Adı:
Ölümcül Kimlikler
Baskı tarihi:
Eylül 2008
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750801990
Orijinal adı:
Les Identites Meurtrieres
Çeviri:
Aysel Bora
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Bana 'içimin derinliğinde' ne olduğu sorulduğunda, bunda herkesin 'içinin derinliğinde' ağır basan tek bir aidiyetin, bir bakıma 'kişinin derin gerçekliğinin', doğarken ebediyen belirlenen ve artık değişmeyecek olan 'öz'ünün varolduğu inanışı yatıyor; sanki geri kalanın, bütün geri kalanın -özgür insan olarak katettiği yolun, benimsediği inanışların, tercihlerin, kendine özel duygusallığının, yakınlıklarının, sonuçta yaşamının- hiçbir önemi yokmuş gibi."

Kimlik insanın zamanın içindeki incelişinde onu dünyaya bağlayan bir ayna.

Amin Maalouf, Ölümcül Kimlikler'de çok yönlü ve saydam bir sorgulamanın eşiğinde, aynadaki görüntünün tutulabileceğine işaret ediyor.

Ölümcül Kimlikler, dünyanın yeni zamanlarında insanlığın küllerinden kuracağı düzenin temeline konan bilge bir taş.

Daha karmaşık bir kimlik talep eden herkes toplum dışına itilmiş bulur kendini. Cezayirli ana babadan Fransa'da doğan bir genç, içinde apaçık iki aidiyet taşımaktadır ve her ikisini de üstlenecek durumda olması gerekir. Lafı bulundırmamak için iki dedim ama onun kişiliğinin bileşenleri çok daha fazla sayıdadır. İster dil söz konusu olsun, ister inanışlar, yaşam biçimi, aile ilişkileri, sanat ve mutfak zevkleri, Fransız, Avrupa, Batı etkileri ondaki Arap, Berberi, Afrika, Müslüman etkilerine karışmış durumdadır... Bu delikanlı bunu dolu dolu yaşamakta özgür hissetse kendini, tüm çeşitliliğini üstlenmede cesaretlendirildiğini hissetse, zenginleştirici ve verimli bir deneyim olur; tersine, ne zaman Fransızlığını vurgulasa, bazıları ona bir hainmiş, hatta satılmış gözüyle baktığından, ne zaman Cezayir'le olan bağlarını, tarihini, kültürünü, dinini ortaya koysa, anlaşılmamak, küçümsenmek tehlikesiyle ya da düşmanlıkla karşılaşacağından, yolu yıpratıcı olabilir.

Durum Ren'in öte yakasında daha da naziktir. Otuz yıl önce Frankfurt yakınkarında doğan, hep, dilini ailesininkinden çok daha iyi konuşup yazdığı Almanya'da yaşamış olan bir Türk'ün durumunu düşünüyorum. Benimsediği toplumun gözünde o bir Alman değildir; köklerinin geldiği toplum ise artık tam olarak Türk sayılmaz.

( Amin Maalouf, Yeni Yapıtlarını Anlatıyorlar, Ölümcül Kimlikler, Varlık Aylık Edebiyat ve Kültür Dergisi, Eylül 2000)
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendin bilmezsin
Ya nice okumaktır.
x-sonsuz

Amin Maalouf'un işbu kitabı yazması bizler için büyük bir şans. Müslüman bir coğrafyada (!) doğan katolik bir Arap'tır kendisi. Tabii bu kavrama istinaden hali haraptır da. Lübnan'da başladığı hayatına Fransa'da devam etmiştir. Kimlik bunalımlarını ya da çıkarımlarını yaparken de genellikle bu tecrübeden faydalanmıştır. Kitabın başlarında ise şunu demektedir Maalouf: ''Hristiyan olmak ve anadilimin İslamın kutsal dili olan Arapça olması, benim kimliğimi oluşturan temel çelişkilerden biridir'' Biyografisini okuduğumda karşıma şöyle bir ibare çıktı: ''Tarihsel bir kurguyla bütünlemiş romanlarında Umberto Eco ve Orhan Pamuk gibi ünlü yazarlarla benzer şekilde, ilginç tarihi olayları filozofik ve fantastik bir bakış açısıyla, masal tadında işlemiştir.'' Evet! Buna İskender Pala'yı da ekleyebiliriz sanırım. Hatta liste uzar da gider. Neyse dilimiz döndüğünce inceleyelim bizi öldürmekle tehdit eden kimliklerimizi.

