Ölüm ve Korku Günleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
713
Gösterim
Adı:
Ölüm ve Korku Günleri
Baskı tarihi:
Nisan 1974
Sayfa sayısı:
228
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Baskılar:
Ölüm ve Korku Günleri
Ölüm ve Korku Günleri
Teresa adındaki bir genç kızın Polonya Alman işgalindeyken yaşadığı acı olayların ve savaşın kötü görüntülerini gözler önüne seren bir roman.
Cengiz Dağcı Ölüm ve Korku Günleri'ni sevgili eşi Regina Hanım'a ithaf etmiş. Bu kitapta Cengiz Dağcı bu kez Kırım'ı ve Kırımlıları anlatmıyor. İkinci Dünya Savaşı'nda Alman işgali altındaki Polonya ve Varşova'yı konu alıyor. Oradaki insanların yaşadıkları korkuyu Teresa Zaromb karakterinin gözünden anlatıyor. Sliska Sokağında yaşayan Teresa Zaromb, pek sevmediği annesi ve geçmişiyle ilgili hatırladığı ayrıntıları kaleme alır, Varşova'dan sürüldükleri son âna kadar yazar. Babası genc yaşta ölünce, annesi bir süre başka erkeklerle beraber olur. Teresa bunu sindiremez. Annesinin ölmeden kısa bir süre onunla ilgilenmiştir sadece. Mihal'i anlatıyor bu bölümde sürekli. Onu özleyip özlemediğini sorguluyor sık sık. Sonra da onu ruhunun değil bedeninin arzuladığına karar veriyor. Mihal öldürülünce de pek etkilenmiyor. Komşuları Karbonski de Teresa'dan hoşlanır. Öbür dünya gibi konularla konuşurken aslında tek istediği biraz daha yakın olmaktır Teresa'ya, bunu sonlara doğru söylüyor. Mihal'in ölümünden sonra, Alman üniformasıyla savaşan Asyalı bir gence (Melekof onların deyimiyle Asya'ya) aşık olur. Asya, Polonyalıların saflarına geçer ve onlara yardım eder. Teresa'yla beraber olurlar. Varşova Almanlar karşısında düşerken, Asya esirlikten (!) kurtulur ve Almanya safına geçer tekrar. Bu noktada Teresa'nın gururu incinir. Son olarak da Sliska'yı nasıl terk etmek zorunda kaldıklarını anlatır Teresa ve kitap sona erer. Teresa karakterine ısınamadığımı söylemeliyim. Çünkü gel-gitleri olan bir kadının gözünden anlatılan bir roman. Çok fazla çelişkili ifadeleri var. Kendinle barışık değil ve kendini kabullenemiyor romanın sonlarına kadar. Zaten kitabın sonlarına doğru bir yerde Dağcı'nın Teresa karakterini; "... İçimdeki fırtınalar dinmişti. İki Teresa yoktu artık. Aynadaki o güzel Teresa başka bir Teresa değildi, aynı Teresa Zaromb'du." şeklinde konuşturuşuna şahit oluyorsunuz. Cengiz Dağcı'yı tanımak, okumak isteyenlerin bu kitaptan başlamamaları gerektiğini düşünüyorum. Bana göre kitabın adında geçen "korku" kelimesini hissettiremediğini düşünüyorum Dağcı'nın. Belki de karaktere ısınamadığımdan böyle düşüyorum. Belki de Teresa'nın kitabın başından neredeyse sonuna dek ifade ettiği korkusuzluğu ve ölüm karşısındaki kayıtsızlığı böyle düşünmeme sebep oldu. Bütün bunlara rağmen -ne tuhaftır ki- alıntıladığım cümle çok fazlaydı. Ancak devam kısımları öyle garip bir şekilde ilerliyordu ki kalemi yerine koyup işaretlemediğim birçok cümle olduğunu da fark ettim. Dağcı'nın diğer romanlarının oldukça gerisinde kaldığını düşünüyorum. Değerli okurlara keyifle okumalar dilerim...
Ne yalan Cengiz Dağcı 'nın diğer eserlerinin okurken yakaladığım havayı bu kitabında pek yakalayamadım.

