Adı:
Ölüm Peygamberi
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
394
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054401871
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
1743 yılında, Rio de Janeiro`ya musallat olan bir seri katil, bir ay içinde kurbanları arasında fakir köylülerin, din adamlarının, kontların ve polis şeflerinin olduğu bir düzine kadar insanı vahşice öldürür.
 
Katil, kurbanların yanına hep aynı kanlı imzayı karalamaktadır: "Ben Mesiha Daggala`yım, Ölüm Peygamberi." Rio valisi bu vahşi cinayetleri çözebilmesi için bir yıl önce polis teşkilatından kovulmuş, alkolik ve esrarkeş Yüzbaşı Alvaro`yu göreve çağırmak zorunda kalır.
 
18. yüzyılın korkunç Engizisyon Mahkemesi; işlenen cinayetleri önceden haber veren yüzü maskeli gizemli bir ressam; ilk bakışta herkesi kendine âşık eden güzeller güzeli bir kontes; şeytana taptıkları gerekçesiyle diri diri yakılan bilim insanları ve tüm bunların karşısında hayattan vazgeçmiş, kendini, çektiği vicdan azabı kuyusunun içine hapsetmiş mutsuz bir polisle, masum insanları vahşice doğrayıp öldüren, dine, topluma ve uygarlığa karşı savaş açmış cani ve zeki bir katil. Belki de Deccal`in ta kendisi...
 
Tutkulu bir aşkın gözyaşlarıyla kavrulmuş, ıssız ve ümitsiz insanlar...
 
Acı ve merhametsizlikle yüklü bir dünyanın ortasında sıkışıp kalmış günahkâr arzular... Ve bu günah dolu dünyanın ortasında vahşete susamış, kılıcını kınından çekmiş acımasız bir katil!
 
Ölüm Peygamberi...
 
Uykularınızı kaçıracak kadar karanlık, puslu, kanlı ve gerilim yüklü, sürprizlerle dolu, gizemli bir tarihsel polisiye...
392 syf.
·Beğendi
Her şey 14 Ekim 1743 günü Yüzbaşı (yani o zamanların detektifi diyebiliriz) Alvaro'nun valilikten gelen özel bir emirle bir rezalet sonucu kovulduğu görevine tekrar çağrılmasıyla başlıyor. Alvaro kendini alkole ve afyona vermiş olmasına rağmen, Rio de Janeiro'da vahşice işlenmiş cinayetlerin katilini bulabilecek tek kişi olarak görülüyordu.

Onun işe dönmesini sağlayanlar kimlerdi ve amaçları neydi? Cinayet kurbanları arasında bir bağlantı var mıydı? Seri cinayetleri işleyen bir örgüt mü yoksa tek bir kişi miydi? Roman da bu soruların cevaplarından çok daha fazla bilgiye ulaşabileceğinizden emin olabilirsiniz.

Kitapta, Cizvitler adında bir tarikatın varlığından söz ediliyor. Peki kim bu Cizvitler diye araştırma yaptığımda;
Cizvitlerin, İsa Tarikatı adıyla anılan bir Hristiyan tarikatı olduğunu öğrendim. Bu tarikat, hristiyan olmuş eski bir İspanyol askeri olan Ignacio de Loyola tarafından 1534'te kurulmuştur. Başlıca yoğunlaştıkları alanlar misyonerlik ve eğitim kurumları açmaktır. Türkiye'de "İsa'nın Askerleri" adıyla biliniyorlar. Bana Türkiye 'de de hüküm süren bir tarikatı anımsattı nedense. Tarikat üyeleri örgüte kendi tabirleriyle "Ölü Gibi İtaat" ediyorlar. Bu örgüt, sözde insanları ahlaklı olmaya davet edip gerektiğinde her türlü ahlaksızlığı yapmaktan da geri kalmıyor.

Yine kitapta, engizisyon mahkemelerinden ve bu mahkemelerin suçluları nasıl cezalandırdığından da bahsediliyor. Engizisyon kelime olarak, Latince "inquisitio" yani "soruşturma" anlamına geliyor. Bu mahkemeler Orta Çağ’da Katolik Kilisesi tarafından kurulup, deyim yerindeyse Avrupa’nın terör fırtınası haline geliyor.