Who Am I? Ya da Türkçe sormak gerekirse ben kimim?

Hayallerim, isteklerim, arzularım, değerlerim vs nedir? Günümüz dünyasında bunların pek bir değeri yok. Daha çok hangi dine ya da dile mensup olduğunla ilgilenen toplumlar bütününün içindeyiz. Bu mensupluk bizi altsoy sıfatı ile belli bir grubun içine sürükler.

Amin Maalouf Lübnan'da doğmuş birisi. Bir çok örnekte Lübnan'ın sosyo kültürel özelliklerini bize aktarıyor. Ancak anlatırken fark ediyorum aynı coğrafyadan olmanın verdiği benzerlik midir nedir aynı biziz demeden edemiyorum. Biz ne miyiz? Kendinden olanlar ile kendinden olmayanların birbirine çatık kaşlarla ya da düşmancıl gözlerle baktığı bir topluluğuz. Herhangi birisi hakkında çok tanımadan ya da üzerinden çok da fazla vakit geçmeden yargılarımızı savurabilenleriz. İlk amaç hangi grubun üyesi olduğuyla alakalıdır. Eğer kendinden değilse ikincil bir amaca yer yoktur zaten. Çünkü üzücüdür ki kendinden değildir ve doğruların trenini kaçırmıştır. Küçümseler, dudak bükmeler, omuz silkmeler kol gezer bedeninde. İşte bizim coğrafyamızda kimlik, diğer dünyalı dostlarımızın bulunduğu coğrafyalara nazaran başka bir mana taşır. Bu coğrafyanın çarkı kan ile dönmekte. Kendinden olanları yüceltmek (!) kendinden olmayanları ise bazen herhangi bir silah kullanmadan yok etmek. İşte tüm mesele bu: Ya bizimlesin ya da topraklasın!

Dünya üzerinde 211 ülke, bir çok din, bir çok dil ve birçokta akım mevcut. Bu akımların çoğu insanları amaçlar, hedefler döngüsünde gruplaştırır. Bu gruplara katılım ne kadar çok olursa hedefler de o kadar büyür. Ve her grup kendi içinde mutlak bir zehirlenmeye uğrayacaktır. Bu zehirlenmenin sonucunda grup içindeki üyeler kendilerini istemedikleri bir savaşın neferi olarak bulabilirler. Kendimi hiçbir yere ait hissetmiyorum diyen bir insanı eskiden dışlardım. Bunu çok absürt bulurdum hatta. Şimdi ise her şey çok farklı. Aydınlandım mı? Ya da ne değiştirdi düşüncemi? Bu soruların tam anlamda bir cevabı yok benim için. Maalouf'un da dediği gibi ''Bilinçlenme gibi çok belirsiz bir olguya bir tarih koymak kolay değildir.'' Daha doğrusu insanın kendine bile itiraf edemediği durumlar var. Bunu söylerken bile bir itiraf içinde olmak huzur verdi mesela.

Bu yıl okuduğum kitaplar içimde şu cümleyi sesli olarak tekrarlıyor: ''Ben her şeyi öğrenebilecek, elde edebilecek biriyim ancak ben hiçbir şeyi bilmeyen, kimsesiz bir hiçim.'' Bu cümle aslında kitapların içinde yer alan olguların ben de oluşan tezahürü. Cahit Zarifoğlu'nun ''hiçlik'' vurgusu, Hasan Ali Toptaş'ın ''bilmiyorum''u, Fernando Pessoa'nın ''Hepimiz kendi dışımızdaki koşulların tutsağıyız'' demesi. Peyami Safa'nın ''olmak'' dramı işbu kitapta beni tekrar karşıladı.

İnsanoğlu, iyi düşünülmüş ve iyi tanımlanmış kategorilere ayrılmıştır: politik görüşler, dini görüşler, cinsel yönelim, ten rengi, ... zaman zaman, dünyanın herhangi bir bölgesinde, herhangi bir zamanda bu kategorilerden biri aniden önem kazanıyor. Hazır olan formlar, seçimler ve kontenjan sınırı varmışçasına kendimizi hızlı bir şekilde bir grubun, güruhun içine atmak.

Amin Maalouf'un bu makalesi aslında, karmaşık kimlik temasını ele alır ve doğru soruları doğrudan ortaya koyar: doğru olanın üzerinde sonsuza dek tartışmaktan ziyade, en mantıklısı, bir çok konuda mutlaka farklı görüşlerin olmasıdır. İlk adım, diğer yaşam tarzlarına bakmak ve mantığı kavramaktır. Başka bir kişinin kültürününün, düşüncelerinin, yaşayışının büyük bir bölümünü keşfetmek için, tereddütlü bir çeyrek adım bile bazen yeterlidir.

