·
Okunma
·
Beğeni
·
423
Gösterim
Adı:
Ölüm Fermanı
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
512
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052994900
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Todesurteil
Çeviri:
Hamide Koyukan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
“Her karanlık kendini sonlandıracak

aydınlığın tohumlarını içinde taşır.”

Dante Alighieri





Viyana’da bir ormanda gece vakti ağaçların arasında beliren bir silüet hayal ürünü gibi görünüyor; bulanık ve silik. Ama oldukça gerçek. Zayıf, perişan ve tek kelime edemeyecek kadar travmatize olmuş küçük bir kız… Adı Clara.



Ortadan kaybolmasının üzerinden koca bir yıl geçmişti ve artık öldüğü varsayılıyordu. Aksine hayattaydı ama yaşadıkları hakkında tek kelime etmiyordu. İlk bakışta şiddete maruz kaldığına dair herhangi bir iz de yoktu… Ta ki dedektifler insanın kâbuslarında dahi görmek istemeyeceği o şeyi görene dek: Biri kızın sırtına Dante’nin Cehennem’inden alınan bir sahneyi en ince ayrıntısına kadar tasvir etmişti, hem de dövme olarak.



Bu arada Wiesbaden, Almanya’da, genç ve hırslı bir dedektif adayı olan Sabine Nemez, profil uzmanı Maarten S. Sneijder’le birlikte birbirleriyle tamamen alakasız görünen üç kanlı cinayet vakasını incelemektedir. Zamanla bu vakaların arasında bir bağlantı olabileceğini keşfederler. Fakat araştırmalarının sonucunda, kaybolduktan bir yıl sonra ormanda ortaya çıkan ve konuşamayan gizemli kızın tanıklığına ihtiyaçları olduğu anlaşılır. Çünkü katili gören tek kişi bu küçük kızdır…





“Andreas Gruber’in kitaplarının atmosferi öyle hayranlık uyandırıcı ki farkına bile varmadan kendimi öykünün içinde sürüklenirken buluyorum.”

Sebastian Fitzek



“Andreas Gruber’in yarattığı Maarten S. Sneijder ve Sabine Nemez karakterleri o kadar iyi bir ikili ki insan sürekli onların hikâyelerine eşlik etmek istiyor.”

Krimi-couch.de



“İnsanın karanlık yönünü gösteren muhteşem bir gerilim.”

ORF, “Kultur nach 6”



“Uluslararası düzeyde bir gerilim yazarı.”

Kronen Zeitung



“Benim eserim bu dünyadan değil. Ben bu sınırı aştım, karanlığa bir bakış attım, ruhumu ilhama açtım ve akla sığmaz bir enkarnasyon meydana çıkardım. Onun aracılığıyla ölümsüz oldum. Ben cehennemin kara tanrısıyım. Kendimden nasıl kuşkulanabilirim ki?”

