Ölümcül Hastalık UmutsuzlukSoren Kierkegaard

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.739
Gösterim
Adı:
Ölümcül Hastalık Umutsuzluk
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
143
ISBN:
9789758717064
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Sygdommen Til Döden
Çeviri:
M. Mukadder Yakupoğlu
Yayınevi:
Doğu Batı Yayınları
SørenKierkegaard; şu Danimarkalı filozof, varoluşçulu­ğun babası... Kierkegaard'a göre umutsuzluk evrenseldir, çünkü insan sonluluk­tan sonsuzluğa geçişi umutsuzluk yoluyla gerçekleştirir. Umutsuzluk kaçınılmazdır, onu bir an olsun yabana atamayız. Benliğin iflah olmaz hastalıklarına karşılık umut üzerine topyekûn iyimser bir felsefe geliştirmek ruhumuza yapılabilecek en ağır saldırılardan biridir. Bir mustarip kötü bir teselliyle avutulabilir mi? Umut üzerine gerekli-gereksiz sarfedilen sözler ölümcül bir hastanın yanında yapılan gaflara benzeyecektir ve pek az teskin edicidir! Oysa umudunu sonuna kadar tüketmiş bir ruh hali gerçeği kavramak adına daha doğru bir adım atmış olur. Umutsuzluk kaçınılmazdır, insanın karşıtların bir sentezi olmasının, daha doğrusu diyalektik bir varlık oluşunun gereğidir. Sonlu varlığı ile sonsuz varlığı arasına sıkışan insan "kendi olma" sürecini umutsuzluk içinde yaşar.

Kierkegaard için umutsuzluk ölümcül hastalıktır. Bu hastalıktan ölünmesinden veya bu hastalığın fiziksel ölümle sona ermesinden çok, bu hastalığın işkencesi, can çekişen ama ölemeden ölümle savaşan kişi gibi ölememektedir, sürekli bir can çekişme hali içindedir. Ölümcül hastalık dar anlamda kendisinden sonra hiçbir şey bırakmadan ölüme giden bir hastalık demektir. Ve umutsuzluk budur. Umutsuzluğun özü yaşamın hiçbir şey olmamasıdır.

Kierkegaard bir dinin çerçevesi içinde yapıtlar üretmesine karşılık aynı zamanda insanoğlunun en temel sorunlarını ortaya koyar. Kierkegaard birden ve doğrudan varoluş gizeminin içine dalar. Hegel'de en üst noktasına ulaşan akıl ve sistem felsefesine karşı bireyin varoluşunun akıldışılığını, paradoksunu açığa serer.
(Tanıtım Bülteninden)
Henüz üniversite ikinci sınıftayken okutmustu hocamız bize bu kitabı. Yani ders kitabı olarak altını çize çize not ala ala okumuştuk. Önemli gördüğüm yerlerin altını cizeyim derken bir de baktım kitap okunmaz halde aslında bunun olmasının sebebi kitabın tamami önemlidir değil anlaşılması inanılmaz zor bir kitap ve bir satırın önemli olup olmadığına karar vermeniz için bir kaç kez okumanız gerekiyor. Anlayınca da müthiş keyif alıyordum ve bu defa da anladığım ve beğendiğim için bir kaç kez okuyordum. Benim için yeri apayrı bir kitap. Kierkegaard duygusal bir filozofumuzdu iç dünyası karanlık ketum duygularını pek yansitamaz ancak söz konusu felsefe oldu mu kaya gibi sert düşüncelere sahiptir. Onun felsefesini benimaememe gibi bir lüksünüz olamaz insanı içine çeken yoğunlukta yapar felsefesini. Tanrı'yla olan bağı etkilenilmeyecek gibi değil umutsuzluğun kişinin kendi içinde oluşturduğu ve Tanrısizligin bir sonucu olduğunu anlayabilirsiniz onda. Felsefi terminolojiniz sağlamsa Kierkegaard'la tanismaniz gerekir.
Kierkegaard'a varoluşçuluğun babası sayıldığı için büyük bir sempati duyuyordum.Kitabı okumamdaki başlıca etkenlerden biri o dönemlerde büyük bir umutsuzluk ve tükenmişlik içinde bulunmamdı.Bir hocamın tavsiyesi ile okudum ve umutsuzluğun kaçınılmazlığını,hayatın bir parçası olduğunu öğrendim.

Benzer kitaplar

Umutsuz kişinin olmak istediği ben, hiçbir zaman olamadığı ben'dir.
Kierkegaard, 3 insan tanımı yaparak metnini açıyor : Ben'i olduğunun farkında olmayan insan, Ben'i olduğunun farkında olan ve kendisi olmak istemeyen, ben'i olduğunun farkında olan ve kendisi olmak isteyen.