Eğer sorular doğru bir şekilde sorulursa ancak cevaplar umarız. Bazı umutlar benim için tamamen ütopyacı görünüyor: Dünya nüfusunun üç ya da dört dilliliğe dönüşme ihtimali çok zayıftır. Çünkü çoğu azınlık kültürlerinin ve dillerinin sonsuza kadar yaşayacağı umuduna sahip değildir. Aynı şekilde, eğer birisi beni sokakta tekmeleme hakkına sahip olduğunu düşünüyorsa, yaşam tarzlarına çok saygılı olsa bile, birlikte yaşamamız kuşkusuz imkansız olacaktır. Ötekini terketmek için yaşama hakkını bırakmak, her şeyden önce, her fikirde olduğu gibi, sıklıkla tartışılan bir fikirdir. Uygulanabilirliği iseee çoook zorr.

Kitabı Ankara kitap buluşmasında belirlemiştik. Kimin seçtiğini hatırlamamakla birlikte seçen arkadaşa teşekkür ediyorum. Muhtemelen uzun bir süre okumazdım bu eseri. Kitap başlı başına bir incelemeden oluşuyor. İncelemeyi incelemiş gibi oldum biraz. Ancak elimde ancak bu kadarı geldi. Sıcağı sıcağına yazsam daha çok şey çıkabilirdi. Muhakkak okuyun arkadaşlar ''kimlik'' konusu bireyselliği aşıp evrensel bir mesele halini almıştır. Bu karmaşayı Lübnan'da doğup kendini Fransız hisseden Katolik bir Arap'tan dinlerseniz daha iyi anlarsınız diye düşünüyorum. Türk olup, Almanya'da Türk, Türkiye'de ise Almancı sıfatı alanlar bu kimlik karmaşasını derinden yaşayan insanlardır en basitinden. Keyifli okumalar.

Dipnot: Haa bu arada demeden edemem Maalouf'un soyu Türk'lere dayanıyormuş :)
1976’da Lübnan’ı terk edip Fransa’ya yerleşen yazarı ilk başlarda gülümseten ancak daha sonra insanlardaki tehlikeli bir bakış açısının konuluşu gibi gelen kendini daha çok Lübnanlı mı yoksa daha Fransız mı hissettiği sorusundan yola çıkarak, kimlik hakkındaki düşüncelerini yazdığı kitap, günümüzde de aynı bakış açısıyla karşılaşmamdan dolayı ilgimi çekti.

Amin Maaluf’un deneme niteliğinde olan kitabının 1. bölümünde insanların dinsel, etnik, ulusal kimliklerden ötürü neden cinayetler işlediğini anlamak için kendi deyimiyle en kalleş bulduğu sözcüklerden biri olan kimlik kavramını sorguluyor. Kimliğin sadece bir değerden oluşmadığını insan doğduğu andan itibaren fiziksel özellikler, dili, dini, milliyeti, çevresi, kültürü yaşadıklarıyla kendisine aktarılan değerler bütününün oluşturduğu bir aidiyet duygusu olduğunu, bu değerler bütününün aynısının başka bir insanda bulunmamasının her insanı özel yaptığını belirtiyor. Dar, tutucu bir yaklaşımla bu değerler bütününden sadece birini alıp insanı seçime zorlama noktasında kimlikler ölümcül olmaya başlıyor.

Yazar kitabın diğer bölümlerinde kimliği oluşturan unsurları modernleşme, evrensellik, ölümcül kimlikleri evcilleştirme konularıyla ilişkilendirerek, Müslüman, Hristiyan dünyasından, bulunduğu ülkelerden örnekler vererek, geçmişi ve şu anı karşılaştırarak düşüncelerini paylaşmış.

Günümüzde de önemini koruyan bir konu kimlikler. Savaşların, katliamların oluşmasında etken. İnsanlar kendi ve başkalarının kimlikleriyle barışık, çeşitliliklerin ayırt edici değil de kültürümüze zenginlik katan değerler olduğunu benimseyebilirlerse aramızdaki ölümcül kimliklerin bizi yok etmesini durdurabiliriz.