Engizisyon mahkemelerinin kararlarını zamanında kralın bile değiştirme hakkının olmadığını biliyor muydunuz? Bu mahkemeler, birçok bilim adamını büyücülükle uğraştıkları, ruhlarını şeytana sattıkları gerekçesiyle acımasızca halkın önünde vahşice yakarak öldürdüler. Bunun dışında suçlanan kişilere, suçlarını itiraf edene kadar akıl almaz işkenceler yapılırdı. Bunlardan bazıları şöyledir; diri diri yakmak, mahkumu testereyle ortadan ikiye bölmek, tavana el bileklerinden asıp ayaklarına ağırlık bağlayarak kol ve bacaklarının çıkmasını sağlamak, suçlunun boğazına keten bez tıkayarak su dökmek, yırtıcı hayvanların önüne atmak ve bir gergiye kablolarla bağlayıp kablo uçlarını döndürerek vücuda batmasını sağlamak. Kulağa çok hoş geliyor değil mi? Engizisyon hakkında bu kadar bilgi yeterli sanırım. Devam edelim.

Cinayetlerin aydınlatılma sürecince geçmişte olayların nasıl vuku bulduğunun anlatıldığı kısımlarda nefesimi tutarak okudum diyebilirim. Yazarın felsefi bir dille süslediği gerilim polisiye tarzındaki bu roman, hiç tarzım olmamasına rağmen benden tam puanı aldı. Daha önce bu tarzı denememiş olanların bile bu kitabı zevkle okuyabileceğini düşünüyorum.

Yazar hakkında da sizlere bilgi vermek isterdim fakat yazar hakkında hiçbir bilgiye ulaşmak mümkün değil. Tek öğrenebildiğim kendisinin "esrarengiz" evet bu kelimeyi seviyorum kullanmasam olmazdı, anonim bir yazar olduğudur. Her ne kadar ekşi sözlükte kendisinin Türk olacağından şüphe edildiğini okuduysam da bunun asılsız bir iddia olduğunu düşünüyorum.

Kitabın sonunda yazar bizi ters köşe yapıyor. İddia ediyorum, hiç kimse böyle bir sonu aklından bile geçiremezdi.

Son olarak Alein Kentigerna oku etkinliği dahilinde beni yazarla tanıştıran ve kitabı öneren Volkan Karadağ'a burdan teşekkürlerimi iletiyorum.

Keyifli okumalar..
392 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
1743 yılında Rio de Janerio'ya musallat olan bir seri katil...18.yüzyılda Engizisyon Mahkemesi,işlenen cinayetleri önceden haber veren ve yüzü maskeli gizemli bir ressam, ilk bakışta herkesi kendine aşık eden güzeller güzeli bir kontes, şeytana taptıkları gerekçesiyle diri diri yakılan bilim insanları...(Kitabın arkasında kısaca)

Değerledirmeye gelirsek eğer birkaç şey yazacağım. Engizisyonun işkencelerine değinmesi aslında dini değerlerin suç karşısında bazılarınca istismar edildiğini açıkça ortaya koyuyor. Son ana kadar fikrinden vazgeçmeyen Bruno gibi, Gelilei gibi, Pisagor gibi, Darvin gibi... Eğer birileri sizi sevmiyorsa ve yetkisi var ise, sizi istediği şekilde aşağılayacak ve ölümünüze sebep olacaktır.18.yy başlarında birçok bilim insanı türlü işkencelere, aşağılanmalara ve ihanetlerle karşı karşıya kalmıştır. Ölüm Peygamberi sonlara doğru bunu bir sitem olarak okuyuculara bir nevi haykırıyor. Bilin, araştırın, öğrenin...

Aşağılık düzen din, bilim, ırk, statü tanımaz! Birileri için ölmeniz gerekiyorsa ölürsünüz. Botanikçi, araştırmacı ve çok kitap okuyanlar her zaman aşağılanmaya ve öldürülme ile karşı karşıyadır. Sırf farklı oldukları için dışlanan insanları, bilim adına bir şeyler yapanlara 'kafir, şeytan, iblisin uşağı' sıfatları görebiliriz.

Kitapta vicdan kısmıda dikkat çekiyor. Şatoya resim dersi için gelen biri ki bu kişi ülkesinde birini öldürüp Brezilya'ya kaçmış ama olaylar devam ettikçe ve iğrenç şeyler oldukça kişinin vicdanı, sevgisi birçok şeyi değiştirmeye yetiyor.

