Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş

8,0/10  (96 Oy) · 
195 okunma  · 
75 beğeni  · 
2.249 gösterim
Adı bilinmeyen bir ülkede, dünya kuruldu kurulalı görülmemiş bir olay gerçekleşir: Ölüm, o güne kadar yerine getirdiği görevinden vazgeçer ve hiç kimse ölmez. Bir anda ülkeye dalga dalga yayılan sevinç çok geçmeden yerini hayalkırıklığı ve kaosa bırakır.

İnsanların ölmemesi zamanın durduğu anlamına gelmemektedir, ezeli bir yaşlılıktır artık onları bekleyen. Hükümetten kiliseye, sağlık kurumlarından ailelere, şirketlerden mafyaya kadar herkes ölümün ortadan kalkmasının getirdiği sonuçlarla mücadele etmek zorundadır. Ancak ölüm, beklenmedik bir kimlikle ve umulmadık duygularla insanların arasına geri döner.

Ölüm ve ölümsüzlük karşısında insanın şaşkınlığını, çelişkili tepkilerini ve ahlaki çöküşünü, edebi, toplumsal ve felsefi anlamda derinlikli bir biçimde işleyen José Saramago, geçici olanla ebedi olanı birbirinden ayıran kısa mesafenin meseli sayılacak Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş'u, başladığı gibi bitiriyor: "Ertesi gün hiç kimse ölmedi."
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Temmuz 2013
  • Sayfa Sayısı:
    208
  • ISBN:
    9786054764457
  • Orijinal Adı:
    As Intermitências da Morte
  • Çeviri:
    Mehmet Necati Kutlu
  • Yayınevi:
    Kırmızı Kedi Yayınevi
  • Kitabın Türü:
KeMâL 
30 Nis 17:32 · Kitabı okudu · 5 günde · 10/10 puan

Ertesi gün kimse ölmedi. Evet kimseler ölmedi ama herkes, her şey karıştı.

Yine Saramago yine müthiş kurgu. Saramago’nun beşinci eserinini de kitapağacı okuma grubu sayesinde okudum. Hemen yazarla ilgili ön bilgi vereyim ki sizlerin de fikri oluşsun. Yazar Nobel Edebiyat ödüllü bir yazar. Yazarın biçemi gayet dikkate değer. Kitaplarında noktalama işareti olarak nokta ve virgülden başkasını kullanmıyor. Anlatım dili de oldukça muzipçe; bu da, okuyucuyu yazara bağlayan bir diğer etken. Okuyucuyla konuşarak yazmış eserini.

Konuya geçtiğimizde ise gerçekten çok fazla şey yazabilirim ama kısa kısa irdeleyip spoiler vermemek adına çabalayacağım.

Ölüm… Evet ölüm günlerden bir gün artık olmuyor. Kimseler istese de ölemiyor ve bir kaos ortamı oluşuyor. Ölümsüz bir dünya düşünebiliyor musunuz ? Yazar bunu bize sormuş. Ölümün kesilmesi ile birlikte dini, siyasi ve ekonomik sorunlar çıkıyor. Gerçekten muazzam bir hiciv. Ölümün olmadığı ve dünyada kilise kaos yaşıyor ve inanç sorgulanıyor. Siyasiler çaresiz kalıyor şiddet de artıyor, düzensizlikte ama kiliseler de dua edenler de artıyor. Yani tam bir zıtlıklar üzerine kurulmuş bir romana dönüşüyor.

Bununla mı bitiyor. Sonrasında ölüm bakıyor bu durum çok rahatsızlık verdi. Size 1 haftalık 10 günlük bir mühlet. Bir zarf alacaksınız; o zarf tarihinden itibaren hazırlığınızı yapın diyor. Şimdi yazar burada da bize sormuş. Öleceğinizi bildiğiniz son on gününüz kalsa ne yapardınız ?

Kısa başlıklara geçiyorum çünkü bir sürü kurgu ve konu barındırıyor. Din-Siyaset ilişkisini çok iyi irdelemiş. Tüm konuların yanında bir felsefik bir eser. İnançsız bir toplumu örneklemiş. Ölmek ve ölmemek için verilen çabalardan faydalanan sigortacılar, cenaze hizmetleri ve levazımatçıların çok güzel bir ekonomik kurgusu var. Devlet – Mafya işbirliği kesinlikle harika bir konuydu. Sanat ve klasik müzik konuları. Hayvanseverliğe verilen önem ve dikkat. Cumhiriyetçilik ve Kraliyet yani yönetim sistemlerini eleştiriş. Vicdanlara sesleniş; yani yaşlılar bile ölemiyor bu durum ailede sıkıntılar yaratıyor ve bakım zorluğu ortaya çıkıyor hastaneler taşıyor bu durum karşısında takılan tavır ve siyasi duruş. Ölümü kadına yorma; bir nevi Proust’un kara çarşaflı kadın gibi devamlı Proust’u örnekleme. Müziğin önemi ve en güzeli de sevgi, aşk, birliktelik. Son kısımlarında ölümün bile çaresizliği anlatılmış sevgi karşısında.

