Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş

8,1/10  (254 Oy) · 
570 okunma  · 
217 beğeni  · 
5.348 gösterim
Adı bilinmeyen bir ülkede, dünya kuruldu kurulalı görülmemiş bir olay gerçekleşir: Ölüm, o güne kadar yerine getirdiği görevinden vazgeçer ve hiç kimse ölmez. Bir anda ülkeye dalga dalga yayılan sevinç çok geçmeden yerini hayalkırıklığı ve kaosa bırakır.

İnsanların ölmemesi zamanın durduğu anlamına gelmemektedir, ezeli bir yaşlılıktır artık onları bekleyen. Hükümetten kiliseye, sağlık kurumlarından ailelere, şirketlerden mafyaya kadar herkes ölümün ortadan kalkmasının getirdiği sonuçlarla mücadele etmek zorundadır. Ancak ölüm, beklenmedik bir kimlikle ve umulmadık duygularla insanların arasına geri döner.

Ölüm ve ölümsüzlük karşısında insanın şaşkınlığını, çelişkili tepkilerini ve ahlaki çöküşünü, edebi, toplumsal ve felsefi anlamda derinlikli bir biçimde işleyen José Saramago, geçici olanla ebedi olanı birbirinden ayıran kısa mesafenin meseli sayılacak Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş'u, başladığı gibi bitiriyor: "Ertesi gün hiç kimse ölmedi."
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2013
  • Sayfa Sayısı:
    204
  • ISBN:
    9786054764457
  • Orijinal Adı:
    As Intermitências da Morte
  • Çeviri:
    Mehmet Necati Kutlu
  • Yayınevi:
    Kırmızı Kedi Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Hesna 
 22 Haz 2017 · Kitabı okudu · 3 günde

Ülkemizde toplu ölümler olunca kimi suçlarız? Tabii ki hükümeti... Peki ölüm greve çıksa ve hiç kimseye uğramasa kimi suçlarız? Yine hükümeti :) Çünkü oluşan kaos ortamlarında en çok hükümetin başı belaya girer.
Ölüm ülkeye uğramaz olunca da aynısı olur. Ölümden kurtulmanın iyi bir şey olduğunu sanan ve sokaklara dökülen insan toplulukları mı dersin, bayrak asıp yollarda dans edenler mi dersin, yatakta azap çektiği halde ölemeyenler ve ölmenin illegal yollarını bulmaya çalışanlar mı dersin...
Eğer din de siyasete alet ediliyorsa o ülkede, din camiasının da hükümetle başı belaya girer. Çünkü ölüm yoksa cennet-cehennem olgusu da yoktur. Tanrının işi bitmiştir. Din eleştrilir hale gelmiştir. Ama zıt fikirde olanların da türediği ülkede tam bir kaos yaşanır. Ülke resmen ikiye bölünmüş gibidir: Ölümün gitmesinden memnun olanlar, ölümün tekrar gelmesini iple çekenler. Bir yerlerden tanıdık mı geldi?

Saramago, hükümetin bu karışık durumla başa çıkmasını anlatırken felsefe de yapar aslında. Var olan rejimi eleştirir, din tüccarlarını eleştirir, hükümetlerin böyle durumlarda - sırf durumu kurtarmak adına - yönettiği insanlardan habersiz nasıl saklı gizli işlere bulaştığını da anlatır. Ölümün aslında sorumluluklardan ve sıkıntılardan kaçış yöntemi olduğunu, ölümsüzlüğün tahmin ettiğimizden daha zor sonuçlara sebep olduğunu gösterir.

Peki greve giden ölüm tekrar iş başı yapacak mıdır? Hükümet bir anlaşmaya gidecek midir ölümle? İşte bundan sonra kitap değişik bir masalsı anlatıma doğru sürükleniyor. Sizi de içine çekiyor ister istemez.
Hani Orhan Veli der ya bir şiirinde:
"Öyle bir havada gel ki,
Vazgeçmek mümkün olmasın!"
Belki de ölüm, öyle bir havada gelecektir.

Uzun zamandır kurgudan zevk almama hastalığıma ilaç gibi geldi bu kitap. Değişik ve keyifli olan kurgusuyla insanı sürüklüyor. Saramago'nun kendine has üslubunu da çok özlemişim. İlk defa kendisini okuyacak olanların bunu göz ardı etmemeleri gerekir. Zira kendisi Virgüllerin Efendisidir. :)

Keyifli okumalar...