Ölüm ve Korku Günleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
644
Gösterim
Adı:
Ölüm ve Korku Günleri
Baskı tarihi:
Nisan 1974
Sayfa sayısı:
228
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Baskılar:
Ölüm ve Korku Günleri
Ölüm ve Korku Günleri
Teresa adındaki bir genç kızın Polonya Alman işgalindeyken yaşadığı acı olayların ve savaşın kötü görüntülerini gözler önüne seren bir roman.
Cengiz Dağcı Ölüm ve Korku Günleri'ni sevgili eşi Regina Hanım'a ithaf etmiş. Bu kitapta Cengiz Dağcı bu kez Kırım'ı ve Kırımlıları anlatmıyor. İkinci Dünya Savaşı'nda Alman işgali altındaki Polonya ve Varşova'yı konu alıyor. Oradaki insanların yaşadıkları korkuyu Teresa Zaromb karakterinin gözünden anlatıyor. Sliska Sokağında yaşayan Teresa Zaromb, pek sevmediği annesi ve geçmişiyle ilgili hatırladığı ayrıntıları kaleme alır, Varşova'dan sürüldükleri son âna kadar yazar. Babası genc yaşta ölünce, annesi bir süre başka erkeklerle beraber olur. Teresa bunu sindiremez. Annesinin ölmeden kısa bir süre onunla ilgilenmiştir sadece. Mihal'i anlatıyor bu bölümde sürekli. Onu özleyip özlemediğini sorguluyor sık sık. Sonra da onu ruhunun değil bedeninin arzuladığına karar veriyor. Mihal öldürülünce de pek etkilenmiyor. Komşuları Karbonski de Teresa'dan hoşlanır. Öbür dünya gibi konularla konuşurken aslında tek istediği biraz daha yakın olmaktır Teresa'ya, bunu sonlara doğru söylüyor. Mihal'in ölümünden sonra, Alman üniformasıyla savaşan Asyalı bir gence (Melekof onların deyimiyle Asya'ya) aşık olur. Asya, Polonyalıların saflarına geçer ve onlara yardım eder. Teresa'yla beraber olurlar. Varşova Almanlar karşısında düşerken, Asya esirlikten (!) kurtulur ve Almanya safına geçer tekrar. Bu noktada Teresa'nın gururu incinir. Son olarak da Sliska'yı nasıl terk etmek zorunda kaldıklarını anlatır Teresa ve kitap sona erer. Teresa karakterine ısınamadığımı söylemeliyim. Çünkü gel-gitleri olan bir kadının gözünden anlatılan bir roman. Çok fazla çelişkili ifadeleri var. Kendinle barışık değil ve kendini kabullenemiyor romanın sonlarına kadar. Zaten kitabın sonlarına doğru bir yerde Dağcı'nın Teresa karakterini; "... İçimdeki fırtınalar dinmişti. İki Teresa yoktu artık. Aynadaki o güzel Teresa başka bir Teresa değildi, aynı Teresa Zaromb'du." şeklinde konuşturuşuna şahit oluyorsunuz. Cengiz Dağcı'yı tanımak, okumak isteyenlerin bu kitaptan başlamamaları gerektiğini düşünüyorum. Bana göre kitabın adında geçen "korku" kelimesini hissettiremediğini düşünüyorum Dağcı'nın. Belki de karaktere ısınamadığımdan böyle düşüyorum. Belki de Teresa'nın kitabın başından neredeyse sonuna dek ifade ettiği korkusuzluğu ve ölüm karşısındaki kayıtsızlığı böyle düşünmeme sebep oldu. Bütün bunlara rağmen -ne tuhaftır ki- alıntıladığım cümle çok fazlaydı. Ancak devam kısımları öyle garip bir şekilde ilerliyordu ki kalemi yerine koyup işaretlemediğim birçok cümle olduğunu da fark ettim. Dağcı'nın diğer romanlarının oldukça gerisinde kaldığını düşünüyorum. Değerli okurlara keyifle okumalar dilerim...
Dağcı Kırım Türklerini bu kitabında anlatmıyor, bu benim gibi herkesin de şaşıracağı bir unsur.Bu kez 2. Dünya Savaşı'nın boyunduruğu altında ezilen Polonya- Varşova'yı anlatıyor.Savaş ve yokluk yılları.İnsanlar yemeye yemek bulamıyor ve sokağa çıkmaya pek cesaretleri yok.Terasa'da bu yitik insanlardan.Diğer kişilere , çevresindekilere, aşklara olan inancını yitirmiş.Ve pek de anlaşamadığı annesi le yaşıyor.Babası savaşta genç yaşta ölünce oradan oraya savrulmuşlardır.Annesi hayat kadınlığı yapmıştır.Ama onu en çok üzen annesinin bir ilişkisini ona aldırmadan kayıtsızca yataklarında devam ettirmesi olmuştur.Sadece bir gün anne-kız gibi alakalı olmuşlardır ölmeden.Bu arada göremeyeli uzun zaman olan sevgilisi Mihal'i düşünmektedir.Ve ruh ilişkisinden ziyade beden ilişkisi olduğunu onu bedeninin arzuladığını fark eder.Zaten ölüsüyle karşılaşınca pek etkilenmez eski gizli servis sevgilisinin.Vaktini dostları Karbonski le geçirmektedir.Karbonski ona olan ilgilisini romanın sonlarında açıklar.Barikat direnişlerine şahitlik eder.İnsanların öldürülüp sokaklara atılmasına şahitlik eder.Bu kimsesizlik ve yalnızlık onu Alman 'a benzemeyen Poponyalılara esir düşmüş Asya ile yakınlaştırır.Ve arzulu şehvetli geceler yaşarlar fakat daha sonra ayrılırlar . Kitabın sonunda mahallesinden çıkarılan Terasa geçmişinin yanmasına tanıklık eder.