İnanın çok çok daha fazlası var kitapta. Doğallığı bozmamak bence en önemli etken. Hepimiz öleceğiz ve ölmeliyiz. Çünkü düzen bu. Yazar bunu düşündürerek tüm hicivleri ve düşünceleri sorgulatmış. Gerçekten Nobel’i hak ettiğini düşündüğüm yazar. Gerek Körlük, Kabil ve Görmek eserleriyle olsun ya da bu eseriyle her zaman eleştirel, sorgulayıcı ve sorgulatıcı bir yazım tarzı var. Her kitabında irdeleyip bizi doğruya yön göstermek için sorgulatıyor. Kırıp dökmüyor ama düşündürtüyor. Sadece şunu düşünün teknoloji ve sağlıkta ilerliyoruz. İlerde belki 150 yaşında ölümler olacak. Ama bu sizce doğru mu ? Kimse ölmek istemez ama sonucunda neler olur ? Yaşlanacağız, yorulup yüzümüzde kırışıklıklar olacak, dizlerimiz tutmayacak ve ölemeyeceğiz. Yada nüfus patlayacak sonrasında savaşlar, buhranlar yaşanacak. Doğa bile ölümsüz değil. Kayalar, çiçekler, ağaçlar bile ölürken bizler ölmezsek bu Dünya ne olur düşünebiliyor musunuz ? Gerçekten sorgulatıcı ve farkındalık oluşturan bir eser.

İlk okumaya başlayanlar asla bu adamın kitapları ile de başlamamalı. Ama alıştıktan sonra gerçekten çok iyi düşünceler barındıran bir şahsiyet. Benim şöyle bir görüşüm var. Bir kitap okuduktan sonra; okuyanların arasında herkese farklı anlamlar kattıysa, farklı düşünceleri aşıladıysa gerçekten iyi bir kitaptır. Bazı kitaplar sadece bütün konuları kişilere aynı şekilde aşılar ama bu eser okuyan herkese farklı bir düşünce, farklı bir kafa yapısı gösteriyor.

Dinle ilgili zaafiyeti olanlar, inanç sorgulaması ve Tanrı’yı yok saymasından dolayı bu kitabı beğenmeyebilir ve saçma bulabilirler. Ama kitabın anlattığı konular itibariyle ben bir tavsiye veriyorum ve inceleme yapıyorum.

Mutlaka okunulması gereken yazar ve eser. Çevirmene de on puan vermek gerek. Müthiş çeviri. Kırmızı Kedi’ye teşekkürler sunuyorum. İyi okumalar….

fatma 
31 Mar 11:05 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

Kim istemez ki ölümsüz olmayı? Peki ya bir gün ölüm bizi gerçekten terk ederse yine ölümsüzlüğün mükemmelliğini düşünür müyüz? Ölüm bir gün terk eder ülkeyi ve ülkede büyük bir panik başlar.Daha sonra eflatun renkli mektuplar yolu ile tekrar dönüş yapar .Artık herkes ölümünü bir hafta öncesinden eflatun renkli mektuplar yolu ile öğrenecektir.Ama ölümün atladığı bir şey vardır ,AŞK.Ölüm aşık olursa ne mi olur okuyup öğrenmek lazım...

kays el ecer 
18 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

ölüm gerçekten var mı
yoksa ölüm hiç var olmadı mı
kitabını okuduğum ve henüz filmini izleyemediklerimden
çok güzel bir keyif aldım teşekkür ederim bana bu kitabı oku diye kafamın etini yiyenlere