(Tanıtım Bülteninden)
512 syf.
·10/10
Yorumuma birkaç soruyla başlamak istiyorum.
İyi bir kitapla sıradan bir kitap arasındaki farkı nasıl belirleriz? Sürükleyici olduklarından mı? Yoksa konusunun özgün olmasından mı? Veya bizi birçok bilgisiyle araştırmaya sevk etmesiyle mi? Yoksa arka kapaktaki övgü dolu sözlerle mi?...
Bana sorarsanız iyi kitaplar ilk birçok kişiden eleştirel övgüler alır. Aydınlatıcı, bilgilendirici ve sürükleyici olması gerekir. Konuyu dallandırıp budaklandırmadan, asıl olayın izinden gidip okuyucuyu merakta bırakıp, bıktırmadan okutturmalıdır. Tabii ki bu tarz kitapları okurken genelde bu soruların cevaplarını ararız. Suçlu kim? Suçu işleme sebebi nedir? Suçlunun cinayeti işleme şekli nasıldır? Olayı araştıran dediktif hangi yolu izleyip sonuca varmalıdır?..
Bana göre Andreas Gruber'in yazmış olduğu Ölüm Fermanı iyi bir polisiyenin tüm gerektirdiklerine sahip. Öğlene doğru kitaba başlayıp, hiç ara vermeden sabaha karşı 4'te kitabı bitirdim. Ne ara bunca zaman geçti, ne ara kitabı okuyup bitirdim bilmiyorum ama emin olduğum bir şey var ki; 510 sayfalık bir kitapta merak duygusunu sonuna kadar devam ettirmek her yazarın harcı değil. Hatta ilk sayfalarda yazara olan hayranlığım katlanarak arttı. Her sayfada sanki bir puzze yaparmışcasına ilerliyoruz. Her sorulan sorunun cevabını aldıkça, parçaları yerine yerleştirip her boşluğu dolduruyoruz.
Merak edip yazarı biraz araştırdım. Kitapları çok sevilmiş. Peki dedim, neden bizim ülkede bu ve buna benzer yazarlar o kadar okunmuyor? Neden çok az kişi okuyor veya biliyor? Ve en önemlisi de, dünyada birçok ünlü yazarlar varken, neden ülkemizde Jean-Christophe Grangé ilah muamelesi görüyor?
510 syf.
·3 günde·7/10
Bir ormanda gece yarısı zayıf ve bitkin bir kız bulunur.Adı Clara' dır.Kayboluşunun ardından tam bir yıl geçmiştir. Bulunduğunda sırtında boydan boya dövme vardır. Yapılan dövme Dante' nin Cehennem' inden alınan sahneyi temsil eder.
Sabine isminde bir dedektif birbirinden bağımsız üç cinayet olayını inceler.Araştırmaları onu Clara'ya ulaştırır. Çünkü katili birebir gören Clara' dır.
Sabine'in eski erkek arkadaşı da bu olayı araştırırken vurulmuştur. İlerleyen zamanda beyin ölümü gerçekleşir.Sabine biraz da duyduğu suçluluk duygusuyla cinayet vakalarına dört elle sarılır.
512 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Genç dedektif Sabine Nemez eski erkek arkadaşı Erik'in vurulduğunu ve komada olduğunu öğrenir. Hastaneye ziyarete gittiğinde durumunu kritik olduğunu ve Erik'in bir dava üzerinde çalıştığını, telefonundan en son profil uzmanı Maarten Sneijder'e mesaj gönderdiğini öğrenir. Genç dedektif karşısında çözülmemiş vahşice işlenmiş üç cinayet vakası bulur. Suçlu bulunan her bir sanığın aslında birileri tarafından kullanıldığını ve asıl olayın on yil önce küçük bir çocuğun ölümden sorumlu bir katili serbest bırakan jüri üyeleri ile ilgisi olduğunu anlar.
Avusturya'da Viyana'da ormanlık alanda küçük bir kız çocuğu bulunur. Korkmuş perişan haldeki küçük kız konuşmaz takı savcı Melanie Dietz onu hastanede ziyarete gelene kadar . Küçük kız bir yıl önce kaybolan savcının en yakın arkadaşının kızı Clara'dir. Kızın sırtında dövme olarak Dante'nin Cehennem'nden bir sahneyi en ince ayrıntısına kadar işlemiştir. Polis araştırması sonuncu ormanda gömülü çocuk cesetleri bulunur . Sabine ve profil uzmanı Sneijder gizemli cinayetlerle ve çocuk ölümleriyle ilgili katili gören tek kişinin Clara olduğunu anlar.
"Bir hakim, bir adli tabip ve bir adli psikolog, kaderin bir araya getirdiği kusursuz bir ittifak."
512 syf.
·6/10
Yazarın ilk kitabı 48 Saat gibi, bu da uzun süre durgun ilerledi. Yazarın tarzı bu artık kabullenip öyle okumak lazım demekki. Neredeyse 3 haftadır elimde süründü ve üzerine 5 kitap bitirdim, ama bu bitmedi. Kitabın sonlarına yaklaştıkça heyecan artıyor. Keşke uzun bir durağan süresinden sonra açılmayıp, başlardan yüksek başlayıp devam etse. Biraz sabır gerektiriyor yani. Bu arada bu kitabın da orjinal adı ‘Ölüm Cezası’ymış. O kadar güzel yorumlar yapılmasına rağmen ben çok beğenmedim maalesef üzgünüm. Sonları evet atağa geçti ve merak ettirdi, ama keşke kitabın en azından %50’si atağa geçseydi.
512 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Andreas Gruber okumak, ben de çok özel hisler uyanmasına sebep oluyor. Zira, sayesinde Avusturya ve Almanya'da geziyor hissine kapılıyorum. 2 ayrı vaka gibi başlayan, ancak 1 vakaya bağlanan ilginç bir kurgu ve olayılında örgüsü var.
Sabine ve Sneijder karakterlerine öyle çok anlamlar yüklemeden, karakterleri kahramanlaştırmadan, detayları ise düşünme yoluyla aktaran eşsiz bir yazarla karşı karşıya kalıyorsunuz.
Sneijder'in en sevdiğim özelliği, aslında polislerde olması gereken de bu olmalı. Katilin gözleriyle bakıp, onun gibi düşünmeye çalışması. İşte o vakit olaya uzak kalamıyorsunuz, katil gibi düşünmeye çalışıp, olay örgüsüne dahil oluyorsunuz. Ve işte yazar kitaptan kopmamanızı bu şekilde sağlıyor. Ayrıca yazar Avusturya'lı olması babında Germen ırkına ait olmalarını ve bir vakitler bir imparatorluk altında olmalarını milliyetçi duygularla faşizan şekilde değilse de masumane şekilde birlik duygusunu aksettirmeye çakışması benim çok hoşuma gitti. Okurken psikolojik tahlillerin, psikolojik sıkıntısı olanlara hasta demek yerine danışan denmesi ayrıca takdirle karşıladığım bir durumdu. Avrupa Birliği yasalarını, Alman yasalarının katılığını, yine de insan doğasının vahşi ve psikopat yönlerine engel olamadığını anlatan harika bir eser. Bir de, yazarın kitaplarında yerel edebiyatlarindan faydalanması çok hoş bir vefa duygusu gibi geldi bana.
Gerilim konusunda Avrupa'lı yazarların daha zekice ve hissettiren romanlar yazdığını ve yazar Andreas Gruber'in bu konuda iyi ötesi bir kalem olduğunu söyleyerek, kitabını okumanızı rahatlıkla tavsiye ederim.
Siz de diğerleri gibisiniz.Hayatınızın ilk yarısında para kazanmak için sağlığınızı kurban ediyorsunuz, ikinci yarısında da sağlığınıza tekrar kavuşmak için paranızı kurban ediyorsunuz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölüm Fermanı
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
512
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052994900
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Todesurteil
Çeviri:
Hamide Koyukan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
“Her karanlık kendini sonlandıracak

