Ölüm ve Sürgün (Osmanlı Müslümanlarının Etnik Kıyımı (1821-1922))

·
Okunma
·
Beğeni
·
357
Gösterim
Adı:
Ölüm ve Sürgün
Alt başlık:
Osmanlı Müslümanlarının Etnik Kıyımı (1821-1922)
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
402
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751625199
Çeviri:
Fatma Sarıkaya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türk Tarih Kurumu Yayınları
Bu Müslümanların gerçek akıbeti o zamanın insanlarından ancak ölülerle can çekişenleri görmüş olanlar tarafından anlaşılmıştır; örneğin 1878 yılında Osmanlı Bulgaristan'ında, bazılarının aile fertleri olması muhtemel 400 kişilik bir grup mültecinin soğuktan donmuş vücutları arasında sağ kalabilen küçük kız çocuğunu bulan tren istasyonu görevlisi felaketin farkına vardı. Buradaki Müslümanların kaderi, o kızcağızın evlerinden çıkartılıp ölüme sürülmüş olan ailesinin akıbetiydi. Bu, aynı zamanda yabancı biri tarafından kurtarılan o kızcağızın da kaderiydi. O kızcağızla sağ kalan diğerlerinin evlatları, modern Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşlarınn çoğunuluğunu teşkil etti."
402 syf.
·15 günde·6/10
Öncelikle kitabın ana konusu Müslümanların 1877-78 Türk-Rus savaşı, Balkan savaşları ve
1. Dünya savaşı sırasında zorla göç ettirilmeleri ve bu göçler sırasında çeşitli sebeplerle ölmeleri yada öldürülmelerini gerçek veri ve raporla ortaya koymaktır. Doğu ve Batı analizi yaparken aynı zamanda bu bölgelerde kritik rol alan şehirlerdeki kayıplara ve tahribata sık sık yer vermekte.
Bu savaşların hepsinde genel olarak müslümanlar yurtlarından edilmiş ve bir zamanlar osmanlı toprakları olan kısımlar zamanla sadece Hristiyan nüfusun yaşadığı alanlar haline getirilmiştir. Bu durum sonucunda da milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Yazar sadece Hristiyanlar bu savaşlarda katledilmiş söylemine karşı çıkıyor aslında.
...
Kitabın durum kritiklerini beğenmekle birlikte yeterince objektif bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Özellikle Türkiye'nin Doğu bölgesini anlatırken zaten Ermenileri' de Türkler den çok kürt aşiretleri katletti sömürdü..vb söylemlerini tekrar etmesi bana fazla taraflı bir anlatımın olduğu izlenimini verdi. Zaten Osmanlı devletinde çeşitli ırktan insan beraber yaşardı ve ırk ayrımı yoktu; herkes osmanlı kabul edilir ve dini kimlik daha öndeydi topluluklar arasında. 1915'te Ermeniler imparatorluğun zayıflığından faydalanıp ayaklanırken, toplumsal kargaşanın olması çok muhtemeldi. Böyle tablo da Kürtleri 'bazıları hariç' diyerek olaylardan sorumlu tutmasını çok doğru bir değerlendirme olarak göremedim. Ama genel olarak sözde Ermeni soykırımına karşı bir tavrı var.
...
Milyonlarca insanın yanında bide gelecek nesille kalacak olan tarihsel mimari dokularımizin tahrip edilmeside hatta yok edilmeside bi o kadar önemli bir konu. Buna da sık sık deginmektedir.
402 syf.
Savaş nerede ve ne şartlar olursa olsun sivil kayıpların önüne geçemiyor. Siyasetin karıştırdığı her toprak parçası üzerinde yaşayan insanlar için cehennem haline geliyor. Günümüzde de yaklaşık ayni coğrafyada yaşanan savaş dramı ve etkilenen insanlar bize bunu canlı örneklerle ne yazık ki öğretmiştir. Ölüm ve sürgün kitabı, Osmanlı üzerine çalışan araştırmacı Justin Mccarthy tarafından kaleme alınmıştır. Kitabın teması ise Osmanlı müslümanlarının 1821-1922 arasında yaşadıkları etnik kıyım. Kitabı ilginç ve okunası kılan da bu yönü. Maalesef akademi alanında iyi lobi faaliyetlerinde bulunamadığımız dünya o dönemde yaşanan ve hala suçlandığımız hadiselere hep tek taraflı bakmıştır. Bu kitapta tamamen farklı pencereden bakılmış.
Ölüm her haliyle kötüdür. Ölümün istatistiğini tutmak da acının yazılı olmayan değerine saygısızlık etmek gibidir. Ancak söz konusu istatistikler çarpıtıldığı için bu çalışmanın kıymetli olduğunu düşünüyorum.
Kitap Doğu ve Batı kısımlarını ayrı ayrı ele alarak, milliyetçilik akımlarının nasıl ve ne zaman başladığını, komitecilik faaliyetlerini, fikirde kalmayan özgürlük düşüncelerinin terörize edildiğini anlatıyor. Rakam ve belgelerle ortaya koyulan gerçeklerle görüyoruz ki o dönemde en çok acıyı çeken ve kayıp veren etnik köken gözetilmeden öldürülen müslümanlar olmuştur.