Yazarın bazı düşünceleri tartışılabilir, genel olarak tespitleri doğru ayrımlaştırmanın etkilerine sık rastladığımız günümüzde de okunması gereken kitaplardan biri.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (16.019 Oy)19.955 beğeni45.746 okunma3.600 alıntı193.234 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.954 Oy)9.226 beğeni30.317 okunma918 alıntı146.927 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.804 Oy)8.415 beğeni24.096 okunma960 alıntı96.115 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.763 Oy)9.726 beğeni27.339 okunma2.008 alıntı126.452 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.164 Oy)13.988 beğeni36.281 okunma3.798 alıntı154.088 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.267 Oy)9.267 beğeni27.677 okunma2.938 alıntı121.976 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.305 Oy)6.672 beğeni17.746 okunma3.010 alıntı90.599 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.759 Oy)8.221 beğeni22.380 okunma4.637 alıntı137.385 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.945 Oy)9.480 beğeni26.707 okunma1.832 alıntı136.450 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (10.031 Oy)11.829 beğeni29.712 okunma1.689 alıntı155.220 gösterim
Amin Maalouf' un okuduğum ilk kitabı. Başlamamın sebebi isminden çok etkilenmem ve günümüz "kimlik" sorununu anlatıyor olmasıydı. Baştan sona anlatmak istediği konuyu o kadar iyi işledi ki ondan etkilenmemek kaçınılmaz oldu benim için. Yazarın okuduğum her cümlede, beni aklımda karmaşık ve asla çözemeyeceğim sorulara gebe bıraktığını hissettim. Bu kitapla ilgili söylenecek çok şey var ama ayrıntılara girmenin kışkırtıcılığına direniyorum. Ve kitabı tavsiye ediyorum.
İnsanın tek bir kimliğe ait olmadığını ve olamayacağını anlatan iyi kitaplardan bir tanesi. Kendi kimliğinde yaşadığı olaylar kitabın içeriğinin doyuruculuğunu arttırmış diyebiliriz. Eğer kimlik arayışı ile ilgili bir merakınız varsa olunması gereken kitaplar listenize ekleyin.
Yazar ne kadar da doğru demiş. Sürekli farklı kimliklerimiz, benliklerimiz var aslında biz sadece doğduğumuz toprağa ait değiliz. Diğer dilleri kültürleri de öğreniyoruz, değişiyoruz , bilgilerimize bilgi katıyoruz. Yani kısacası ırkçılık yapmak bize göre değil. Sonuçta okullarda bile yabancı dil öğrenilirken ... Peki ya bir yerde yaşayabilmek için oranın diline ihtiyaç duyuyor ve öğrenmeye çalışıyoruz. Irkçılık yapsak bunları nasıl kafamıza yerleştirebilirdik.
Amin Maalouf'un deneme türünde kaleme aldığı, ince olmasına rağmen ele aldığı konu itibariyle hızlı ilerlemeyen, düşündüren sorgulatan bir kitap. Başarılı kalem, kişilerin aidiyetlerinin etkilerini hem kişiler bazında hem de toplumsal yansımaları ile değerlendirmiş. Yazara hak verdiğiniz satırlar kadar, tartışmaya açık bulacağınız satırlar da yer almakta. Sadece yakın zamanda duyulan, görülen ve yaşanan durumlar ile ilgili olmaktan çok öte geniş bir zamanı içine alan tespitler ve değerlendirmeler bulunuyor. Ön yargıya yakın zihniyetlerin yaygın olduğu malum ve bir nebze de olsa farklı bakış açılarını da görebilmek, en azından yeniden düşünce alanına dahil edebilmek için yararlanılabilecek etkili bir eser. Beğenerek, düşünmeye gayret ederek ve farklı araştırmalara da yönelerek okudum. Kitaplarla kalınız.
"Dünya bugün dahi eziyet çeken ya da eski çilelerin anısını içinde saklayan ve intikam anını düşleyen yaralı toplumlarla doludur."
Amin Maalouf ile tanışma kitabım olmuştu ölümcül kimlikler. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere kimlik kavramını irdeleyen deneme türünde bir kitap. Kimliği oluşturan unsurları modernleşme, evrensellik gibi konularla ilişkilendirerek, müslüman Hristiyan dünyasından, bulunduğu ülkelerden örnekler vererek geçmişi ve şimdiyi karşılaştırarak ele almış. Hristiyan olmasına rağmen islam literatürüne de oldukça hakim bir yazar.
