Ölüm HükmüElçin

·
Okunma
·
Beğeni
·
344
Gösterim
Adı:
Ölüm Hükmü
Yazar:
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
536
ISBN:
9789754376425
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ölüm Hökmü
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Azerbaycan’ın tanınmış yazarlarından Elçin, Türk okuyucusu için artık bizden bir isim olmuştur. Okuyucularımız onu Şuşa Dağlarını Duman Bürüdü, Sarı Gelin isimli hikâye kitaplarıyla, Akdeve, Mahmut ile Meryem, Gümüş Beyazı Karavan adlı romanlarıyla tanımışlardı.

Şimdi de yazarımızın yeniden Türkiye Türkçesine aktarılan Ölüm Hükmü romanının yeni basımını sunuyoruz. Bu roman, Sovyet devrine siyasî, iktisadî ve sosyal bakımdan ışık tutan çok yönlü bir eserdir. Azerbaycan’daki 70 yıllık Sovyet rejiminin zulümle, adaletsizlikle, ahlaksızlıkla dolu uygulamalarını bütün somutluğuyla gözler önüne sermektedir. Elçin bu eserinde ayrıca zengin şuuraltına sahip kahramanlarıyla psikolojik olguları da gayet güzel şekilde aksettirmekte, felsefî düşüncelere de yer vermektedir.
Dersimize giren Prof . Bize şunu söyledi bunca zaman size Rusya'yı anlattim birisi Sovyetler ile ilgili ne öğrendiniz diye sorarsa , Sovyetlerin yalancı ve iki yüzlü bir devlet olduğunu öğrendim deyin , demişti Ölüm Hükmü kitabı Sovyet gopeklerinin devrini katlettikleri onca alimi yaptıkları zulümu , rüşvet vs en iyi anlatan kitaplardan birisi , kitap bir sokak köpeği üzerinden başlıyor anlatmaya insanoğlunu , daha sonraları bir sürü adam kayirmalar vs ahlaksız unsurlar ele alınıp işleniyor çok çok dikkatli okunulmasi ve dusunulmesi gereken bir kitap sevgili dostlar.
Ölüm Hükmü, Azerbaycan'daki Sovyet devrinin her yönden yozlaştığını gösterir.
Her şey parayla ölçülür halkta para ve mevki yoktur bu yüzden bir mezar yeri bile alamazlar. Her şey makam mevki sahiplerinindir.
Kesif bir acı...

Evet, sayfaları bitirip de kitabın kapağını kapattığınız vakit içinizde olan bu kesif bir acı. Azerbaycan'daki Sovyet rejimi zamanındaki ahlaksızlıkları, adaletsizlikleri, acımasızlıkları gözler önüne seren bu eserde öyle derin acılar var ki okurken yeri geldi elimden bıraktım yeri geldi bir yangının alevinde ben de yandım yeri geldi gözlerim doldu. Sizi üzen bir eser ama bir de öyle bir öfkelendiriyor ki avaz avaz bağırmak istiyorsunuz: "Yeter, siz insansınız, yoksa değil misiniz?" demek istiyorsunuz ve bu acımasız varlıkların insan olamayacaklarına karar veriyorsunuz.

Yazar dönemin olaylarına somut bir şekilde yer vermenin yanısıra kahramanların psikolojilerini de güzel bir şekilde harmanlamış, düz bir tarihi olay anlatımı yerine karakterlerin -iyi ya da kötü tüm karakterlerin- duygularına, düşüncelerine, iç seslerine yer vermiş sayfalarında.

Lisede Fransızca hocam yazdığım bir kompozisyonu okuduğunda: "Biraz sığ kalmış, insanı anlatmalısın, tüm zamanların elbisesini giymiş insanı anlatmayı başarabilirsen kalıcı eserler verebilirsin." demişti bana. O vakitler çok dikkate almamıştım ama bu o kadar önemli bir cümle ki ben kitapları okudukça bunun farkına varıyorum. Evet, Sovyet rejimi altındaki Azerbaycan'ı anlatıyor kitap o halkın çektiği eziyeti, kaybettikleri sevdiklerini, bir kişinin iki dudağı arasında olmanın korkusunu, bir cümle ile mahvolan hayatları anlatıyor empati kurmaya çalıştığınızda yüreğinizde oluşan o kesif acı, öfke, kızgınlık işte tüm zamanlarda da var, insan olanın hamurunda var çünkü. Bugün Suriye, Filistin haberlerini izlerken nasıl yanıyorsa içimiz, nasıl öfke doluyorsa işte kitapta o insanların çektiklerini okurken de aynı duyguları yaşıyorsunuz. İşin ilginç yanı da ne biliyor musunuz? Bu kitapta insanların mutsuz olmalarına neden olan, onları tek sözleriyle hizaya sokan, hatta ölüme götüren bu kötü karakterler gerçekte öyle mutsuz ve öyle yalnız ki sıradan insanlara özeniyorlar ama bunu hiçbir zaman faaliyete geçiremiyorlar bunun etkisiyle de daha çok ezmeye başlıyorlar sıradan olanı ve sonra kendileri de ölüyorlar her şey bu kadar işte, bu dünyada ölüm var, insanlar nasıl bu kadar kötü olabiliyor? "Tüm bu olanları aklım almıyor" diyen Nazan Bekiroğlu düşüyor yâdıma.