Herkesin yanlışları vardır. Objektif düşünce bu yanlışları kabullenmeyi gerektirir. Yapılan yanlışları kabul ederek, müslümanlara yapılanların tekrar değerlendirilmesi açısından okunması gereken önemli bir kitaptır.
Fakat tam tersi oldu; Osmanlılar, Hristiyanların topraklarında kalmasına müsamaha göstermelerinin acısını çektiler. Osmanlılar Hıristiyanlara kimi zaman iyi kimi zaman kötü davranmışlardı, fakat onları topraklarından sürmemiş; dillerini, geleneklerini ve dinlerini muhafaza etmelerine izin vermişlerdi. Doğru olan davranış biçimi de budur, fakat 15. yüzyıl Türkleri hoşgörülü olmasaydı, 19. yüzyıl Türkleri yurtlarında kalmaya devam edebilirlerdi.
"Her savaş diğerlerinden farklı bir seyir takip etti, fakat hepsinin de Müslümanların üzerinde bıraktığı etki aynı oldu, yani büyük sayılarla öldürülüp yurtlarından kovuldular. Osmanlı'nın kayıpları sadece askeri ve politik olmakla kalmadı, çoğunlukla kitlesel göçlerin yani sıra yüksek sayıda can kayıplarına sebep oldu. Bu süreçte ölenler sadece Müslümanlar olmamakla beraber, Yunan, Bulgar ve Ermeni ölü sayıları Müslümanlarınkiyle kıyaslanamayak kadar küçük kaldı."
"Sırbistan'dan Kafkasya'ya uzanan bölgelerin etnik dini bakımdan tek türden insanları barındırması, Müslümanların o topraklardan sökülüp atılmasının sonucudur. "
Tarihsel açıdan önemli olmasına rağmen, Müslüman kayıplarına ders kitaplarında rastlanmaz. Bulgar, Ermeni ve Yunanlıların katledildiğini anlatan tarih ve ders kitapları, aynı olaylarda Müslümanların da katledildiğinden hiç söz etmemişlerdir. Müslümanların sürüldüğü ve öldürüldüğü bilinmemektedir.
"Milliyetçilik Osmanlı Imparatorluğu'na Batı Avrupa'dan ithal edilen bir felsefi kavram olduğu şüphe götürmez, fakat imparatorluğun içindeki gelişmesi kendine has bir özellik göstermiştir. İlk belirtileri Batı'daki gibi etnik kökene dayalı milliyetçilik yerine, Osmanlılara has olan, dine dayalı 'millet' tanımına daha çok bağlıydı."
"Dogu bölgesinde Kafkasyalı bir Müslüman kendisini Kafkas Ermenilerinden daha çok Anadolu Müslümanlarına yakın hissederdi. Aynı şekilde bir Anadolu Ermeni'si de, kendisini Anadolu müslümanlarindan çok Kafkas Ermenilerine yakın hissederdi. Bu nedenle Kafkasya'da Rus yönetimine sadık büyük bir Müslüman gruptan söz edilemeyeceği gibi, doğu Anadolu'da da Osmanlı'ya sadık büyük bir Ermeni grubundan söz edilemez."
"Köylüler hem evlerinde hem de yollarda kendilerini savunmaktan acizdiler, çünki genç müslüman erkekler cephede askerdi. Sadece çok yaşlı ve çok genç erkeklerle kadınlar geride kalmışlardı. Ermeni çeteleri ise hiç askere alınmamış, ordudan firar etmiş veya Kafkasya dan gelmiş genç erkeklerden oluşuyordu."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölüm ve Sürgün
Alt başlık:
Osmanlı Müslümanlarının Etnik Kıyımı (1821-1922)
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
402
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751625199
Çeviri:
Fatma Sarıkaya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türk Tarih Kurumu Yayınları
Bu Müslümanların gerçek akıbeti o zamanın insanlarından ancak ölülerle can çekişenleri görmüş olanlar tarafından anlaşılmıştır; örneğin 1878 yılında Osmanlı Bulgaristan'ında, bazılarının aile fertleri olması muhtemel 400 kişilik bir grup mültecinin soğuktan donmuş vücutları arasında sağ kalabilen küçük kız çocuğunu bulan tren istasyonu görevlisi felaketin farkına vardı. Buradaki Müslümanların kaderi, o kızcağızın evlerinden çıkartılıp ölüme sürülmüş olan ailesinin akıbetiydi. Bu, aynı zamanda yabancı biri tarafından kurtarılan o kızcağızın da kaderiydi. O kızcağızla sağ kalan diğerlerinin evlatları, modern Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşlarınn çoğunuluğunu teşkil etti."

Kitabı okuyanlar 28 okur

  • evren kara
  • Enes Akil AKBALIK
  • Ömür Berat ÇALIK
  • Yüksel Erkıral
  • Hilal boz
  • Mehmet Yılmaz
  • Ünal Özüm
  • Büşra
  • Eda
  • Alihan Yavuz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%60 (6)
9
%0
8
%20 (2)
7
%10 (1)
6
%10 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0