aydınlığın tohumlarını içinde taşır.”

Dante Alighieri





Viyana’da bir ormanda gece vakti ağaçların arasında beliren bir silüet hayal ürünü gibi görünüyor; bulanık ve silik. Ama oldukça gerçek. Zayıf, perişan ve tek kelime edemeyecek kadar travmatize olmuş küçük bir kız… Adı Clara.



Ortadan kaybolmasının üzerinden koca bir yıl geçmişti ve artık öldüğü varsayılıyordu. Aksine hayattaydı ama yaşadıkları hakkında tek kelime etmiyordu. İlk bakışta şiddete maruz kaldığına dair herhangi bir iz de yoktu… Ta ki dedektifler insanın kâbuslarında dahi görmek istemeyeceği o şeyi görene dek: Biri kızın sırtına Dante’nin Cehennem’inden alınan bir sahneyi en ince ayrıntısına kadar tasvir etmişti, hem de dövme olarak.



Bu arada Wiesbaden, Almanya’da, genç ve hırslı bir dedektif adayı olan Sabine Nemez, profil uzmanı Maarten S. Sneijder’le birlikte birbirleriyle tamamen alakasız görünen üç kanlı cinayet vakasını incelemektedir. Zamanla bu vakaların arasında bir bağlantı olabileceğini keşfederler. Fakat araştırmalarının sonucunda, kaybolduktan bir yıl sonra ormanda ortaya çıkan ve konuşamayan gizemli kızın tanıklığına ihtiyaçları olduğu anlaşılır. Çünkü katili gören tek kişi bu küçük kızdır…





“Andreas Gruber’in kitaplarının atmosferi öyle hayranlık uyandırıcı ki farkına bile varmadan kendimi öykünün içinde sürüklenirken buluyorum.”

Sebastian Fitzek



“Andreas Gruber’in yarattığı Maarten S. Sneijder ve Sabine Nemez karakterleri o kadar iyi bir ikili ki insan sürekli onların hikâyelerine eşlik etmek istiyor.”

Krimi-couch.de



“İnsanın karanlık yönünü gösteren muhteşem bir gerilim.”

ORF, “Kultur nach 6”



“Uluslararası düzeyde bir gerilim yazarı.”

Kronen Zeitung



“Benim eserim bu dünyadan değil. Ben bu sınırı aştım, karanlığa bir bakış attım, ruhumu ilhama açtım ve akla sığmaz bir enkarnasyon meydana çıkardım. Onun aracılığıyla ölümsüz oldum. Ben cehennemin kara tanrısıyım. Kendimden nasıl kuşkulanabilirim ki?”

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 16 okur

  • Neslihan Kahveci (kitapseverneslim.blogspot.com)
  • KubraNur Tekgul
  • Hilal ÇETİN
  • NİHAL GÜLER
  • Neslihan Yılmaz
  • Pınar YAĞLI
  • Timur Bozkurt
  • Filizyargan
  • Serpil Adınır
  • Marisa Rosa

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%41.7 (5)
9
%0
8
%33.3 (4)
7
%16.7 (2)
6
%8.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0