Belki Kırım'a olan özlemimiz daha ağır bastığı için diğer eserlerini çok sevdim.

Belki de bu eserinde Varşova da yaşanılan savaşı anlattığı için, kendimi tam veremedim.
Kitabın başlangıç ve ortası sürükleyici ama son kısmı ise biraz beni sıktı gibi...

Cengiz Dağcı okumaya hangi kitapla başlayalım diyene, diyeceğim tek şey ;

"amann diyim bu kitabıyla başlamayın, tamam bu kitabı da mutlaka okuyun ama diğerlerinden sonra"..
  • Toprak Ana
    8.8/10 (1.944 Oy)1.763 beğeni6.052 okunma983 alıntı26.961 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.813 Oy)9.767 beğeni27.539 okunma2.025 alıntı126.987 gösterim
  • Beyaz Gemi
    8.3/10 (2.010 Oy)1.850 beğeni7.150 okunma808 alıntı29.490 gösterim
  • Gün Olur Asra Bedel
    8.6/10 (1.638 Oy)1.679 beğeni5.891 okunma1.008 alıntı28.938 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.278 Oy)5.722 beğeni18.432 okunma1.186 alıntı64.415 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.212 Oy)14.037 beğeni36.509 okunma3.837 alıntı154.672 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (16.103 Oy)20.039 beğeni46.052 okunma3.655 alıntı194.075 gösterim
  • Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
    8.3/10 (3.310 Oy)3.512 beğeni15.825 okunma902 alıntı49.701 gösterim
  • Cemile
    8.1/10 (852 Oy)714 beğeni2.814 okunma505 alıntı11.124 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.341 Oy)6.705 beğeni17.863 okunma3.035 alıntı90.896 gösterim
Dağcı Kırım Türklerini bu kitabında anlatmıyor, bu benim gibi herkesin de şaşıracağı bir unsur.Bu kez 2. Dünya Savaşı'nın boyunduruğu altında ezilen Polonya- Varşova'yı anlatıyor.Savaş ve yokluk yılları.İnsanlar yemeye yemek bulamıyor ve sokağa çıkmaya pek cesaretleri yok.Terasa'da bu yitik insanlardan.Diğer kişilere , çevresindekilere, aşklara olan inancını yitirmiş.Ve pek de anlaşamadığı annesi le yaşıyor.Babası savaşta genç yaşta ölünce oradan oraya savrulmuşlardır.Annesi hayat kadınlığı yapmıştır.Ama onu en çok üzen annesinin bir ilişkisini ona aldırmadan kayıtsızca yataklarında devam ettirmesi olmuştur.Sadece bir gün anne-kız gibi alakalı olmuşlardır ölmeden.Bu arada göremeyeli uzun zaman olan sevgilisi Mihal'i düşünmektedir.Ve ruh ilişkisinden ziyade beden ilişkisi olduğunu onu bedeninin arzuladığını fark eder.Zaten ölüsüyle karşılaşınca pek etkilenmez eski gizli servis sevgilisinin.Vaktini dostları Karbonski le geçirmektedir.Karbonski ona olan ilgilisini romanın sonlarında açıklar.Barikat direnişlerine şahitlik eder.İnsanların öldürülüp sokaklara atılmasına şahitlik eder.Bu kimsesizlik ve yalnızlık onu Alman 'a benzemeyen Poponyalılara esir düşmüş Asya ile yakınlaştırır.Ve arzulu şehvetli geceler yaşarlar fakat daha sonra ayrılırlar . Kitabın sonunda mahallesinden çıkarılan Terasa geçmişinin yanmasına tanıklık eder.
Ölüm ve Korku Günleri; Teresa isimli bir genç kızın 2.Dünya Savaşı sırasında Varşova'da yaşadıklarını anlatıyor. Aslında bu kitapta Cengiz Dağcı'nın tarzını biraz değiştirmiş. Konunun Kırım olmamasından değil soğuk Albert Camus etkisinden bahsediyorum. Bilindiği üzere Camus'nun Veba'sı da büyük bir meseleyi anlatmasına rağmen sade, soğuk, boğucu bir atmosferde geçiyor. Bu kitapta da aynı bu atmosferi yakaladım ben. Birçok şeyin olduğu ama hiçbir şey olmuyormuş gibi hissettiren bir mesafe vardı hikayeyle okuyucu arasında. Bir savaş tasvirini vurucu yapmaktan ziyade Teresa'nın hayatından birkaç noktayı yakalayabileceğiniz kadar dahil etmiş yazar okuyucuyu. Kitabın sonlarına doğru gelen Asya karakteri ise olayı bambaşka bir boyuta taşıdı ve psikolojik tanımların devreye girebileceği bir aşk izledik. Belki de bu soğuk ve mesafeli kitap, bir zamanlar bir toplumun yaşadığı büyük meseleyi herhangi biri üzerinden anlatarak herkesin başına gelebileceği mesajını vermek istiyordur.
Cengiz Dağcı okumaya kesinlikle Korkunç Yıllar ve ardından da Yurdunu Kaybeden Adam'la başlamak lazım. sonrasında ise Yoldaşlar, Onlar Da İnsandı gibi eserleri okunmalı. Çünkü Ölüm ve Korku Günleri, Kırım'ı ve Kırım Türklerini konu almayan romanlarından birisi. Ben sevdim mi? Evet. Ancak Dağcı'nın diğer eserlerini okumuş birisi olarak sevdim bu romanı. İlk olarak bunu okusam aynı şeyleri hisseder miydim? Emin değilim.