Kitapta sadece bilimi övmemiş, eleştride de bulunmuş Alein Kentigerna. Yüz binlerce insanın ölümüne sebep olan Atom bombasının korkunçluk boyutuna, günümüz Brezilya'da çocukların istismar edilmesinin artık çok sık rastlanmasına ki bu da yazarın çok iyi bir araştırmacı olduğunu gösterir.

Felsefe, tarih, anatomi ile ilgili bilgiler vermesi en önemli kısmı. Düşündürmeye, olayları idrak etmenize ve sonunda da 'bingo' deyip uyandırması...daha güzel ne olabilir?

Kitap içinde bir söz dikkatimi çekti. O da şu:''Sonuçta dünyaya iz bırakanlar sanatçılarla katillerdir. Eğer ikisini birden kuşanabiliyorsan bir dahisindir!''

Keyifli okumalar.
392 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
1743 yılında Brezilya'da işlenen cinayetlerdeki vahşet daha önce görülmemiş nitelikteydi. Yüzbaşı Alvaro uzaklaştırıldığı göreve geri getirilince, hiç ummadığı insanlık dışı, ruh hastası bir katilin peşinden gideceğinden habersizdi...

İntikam duygusu ne kadar yıl sonra taşıp eyleme dönüşebilir? Her kurbanı gördüğünde Alvaro bu soruyu sormaktan kendini alamıyordu. Yavaş yavaş şüphelileri ortaya çıksa da o kanıtlardan çok hisleri ile parçaları yerine oturtmaya çalışıyordu. Öldürülen insanların kanı ile not bırakan katil, "Ölüm Peygamberi" olduğunu iddia ediyor, insan zihnini zorlayan vahşetine devam ediyordu...

Yüzbaşı Alvaro, atı Hugo ile bir tanıktan ötekine koştururken, hislerinde yanılmadığını fakat katilin aristokrat biri çıkmasından duyduğu endişe, kendisi gibi basit bir yüzbaşının üstelikte hiç iyi bir sicile sahip olmadığı için; halk, kilise ve Engizisyon Mahkemesi karşısında nasıl bir tedbir alması gerektiğine karar veremiyordu...

Terk edilmiş duygusu ve katilin acımasızlığı ile tam bir çıkmaza girmek üzere iken, şahit olduğu olay karşısında önce dehşete düşecek, sonrasın da ise yoluna devam edecekti...

Kitabın son bölümüne gelene kadar fantastik bir eser okuduğunuzu fark ettirmeyen yazarın kaleminin ne derece güçlü olduğuna bir kez daha şahit olacaksınız...
392 syf.
Bedenimin titrediğini, soğuk soğuk terlediğimi hatırlıyorum. Kafamdaki düşüncelerin sanki canlı birer varlıkmış gibi gezebildiğini, derin bir uykuya dalıp uyanmayı istediğim ve her seferinde çaresizce kıvrandığımı biliyorum.

Ölüm hiçbir zaman değişmedi. Soğuk ve karanlık, bir bitiş,yerine göre bir başlangıç. Ölüm gibi değişmeyen bir şey varsa o da insan nefsi. Hepimizin içindeki, bildiğimiz o canavar. Onu mutlu etmeyi ne kadar da çok seviyoruz!

İnsanlar bu kadar basit mahluklar mı gerçekten? Neden her seferinde kendine yeniliyor? Bir can almak nasıl o kadar iyi hissettirebilir? Ölümün gerekçesi olabilir mi? Nedensiz hiçbir şey yoktur bu dünyada..
Hata kabul etmekte bir erdemdir. Büyük bir kazanımdır nefs için. Kendini sorgulamayan, neden-sonuç ilişkisini görmeyen ve bunun üstüne sırf kendini kandırmak için uydurulan bir 'neden', verdiği hasarı gidermenin çok zor olduğu sonuçlar için mükemmel bir başlangıçtır.

"Ben Mesiha Daggala`yım, Ölüm Peygamberi."