Kierkegaard insanın manevi dünyasıyla ilgilenerek, yaşadığı çöküşleri hiçbir bilimin irdeleyemeyeceği bir derinlikte ele almış, aynı zamanda umutsuzluğu reddetmenin, umutsuz olmadığını söylemenin de umutsuzluk olduğunu belirttiği durumu göstermiştir.

Ne yazık ki her şeyin maddeleştiği bir dünyada yaşayan günümüz insanı, farkında olmadan, Kierkegaard’ın yüz elli yıl önce mükemmel bir biçimde betimlediği umutsuzluğun içinde çırpınmaktadır
Huzur mu arıyorsunuz? Öyleyse elinizdeki yanlış kitap. Huzur kaçırmak için yazılmış sanki. Kierkegaard eserlerini dinin çerçevesinde sunar. Ama aynı zamanda insanlara temel sorunlarıyla yüzleşme imkanı verir. Kierkegaard'a göre umutsuz insan ölemeyen ama ölümcül bir hastalıkla boğuşan ve tek kurtuluşu ölüm olan çaresiz insandır. Sürekli can çekişir. Din, inanç ve varoluşçuluk sentezinden oluşmuş paradoksal bir kitap.
Bu kitap; umutsuzluğu en katı biçimiyle dile getiren, bir bedende sıkışıp kalan ruhun en derin ihtiraslarından kaçıp kurtulma derdinde kendi varoluşunu bir et yığınına hapsedilmişliği kabullenemeyen, bir inancın doğmalarını yıkmayı amaçlarken aslında ondan kendini soyutlayamayan bir adamın en ince ayrıntısına kadar benlik ve umut ikilisinin durumunu gözler önüne sererken, paradoksal bir anlatımla bize sunulmasıdır. İnsan her zaman umutsuzluğa düşer çünkü kendi olmayı hiç beceremez, başkası olma uğrunda kendi benliğini kaybettiği zaman artık onda olmayan bir başka benliği oluşur ve bu da umutsuzluğa düşmekten kendini alıkoyamaz. Önümüzde hayallerimiz, hedeflerimiz ve hiç ulaşamayacağımızı bildiğimiz kendimizi orda bulmak istediğimiz yer bizim önümüze acımasızca umutsuzluk duvarlarını örer ta ki o duvara çarpıp gerçeklerin soğuk ve sert yüzüyle karşılaşana dek. Gerçekler, bizim orda hiç bulunamayacak kadar güzel hayallerimizin, kendimizi orda sanmamız kadar acımasız. Hayatını bir kurtuluşa adarken inancını ön plana koyan varoluşun babası olarak bildiğimiz Kierkegaard'ın aslında öyle bir kurtulusun olmadigini, ama onu bırakmamamız konusunda (kendi dogmalarından da desek yanlış olmaz) bizi gerektiğinde günah paradoksuyla gerekse inancının gerekliği konusunda Tanrı karşısındaki tutumu son derece önemli bir o kadar da kaçınılmaz olduğunu insanın ilikerine kadar sorgulamasına olanak veren bir umutsuzluk sahası koyuyor okuyucunun önüne. Belki de bir "Anti-Crist" okuma olanağı olsaydi kierkegaard'ın bu eserini kendi inancının sınırından uzaklaştırması gerektiğine inanırdı. Yine de bir "Umutsuzluk" heykelini "Ben" ve "Inanç" bağlamında, olması gerekenin değilde olanın sınırlarında analiz etmesi, canlandırması mükemmel ötesi bir şey. Her okuyucunun kesinlikle okumaması gereken eğer okursa kendinden bir şeyleri feda etmesi gereken bir kitap. En çok da kendinden uzaklaşmanın, geride umutsuzluğa maruz kalmış bir ruh bırakmış olabileceğini söylemesi inancını eleştirdiği halde onda kopukluğa sebep olmamasıyla açıklanabilir. Bu kitabın "Bulantı" ya zemin hazırladığını ikisinin bir birinden hiç haberleri olmadığını varsayarsak bile aynı çatıda birleştiğini söyleyebiliriz. Okuyanlara tek bir tavsiyem var anlayarak ve bitirme derdinde olmadan olmalarıdır. İyi okumalar...
okumaya başladım ancak fazlaca bir şey anladığımı düşünmüyorum. felsefi metinlerin çevirilerindeki eksikliklerden kaynaklandığını düşünmeye başlayacağım yakında...
Danimarkalı filozofun umutsuzluk üzerine yazdığı bu kitabı büyük bir keyifle okuduğumu söyleyemem.
O kadar çok “umutsuzluk” “umutsuzluk “ kelimesi geçiyor ki içiniz dışınız umutsuzlukla doluyor.
Çevirisinden mi bilmiyorum akıcı gelmedi bana aynı şeylerin tekrarına çok düştüm ve sıkıldım. Farklı kelimeler farklı ifadeler bekliyordum.
Tanrım!
İşe yaramaz şeyleri görmemize engel ol,
Sen’in tüm gerçeğini görmek için her şeyi gören gözler ver. Danimarkalı inançlı bir filozof gözünden umutsuzluk ve hayatın arasındaki bağlantı.
kitabı okumak çok zorladı beni. ağır ve anlaşılması biraz zor bir kitap. ama yine de okunabilecek zaman ayrılabilecek bir kitap. genel olarak çelişkili cümleler göze çarpsa da varılan noktada tüm cümleler aslında aynı şeye hizmet ediyor.
Umutsuzluk bir avantaj mıdır yoksa bir kusur mudur?
Saf diyalektik içinde kalırsak her ikisidir.
Bir şeyden umutsuzluğa düşmek,
hâlâ gerçek umutsuzluk değildir,
sadece başlangıçtır
Yalnızlık gereksinimi her zaman içimizde tinsel bir yan olduğunu kanıtlar ve bunu ölçmemizi sağlar.'Kuşbeyinli insanlar sürüsü,birbirlerinden ayrılamayanların kalabalığı' bu gereksinimi o kadar az hisseder ki,muhabbet kuşları gibi yalnız kaldıkları an ölürler;kendilerine şarkı mırıldanmadıkça uyumayan küçük çocuklara benzerler.
Soren Kierkegaard
Sayfa 74 - DOĞUBATI YAYINLARI
Faust'taki Mefisto, umutsuzluğa düşen bir şeytandan daha kötü felâket yoktur derken haklıdır!
Soren Kierkegaard
Sayfa 121 - DOĞU BATI YAYINLARI