Ölüm ve Korku Günleri, Dağcı'nın bizi Polonya'daki işgal yıllarına götürdüğü bir eseri. Biraz da Polonyalı eşi Regina'dan dolayı yazdığı bir roman diyebilirim. Burada Polonyalı direnişçilerin dünyasına giriyoruz. Biyografik çizgiler de taşıyor.
Nasıl da içine çekiyor anlatımları Cengiz Dağcı’nın. Karakterlere bağlanıyorsunuz adeta. Bunu tüm romanlarında hissediyorsunuz. Bu kez dağ psikolojik bir romanla çıktı karşıma. Savaşın içinde ama diğer romanlardaki gibi savaşın ta kendisi değilde geri plandakiler ve psikolojiler ile ilgili bir yapıt. Terasa Zaromb’un savaş dönemindeki yaşadığı çıkmazlar. Yine etkileyici bir yapıt. Yine Cengiz Dağcı.
Öbür dünya diyenlere kulak vermeyin siz, Bayan Teresa. Bu dünaydan başka bir dünya varsa, göremezdiniz beni bu avluda.Hepimiz aynı yere gidiyoruz.
Yerin dibine. Mezara.
Kimimiz öksüre öksüre, kimimiz inliye inliye, kimimiz güle güle. Ama sonuç aynı. Mezar. Soğuk,
karanlık mezar.
Ellerinde kağıt beyazlığı vardı. O cansız ellere bakarken şimdiye değin yaşadığım bütün bir ömür, ayaklarımın dibinden yükselip gözlerimin önüne dikiliyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölüm ve Korku Günleri
Baskı tarihi:
Nisan 1974
Sayfa sayısı:
228
Format:
Karton kapak
ISBN:
---
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Varlık Yayınları
Baskılar:
Ölüm ve Korku Günleri
Ölüm ve Korku Günleri
Teresa adındaki bir genç kızın Polonya Alman işgalindeyken yaşadığı acı olayların ve savaşın kötü görüntülerini gözler önüne seren bir roman.

Kitabı okuyanlar 44 okur

  • Mustafa Kara
  • Hasret Toprak

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0