Türünde beni oldukça etkileyen, kendi iç dünyam ile beni başbaşa bırakan, vicdan-nefs rekabetinin doruk noktalarına ulaştığı anda yapılan tercihlerin hassasiyetini kavratan bir kitap oldu benim için.
Bu türde çok kitap okudum. Kimisi gerçekten etkileyici kalırken, kimisinin kapağını kapattığım anda unuttum. Ve Ölüm Peygamberi, kan kokusu almamın dışında beni düşüncelere boğan, cinayet nedenlerini anlamlandırmada mantık hatası yaşadığım, kabul etmediğim ve resmen kitaba isyan ettiğim bir deneyim oldu.
394 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10·
Farklı çağda başlayıp farklı çağlara doğru giden bir yazım. Aşk, engizisyon mahkemesi,cinayetlerr.. Daha önce böyle bir gerilim kitabı okumamıştım.Okumanızı tavsiye ederim
392 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
bence yakaladığım güzel bir polisiye.
olaylar bağlantılar ve sonu kitabın ismini hak ettiriyor. ters köşe yapan bir kitap. hadi canım nereden nereye diyeceksiniz.
394 syf.
·Puan vermedi
Kitap zekice tasarlanmış,gerilim yüksek, sürükleyici olmasına sürükleyici de yine de sanki genel olarak bir şeyler eksikmiş hissi veriyor . Açıkçası ben pek beğenmedim ,hele final kısmı tam bir hayalkırıklığı
392 syf.
·3 günde·10/10
#Kitapyorum
#AleinKentıgerna
#ÖlümPeygamberi
#syf391

Bitti...
Halüsinasyon'dan sonra yazarın okuduğum ikinci kitabıydı. yine tüyler ürpertici olaylar ve zekice kurgulanmış bir gerilim ile çıkıyor karşımıza. anlatımı, olayları birbirine bağlayışı çok başarılı. Bazı bölümleri okurken tüylerimin diken diken olduğunu hissettim
Gelelim konusuna; 1700 li yıllarda Rio de Janeiro ya musallat olan mide bulandıracak kadar iğrenç cinayetler işleyen ve kendini Ölüm Peygamberi olarak tanıtan cani ve zeki bir seri katil... Rahipler, Başpiskopos, Kont, Baron, kendi halinde yaşayan ırgat bir cift vahşice katlediliyor. Olayları çözmek için sadece bazı şifreler, resimler, ve öldürdükleri kişilerin kanı ile yazdığı yazılar vardır. Şerif Alvaro geçmiş ve şimdiki zaman arasında yaşanan olayları birleştirerek düğümleri çözebilecek mı acaba Ayrıca tutkulu ve gizemli bir aşk da var sayfaların arasında gizlenmiş. Tam bir ters köşe yapan şok edici bir son ile bitiyor kitap. Son üç sayfayı yok artık diyerek bitirdim polisiye ve gerilim seviyorsanız gizemli, tarihi ve sonu şaşırtıcı bir kitap arıyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
392 syf.
·4 günde·7/10
Alein Kentigerna kitaplarını merakla okurum. Çünkü polisiye-gerilim türünde bence ciddi başarı yakalamış bir yazar.
Fakat bu kitabı beni kesinlikle tatmin etmedi. İlk 200 sayfayı, neredeyse; manzarayı görebilmek için tırmandığım 200 basamak gibi okudum. Oldukça yorucu ve bir o kadar da olaylar silsilesi içinde kaybolmuştu o 200 sayfa.
Sonra olaylar başladı, heyecan ve gerilim arttıkça arttı. Hatta hayat dersi niteliğinde harika sözler de buldum kitabın içinde. Ama keşke o son bölüm olmasaydı, dedim. Son bölüm, bana göre inanılmaz amatörce idi ve bütün kitabın büyüsünü bozan saçma birer detaydan ibaretti.