Çok sevdiğim bir Azeri mahnisi vardır: "Bu dünya yalan dünya, boşalıp dolan dünya, gelenler bir gün gider, kimiye kalan dünya." şu türküye gerçekten kulak verilebilseydi belki de her şey çok güzel olabilirdi ama Rusya öyle bir çökmüş ki izin verilmemiş Azeri Türkleri'nin kendi tarihlerini araştırmalarına, dinlerini yaşamalarına, millet olma duygusunu geliştirmelerine işte bize bunları anlatan belgesel niteliğinde bir kitap Ölüm Hükmü.

Teknik olarak bakıldığında ise tarihi gerçeklere sırtını yaslayan yazar çok sağlam bir olay örgüsü kuramamış bazı yerlerde gelişen olaylar birbirinden kopuk bir şekilde ilerliyor sonra birleşiyor, araya başka hikayeler giriyor vs. okuyucu yoruyor böyle olunca da. Ama anlatılana bakmak gerek bu kitapta.

Not: Geçenlerde kitap yorumlarımı okuyan bir öykü yazarı üslubumu romantik bulmuş, evet duyguları biraz ağır basan, olaydan çok duruma yönelen, insana, insani duygulara ağırlık veren bir yanım var ve bu da okuduğum kitaba da yaptığım yoruma da yansıyor.
İyi akşamlar.
Salakça ayağa kalktı,tepenin üzerinden son bir kez uzaklarda göz kırpıp duran ışıklara baktı, sonra kafasını önüne indirdi,o uzak ışıkları da,o yalnız akasya ağacını da geride bıraktı,tepenin üzerinden inerek demir yoluna çıktı ve rayların arasına girip yavaş adımlarla yürümeye başladı.
... herkes tek bir defaya mahsus olarak geliyor yeryüzüne; bir defaya, topu topu bir defaya mahsus olarak verilen bu hayatı bunca ıstırap çekerek geçirmek hiç doğru değil. Bir defaya mahsus olarak verilen bu hayatın bir başlangıcı, bir nihayeti bulunuyordu elbette, ama o başlangıçla nihayetin arasında bir de sonsuzluk vardı aslında, insanoğlunun o sonsuzluğu değerlendirmesi gerekiyordu.
"Hayat öylesine kısaydı ki insanoğlu doğduğu dakikadan itibaren aceleci bir koşuşturmacanın içine düşüveriyordu ve her şeyin - hasetçiliğin, ihanetin, cimriliğin, nankörlüğün, ve hakikatsizliğin - gerçek nedeni aynı aceleci koşuşturmacaydı aslında; insanoğlunun düşünecek ve bekleyecek zamanı yoktu."
Elçin
Sayfa 490 - Ötüken, 3. Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölüm Hükmü
Yazar:
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
536
ISBN:
9789754376425
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Ölüm Hökmü
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Azerbaycan’ın tanınmış yazarlarından Elçin, Türk okuyucusu için artık bizden bir isim olmuştur. Okuyucularımız onu Şuşa Dağlarını Duman Bürüdü, Sarı Gelin isimli hikâye kitaplarıyla, Akdeve, Mahmut ile Meryem, Gümüş Beyazı Karavan adlı romanlarıyla tanımışlardı.

Şimdi de yazarımızın yeniden Türkiye Türkçesine aktarılan Ölüm Hükmü romanının yeni basımını sunuyoruz. Bu roman, Sovyet devrine siyasî, iktisadî ve sosyal bakımdan ışık tutan çok yönlü bir eserdir. Azerbaycan’daki 70 yıllık Sovyet rejiminin zulümle, adaletsizlikle, ahlaksızlıkla dolu uygulamalarını bütün somutluğuyla gözler önüne sermektedir. Elçin bu eserinde ayrıca zengin şuuraltına sahip kahramanlarıyla psikolojik olguları da gayet güzel şekilde aksettirmekte, felsefî düşüncelere de yer vermektedir.

Kitabı okuyanlar 26 okur

  • Keyik Nurcanova
  • Mehmet Doğucan Arslan
  • Hasan Çağrı Demiriz
  • Arbuk
  • Yuşa
  • Yusuf Özer
  • Mavi Mor
  • Mine Arapoğlu
  • S
  • Hadiye öztürk

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.3 (1)
9
%57.1 (4)
8
%14.3 (1)
7
%14.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0