  • Toprak Ana
    8.8/10 (1.750 Oy)1.601 beğeni5.427 okunma825 alıntı23.947 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.846 Oy)8.789 beğeni24.085 okunma1.619 alıntı111.788 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.774 Oy)5.153 beğeni16.470 okunma921 alıntı56.909 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.527 Oy)8.479 beğeni25.027 okunma2.260 alıntı108.015 gösterim
  • Beyaz Gemi
    8.3/10 (1.827 Oy)1.675 beğeni6.447 okunma711 alıntı26.235 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.192 Oy)8.499 beğeni27.238 okunma765 alıntı132.837 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.322 Oy)12.888 beğeni32.972 okunma3.099 alıntı138.574 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.632 Oy)18.180 beğeni41.209 okunma2.653 alıntı173.393 gösterim
  • Gün Olur Asra Bedel
    8.6/10 (1.500 Oy)1.525 beğeni5.340 okunma851 alıntı25.980 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.747 Oy)6.060 beğeni15.948 okunma2.637 alıntı82.330 gösterim
Ölüm ve Korku Günleri; Teresa isimli bir genç kızın 2.Dünya Savaşı sırasında Varşova'da yaşadıklarını anlatıyor. Aslında bu kitapta Cengiz Dağcı'nın tarzını biraz değiştirmiş. Konunun Kırım olmamasından değil soğuk Albert Camus etkisinden bahsediyorum. Bilindiği üzere Camus'nun Veba'sı da büyük bir meseleyi anlatmasına rağmen sade, soğuk, boğucu bir atmosferde geçiyor. Bu kitapta da aynı bu atmosferi yakaladım ben. Birçok şeyin olduğu ama hiçbir şey olmuyormuş gibi hissettiren bir mesafe vardı hikayeyle okuyucu arasında. Bir savaş tasvirini vurucu yapmaktan ziyade Teresa'nın hayatından birkaç noktayı yakalayabileceğiniz kadar dahil etmiş yazar okuyucuyu. Kitabın sonlarına doğru gelen Asya karakteri ise olayı bambaşka bir boyuta taşıdı ve psikolojik tanımların devreye girebileceği bir aşk izledik. Belki de bu soğuk ve mesafeli kitap, bir zamanlar bir toplumun yaşadığı büyük meseleyi herhangi biri üzerinden anlatarak herkesin başına gelebileceği mesajını vermek istiyordur.
Cengiz Dağcı okumaya kesinlikle Korkunç Yıllar ve ardından da Yurdunu Kaybeden Adam'la başlamak lazım. sonrasında ise Yoldaşlar, Onlar Da İnsandı gibi eserleri okunmalı. Çünkü Ölüm ve Korku Günleri, Kırım'ı ve Kırım Türklerini konu almayan romanlarından birisi. Ben sevdim mi? Evet. Ancak Dağcı'nın diğer eserlerini okumuş birisi olarak sevdim bu romanı. İlk olarak bunu okusam aynı şeyleri hisseder miydim? Emin değilim.

Ölüm ve Korku Günleri, Dağcı'nın bizi Polonya'daki işgal yıllarına götürdüğü bir eseri. Biraz da Polonyalı eşi Regina'dan dolayı yazdığı bir roman diyebilirim. Burada Polonyalı direnişçilerin dünyasına giriyoruz. Biyografik çizgiler de taşıyor.
Nasıl da içine çekiyor anlatımları Cengiz Dağcı’nın. Karakterlere bağlanıyorsunuz adeta. Bunu tüm romanlarında hissediyorsunuz. Bu kez dağ psikolojik bir romanla çıktı karşıma. Savaşın içinde ama diğer romanlardaki gibi savaşın ta kendisi değilde geri plandakiler ve psikolojiler ile ilgili bir yapıt. Terasa Zaromb’un savaş dönemindeki yaşadığı çıkmazlar. Yine etkileyici bir yapıt. Yine Cengiz Dağcı.
Ben, şimdiye değin kendi alemimde saklı kalmış,
hayata bağlı ben,
ölümü düşünüyordum.
Öbür dünya diyenlere kulak vermeyin siz, Bayan Teresa. Bu dünaydan başka bir dünya varsa, göremezdiniz beni bu avluda.Hepimiz aynı yere gidiyoruz.
Yerin dibine. Mezara.
Kimimiz öksüre öksüre, kimimiz inliye inliye, kimimiz güle güle. Ama sonuç aynı. Mezar. Soğuk,
karanlık mezar.
Ellerinde kağıt beyazlığı vardı. O cansız ellere bakarken şimdiye değin yaşadığım bütün bir ömür, ayaklarımın dibinden yükselip gözlerimin önüne dikiliyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölüm ve Korku Günleri
Baskı tarihi:
Nisan 1974
Sayfa sayısı:
228
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Baskılar:
Ölüm ve Korku Günleri
Ölüm ve Korku Günleri
Teresa adındaki bir genç kızın Polonya Alman işgalindeyken yaşadığı acı olayların ve savaşın kötü görüntülerini gözler önüne seren bir roman.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 5 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0