler çıkabilir. Ancak artık ne ölümcül kazalar ne de hastalıklar ölümü o insanlara getiremeyecek. Kulağa hoş bir masal gibi mi geliyor yoksa bir kâbus gibi mi? Ansızın bir gün tüm ülkede bir ocak tarihinden itibaren ölüm yaşanmıyor. Sadece o ülkede görülen bu durumun sebebi ne olabilir? Bir tesadüf mü? Gelip geçici, kısa bir aksama belki.. Ama hayır saatler, günler geçiyor ve hala ülkede tek bir ölüm gerçekleşmiyor. Ne bir araba kazası sonucu ne de bir intihar sonucu ölüm yaşanmıyor. Hastalığı bulunan ve ölümü beklediği düşünülen bir hasta bile ölmüyor. Peki,  ölümün kıyısından dönenlerin durumları daha mı iyi ? Hayır. Sanki geçmeleri gereken sınırı geçememiş insanlar gibi arada sıkışıp kalmışlar.. Üstelik ülkede yaşanan tek kriz bu da değil. İnsanlar bir yanlış anlama sonucu ölümü kendilerinin kontrol edebildiğini düşünmeye başlıyor. Sadece onlara lütfedilmiş özel bir hediye. Bu yanılgıyla birlikte 'tercih etme ve tercih etmeme' gibi iradeye bağlı ölümün ortaya çıktığını düşünüyorlar. Sanırım insanların neyi seçeceği oldukça aşikar. En azından ilk zamanlarda.. Hastaların durumu daha iyiye gitmiyor, yaşlılar birden gençleşmiyor ya da en azından kendilerini daha iyi, daha zinde hissedemiyorlardı. Basit bir şekilde sadece ölemiyorlardı. Devlet ölümün olmadığı bir toplumda ne tür aksamalar yaşanır ve bunlar nasıl düzeltilebilir planlarını yapadursun işler çoktan karmakarışık bir ip yumağına dönüşmüştü bile. Bazı sektörler iflasın eşiğine gelmiş, normal şartlarda ölümle alaka kurulamayacak olan sektörlerde bile krizler patlak vermişti. Yaşlılığın, hastalıkların ortadan kalkmadığı ama ölümün ortadan kalktığı bir toplumda tabi ki de sadece ekonomik olarak etkilenmeyi beklemek çocuksu bir iyimserlik olurdu. Ancak insanların var olduğu ilk andan itibaren en iyi yaptığı şey adaptasyon ve alışmak olsa gerek. Ölmemek gibi bir "pürüz" de pekâlâ halledilebilirdi! Değişik çözüm önerileri her bir yandan geliyordu. Bunların ne kadarı doğru ve ne kadarı işe yarar olduğu ise tartışılır.. Ölümün onları es geçtiğini düşünen bir ülkede kutlama havasından kaoso doğru bir geçişin ilginç hikayesi.. Ölüm nedir? Bazılarına göre basit bir bitiş çizgisi bazılarına göre yeni bir hayat umudu ve bazılarına göre de sonsuza dek yok olup gitmek.. Peki ya ölümsüzlük? Sonsuzluk, mükemmel hayat, dünyada bir cennet.. Gerçekten ölümsüzlük hayal edilen kadar mükemmel olur muydu? Yoksa ölümün dünyaya getirdiği düzen olmazsa yaşamdan sadece yıkım ve felâket mi beklenirdi? Ölümsüzlük, insanlık kadar eski bir dilektir. Gerçekleşmeyeceğini düşündüğümüz için mi hep mükemmel bir şekilde düşleriz ölümsüzlüğü.. Ölümün olmadığı bir dünyada insanlar daha mı mutlu olurdu? İnsanlar daha iyiye mi yoksa daha kötüye mi yönelirdi? Bilinmeyenin verdiği heyecan kalır mıydı? Sonsuza kadar yeni bir şeyler keşfetmenin tadı mı çıkarılırdı? Bir şeyler için umut etmenin anlamı kalır mıydı? Ölümsüzlüğün olabileceği veya olduğu bir dünyada dinlerin yeri var mıydı mesela? Ya kötü senaryo gerçekleşip ölümsüzlüğün olduğu dünyada ölümlülük 'aranan-istenen' bir şey olursa? José Saramago'dan ölüm, insanlık, hayat, acı, umut, empati, sevgi gibi kavramları sorgulatan akıcı, son derece değişik ve ilginç bir kitap sizleri bekliyor. Okurken ya da kitaba ara verdiğiniz zamanlarda bile ardı arkası kesilmeyecek sorular zihninizi sürekli meşgul edebilir. Yazar eseriyle, ölümsüzlüğün hayatımızda bir yeri olsaydı nasıl olurdu sorusuna kendince bir cevap vermiş. Yazarın cevabını ve kendi cevabını merak eden herkese kitabı tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
·
5 yorumun tümünü gör
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.14