Benim için farklı bir taŕzdı ama anlatım biçimini beğendiğim için hiç sıkılmadım.Merak ettim, sorguladım.Hangi kimliğim ağır basiyor bunu düşünmekle meşgulüm.Kötü olarak söyleyebileceğim tek şey keşke pdf olarak okumasaydim kitap elimde olsaydı dedim.
Yazar Amin Maalouf, kitabının başında belirttiği gibi Lübnan doğumlu ancak 1976'da Fransa'ya yerleşiyor. Kendi kimliğini tanımlarken acaba "Fransız" mı yoksa "Lübnanlı" mı hissettiğini soranlara cevabı "Her ikiside" oluyor.. Kitap deneme tarzında ve düşündürücü soruları insanlara sordurmayı sağlıyor. Biz kimiz? Kimliğimiz nedir? İnsan tek bir kimlikten mi oluşur yoksa birçok kimliğin bileşiminden oluşmuş bir kimlikten söz edebilir miyiz? Din, toplumları etkilerken, toplumlarda dini etkilemez mi? İçinde bulunduğumuz dünyadan kopuk, sorunları görmezden gelerek, dış dünyayı öcü olarak algılayıp mı yaşıyoruz yoksa fikirlerimizi korkmadan söyleme özgürlüğüne sahip miyiz? Dilimiz, kültürümüzü yansıtıyor ona sahip çıkıyor muyuz ama evrensellik adına başka dillerin de kendi dil kültürümüze etki etmesini sağlıyor muyuz? Dünya tektip bir düşünce, inanış, dil odaklı mı olmalıdır yoksa insanca yaşadığımız birbirimize saygı hoşgörü anlayış gösterdiğimiz birçok zenginliği barındıran yer mi olmalıdır? Tüm bu soruları sorgularken bilincimizi aktif hale getirip farkındalık uyandırdığını düşündüğüm bir kitaptı. Okumak isteyen arkadaşlara tavsiye ederim :)
İnsanın kendi kimliğini değiştiremeyeceğini ancak nereye ait hissediyorsa onu özgürce yaşamak isteyişini, kişilerin kendi menfaatleri adına dini istedikleri gibi değiştirdiğini bu yüzden gruplaşmanın din çatışmalarına yol açtığını konu edinen etkileyici ve fazlasıyla düşündürücü bir eser.
"Seçmek durumunda bırakılıyoruz, zorlanıyoruz dedim, kim tarafından mı? Sadece her çeşidinden fanatikler ve yabancı düşmanları değil, sizin ve benim tarafımdan da, -aramızdaki herkes tarafından, gerçekten de hepimizin içinde kök salmış bu düşünce ve ifade alışkanlıkları yüzünden bütün bir kimliği öfke ile ilan edilen tek bir aidiyete indirgeyen o DAR, o SIĞ, o YOBAZ kolaycı yaklaşım yüzünden, içimden katiller böyle imâl ediliyor diye haykırmak geliyor”.
Yazara aşina olmasamda konu edinilen aidiyet,kimlik...kavramları üzerine epey okuma yaptığımdan dolayı kitap vasat kaldı benim için.Kavramlar çok yüzeysel kalmış içlerini doldurma gereksinimi duyulmamış oysaki önemli olan nokta kavramların içlerinin doldurulmasıydı.Yazarın tarzının dışındaki tek kitabı büyük ihtimalle bence bu tarza hiç bulaşmasın.Sosyoloji ağır bir alan hafife almaya kalkarsanız altında kalıp ezilme tehlikesi geçirirsiniz.
Kitapla kalın.
Kimlik bölümlere ayrılamaz, o ne yarımlardan oluşur, ne üçte birlerden, ne de kuşatılmış diyarlardan. Benim bir çok kimliğim yok, bir kişiden diğerine asla aynı olmayan özel bir "dozda" onu biçimlendiren bütün ögelerden oluşmuş tek bir kimliğim var.
İslam, Hıristiyan toplumlarının hiçbir şeyi hoş görmedikleri bir devirde bir "hoşgörü protokolü" düzenlemişti. Bu "protokol" yüzyıllar boyunca bütün dünyada yan yana birlikte yaşamanın en ileri biçimi oldu.
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları EPUB
Benim giriştiğim çabaysa son derece mütevazı: neden bugün bunca insanın dinsel, etnik, ulusal ya da başka kimlikleri adına cinayetler işlediğini anlamaya çalışmak.
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları EPUB
Bana göre, din asla tarihin zindanlarına gömülemeyecek, ne bilim tarafından, ne bir doktrin, ne de siyasal bir rejim tarafından.
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları EPUB
Neden insan kültürlerinin çeşitliğine, hayvan ve bitki türlerinin çeşitliliğine karşı olduğumuzdan daha az dikkatli olalım?
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları EPUB
Gelecek, umutlarımızın mı yoksa karabasanlarımızın mı yarını olacak?
Amin Maalouf
Sayfa 83 - Yapı Kredi Yayınları, 45. Baskı
Çoğu zaman dinlerin halklar üzerindeki etkisine çok fazla yer veriliyor, halkların ve tarihlerinin dinler üzerindeki etkisine ise yeterince yer verilmiyor.
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları EPUB