Diğer kitaplarının eline su dökemez ama okunur mu? Evet, sırf aforizmaları için bile okunabilir.
392 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Halisünasyon kitabını çok büyük bir zevkle okuduktan hemen sonra yazarın bu kitabınıda büyük bir iştahla aldım. açıkcası beklentimin altında kaldığını söylemeliyim. 1700 yılların Brezilyasında kurgulanmış bir romandı. Fantastik bazı öğeier kitabın atmosferini bozdu. daha farklı bir şekilde konu işlenebilirdi. kurgusu Halisinasyona göre daha zayıftı. Aşk hikayesi ise çok etkiliydi. Okumanızı tavsiye ederim.
392 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Soluk soluğa elden bırakılmadan okunan bir hikayesi var.Sonu ise oldukça afallatıyor okuyanı.İyi kurgulanmış bir hikaye kesinlikle değerlendirilmesi gereken bir eser...
392 syf.
·10/10
Alein Kentigerna der kenara geçerim derdim fakat kitap çok çok daha fazlasını hak ediyor. Yazarın okudğum ilk kitabı halüsinasyondu, bitirdikten sonra yazarın tüm kitaplarını sipariş vermiştim. Eserin ilk 120 sayfasına belki 170 sayfasına kadar kişiye göre sıkıcı gelebiliyor ki kendi adıma sıkılmıştım. Sonrasında düğümler çözülmeye başladığında kitaba neredeyse yetişemiyorsunuz. Ve yazar bu eserinde de öyle bir son koymuş ki resmen fantazi uygulamış okuyucusuna.
O kahrolası içgüdüleri de olmasa hayat karşısında hepten çıplak kalırdı zaten!
Alein Kentigerna
Sayfa 162 - Panama Yayıncılık
Eğer yüreğinizdeki aşkı başka bir konuya akıtsaydınız belki de daha başarılı olurdunuz.
Alein Kentigerna
Sayfa 291 - Panama Yayıncılık
Geçmişin günahlarını temizlemeden, geleceğin meyvalarına uzanmak istiyorsa insan, bazen şeytanla pazarlığa oturmak zorunda kalıyordu.
Alein Kentigerna
Sayfa 55 - Panama Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölüm Peygamberi
Baskı tarihi:
Eylül 2016
Sayfa sayısı:
394
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054401871
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Panama Yayıncılık
1743 yılında, Rio de Janeiro`ya musallat olan bir seri katil, bir ay içinde kurbanları arasında fakir köylülerin, din adamlarının, kontların ve polis şeflerinin olduğu bir düzine kadar insanı vahşice öldürür.
 
Katil, kurbanların yanına hep aynı kanlı imzayı karalamaktadır: "Ben Mesiha Daggala`yım, Ölüm Peygamberi." Rio valisi bu vahşi cinayetleri çözebilmesi için bir yıl önce polis teşkilatından kovulmuş, alkolik ve esrarkeş Yüzbaşı Alvaro`yu göreve çağırmak zorunda kalır.
 
18. yüzyılın korkunç Engizisyon Mahkemesi; işlenen cinayetleri önceden haber veren yüzü maskeli gizemli bir ressam; ilk bakışta herkesi kendine âşık eden güzeller güzeli bir kontes; şeytana taptıkları gerekçesiyle diri diri yakılan bilim insanları ve tüm bunların karşısında hayattan vazgeçmiş, kendini, çektiği vicdan azabı kuyusunun içine hapsetmiş mutsuz bir polisle, masum insanları vahşice doğrayıp öldüren, dine, topluma ve uygarlığa karşı savaş açmış cani ve zeki bir katil. Belki de Deccal`in ta kendisi...
 
Tutkulu bir aşkın gözyaşlarıyla kavrulmuş, ıssız ve ümitsiz insanlar...
 
Acı ve merhametsizlikle yüklü bir dünyanın ortasında sıkışıp kalmış günahkâr arzular... Ve bu günah dolu dünyanın ortasında vahşete susamış, kılıcını kınından çekmiş acımasız bir katil!
 
Ölüm Peygamberi...
 
Uykularınızı kaçıracak kadar karanlık, puslu, kanlı ve gerilim yüklü, sürprizlerle dolu, gizemli bir tarihsel polisiye...

Kitabı okuyanlar 123 okur

  • özge
  • Ayşe Akbas
  • Luna
  • naz
  • Kral63
  • safira deniz
  • ELİF MİRZA COŞKUN
  • bensu atmaca
  • Cansu Tuğlu
  • Suena

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%8.3
18-24 Yaş
%8.3
25-34 Yaş
%20.8
35-44 Yaş
%41.7
45-54 Yaş
%20.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%55.6
Erkek
%44.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31 (18)
9
%19 (11)
8
%20.7 (12)
7
%17.2 (10)
6
%3.4 (2)
5
%6.9 (4)
4
%0
3
%0
2
%1.7 (1)
1
%0