AYNUR 
06 Oca 22:54 · Kitabı okudu

Ölüm olmasaydı, ertesi gün, ertesi gün ve ertesi gün de kimse ölmeseydi? Bu düşünüldüğü gibi iyi mi? Tartışmaya açık, ancak henüz gençken bile yaşlılığı düşündüğümzde iyi hissetmiyorsak sonsuz yaşlılığa kim katlanabilir?
Peki ölüm bıraktığı görevine başka bir yolla devam etse? Mesela öleceğimizi bir hafta önce kapımıza gelen mektupla öğrensek? Bu da iyi olmayabilir. Korkuyla geçen bir hafta. Sanırım habersiz ölmek o bir haftayı yaşamaktan daha iyidir, bence.
#Her şeyle başedilebilinir. Ölümün ortadan kalkmasına alışmışken bir de ölümden mektup gelir. Sonra eflatun renkli herkesin korkusu olan mektuplar artık ölümü haber verecek bize. Ama işler her zaman yolunda gitmeyebilir, ölüm bile olsanız. Yerine ulaşmaya bir mektup var. Ölüm şaşkın. Defalarca denemesine rağmen mektup ulaşmıyor sahibine, viyonselciye.
Peki ölüm bir bedene bürünürse? Kadın mı, erkek mi? Kadın olur, ve oldu da. Viyonselciye mektubu vermek için. Ama yine işler yolunda gitmedi, ölümün istdigi gibi. Mektup sahibine teslim edilmedi ve ertesi gün yine hiç kimse ölmedi.

∆Sonunda bitirebildim kitabı. Çok yordu beni. Noktalama çok kötü, diyaloglar paragraflar halinde, konuşmalar virgülle ayrılmış. Zaten kitapta kullanılan yegane noktalama işareti, virgül. Bunun dışında hiç kusurunu bulmadım. Nedendir bilmem ama ölümün tasviri hem hoşuma gitti hem de bu tasvirleri okurken gülmekten alamadım kendimi.
∆Yine öğretmenime teşekkürler, bu yazarla tanısmama vesile olduğu için.
∆Son olarak kitapta en beğendiğim alıntıyı yazmak istiyorum buraya.
"Yaşlıların değişmeleri haricinde olacaklar, bunların günbegün daha çok yaşlanmalarından ibaret olacak, yüzleri daha küçülecek, kırışıklıkları artarak kuru üzüme benzer bir görünüme bürünecek ve bu insanlar titrek ve işlevselliğini yitirmiş uzuvlarıyla, denize düşen pusulasını arayarak boşu boşuna seyrine devam eden gemiler misali ortalıkta dolaşacaklardı." sayfa 29.

Saygılarımla, iyi okumalar

Tom Jones 
20 May 12:19 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Ertesi gün hiç kimse ölmedi." diyerek başlıyor Saramago kitabına. Saramago okuyanlar bilir; kitaplarında genelde nokta kullanmaz ve hep düz yazı biçiminde devam eder. Eh bu da biraz kafa karışıklığı demek ) Bu kitapta da öyle bir üslubu var yazarın. Ülkenin birinde bir yılbaşı gecesi hiç kimse ölmemeye başlar. 'Ölüm' adete o ülkedeki görevinden istifa eder. Ülke bir iç sorunla karşı karşıya kalır.Hastaneler ve huzur evleri 'ölemeyen' insanlarla doludur ve buna bir çare yoktur. Günler geçtikçe iç sorunlar büyür ölemeyen insanlar da artar. Fakat bir gün "ölüm" o gece görevine başlayacağını bildiren bir mektup yazar ülkedekilere. Herkes merakla o gece ne olacağını bekler. Olaylar burdan itibaren garip bir hal alır ve meraktan bir bakmışsınız kitap bitiverir :)
.
Noktalama olmadığı için ikili diyaloglar kafa karıştırıcı olabiliyor bazı yerlerde. Ama Saramago okuyanlar alışıktır bu üsluba :) Ölüm ve Ölümsüzlük üzerine güzel bir kitaptı. Kitabın sonu en iyisiydi bence.. Okuyunuz, kitapla kalın.

Kübra 
09 Şub 23:28 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

"Ertesi gün kimse ölmedi." Kitap başladığı gibi bitiyor, bu cümleyle ve bu benim en beğendiğim yönlerinden. Saramago ölümün bir süre yok olmasının ardından yaşanan kaosu çok zekice anlatıyor, büyüklüğünü tekrar ve tekrar kanıtlıyor. Saramago'nun özgün, muhteşem dilinin ve kitabın harika kurgusunun yanı sıra konu ölümün görevini bırakmasıyla sınırlı kalmıyor. Daha sonra ölüm insanlara ölümlerini önceden haber veriyor ki bu da ayrı bir kaosa sürüklüyor dünyayı. Muhteşem sonunu ise okumak isteyenlere bırakıyorum çünkü sonunda okuyucuyu bir sürpriz bekliyor. Ben bu kitabın güzel yanlarını saymakla bitiremiyorum. Zordur Saramago okumak. Üzerinde düşündükçe daha da derine dalarsınız. Sonsuz uzantıdadır sanki. Sevmez noktalama işaretlerini. Kim ne demiş diye devamlı diken üzerindesinizdir. Ama öyle bir keyif verir ki, zorlukları görmez bile gözünüz. Bu harika adamı okumaya başlamak için ideal kitaplardan bence.