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Ölümcül Kimlikler
Baskı tarihi:
Eylül 2008
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750801990
Orijinal adı:
Les Identites Meurtrieres
Çeviri:
Aysel Bora
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
"Bana 'içimin derinliğinde' ne olduğu sorulduğunda, bunda herkesin 'içinin derinliğinde' ağır basan tek bir aidiyetin, bir bakıma 'kişinin derin gerçekliğinin', doğarken ebediyen belirlenen ve artık değişmeyecek olan 'öz'ünün varolduğu inanışı yatıyor; sanki geri kalanın, bütün geri kalanın -özgür insan olarak katettiği yolun, benimsediği inanışların, tercihlerin, kendine özel duygusallığının, yakınlıklarının, sonuçta yaşamının- hiçbir önemi yokmuş gibi."

Kimlik insanın zamanın içindeki incelişinde onu dünyaya bağlayan bir ayna.

Amin Maalouf, Ölümcül Kimlikler'de çok yönlü ve saydam bir sorgulamanın eşiğinde, aynadaki görüntünün tutulabileceğine işaret ediyor.

Ölümcül Kimlikler, dünyanın yeni zamanlarında insanlığın küllerinden kuracağı düzenin temeline konan bilge bir taş.

Daha karmaşık bir kimlik talep eden herkes toplum dışına itilmiş bulur kendini. Cezayirli ana babadan Fransa'da doğan bir genç, içinde apaçık iki aidiyet taşımaktadır ve her ikisini de üstlenecek durumda olması gerekir. Lafı bulundırmamak için iki dedim ama onun kişiliğinin bileşenleri çok daha fazla sayıdadır. İster dil söz konusu olsun, ister inanışlar, yaşam biçimi, aile ilişkileri, sanat ve mutfak zevkleri, Fransız, Avrupa, Batı etkileri ondaki Arap, Berberi, Afrika, Müslüman etkilerine karışmış durumdadır... Bu delikanlı bunu dolu dolu yaşamakta özgür hissetse kendini, tüm çeşitliliğini üstlenmede cesaretlendirildiğini hissetse, zenginleştirici ve verimli bir deneyim olur; tersine, ne zaman Fransızlığını vurgulasa, bazıları ona bir hainmiş, hatta satılmış gözüyle baktığından, ne zaman Cezayir'le olan bağlarını, tarihini, kültürünü, dinini ortaya koysa, anlaşılmamak, küçümsenmek tehlikesiyle ya da düşmanlıkla karşılaşacağından, yolu yıpratıcı olabilir.

Durum Ren'in öte yakasında daha da naziktir. Otuz yıl önce Frankfurt yakınkarında doğan, hep, dilini ailesininkinden çok daha iyi konuşup yazdığı Almanya'da yaşamış olan bir Türk'ün durumunu düşünüyorum. Benimsediği toplumun gözünde o bir Alman değildir; köklerinin geldiği toplum ise artık tam olarak Türk sayılmaz.

( Amin Maalouf, Yeni Yapıtlarını Anlatıyorlar, Ölümcül Kimlikler, Varlık Aylık Edebiyat ve Kültür Dergisi, Eylül 2000)

Kitabı okuyanlar 946 okur

  • Zzgre
  • merve ozem
  • Alya Samir
  • Taha
  • Gülin A.
  • Vusal Fahradov
  • Meczupp
  • Melike Bars
  • Şevda CAN
  • Hatice

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.9
14-17 Yaş
%0.7
18-24 Yaş
%16.2
25-34 Yaş
%32.8
35-44 Yaş
%29.3
45-54 Yaş
%10.7
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%58.7
Erkek
%41.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.8 (64)
9
%17 (50)
8
%31.3 (92)
7
%16.3 (48)
6
%6.8 (20)
5
%3.4 (10)
4
%1.7 (5)
3
%0.3 (1)
2
%0.3 (1)
1
%1 (3)

Kitabın sıralamaları