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölümcül Hastalık Umutsuzluk
Baskı tarihi:
Nisan 2013
Sayfa sayısı:
143
ISBN:
9789758717064
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Sygdommen Til Döden
Çeviri:
M. Mukadder Yakupoğlu
Yayınevi:
Doğu Batı Yayınları
SørenKierkegaard; şu Danimarkalı filozof, varoluşçulu­ğun babası... Kierkegaard'a göre umutsuzluk evrenseldir, çünkü insan sonluluk­tan sonsuzluğa geçişi umutsuzluk yoluyla gerçekleştirir. Umutsuzluk kaçınılmazdır, onu bir an olsun yabana atamayız. Benliğin iflah olmaz hastalıklarına karşılık umut üzerine topyekûn iyimser bir felsefe geliştirmek ruhumuza yapılabilecek en ağır saldırılardan biridir. Bir mustarip kötü bir teselliyle avutulabilir mi? Umut üzerine gerekli-gereksiz sarfedilen sözler ölümcül bir hastanın yanında yapılan gaflara benzeyecektir ve pek az teskin edicidir! Oysa umudunu sonuna kadar tüketmiş bir ruh hali gerçeği kavramak adına daha doğru bir adım atmış olur. Umutsuzluk kaçınılmazdır, insanın karşıtların bir sentezi olmasının, daha doğrusu diyalektik bir varlık oluşunun gereğidir. Sonlu varlığı ile sonsuz varlığı arasına sıkışan insan "kendi olma" sürecini umutsuzluk içinde yaşar.

Kierkegaard için umutsuzluk ölümcül hastalıktır. Bu hastalıktan ölünmesinden veya bu hastalığın fiziksel ölümle sona ermesinden çok, bu hastalığın işkencesi, can çekişen ama ölemeden ölümle savaşan kişi gibi ölememektedir, sürekli bir can çekişme hali içindedir. Ölümcül hastalık dar anlamda kendisinden sonra hiçbir şey bırakmadan ölüme giden bir hastalık demektir. Ve umutsuzluk budur. Umutsuzluğun özü yaşamın hiçbir şey olmamasıdır.

Kierkegaard bir dinin çerçevesi içinde yapıtlar üretmesine karşılık aynı zamanda insanoğlunun en temel sorunlarını ortaya koyar. Kierkegaard birden ve doğrudan varoluş gizeminin içine dalar. Hegel'de en üst noktasına ulaşan akıl ve sistem felsefesine karşı bireyin varoluşunun akıldışılığını, paradoksunu açığa serer.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 90 okur

  • Nobody
  • Emir
  • Tralleis
  • Sezen B.
  • * ilge
  • Vincenzo Mizar
  • Joseph K.
  • causa sui
  • Akın Bodur
  • Cahit Aktag

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.8
14-17 Yaş
%3.8
18-24 Yaş
%17.3
25-34 Yaş
%51.9
35-44 Yaş
%15.4
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%7.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%41.2
Erkek
%58.8

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.9 (11)
9
%13.8 (4)
8
%31 (9)
7
%13.8 (4)
6
%3.4 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0