EMRE YAMAN 
10 May 11:56 · Kitabı okudu · 63 günde · 9/10 puan

Ölümlüler için hep akılda olan bir soru vardır.Ölüm olmasa ne olurdu?İşte bu soruya cevap olarak yazılmış bir kitap desem sanırım yanılmam.Bu soru aklınıza geliyor ise hazırlanın ve neler olacağını okumaya başlayın.

Basit bir soru gibi görünen ama kitabı okudukça ne kadar basit düşündüğümüzün yüzümüze vurulmasını sağlıyor.Okurken çok zorlandım.Noktalama ve paragraf konusundaki tutumunu duymuştum yazarın ve abartılı gelmişti bana.Okudukça eleştirilerin haklı olduğunu anladım.Konuşmalar sırasında hangi sözün kim tarafından söylendiğini bazen kavrayamadım.Noktalama işaretlerini az kullanması ise nefessiz 2-3 sayfa okumama sebep oldu. :)

Emre Ö. 
18 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ölüm ile yaşam arasında..
Ve ertesi gün kimse ölmedi diye başlıyor kitap.Bir ülke düşünün ki kimse ölmüyor. Hastalıktan kırlıyorsun, kaza yapıp kolun-bacağın kopuyor fakat yine de ölmüyorsun. Acı çekiyorsun fakat ölmüyorsun. Sonuç ne kötü değil mi? Peki ne ölüyor? Bu sefer toplumsal normlar sarsılıyor, kaos ortamı ve önlenemeyen bir ahlak, vicdan, çöküntüsü meydana çıkıyor. Lakin sürekli bir şeyler ölmek zorunda ve bir şeyler doğmak(hayat bulmak) zorunda. Çünkü kanun bunu gerektirir.Hayat bir zıtlıklıklar silsilesi değil mi zaten?
Birileri ölür birileri doğar. Bir ahlaksal çöküntü olur, göçer ve ölür gider. Bu ölümden yeni bir ahlaki eylem doğar. Sürekli değişir durur. Ölüm bir var bir yokmuş işte. Biz de bu varlık ile yokluğun arasında kum saatimizin dolmasını bekliyoruz.Son tanecik düşene kadar...

Jose Saramago insanlığa ve hayata yine çok farklı bir pencereden bakmış.İktidarların ve kilisenin böyle anormal ve fantastik bir durum karşısındaki takınacakları tutumu hicivli bir şekilde anlatmış. Saramago'nun okuduğum 3.kitabıydı.Çok beğendim...

Ayşe 
04 May 12:24 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Kitap, ertesi gün kimse ölmediğinde neler olacağını anlatıyor. Ve bence biz ölümlülerin dünyasına bomba gibi düşüyor ve yerle bir ediyor. Ancak kanımca kitapta bir kurgu kusuru var: ölümsüzlüğün tek bir kasabaya mahsus olması. Bu sebeple kitapta ölümsüz olmanın yarattığı çaresizliği, kapana kısılma halini tam olarak göremiyoruz.

Elif Çelik 
01 Nis 09:45 · Kitabı okudu · 32 günde · Puan vermedi

Kitabın içerisinde Latince bir duada geçen;
"homo qui pulvis es et in pulverem revertis"
(topraktan geldik, toprağa döneceğiz)..

Güzel mesajları olan bir kitap ancak yazım şekli dolayısıyla nokta virgül pek kullanılmadığından hayli yoruldum okurken.

Ama buna rağmen okunmaya fazlasıyla değer.

4 /

Kitaptan 106 Alıntı

Ümitlerin kaderi, biri yok olduğunda diğerinin ortaya çıkmasıdır, işte bu yüzden bunca hayal kırıklığına rağmen dünyadan silinip gitmemişlerdir.

Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, José Saramago (Sayfa 200 - Turkuaz Yayınları)Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, José Saramago (Sayfa 200 - Turkuaz Yayınları)

...ölüm anı tüm anların en kısasıdır, bir iç çekilir ve tamam, bir benzetme yapmak gerekirse, bu olay kimsenin üflemesine gerek kalmaksızın kendi kendine sönen bir muma benzetilebilir.

Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, José Saramago (Sayfa 68)Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, José Saramago (Sayfa 68)
AYNUR 
 14 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi

Ejderhayı öldürmenin yolu, kafasını kesmekten geçer, tırnaklarını törpüleyerek bir yere varamayız,

Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, José Saramago (Sayfa 57)Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, José Saramago (Sayfa 57)
şüheda 
21 Oca 20:20 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

İlk yenilgi en çok acı verendir ama sonra alışılır.

Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, José Saramago (Sayfa 140)Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, José Saramago (Sayfa 140)